Kitap Künyesi
Yazar: Cesare Pavese
Çevirmen: Egemen Berköz
Orijinal Adı: Patesi Tuoi
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755108384
Sayfa Sayısı: 119
--reklam--
Senin Köylerin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Cesare Pavese İtalyan edebiyatında hem kişiliği, hem de yazdıklarıyla özgün bir yere sahip. Hayatı hep yalnız yaşayan Pavese, 1950 yılının sıcak bir ağustos günü Torino'da bir otel odasında intihar ettiği zaman dostları onun eski bir şiirinde düşlediği ölümü bulduğunu anlamışlardı: "Yataktan kalkmak gerekmeyecek / Yalnız şafak girecek bomboş odaya." 1941 yılında basıldığı zaman günün edebiyat eleştirmenlerinin hemen dikkatini çeken "Senin Köylerin", Pavese'nin romancılığını başlatan ve İtalyan "yeni-gerçekçiliği"nin öncüleri arasında sayılan bir romandır. Yayınlandığında büyük yankı yapan, alkışlanan, üzerinde tartışılan, ama ağır eleştiriler de alan bu roman, sonunda yeni ve usta bir romancıyı da gün ışığına çıkarmış oldu. Pavese romancı olarak adını duyurduğu ve kırsal kesimi işlediği "Senin Köylerin"de, elindeki malzemeyi iyi bildiğini, romandaki kişileri ve köyleri sanattan önce yüreğiyle yoğurduğunu hissettiriyor. İnsanın isteklerini ve yönelişlerini dile getirirken önemli bir yazarın ortaya çıkışını da duyuruyor. (Arka Kapak)
--reklam--
Senin Köylerin Alıntıları - Sözleri
- "Birinin cahil olması adalete yetmiyor. "
- "...yalnızca bir yangın gibi görüyordum çevremi artık.. "
- "Beni kimsenin tanımayacağı bir yer arıyordum, bir kahve içip düşünmek için."
- "Artık her an çığlıklar yükselebilir, diye düşünüyordum, burası her an cehenneme dönebilir. "
- "Hepsi biliyor ve kimse hesap sormuyordu."
- "Hiç olmazsa gölgeden yürüyelim, nasıl olsa parayla değil"
- "Nerede güzel bir kız varsa, orası benim köyümdür"
- "...bir sürü budalanın arasına gir ve senden daha uyanık olduklarını gör."
- "Hepsi sövüp sayıyordu ama alçak sesle,anımsıyorum."
- "Yaşamak için çalışan biriyim"
- Ayakta duramayacak kadar yorgundum, rastladığım ilk çayıra atıyorum kendimi, akasyaların gölgesine, tüm çayırı görüyordum, sonundaki ağaçları ve tertemiz göğü…
- Beni kimsenin tanıyamayacağı bir yer arıyordum, bir kahve içip düşünmek için.
- "...her gün kan içiyor sokaklar."
- Beni kimsenin tanımayacağı bir yer arıyordum, bir kahve içip düşünmek için.
- "Yataktan kalkmak gerekmeyecek, Yalnız şafak girecek bomboş odaya."
--reklam--
Senin Köylerin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarla tanıştığım ilk eseri oldu, Senin Köylerin. İncelemeler olumsuz, kitap yarım bırakılmış. Kitabın içeriği hakkında konuşmayacağım sadece bana hissettirdiklerini yazacağım. Yaşananlar köyde geçiyor. Ve okurken her insan zevk almaz bu kitaptan. Yangın sadece insanın dışında olmaz zaten görünen yangınlar saman alevi gibidir çabuk söner. İçimizde olan yangınlar zamanla söner sadece dumanı tüter. Ya beynimizin içinde olan yangınlar? Kafamızın içinde nereye gidersek gidelim bizimle birlikte giden yangınlar işte onlar düşüncelerimiz öldüğü zaman ancak kurtulabileceğimiz yangınlardır. İnsanın içinde, dışında olan yangınlar yaşamasına engel teşkil etmez ama düşünceler yanıyorsa insan kendisiyle bile yaşayamaz, mücadele edemez. Baharın sıcaklığı, yazın yağan yağmur sonrası toprağın kokusu, içilen suyun lezzeti, gece çöken serinliğin verdiği hazzı sadece kafasının içinde yangın olanlar anlayamaz, farkına