Kitap Künyesi

Yazar: Jerzy Kosinski

Çevirmen: Belkıs Çorakçı Dişbudak

Orijinal Adı: The Devil Tree

Yayın Evi: E Yayınları

İSBN: 9789753900034

Sayfa Sayısı: 169

--reklam--

Şeytan Ağacı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Baobab ağacına yerliler 'şeytan ağacı' derler, çünkü bir zamanlar şeytanın bu ağacın dallarına takılıp kaldığına, bu yüzden ağacı cezalandırmak için onu başaşağı çevirdiğine inanırlar. Yerlilerin gözünde, kökler şimdi dallar olmuştur, dallarda kökler olmuştur. Yeni baobab'lar yetişmesini istemeyen şeytan tüm genç fidanları da yok etmiştir. Yerliler, işte bu yüzden dünyada yalnızca yetişkin baobab ağaçları kaldı, demektedirler.

--reklam--

Şeytan Ağacı Alıntıları - Sözleri

  • Olduğum gibi olmak hiçbir ceza gerektirmez.
  • İçimdeki o deliyi ne yapayım, bilmiyorum. Onu yok mu edeyim, mahzende kilit altında mı tutayım, yoksa serbest mi bırakayım?
  • Uyumsuzluğun en küçük bir iması bile nedense hâlâ hepimizde kaygı ve korku doğurur...
  • Yine de hiçbir zaman kendimi kaybedemedim. Kendimin birini kaybetsem, öteki kendim hemen onun yerini almaya hazırladı.
  • Gerçek özgürlük kuşku içinde yaşamamaktı, kendimi gizlememekti, bir rol oynamamaktı, birinin onayını almak amacıyla duygularımı değiştirmemekti.
  • Kendimi tanıdıkça daha çok bölündüğümü hissediyorum.
  • Eğer Titanic'e o renkli milyonerler değil de, yoksul göçmenler doluşmuş olsaydı, geminin batışını kolektif belleğimiz acaba bu kadar hatırlar mıydı?
  • Ama lisan herkesin malı olduğu için, kelimelere döktüğüm her şeyin hayali anlatım olduğunu seziyorum. Beni anlatan, ama başkalarına da anlatan bir şey. Kelimelerin ötesinde bir yer daha olmalı. Salt ve katıksız tecrübenin yeri... keşke oraya dönebilsem.
  • Çoğumuz için özgür olmak, sorumluluklarımızı atmakla mümkün.
  • Eğer Titanic' e o renkli milyonerler değil de, yoksul göçmenler doluşmuş olsaydı, geminin batışını kolektif belleğimiz acaba bu kadar hatırlar mıydı?
  • İçimdeki o deliyi ne yapayım, bilmiyorum. Onu yok mu edeyim , mahzende kilit altında mı tutayım, yoksa serbest mi bırakayım?
  • ... güzel konuşmasını bilmiyorlar, sohbetten hemen yoruluyorlar, usanıyorlar. Yeni yetmeliklerinde bu tür eğlendirilmeye alışıktıklarından, sessizliği, okumayı, tek başına oturup düşünmeyi 'sıkıntı' kelimesiyle eş anlamlı sayıyorlar.
  • İçimde bir mücadele yer alıyordu. Bir an, kendini kontrol edebilen sahip bir yetişkin oluyordum, bir an, avaz avaz bağıran bir çocuk.
  • Hayatımın her anına, hatta daha yeni yaşanıp bitmiş bir anına bile yeterince yoğun bir dikkat yönelterek bakarsam, kendimle ilgili bilmek isteyebileceğim her şeyi bana teleskop gibi gösterir, şimdiki zamana dönük şansımın ne kadar olduğunu, geleceğe ait beklentilerimin neler olduğunu hemen ortaya serer.
  • ... tüm insan hastalıklarına iyi gelen şeyler el altındadır. Bir tek ıstırap hariç.

