Kitap Künyesi

Yazar: José Ortega y Gasset

Çevirmen: Yurdanur Salman

Orijinal Adı: Estudios sobre el Amor

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789753632134

Sayfa Sayısı: 135

--reklam--

Sevgi Üstüne Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kitapta, sevginin çok katmanlı aralarına sızmakta, klasik sevgi kuramlarına gitmekte, sevginin manevra ve hilelerine doğru yol almakta serbetsiniz.

Çünkü Gasset, içimize sızan otomatik alışkanlıkları, içimizdeki formüller yığınını, garip ve derin çukurları anlatıyor. Kadın ve Erkeği. 

"Ortega y Gasset, Nietzsche'den sonra belki de en büyük Avrupalı yazardır."

Albert Camus

Camus haklı olabilir.

--reklam--

Sevgi Üstüne Alıntıları - Sözleri

  • “Herkes ruhunun tüm gücüyle sever; aşık, ruhun gereksindiği tüm güzellikleri ve nicelikleri de sevgilisine yansıtmaya yetecek güçte sever; tıpkı sihirli lambanın ya da sinemanın kendi çizgilerini ve renklerini perdeye yansıtması gibi. “
  • "İnsan nasılsa, sevgisi de öyledir. Bu nedenle, bir insanın nasıl birisi olduğu konusunda en kesin belirtiyi sevgide bulabiliriz."
  • "Neresi olursa, neresi olursa ... yeter ki dünyanın dışında olsun!"
  • "Seven kadın, ilgi görmemektense, sevgilisinin kendisine çektireceği acıları yeğler."
  • “Sevgili düşünülecek bir nesne değildir, çünkü onu içinizde taşırsınız. “
  • “Sevgi zaman içine yayılır; insan bir mıknatıstan çıkan kıvılcımlar gibi yanıp sönen ani anlar ya da kopuk kopuk zamanlar dizisi içinde sevmez; sevgiliyi sürekli olarak sever. “
  • "Sevgide varolan şey, büyülenme nedeniyle teslim olmaktır."
  • Platon'a göre sevgi "kutsal" bir deliliktir; her aşık sevgilisini kutsal sayar ve onun yanında kendisini "cennetteymiş gibi" hisseder.
  • "Sevgi, boşluktan, bir bakıma "ex nihilo"* doğmaz; tersine, ruhsal kaynağını sevgilinin niteliklerinden alır. Bu niteliklerin bulunması, sevgiyi doğurur ve besler; başka türlü söylersek, kimse nedensiz sevmez; seven herkes baştan sona, sevgisinin haklı bir nedeni olduğuna kuvvetle inanır. Dahası, sevmek, aslında sevilenin, kendi içinde sevilesi olduğuna "inanmak" (bunu hissetmek) demektir; ... Leibniz aynı şeyi şöyle dile getirir: "Düşünce, kör değildir ama bir şeyi, o şeyin düşündüğü gibi olduğunu 'gördüğü için' düşünür." Aynı biçimde, sevgi de o kişinin sevilesi olduğunu 'gördüğü için' sever." (*ex nihilo: hiçten hiçbir şey çıkmaz)
  • "Sevgi eyleminde, iki kişi kendilerinin dışına çıkarlar. Belki de doğanın insana, kendisinin dışına çıkıp başka bir nesneye yönelme olanağını tanıdığı en yüce etkinliktir sevgi."
  • “Arzu, doyurulur doyurulmaz söner, doyumla birlikte sona erer. Oysa sevgi sonsuza dek doyumsuz kalır.”
  • “Sevgi eyleminde iki kişi kendilerinin dışına çıkarlar. Belki de doğanın insana, kendisinin dışına çıkıp başka bir nesneye yönelme olanağını tanıdığı en yüce etkinliktir sevgi. O bana doğru gelmez, ben ona doğru çekilirim.”
  • "Şairlerin, sevgiyi kör olarak göstermeye hiç hakları yoktur: Sevginin gözündeki bağ çıkarılmalı ve görme gücü, bundan böyle ona geri verilebilmelidir."
  • “Sevgi körlükten de beter bir durum içinde doğar; düş ürünüdür. Gerçek olanı görmemekle kalmaz; onun yerine konacak bir gerçeklik yaratır. “
  • Platon'a göre sevgi "kutsal" bir deliliktir; her aşık sevgilisini kutsal sayar ve onun yanında kendisini "cennetteymiş gibi" hisseder.