varamaz. İnsanın bir başka insan için ifade ettiği her şeyi yine başka bir insan öldürebilir. İlişkilerin bu kadar basit, hayatın hiçbir şey olmamış gibi devam etmesi, ölümün sadece başına gelen insana bir şey ifade ettiği dünyada ölmek bile zor gelir ölümü yaşayan kişiye... Kadınlar güzellik, namus ve iş yapmak için dünyaya gelmezler... Kadınlar sevilmek için gelirler dünyaya. Erkekler gibi insan oldukları için... Kadınlar öldürülmek için, tecavüze uğramak için, kendi bedenlerinden utanmak için yaşamazlar, kim ister zaten tecavüze uğramak, öldürülmek, bedeninden utanmak için yaşamayı dünyaya gelirken kim bilir alnının ortasında bunların yazıldığını... Ve bir erkek seviyorsa böyle bir kadını içinden hiç durmadan şarkılar söylüyorsa ve bazen öfkesine yenik düşüyorsa bir kadın için... Bile bile her şeyi... Kadınlar yine de şanslıdırlar... Gisella, sen ölürken herkes iş yapıyordu... Senin gözlerin buğdaylara dalıp giderken... Gisella, sen ölürken içinde bir şeyleri öldürürken gerçeği herkes yok sayıyordu, yalandan gülüyorlardı ve senin değerin yoktu Gisella hiç kimse için... Ve senin değerin vardı bir erkek için, ayağına takılan prangaları kırıp attığın, koşarak bir dere kenarı bulduğun. İçinde kuşların cıvıldaştığı çirkin dünyanın güzel sesini duyduğun bir hayat... Kan kaybediyordum çok korkmuştum öleceğim diye Gisella... Dünyayı kan kokusu almıştı senin kanın, başka kadınların kanı, öldürenler ve öldürülenler... Kadına yakışan en güzel şeyin Aşk olduğu dünyada senin kanın yerde kuruyordu... Gisella, sen bedeninden utanarak etrafına öfke saçarken sana bunu yapanlar utanmazken... Sen ölürken içinde kuşların şarkıları susarken... Dünya korkmak için tek yer Gisella... Tüm kadınlar için... (Achille)
Büyük yazarımız Pavese'in ilk romanı. İlk roman olmasının etkileri hissediliyor elbette. Anlatımda bazı eksiklikler var ama Pavese edebiyatının genelindeki kır havasının ilk izlenimi burada görülüyor. Pavese şiirlerini okurken özellikle, kendinizi serin bir buğday tarlasında gibi hissedersiniz, ya da cephesi açık bir kırda yürürmüş gibi. İşte Pavese ta ilk kitabından bu izlenimleri yansıtıyor. Kuzey İtalya'da geçen bu kitap Torino'daki küçük tutukluluk sürelerinin ardından Monticello isimli köylerine dönen arkadaşların öyküsü. Yanan bir ev, bozuk makine ve bolca köy hayatı içeren bu kitap çok sağlam bir merak öğesi içeriyor. Toplumsal aktarımı sağlam olan bu kitabın eleştirilecek tarafı biraz karamsar olması olabilir. Pavese gibi yazarları sevmeyen insanlar genelde bu noktaya odaklanıyorlar. Aynı şekilde acemilikten kaynaklı teknik eksiklikler de var, tüm bunlara rağmen güzle bir roman. Pavese okunur. 8/10 (Ömer Ökten)
Kırsal kesimin günlük hayatını izlemek ister misiniz?: Gencecik yaşında girdiği bunalımdan çıkamayan İtalyan yazar ve şair Cesare Pavese’in ilk düz yazı deneyimi olan “Senin Köylerin” hem yayınlandığı dönemde, hem de gördüğüm kadarıyla 1000kitap okuyucuları arasında çokça eleştirilmiş. Bu nedenle şüphe ile yaklaşıp başladığım bu kitabı, eleştirilerin tam tersine, büyük coşku ve keyifle okudum ve yazarın anlatım diline hayran oldum. İsminden de anlaşıldığı gibi bir köy hikayesi bu. Hapisten çıkan genç Berto’nun dilinden İtalyan köy hayatını aktarıyor Pavese bizlere. İşsiz güçsüz bir makina teknisyeni olan Berto, hapiste tanıdığı Talino’nun teklifi ile Torino’dan ayrılıp kendini