--reklam--

Şeytan Ağacı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Edsel Ford bıraktığı intihar mektubunda babasına(Henry Ford'a); ''Baba, hayal edip de ulaşamadığım hiçbir şey olmadı. Ne varsa önceden hazırlamışsın, hiçbirinde benim emeğim yok. Mutsuzluktan mahvoldum. Gidiyorum...'' Her şeyi, oğlu için hazır hale getirmekle hata mı yapmıştı ki? Ford Motor Company'i kurarak oğlunun ölümünü hazırlamış olabilir miydi? Her ebeveyn, başarı için geçtiği meşakkatli yolları, çocuklarının da bu zorlukları yaşamaması için geçer. Peki gerçekten böyle mi olması gerekir? Kitapta Whalen'la tanışınca, Edsel Ford'un mektubu geldi aklıma. Ortak yönleri olduğunu söyleyebiliriz. Tabi yazarla da.. (Dikkate Layık Bir Anekdot: Charles manson 1969'da yönetmen Roman Polanski'nin evini basıp öldürme emrini verdiğinde ve sekiz kişi telef olduğunda, Kosinski New York JFK Havaalanında, yanlış etiketlenmiş bavuluyla uğraşmaktadır. Yoksa o da davetlidir aynı akşam, arkadaşlarıdır hep öldürülenler. o gece kurtulmuştur ama kendisi 21 yıl sonra not bırakıp intihar etmesi kötü bir tesadüf olsa gerek. İntihar öncesi yazdığı ayrılma notunda ise şunları yazarak veda etmiştir: "Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin.") Whalen, varsıl bir çiftin erkek çocuğudur. Babası kurduğu para imparatorluğunda, durmadan, ordan oraya gittiği yardım etkinliklerinden oğluna sevgi ve ilgisinden mahrumiyet bırakmıştır. Whalenburg diye kurulan semte yaşayanlardan tutun ülke üst tabakasına kadar, herkesin sevgisine mazhar olan, Whalen'ın babası acaba oğlu için neyi ifade etmektedir. Oğluyla arasında olan uçurum kitapta şu alıntılarla özetlenmiştir: "Küçükken babamın sigaralarının mantar filtrelerini toplar, bunların söylenmemiş düşünce ve duyguları içerdiğine inanırdım." (Sayfa 26 - E yayınları 2. Baskı 1990) Bir başka alıntıdaysa verildiği değer görülmektedir: "Babamın cesedini hiç görmedim. Onu telafi etmek için annemin ölümünü hayal etmeye çalışıyordum." (Syf 93 - E yayınları 2. Baskı 1990) Kitapta olaylar arasında çok çabuk geçişler yaşanıyor ama bu yaşananlar bize karakterde yaşanan tamamlanamamışlık duygusunu gayet iyi hissettiriyor. İç hesaplaşmaları, eroin, kadın erkek ilişkileri, cinsellik vb bir sürü konuya dair yaşanmışlıkları altı çizilisi aforizmalarla anlatmaktadır.  Kitabın adı da pek manidar, kitapta anlattıklarına bakınca. "Baobab ağacına yerliler “şeytan ağacı” derler, çünkü bir zamanlar şeytanın bu ağacın dallarına takılıp kaldığına, bu yüzden ağacı cezalandırmak için onu başaşağı çevirdiğine inanırlar.  Yerlilerin gözünde, kökler şimdi dallar olmuş, dallarda kökler olmuştur. Yeni baobab’lar yetişmesini istemeyen şeytan tüm genç fidanlarıda yok etmiştir." (Alıntılanmıştır) Görkemli gövdesi üzerinde, kök gibi cılız dalların göğe uzandığı, sanki tepetaklakmış gibi görünen Baobablar gibidir adeta karakterimiz. "Eğer benim hikayem sizce bir anlam taşıyorsa, o zaman hikaye yalan demektir, çünkü öyle bir anlam taşımaması gerekir." (Sayfa 61) Kosinski'nin, bu eserinde, her şeye sahip olmanın insan psikolojisinde oluşturduğu boşluk ve parçalanmışlığı yansıtmaya çalışmıştır. Gayet başarılı hissettirdiğini söyleyebiliriz. "Başkalarının benim başarısızlığım saydığı şeyleri telafi etmek istemeyecek yaşa geldim." (Sayfa 127) Bir incelemede, "Kozinski, yaşadıklarını yazan, yazdıklarını yaşayan bir yazardır." diye yazılmıştı. Hayatının son döneminde ünlü bir çelik kralının karısıyla yaptığı evlilikten sonra yaşadığı hayattan esinlenerek üç yılda yazmış olduğu bu eser bu sözü doğrular niteliktedir. Kosinski, acımasız bi gerçeklik ve rahatsız eden bi samimiyet. Geç kalmayın tanışmak için.. (Selman)