--reklam--

Sevgi Üstüne İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kesinlikle kitaplığınızda olmalı. Çeviri son derece başarılı. 11. Baskı olmayı hak etmiş. Sevginin en çok ta ne olmadığına dair çok yerinde saptamalarla dolu bir eser. (M. Lela Dinçer)

Öncelikle kitabın adı ve içeriğinin örtüşmediğini belirtebilirim. Dili ve anlatım şekli yalın, rahat okunabilecek bir kitap fakat; sevgi ile alakalı aktarımları yok denecek kadar az. Kitabın adı size romantik gelip okuma isteği içinize doğabilir ama böyle bir yanılgıya düşmenizi istemem, daha çok kadın-erkek ilişki bakış açılarını tanımlıyor. Erkeklerin bakış açıları ile alakalı olan tanımlarını önemseyip, dikkatlice sindirmeye çalıştım. Kadınlar ile ilgili anlatımları oldukça yanlış ve eril bi bakış açısı hakim, ama ben bu yanlı bakış açısını da değerli buluyorum. Neticede herkes doğru düşünecek, yorumlayacak diye bir kaide yok. Sürekli olarak bize doğru geldiğini düşündüğümüz görüşleri okumanın bize bir gelişim sağlayacağını düşünmüyorum. (Mel)

--reklam--

Sevgi Üstüne PDF indirme linki var mı?

--reklam--

José Ortega y Gasset - Sevgi Üstüne kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sevgi Üstüne PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı José Ortega y Gasset Kimdir?

José Ortega y Gasset (9 Mayıs 1883 - 18 Ekim 1955), Madrid doğumlu İspanyol filozof.

Hakkında

Madrid ve Alman üniversitelerinde okudu. 1910'da doğduğu kente (Madrid) dönerek metafizik profesörü oldu. Çeşitli dergiler çıkararakİspanya'da kültür ve edebiyatı yeniden canlandırma hareketinde önemli bir isim oldu. La Revista de Occidente bu dergilerin en tanınmışıdır.

İç savaşın çıkmasıyla İspanya'dan ayrılan Gasset, önce Fransa'da, sonra Arjantin'de yaşadı.

Yaşamının son yıllarında tekrar İspanya'ya döndü ve 1955'te Madrit'te öldü.

Ne söylediği kadar nasıl söylediğine de önem veren bu İspanyol filozof, Camus'ye göre "Nietzsche'den sonra belki de en büyük Avrupalı yazar"dır. Varoluşçu düşünce içerisinde anılması gereken önemli düşünürdür.

Kültürel ve siyasi açıdan muhafazakâr biri olan Gasset, tıpkı diğer varoluşçu düşünürler gibi, insan söz konusu olduğunda, varoluşun özden önce geldiğini söyler. Ona göre, taşa bir varoluş verilmiştir, onun olduğu şey olması için çarpışması, mücadele etmesi gerekmez. Oysa, insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.

--reklam--

José Ortega y Gasset Kitapları - Eserleri

  • İnsan ve ''Herkes''
  • Sevgi Üstüne
  • Kitlelerin Ayaklanması
  • Sistem Olarak Tarih
  • Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman Üstüne Düşünceler
  • Tarihsel Bunalım Ve İnsan
  • Kütlelerin İsyanı
  • Quijote Üzerine Düşünceler
  • Avcılık Üstüne
  • Üniversitenin Misyonu
  • Kütüphanecinin Görevi
  • Çağımızın Meselesi