hiç tanımadığı köy yaşantısının içinde buluverir. Serseri hayatında yeni bir renktir onun gözünde bu yolculuk. Torino’lu olduğu için kendini bu kırsal kesim insanından zaten üstün görmektedir; üstüne üstlük Talino tam bir ahmak, babası aptal bir ırgat, kızkardeşleri yüzüne bakmaya değmez köylü kadınlardır. Kısmen dayanılabilir bulduğu genç Gisella ile kırıştırmaya başlayarak biraz keyif almaya çalışır içine atıldığı maceradan. Gisella’nın sırları ile aileyi merak etmeye, merak ettikçe onların hayatına daha fazla dahil olmaya başlar. Pavese kırsal kesimin günlük hayatını büyük bir özenle, ince detaylarla ve sürükleyici bir üslupla işlemiş romanında. Nuri Bilge Ceylan’ın “Kasaba”sını seyrettiniz mi bilmiyorum -seyretmeyenler, kaçırmamanız gerekir!-, Pavese’in kırsal kesim yaşantısını dile getirişi de benzer ustalıkta. Bir şehirlinin gözünden kırsal kesime dışarıdan bakınca hissedilen o küçümseme, hor görme, eleştiri, ukalalık, iç sıkıntısı, monotonluk, boşluk hissi Berto’da hayat bulmuş. Romanının son 30 sayfalık kısmındaki şaşırtıcı olaylarla Berto’yu birlikte yaşadığı insanlara, okuyucuyu da hikayeye bağlayan Pavese sonuna kadar merakla okunan kısa, ama çarpıcı bir romana imza atmış. Pavese’in doğduğu ve yazlarını geçirdiği İtalya kırsalı onda bu kadar derin izler bırakmış demek ki… Yazarın ilk eseri, benim de okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen çok beğendim ve Pavese’in kısa ömrüne sığdırabildiği diğer romanlarını da okumaya karar verdim. “Kitabın yarım bırakıldığı” eleştirileri çokça yapılmış. Evet, Pavese son kısımda yer verdiği olayların üzerine dikkatle gitmemiş, doğru. Zira bu bir polisiyeden ziyade kırsal kesim hikayesi… Eğitimsiz, kaba, sıradan ama toprağın dilinden anlayan, çalışkan, acılarına rağmen ertesi gün ekini tarladan kaldırması gereken insanların hikayesi. Belki yarımlık hissimiz de bu hayata uzak olmamızdan kaynaklanıyordur. (AkilliBidik)
--reklam--
Senin Köylerin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cesare Pavese - Senin Köylerin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Senin Köylerin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cesare Pavese Kimdir?
Cesare Pavese (d. 9 Eylül 1908 – ö. 27 Ağustos 1950) İtalyan şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen.
Cesare Pavese, ailesinin yazlarını geçirdiği Torino'nun Santa Stefano Belbo köyünde bir memur çocuğu olarak doğdu. Torino Üniversitesi'nde edebiyat okudu. İngiliz ve Amerikan edebiyatına ilgi duydu; bitirme tezini Walt Whitman şiirleri üzerine yazdı. Öğrenimini bitirdikten sonra orta öğrenimini tamamladığı eski okulu Liceo d'Azaglio'da edebiyat ve dil dersleri verdi. Bu dönemde İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazıları La Cultura dergisinde yayınlandı. Daha sonra bir arkadaşının kurduğu Einaudi Yayınevi'nde çalışmaya başladı. 1935'te anti-faşist çalışmaları nedeniyle tutuklandı, 1936'da serbest bırakıldı. Brancaleone Hapishanesi'ndeki bir yılından esinlenerek Carcera (Hapis) romanını yazdı. 1950'de Yalnız Kadınlar Arasında romanı ile İtalya'nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü'nü aldı. Edebi kariyerinin doruğunda olmasına rağmen özel hayatı karışıktı. Sonu olmayan aşk ilişkileri onu bunaltmıştı. Ödülü aldıktan sonra Torino'daki bir otel odasında bütün özel kâğıtlarını yok edip, 21 adet uyku hapı alarak intihar etti.