Jerzy kosinski Şeytan ağacı Kahramanı genç, yakışıklı, zengin adamın kopuk hayatını anlatan kosinski şaheseri diye nitelendiriyorum. Şaheser çünkü müthiş betimlemeler,entellektüel gevezelikten öte bilgi dağarcığı geniş bir fiğür,o fiğür ile dünyayı geziyor,yüz altmış dokuz sayfayı dolu dolu geçiriyorsunuz. Başkahramanı jonathan wahlen olan ve kosinski'nin hayatinin son döneminde ünlü bir çelik kralının karısıyla yaptıgı evlilikten sonra yaşadığı hayattan esinlenerek üç yılda yazmış yazar. kitaptan bir alıntı: ' ...yüzyıllar önce bazı ülkelerde krallar ve yöneticiler , önemli hükümet görevlerine yerli vatandaşları değil de , kuşku çekici yabancıları , o dine sonradan geçmiş kimseleri, siyasal ihaneti sabit olanları, başka yerden kaçıp oraya göçmüşleri, seferlerde çocuk yaştayken esir alınıp toplumda bir yabancı olarak büyüyenleri ,kısacası uyumsuzları geçirirlermiş. bu politikanın dayandığı inanç, tarihi olayların sık sık onayladığı bir inançmış . böyle bir insan daha önceki ilişkilerinden kaçtığı ,onlara ihanet ettiği için , artık oraya geri dönemeyeceğine göre , büyük ihtimalle güvenilir ve sadık bir vatandaş olur, başarıya ulaşmaya çalışır ...' Kosinski'nin her şeye sahip olmaktan fazlasına sahip olmanın insan psikolojisi üzerindeki yarattığı olumsuz etki ve boşluğu irdelediği bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Yarım kalmış sanki hissi uyandıran bu eser kokain,esrar,sanayileşme,sovyetler,pravda,amerikan hegamonyası oluşumu,sanayileşme süreci,kadın erkek ilişkileri,tiyatro,fotografçılık,ülkemizden çok ince üç nüans ve bir çok şey ile dolu dolu yoğunlukta,her kitaplıkta olmayı hakeden bir eser Yirmi dört yaşında sovyetlerden kaçan kosinksi farklı bir kafa yapısına:sahip,öncelikle çok donanımlı,tekrara hiç düşmüyor,kitap bir bölümden ,başka bir konuya çok hızlı geçiş yapıyor fakat okurda bir kopukluk değil yarım kalmışlık hissini kuvvetle hissettiriyor. O kadar çok şey anlatıyor ve aforizma yüklü ki hiç birini tam olarak anlatmadan kosinksi tarzı yarım bırakarak yazımı noktalıyorum. Okumanız umudumla Dostlukla kalın Gürbüz DENİZ (Gürbüz Deniz)

Kosinski yine müthiş bir eser çıkarmış ortaya. Okurken Whalen'in hayatı ve seçimleri kadar karmaşık olan kitap, bitirildiğinde müthiş bir boşluk hissi uyandırıyor insanın içinde. (Berna Akkaya)

--reklam--

Şeytan Ağacı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Jerzy Kosinski - Şeytan Ağacı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şeytan Ağacı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Jerzy Kosinski Kimdir?

Jerzy Kosiński (14 Haziran 1933 – 3 Mayıs 1991) Musevi ve Polonya asıllı, Amerikalı yazar Polonya'nın ikinci büyük şehri Łódź'da doğdu. II. Dünya Savaşı sırasındaki bir çocukken, Doğu Polonya'da Katolik bir Polonyalı ailenin yanına sahte bir kimlikle sığındı. Bir Katolik rahibi sahte bir vaftiz sertifikası çıkarmıştı, savaş sırasında Polonya Katolik Kilisesi'nin yaptığı olağan bir uygulamaydı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra, Kosiński ailesine kavuştu ve tarihle siyaset dalında 1957'de Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etmeden önce Polonya'da derece kazandı. 1962'de Amerikalı çelik imparatoriçesi Mary Hayward Weir ile evlendi.

1955-1957 yılları arasında Varşova Bilimler Akademisi'nde asistan olarak görev yapan Kosinski, Ford bursuyla ABD'ye gitti. Psikoloji doktorasını yaptıktan sonra, Wesleyan ve Princeton üniversitelerinde ve Yale Üniversitesi'nde öğretim üyeliklerinde bulundu.

İlk yazılarını 1960 yılında Joseph Novak takma adıyla yayımladı. Kosiński'nin en bilinen romanları arasında 1965 tarihli Boyalı Kuş ve 1971 tarihli Orada Olmak sayılabilir. Baş rolde Peter Sellers'ın ve filmin yönetmeni Hal Ashby 1979 yılında Orada Olmak romanından bir film çevirdi. Senaryosu Kosiński tarafından yazılmış ve 1980 yılında British Academy of Film and Television Arts (İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi) tarafından en iyi senaryo ödülüne layık görülüp, Amerika Yazarlar Derneği tarafından en iyi Another Medium'dan uyarlanmış komedi ödülünü de aldı.

Kosiński 3 Mayıs 1991 günü intihar etti. İntihar öncesi yazdığı ayrılma notunda "Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin."

