Kitap Künyesi
Yazar: Başar Başarır
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750733673
Sayfa Sayısı: 328
--reklam--
Sibop Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aslı, galiba ben kendimi evliliğe hazır hissetmiyodum. Geçen hafta evlendik mi gerçekten biz? Nikâh memuru inandı mı gerçekten, sözüme güvendi mi? Kara kaplı deftere atılmış öcü imzadan söz etmiyorum ben Aslı. Kimse ciddiye almaz ki beni... Seninle yaşlanmak istiyorum ama yaslanmak istemiyorum. Hem ne suçum var ki benim? Öyle köşemde saksı gibi duruyodum ben. Günün birini bekliyordum. Sen istedin. Geldin sen bulaştın bana.
Sibop, kendi deyimiyle “acemi kolpacı” Orhan’ın romanı. Doğma büyüme Cihangirli Orhan, hukuk tahsili yapmış. Girdiği işlerde pek tutunamamış, ailesinin gözünden bile düşmüş. Kimse tarafından yüzüne bakılmayan biri. Öyle ki, adı “sibop”a çıkmış. Ama bir gün Orhan’ın yüzüne bakan bir kız çıkıyor ve roman başlıyor. Başar Başarır’ın bu sürükleyici, inandırıcı, azmettirici romanının öne çıkan yanı dili olabilir; bir solukta, Türkçenin tadına vara vara okuyacağınız Orhan’ın hikâyesini çok seveceksiniz.
--reklam--
Sibop Alıntıları - Sözleri
- Daima kısık ateşte pişen bir hayattı benimkisi
- Ben kendi mağaramda milyonlarca yılda oluşmuş kalker bir sarkıttım, sen günübirlik yükselen avare bir dikitmişin.
- Bir yer olsa. Kişinin yaptığı her yanlış oraya yazılsa. Kötülükler. Kem sözler. Kırılan kalpler, potlar. Ağza alınmayacak laflar. Hatalar, yanlışlıklar, bütün pişmanlıklar...Noksansız kayıt tutulsa her insan için, hiçbiri atlanmasa, unutulmasa, ..
- Tepkisizlik kötüdür. Tepkininse iyisi kötüsü olmaz.
- Sen doğru dur, eğri nasılsa belasını bulur.
- Bense sosyallerin en tenhası. Herkesi uzaktan tanıyan, kimseyle çoğalamayan.
- Ama bir yer olsa. İyilikler oraya yazılsa. İnsaniyet namına yapılanlar, iyi niyetler, efendilikler. Temiz tutulan kalpler. Arkasında durulan dostluklar. Bozulmayan duruşlar. Sonuna kadar savunulan davalar.
- "Bu memlekette ağzını korkmadan açabileceğin tek yer hususi dişçidir. Çenesini tutamayan daima kaybeder."
- Bi ''zaten''de neler gizlidir bilir misiniz? Bütün sorulmamış hesaplar. Ses çıkarılmamış hatalar. Hoş görülmüş, görmezden gelinmiş, katlanılmış her türlü yanlış. Sonradan ortaya çıkan mahsurlar... Kapı aralığında komşu teyzelerden öğrenilen ve kişiyi kıskançlığa boğan bi dedikodu. Zaten demek, doldum ben demek. Zaten demek, geçen gün yediğin haltı daha unutmadım demek. Zaten demek, alakasız mevzuları bi araya getirip başından aşağı şimdi boşaltıyorum demek. Görülecek hesabımız var, hiçbirini unutmadım, bana yutturamazsın...
- İsviçre'de deniz bakanlığı var ama deniz yok.Bizde de adalet bakanlığı var ama adalet yok..
- Hala yeğen, ikisi de çok sıkıntılıydılar. Nebahat'in dip boyası çoktan gelmişti, halanın başörtüsünün altına kolayca sakladığı bir tutam saçında fer kalmamıştı. Ağır hasarlı kazalar sonrası pert otoparkında buluşmuş taşıtlara benziyorlardı.
- Hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmazmış. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkes bizi bi yerlere götürmek için gelirmiş. Ya da bize bi şeyler öğretirlermiş. O da zaten alıp götürmek demekmiş. Yalana bak. Züğürt tesellisinin İran şahı.
- Olmaz olmaz demeyin, bana da çıkabilir. En kart ağaç bile bahar geldiğinde yeniden çiçek açar, en soğuk kış dahi bir gün biter, sonunda leylekler hep geri gelir...Hey gidi tencere dipli dünya, hey. Hayal ile hülya olmasa züğürdün canı çıkarmış.
- "Olmuşla ölmüşe çare yokmuş."
- Kıl İngilizler boşuna söylememiş: Bir şeyi değiştirmek gerekmiyorsa, onu değiştirmemek gerekir, diye.