--reklam--

José Ortega y Gasset Alıntıları - Sözleri

  • Yaşam kökten yalnızlıktır. (Tarihsel Bunalım Ve İnsan)
  • "..öteki insanlarla birlikte yaşadığımız, normalde dünya deyince anladığımız, gerçek dünya olan ortak nesnel dünya ... ne benimdir ne senin; açık seçik karşımızda bulunmaz, başkalarıyla birlikte yaşarken oluşturduğumuz muazzam bir yorumdur, ama o 'yorum' niteliğiyle, hiçbir zaman bize gerçek yüzünü göstermediğinden, o yüze hep el yordamıyla ulaştığımızdan ve hep bilmecelerle, bilinmedik kesitlerle, tedirginlik verici şaşırtmacalarla, hilelerle, tuzaklarla dolu olduğunu sezdiğimizden, hep sorunludur. Ötekinin benim için bilinmedik bir yabancı olarak varlığı, ikimize ortak olan o dünyanın üstüne yansır; o dünya da -daha önce söylediğimiz gibi- o nedenle, yani ötekilerden kaynaklandığı için gerçek 'bendışı'dır; bu yüzden de, benim gözümde büyük bilinmeyeni, resmen yabancılık durumunu oluşturur. Bir toplum oluşturduklarından ötürü tüm insanlara ait olan, nesnel dediğimiz dünya, toplumun, son elde insanlığın işlevindedir." (İnsan ve ''Herkes'')
  • "Öyle bir olgu var ki günümüzde, iyiliği kötülüğü bir yana, Avrupa'nın kamusal yaşamında en büyük önemi almış durumda. Bu olgu topluma tümüyle kitlelerin hâkim olmasıdır. Oysa kitleler, tanımları gereği, kendi yaşantılarını yönetmemelidirler ve yönetemezler, hele topluma hükmetmeleri olacak iş değildir, dolayısıyla Avrupa, halklarının, ulusların, kültürlerin başına gelebilecek en ağır bunalımın içine düşmüş bulunuyor. Tarihte birkaç kez ortaya çıkmış bir bunalımdır bu. Çehresi de sonuçları da tanıdıktır. Adı da tanıdıktır. Kitlelerin ayaklanması denir adına." (Kitlelerin Ayaklanması)
  • "Yol üstü bir gerçek olan, özü gereği gezgin olan insanoğlunu anlamayı dileyen bir kimse, tüm durağan kavramları kaldırıp atmalı ve dur durak bilmeyen bir yolculuğun kavramlarıyla düşünmeyi öğrenmelidir." (Sistem Olarak Tarih)
  • Bu denemelerde arananlar şunlar: Bir olgu ele alındığında -bir insan, kitap, tablo, manzara, hata, sızı- onu en kısa yoldan anlamının bütünlüğüne eriştirmek. Hayatın daima kıyıya vuran dalgalarını geri çekmesiyle birlikte bir enkazın kifayetsiz kalıntıları gibi ayaklarımıza attığı her türlü malzemeyi öyle bir düzene sokup yerleştirmek ki güneş üzerlerinde sayısız yansımalar yaratsın. (Quijote Üzerine Düşünceler)
  • "... İnsan yalnız kaldığında zekâsının salt kendisi için, kendi münzevi hayatının hizmetinde işlemeye başladığını keşfeder, dışa dönük ilgilerden yoksun, ama güvertesine kadar yüklü bir gemi misali, deniz kazasına uğrama tehlikesinde bir yaşamdır o ve en derin ilgilerle dopdoludur." (Sistem Olarak Tarih)
  • "Politika denen şey, kişilerin kendilerine bir makam edinmek için ülke çıkarlarını öne sürdükleri çeşitli entrikalardan ibaretti." (Tarihsel Bunalım Ve İnsan)
  • "Neresi olursa, neresi olursa ... yeter ki dünyanın dışında olsun!" (Sevgi Üstüne)
  • "İnsan nasılsa, sevgisi de öyledir. Bu nedenle, bir insanın nasıl birisi olduğu konusunda en kesin belirtiyi sevgide bulabiliriz." (Sevgi Üstüne)
  • Öyle yüzyıllar vardır ki, dileklerini yenilemeyi bilmediklerinden doygunluktan ölürler... (Kitlelerin Ayaklanması)
  • "Sevgide varolan şey, büyülenme nedeniyle teslim olmaktır." (Sevgi Üstüne)
  • "İnsanoğlunun daima bizimle aynı şeyi sevdiğini ve seveceğini varsaymak kendini beğenmişlik olur. Hayır, bizlere yabancı olan bütün insanî şeyler içine sığsın diye kalbimizi genişçe yayalım. Dünya üzerinde tekdüze bir benzerlikten ziyade başa çıkılmaz bir çeşitliliği tercih edelim." (Quijote Üzerine Düşünceler)