--reklam--

Jerzy Kosinski Kitapları - Eserleri

  • Boyalı Kuş
  • Bir Yerde
  • Adımlar
  • Boşluk
  • Şeytan Ağacı
  • Kör Randevu
  • Çelik Bilye
  • İhtiras Oyunu

--reklam--

Jerzy Kosinski Alıntıları - Sözleri

  • "Kör olunca hayat boyu gördüklerini de unutur muydu acaba insan? Düş bile göremezdi belki o zaman..." (Boyalı Kuş)
  • Halk kitleleri, doğası gereği, ayırt etme yeteneğine sahip değildir. Değerli olanla standart olan, özgün olanla taklit arasındaki ayrımı yapamaz. Goddard, olsa olsa, elektroniği müzikte kullanmayı bilen orta karar bir şarkıcıdır hepsi o. Chopin, anlamdan yoksun müzikten beteri olamaz, demiş. Goddard'ın müziğinde ilginç olan bir yan yok. Bu şekilde müziğin ardına saklanıyor ve o saklandıkça müziği ilginçleşiyor. (Çelik Bilye)
  • Bir adam ne kadar yürekli olursa olsun hayatını kaybetmekten korkar. (Boşluk)
  • Uzak bir denizde uyanmak, kimliksiz, bilinmeyen yerlere doğru gitmek isterdim. (Adımlar)
  • Güzel kadınları hayal gücünden yoksun erkeklere bırakın (Boşluk)
  • Huzurumu kaçıran ölmek değil , arkamda hiçbir iz bırakmadan ölebileceğim düşüncesiydi. (Boşluk)
  • "Böylesine acımasız, sefil bir dünyanın hâkimi olmak neye yarardı?" (Boyalı Kuş)
  • "Ben insanların her yerde iyi olduklarını gördüm," dedi Laventer. "Onlar yalnızca devletin ya da bir siyasal partinin önlerine attığı iktidar kırıntılarından yollarını şaşırıyorlar; ya da bir sendika ya da şirketin, varlıklı bir arkadaşın. Onların gücünün, ölümlülüğün geçici bir kamuflajından başka bir şey olmadığını unutuyorlar." (Kör Randevu)
  • "Biz Eskimolar gururlu insanlarız ve Fransızlar ne kadar 'Salamura İtalyan' ya da İsveçliler ne kadar 'Mumyalanmış Alman'sa biz de o kadar 'Donup kalmış Çinli'yiz." (Kör Randevu)
  • "Kibar bir şantajcıydı yoksulluk: Tüm seçimleri kurbanına bırakıyordu." (İhtiras Oyunu)
  • Huzurunu kaçıran ölmek değil, arkamda hiçbir iz bırakmadan ölebileceğim düşüncesiydi. (Boşluk)
  • "Başkalarının yapabileceklerine inanmadığımız zaman, sonunda kendi yapabileceklerimize de inanmaz hale gelebiliriz.Bizler hayal kurmadaki başarısızlığımız dolayısıyla işte böyle cezalandırılıyoruz." (İhtiras Oyunu)
  • Varlığımı topyekün düzene koyamazsam yaşayamayacağımı bildiğim için aklım vücudumu çalıştırır. . (Boşluk)
  • İçimde bir mücadele yer alıyordu. Bir an, kendini kontrol edebilen sahip bir yetişkin oluyordum, bir an, avaz avaz bağıran bir çocuk. (Şeytan Ağacı)
  • Benimle birlikte olunca kendini üstün görüyor , çünkü ben hepinizin arasından onu seçmiş oluyorum. (Boşluk)
  • Fakat seninle baş başa kalınca söyleyeceklerimle , hayatımı seninle paylaşmak isteğinde olduğumu anlatmakla , huzurunu kaçırmaktan korkmuştum. (Boşluk)
  • Gökyüzünde o çile bahçesinde alçaktan uçan siz bütün kelebekler. (Boşluk)
  • Ancak Domostroy'u yönlendiren işitme duyusuydu ve sanatı da müzikti. İnsanlarla nesneler arasındaki binlerce rastlantı ve birleşmenin yerine ses, yer, uzaklık, duygu ve ruhsal durumun gizemli bileşimini koyan müzik, zaman ve mekân sınırlarını yıkarak onun ruhsal dünyasını genişletiyordu. Onun ruhunu etkileyenler, şairler, yazarlar, müzisyenler ve özellikle Shakespeare'in ünlü âşıkları gibi "gözleriyle duyanlar"dı. (Çelik Bilye)
  • Böylesine sefil ve zalim bir dünya onun hakimi olmak için gösterilen bunca çabaya değer miydi? (Boyalı Kuş)
  • “Bitkiler de insanlar gibiydi; yaşamak, hastalıklarını yenmek ve huzur içinde ölmek için bakıma ihtiyaçları vardı.” (Bir Yerde)