--reklam--
Sibop İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Evet..Bir miktar spoiler içerir! Yazarıyla ilk kez tanıştığım ödüllü bir kitap.. üzerinde kitabın kahramanına ve içeriğe dair kısa bir bilginin olduğu ayraçta yazdığı kadarıyla, kitap hakkındaki tek fikrim Türkçe'nin tadına doya oya okuyup, Orhan'ın hikayesini çok seveceğimdi.. Evet sevdimm.. Bitirim delikanlı diyemeyeceğim, 30 lu yaşların başındaki müzmin bekar Cihangir'li, avukatlığın kenarından dönmüş, kendi deyimiyle bu adalet düzenine ayak uyduramadığından cüppesini duvara asıp müzmin işsizliği iş edinmiş, ablası ve arada sırada kendilerini ziyarete gelip gitmek bilmeyen hu'lara karışmış yaşlı halasıyla yaşayan Orhan.. Sevilmeyecek gibi değildi hikayesi.. Onu feysbuktan bulan Aslı da onu sevdi, Orhan şaştı hatta bu duruma:) Evlendiler.. Ama Aslı'nın başında geçmişten bugünlere taşınan bir bela vardı.. Bir tiyatro.. Aslı'nın rahmetli babası Kerim bir tiyatroya ortaktı ve şimdi o araziye avm yapmak istiyorlardı. Kerim beyin vasiyeti asla satılmaması üzerineydi ve Aslı'nın peşine düştüler imza almak için..İşte bu hengamede bizim çulsuz Orhan, miktarın büyüklüğü ile aşkının büyüklüğü arasında gelip gitti bir süre.. Ve fazla uzatmayayım sonunda sizce aşk mı paramı kazandı acaba?, okuyun görün diyorum. Türkçesi gerçekten tam da halk dilinde ve gülümseten cümlelerle dolu bir kitaptı.. Keyifle okunası, az buçuk macera, az buçuk aşklı meşkli bir kitap.. Tavsiye ederim yani;) (İlksen)
Bir hançer değildir yazı, maziye saplanmaz.: 2017 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü almış bir kitabı eleştirmek haddime değil ama beklentilerimin çok altında kaldı. İçi dolu bir konusu yok, anlatılan hikaye en azından beni içine çekemedi. Gündelik bir dille yazılmış, rahat okunuyor bazı güzel, ince espiriler ile de süslenmiş ama genele baktığımda fazla uzatılmış, sonu güzel bağlanmamış bir roman görüyorum. (Zehra Sena Tikici)
Uzun zaman önce tarzını merak edip almayı düşünmüştüm ama kapağındaki çizim bende piyasa kitap algısı uyandırdığı için almaktan vazgeçmiştim. Yaklaşık 15 gün önce D&R’ın Can Yayınları için yaptığı 7₺ kampanyasında yeniden karşıma çıkınca alıp okudum kitabı. Kimilerinin dilini edebi bulmayacağı için mesafeli duracağı ama yeni nesil birçok yazarın temsil ettiği ve yakın zamanda yeni bir tür olarak adlandırılacağını düşündüğüm özgün, akıcı ve rahat bir tarzı var yazarın. Yeşilçam filmi tarzında akıp giden bir konuya sahip kitap. İçinde bolca argo ya da sokak jargonu sözcük ve sözler var ayrıca. Ki bu kimilerince karşı çıkılsa da edebiyata muhakkak dahil edilmesi gerektiğini düşündüğüm bir tarz. Ekşisözlük’te komik bir paylaşım okuyor hissi var kitabın çoğu sayfasında. Sonuna doğru akıcılığını biraz daha korusaydı yüzde yüz olumlu bir yorum da yapacaktım kitap için ama eğlenceli, akıcı ve farklı bir kitap okumak isteyenlere tereddütsüz tavsiye edeceğim bir eser (Pieta)
--reklam--
Sibop PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Başar Başarır - Sibop kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sibop PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Başar Başarır Kimdir?
1970 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği'ni bitirdi ve ardından yüksek lisansını Londra’da City University’de iletişim alanında yaptı. Bir dönem CNN Türk ’te program müdürlüğü yaptı. İstanbul Bilgi ve Galatasaray üniversitelerinde "siyasal iletişim" başlığı altında dersler vermektedir.
Başarır, 2003 Sait Faik Hikâye Armağanı ödülünü Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri adlı eseriyle almıştır.
--reklam--
Başar Başarır Kitapları - Eserleri
- Sibop
- Havaalanında Satılmayan Kitaplar
- Teklifinizle İlgilenmiyorum
- Dolunay İki Gece Sürer
- Bize Umut Gerek
- Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri
- Nedir Hayat?