İntiharından önceki gün, “Artık sabahı da kaplıyor acı.” diye kısa bir not düştükten sonra 27 Mayıs'ta günlüğüne şunları yazmıştır:
" ’48-’49′daki mutluluğumun hesabı görüldü. Bu soylu mutluluğun gerisinde şu vardı: Güçsüzlüğüm ve hiçbirşeye bağlanmayışım. Şimdi, kendime göre, girdabın içine girdim; güçsüzlüğümü seyrediyor, onu iliklerimde hissediyorum, beni ezen siyasal sorumluluğu yüklenemiyorum. Bunun tek çözümü var: İntihar. " Cesare Pavese – 27 Mayıs 1950
Önemli Eserleri
Senin Köylerin - 1941 - Roman
Ağustosta Tatil - 1946 - Öykü
Yoldaş - 1947 - Roman
Leuko İle Söyleşiler - 1947 - Deneme
Tepedeki Ev - 1949 - Roman
Güzel Yaz - 1949 - Roman
Ay Ve Şenlik Ateşleri - 1950 - Roman
Yaşama Uğraşı - (1935-1950) - Günlük
Tepelerdeki Şeytan - ? - Roman
Yalnız Kadınlar Arasında - ? - Roman
Çalışmak Yorar - ? - Şiir
--reklam--
Cesare Pavese Kitapları - Eserleri
- Yalnız Kadınlar Arasında
- Ay ve Şenlik Ateşleri
- Yaşama Uğraşı
- Tepelerdeki Şeytan
- Ağustosta Tatil
- Senin Köylerin
- Güzel Yaz
- Tepedeki Ev
- Yoldaş
- Şiirler
- Geceleri, Sokaklarda
- Leuko İle Söyleşiler
- Plaj
- Bütün Şiirlerinden Seçmeler
- Lavorare stanca
- Hapishane
--reklam--
Cesare Pavese Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir şeyin olmacağı bir günün şafağından daha kötüsü yoktur. Yararsızlıktan daha acı bir şey yoktur. (Bütün Şiirlerinden Seçmeler)
- Anılar gizlenmiş gölge yığınları olacak tıpkı şöminedeki eski kor gibi. Anı daha dün sönen gözlerdeki yakıcı alev olacak. (Bütün Şiirlerinden Seçmeler)
- Olgunluk, kendine yeten yalnızlıktır. (Yaşama Uğraşı)
- “Senin koltuk altlarındaki koku, terebentin kokusundan da güzel,” (Güzel Yaz)
- Beni kimsenin tanıyamayacağı bir yer arıyordum, bir kahve içip düşünmek için. (Senin Köylerin)
- Yorulur ve bir yere kök salmaya çalışır insan. Mevsimler öylece gelip gecmesin, biraz daha uzun sürsün diye ait olduğu bir yer bulmaya çalışır insan.. (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- Dışarıda, güneşte oturmuştuk. "Çok az şey istiyorum," dedim. "Eskisinden daha az.” (Yoldaş)
- Hamısının damarında qırmızı qan axır, hamısı zəngin və xoşbəxt olmaq istəyir , hamısı sevgi arzulayır. (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- Neden bazılarının herşeyi var da, bazılarının hiçbir şeyi yok? Nesin sen, komünist mi? (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- En güzel geceler ise doğal olarak cumartesilerdi, [...] (Güzel Yaz)
- Ama sanat, yaşamında tek bir saniye olmasa, sen de biliyorsun, her şey altüst olur. (Geceleri, Sokaklarda)
- Artık hiçbir umuda tutunmamalı, her acıyı kabullenerek önlemeli ve onu inzivada boğmalıydı. Daima hapiste olduğunu varsaymalıydı. (Hapishane)
- Kimse bir hücreyi yuvası yapmazdı ve Stefano görünmez duvarları daima çevresinde hissediyordu. (Hapishane)
- Biliyorum : Zaman silip atacak yüreğimden burukluğu. (Şiirler)
- O gün, basının yalnızca tehdit etmeye değil, inandırmaya yaradığını da anladım. (Yoldaş)
- Bir yol, bir kamışlık, bunlar sıradan şeylerdir, en azından bizler için böyledir ama uzaktan, bir tepenin altından fark edildiklerinde ve onların arkasında başka tepeler, başka kamışlıklar olduğunu bilerek, bizlerin asla gidemeyeceğimiz bir noktanın her zaman var olacağını düşünürdüm; oysa oralara gidenler de vardı.. (Ağustosta Tatil)
- Dışarıda, güneşte oturmuştuk. "Çok az şey istiyorum," dedim. "Eskisinden daha az.” (Yoldaş)
- ‘Önemli olan yapılandır, söylenen değil.’ (Tepedeki Ev)
- "...bir sürü budalanın arasına gir ve senden daha uyanık olduklarını gör." (Senin Köylerin)
- Kimi şeyler onlarsız yaşamayı becerdiğinizde elde edilebiliyordu. (Yalnız Kadınlar Arasında)
Yorumlar
0 yorum