  • Çevrenizdeki iyi veya kötü talihleri ortasında, kendilerinin ne olduğu hakkında zerrece şüpheye düşmeksizin, hayatta kaybolmuşcasına, uyur-gezer dolaştıklarını müşahade edeceksiniz. Onların, kafalarında fikirler taşıdıklarını gösterircesine, kendileri ve çevreleri hakkında kesin ifadelerle konuştuklarını göreceksiniz. Fakat bu fikirleri tahlil etmeğe başlarsanız, işaret ettikleri görülen realiteyi hiç de yansıtmadıklarını anlayacak ve daha da derinlere inerseniz, fikirleri bu realiteye uyarlamak için hiç bir teşebbüste dahi bulunmadıklarını keşledeceksiniz. Tam tersine; bu kimse, düşünceleriyle, realitenin her hangi bir şahsî görüntüsünü, hayatını kesmek istiyor. Hayat, başlangıçta, insanın içinde kaybolduğu bir kaostur. Fert bundan şüphelenir, fakat bu müthiş realite ile yüz yüze gelmekten ürker ve onu bir hayal perdesi ile örtmeğe çalışır. "Fikirler"in doğru olmaması onu düşündürmez, o bu “fikirler"ini kendi varlığını savunmak için siper, realiteyi korkutmak için bir bostan korkuluğu olarak kullanır. (Kütlelerin İsyanı)
  • "Seven kadın, ilgi görmemektense, sevgilisinin kendisine çektireceği acıları yeğler." (Sevgi Üstüne)
  • Fikirler olmadan insani seviyede bir hayat sürdüremeyiz. Yaptıklarımız onlara bağlıdır... Biz fikirlerimiz neyse oyuz. (Üniversitenin Misyonu)
  • Nitekim matematikte olduğu gibi psikolojide de bir önsel gerçeklik vardır, her iki düzlemde de hayali yapılandırmaya olanak veren odur. Yalnızca olayların yasalarının olduğu, ama bir imgelem yasası bulunmayan yerde yapılandırma olanaksızdır. Salt ve sınırsız bir kapris olur ki o bağlamda hiçbir şeyin varlık nedeni bulunmaz. (Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman Üstüne Düşünceler)
  • 1916'da Almanlar'ın savaşı kaybedeceklerini yazdığımı hatırlıyorum, çünkü onlar savaşa zaferden son derece emin olarak girmişlerdi; akılları tamamen işgal etmekteydi, sadece savaşmayı hiç düşünmüyorlardı. İnsan herhangi bir mücadeleye felaket ve mağlubiyet de dahil tüm ihtimallere hazır olarak girmelidir. Çünkü bunlar da zafer gibi hayatın her an için yüzüne geçirebileceği maskelerdendir. Her geçen gün, çok fazla güvenin insanı başka her şeyden fazla demoralize ettiğine olan kanaatım daha bir açıklıkla pekişiyor. Tarihin tüm aristokrasileri kendilerini çok fazla güvende hissettikleri için tedavisi imkansız yozlaşmalara maruz kalmışlardır. Ve bu çağın, özellikle yetişen neslin, hastalıklarından biri teknolojik ilerleme ve sosyal yapılanma sayesinde hayattaki birçok şey hakkında kendisini fazla güvende hissetmeye olan eğilimidir. (Üniversitenin Misyonu)
  • Kütleler, azınlıklara itaat etmiyor, peşlerinden gitmiyor ve onlara hürmet etmiyor; bilakis, onları bir kenara itip yerlerine kendileri geçiyorlar. (Kütlelerin İsyanı)
  • Çünkü tarihte -hayatta- imkanlar kendi başlarına gerçeklere dönüşmezler; birisi bileğiyle, beyniyle, emeğiyle, fedakârlığıyla bunları gerçeklere dönüştürmelidir. Tarih ve hayat, bu sebepten ötürü sürekli bir yapmadır. Hayatımız bize hazır olarak verilmedi; asıl anlamında hayat, tamamen, bizim sürekli ve biteviye yaptıklarımızdır. Süreç her an işlemektedir. (Üniversitenin Misyonu)
  • Hayat bir kaostur, insanın içinde kaybolduğu bir arapsaçı ve karmaşık bir çengel. (Üniversitenin Misyonu)