- Çıktığınız Hevesle İniniz
- Düzenboz
- Bozuk Para 1 Lira
--reklam--
Başar Başarır Alıntıları - Sözleri
- Namazda gözü olmayanın ezan da kulağı olmazmış hocam. (Dolunay İki Gece Sürer)
- “ Tarihin lekeleri dikenliydi. Silmeye çalıştıkça eli kanıyordu insanın , güneşin ateşini kolay kolay kimse soğutamazdı. “ (Dolunay İki Gece Sürer)
- Hala yeğen, ikisi de çok sıkıntılıydılar. Nebahat'in dip boyası çoktan gelmişti, halanın başörtüsünün altına kolayca sakladığı bir tutam saçında fer kalmamıştı. Ağır hasarlı kazalar sonrası pert otoparkında buluşmuş taşıtlara benziyorlardı. (Sibop)
- Hayat bir şaka gibi, kötü bir şaka gibi. (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- Zamanın hızı kendinde değil, asıl bizim içimizde saklanır. (Teklifinizle İlgilenmiyorum)
- Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni, Kuzular bize söyler yılların geçtiğini Kemalettin Kamu (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- Yeterince yanlış Işık gördüm, der, artık bana doğru bir karanlık lazım. (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- ''İnsan en çok uyurken insanmış.Dilerse zengin olurmuş, dilerse güzel.En çok gitmek istediği yere gider, en çok görmek istediği kişiyi görürmüş.Herkes onu beğenir, herkes ona âşık olurmuş.Güç isteyen güç bulurmuş, huzur arayan huzur.Uykudayken insan istediği yerdeymiş ve olmak istediği zaman... Sihirli bir şey uyku.Başka hiçbir sihrin olmadığı kadar kolay, herkese eşit davranan. Öyleyse neden çıkmak istesin insan, onu her an hazır bekleyen bu tarifsiz mutluluğun koynundan? Ne için uyanmalı? Neden kalkmalı yataktan?'' Sayfa 171 Bize Umut Gerek Uykusuz adlı öyküden Başar Başarır (Bize Umut Gerek)
- Kıl İngilizler boşuna söylememiş: Bir şeyi değiştirmek gerekmiyorsa, onu değiştirmemek gerekir, diye. (Sibop)
- "İnsanlar yükseklikten korkmaz. İçlerinde kabaran aşağıya atlama arzusundan korkar." (Teklifinizle İlgilenmiyorum)
- "Anlaşılan ülkede dolar kuru yükselirken insanlık irtifa kaybetmekteydi." (Dolunay İki Gece Sürer)
- “ Çünkü susmak da bir şiddetti , icabında en ağır en bitirici darbe. Konuşmayacaksın, karışmayacaksın.Darılmayacaksın.” (Dolunay İki Gece Sürer)
- "İşin erbabı arasında, kâğıt paralara verilen isim 'banknot'tur. Yabancı dilden gelen bu kelime 'bankanın yazdığı not, ödeme vaadi' anlamına gelir. Teknik bir terim olarak 'para' sözü, sadece bozuklukları ifade etmektedir. Yani uzmanlar ve meraklılar arasında 'para' dendi mi metal bozukluklar, banknot dendi mi de kâğıtlar anlaşılmaktadır." (Bozuk Para 1 Lira)
- "...Dur gitme,dinle bizi.Biz de kâinatın sırrını çözmek için uçuyoruz.Yerle gök arasında duran her şeyi bilmek için.Biz de gayret kuşağını kuşandık.Deniz gibi askerimiz,kum gibi zamanımız var.Ezelden beri gördüğümüz her şeye,bu neden böyledir?dedik.Bundan ne çıkar,bilsek ne olacak?demedik.Sonunda yekovan olduk.Bu tuzdenizinde,bu tuz çölünde,bu tuzlu ruhlar arasında,bu tuzaklar üzerinde kaldık.Dur, dinle.Senin de zamanın yakın.Anlayacaksın,içindeki sesi dinleyeceksin.Dur,gitme,kaçma,dur..." (Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri)
- ... O yüzden beklemeyecektin. Gidip konuşacaktın, içinden geçeni diline dökecektin. Durup beklersen kaderin nal toplatırdı ömür bayu sana. (Teklifinizle İlgilenmiyorum)
- Nedir hayat, uzayan ızdıraptan başka... (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- Olmaz olmaz demeyin, bana da çıkabilir. En kart ağaç bile bahar geldiğinde yeniden çiçek açar, en soğuk kış dahi bir gün biter, sonunda leylekler hep geri gelir...Hey gidi tencere dipli dünya, hey. Hayal ile hülya olmasa züğürdün canı çıkarmış. (Sibop)
- Türk söylemez, söylenir. (Bize Umut Gerek)
- Saç sefadan tırnak cefadan uzarmış (Havaalanında Satılmayan Kitaplar)
- "Bu memlekette ağzını korkmadan açabileceğin tek yer hususi dişçidir. Çenesini tutamayan daima kaybeder." (Sibop)
Yorumlar
0 yorum