Kitap Künyesi
Yazar: Nora Roberts (J.D. Robb)
Çevirmen: Zeynep Arkut
Orijinal Adı: Hot Ice
Yayın Evi: Epsilon Yayınevi
İSBN: 9789944823517
Sayfa Sayısı: 400
--reklam--
Sıcak Buz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Son model arabaları, eski filmleri, İtalyan stili çizmeleri seven ve jet hızıyla yaşayan, Manhattan sosyetesinden genç bir kadının yolu çaresiz kalmış bir kaçakla kesişince, birdenbire hayatını ölüm çizgisinde ve kontrolünü kaybetmiş olarak yaşamaya başlar. Etrafında mermiler uçuşmaya başlamadan hemen önce, Whitney Macallister’ın Mercedes’ine dalan deri giysili adam tam bir sürprizdir. Whitney ölümün bir adım önünde durabilmek için, bu gizemli yabancıyla bir ortaklığın içinde bulur kendini. Önlerinde tek bir şans vardır. Arkalarında ise yollarına çıkan herkesi öldüren soğuk, acımasız katiller Whitney ile gizemli yabancıyı Madagaskar’ın nemli ve egzotik doğasına taşıyan serüven, kazanan veya kaybedenin belli olmadığı ürkütücü bir sona doğru ilerlerken, aşk çıkagelir...
--reklam--
Sıcak Buz Alıntıları - Sözleri
- "Zenginler hayal güçlerini kullanmak yerine alışkanlıklarının esiri olan mahluklardir."
- İnsanlar genellikle beklediklerinden değişik bir görüntü olmazsa bakmazlar. ... İnsan doğası bu.
--reklam--
Sıcak Buz İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nora Roberts'in kalemini sevince ara vermeden bir kitabını daha okuyayım dedim ve Sıcak Buz'a başladım. Fakat daha kitabın birinci bölümündeyken çok yanlış bir tercih yaptığımı anladım. (Devamı spoiler içerir.) Kitap o kadar kötüydü ki anlatmaya neresinden başlasam, bilmiyorum. İlk önce ne kadar sıkıcı olduğundan mı bahsetsem acaba? Hani bu öyle bir sıkıcılık ki kitabı elime almak bile istemedim. Her gün bir bölüm bitirmek için kendimi zorladım ama bunu bile yapamadığım günler oldu. Kitapları yarım bırakmayı sevmediğim için zor da olsa bitirdim ama bu çok zorlu bir okuma süreci oldu benim için. Macera yönü ağırlıkta olan bir kitabın bu kadar sıkıcı olmasını da biraz acıklı buldum. Kitabın aşk yönü ise inanılmaz sığ geldi bana. Karakterlerin arasında hissedilebilir bir aşk yoktu, tutku yoktu, fiziksel çekim yoktu. Yazar macera kısmına ağırlık verdiği için aşk kısmını yazmayı unutmuştu sanki. Kitapta yaşanan olaylar da gram gerçekçi değildi. Hemen ilk sayfalardan bir örnek vereyim: Whitney, aşırı zengin ve istediği her şeyi elde etmiş bir kadın. Ne istese elde ettiği için de canı sıkılıyor, hayattan keyif alamıyor. Bir gün kırmızı ışıkta dururken arabasına tanımadığı bir adam biniyor ve Whitney'e, arabayı hızlıca sürmesini söylüyor. Derken arkadan başka bir araba daha geliyor ve Whitney'in arabasını kurşunluyor. Whitney, tüm bu olanlara ne tepki veriyor peki? Seviniyor. Yoo, yanlış okumadınız, cidden seviniyor. Sonunda aradığım macerayı buldum, sıkıcı hayatımdan kurtuldum falan diyor. Hatta ortama hemencecik uyum sağlamakta, peşlerindeki adamlardan kurtulmak için arabayı onların üstüne sürmekte ve oracıkta düşük bütçeli bir Hızlı ve Öfkeli sahnesi çekmekte bir sorun yaşamıyor. Daha sonra da hırsız ve dolandırıcı olduğu ortaya çıkan o adamla (arabasına binen) tarihi eser kaçakçılığı yapmak için yola çıkıyor. Böyle şeyler ancak kitaplarda olur bile diyemiyorum çünkü bence böyle şeyler kitaplarda bile olmaz. Mantık çerçevesinde ilerleyen ve gerçekçiliğe önem veren kitaplarda olmaz en azından. Kitaba dair diğer sıkıntı da Whitney'in durmadan, “Doug bir hırsız olabilir ama çok onurlu bir adam.” demesi ve bu söylemlerle Doug'u iyi biri gibi göstermeye çalışmasıydı. Yahu, adam hırsız. Tek derdi para çalmak ve kolay yoldan elde ettiği bu paraları yemek. Çok zeki olduğu için inanılmaz prestijli bir üniversiten burs falan almış zamanında ama çalışmak ve alın teri ile para kazanmak zor geldiği için hırsızlığa yönelmiş. Böyle bir adam niye onurlu olsun? Yaşadıkları her şeyi bir oyun gibi gören, dolaylı olarak onun yüzünden ölen masum insanları umursamayan, çalacağı tarihi eserin acı geçmişini bile takmayan bu ciddiyetsiz adam niye onurlu olsun? Ay ayrıca, Whitney kendi evine bir hırsız girse “Ne onurlu bir hırsızmış.” falan der mi? Yoo. Ee, Doug'a niye onurlu diyor? Çünkü o baş karakterimiz, çünkü baş karakterler kötülük de yapsa özünde hep iyi, hep onurlu insanlardır! Ayrıca bu Doug 'sözde' çok yetenekli bir hırsız ama iş üstünde olduğu zamanlar hiç anlatılmadığı için bu yeteneklerini göremiyoruz. Mesela, zamanında çok önemli bir tarihi eseri çalmış ama bu olayı “Arkadaşımla beraber mekana girdik ve elması çaldık.” diye anlatıyor. Bu kitapta peşine düştükleri tarihi eser hakkındaki kağıtlara nasıl ulaştığını da “Gittim, korumalar ve kilitli kasa tarafından korunan kağıtları aldım.” diye anlatıyor. Bu kadar detay vermeseydin be Doug. Hırsızlığın el kitabını mı yazacaksın, niye bu kadar uzun anlatıyorsun? Tüm kitap boyunca sadece adının geçmesiyle bile korkudan herkesi titreten, acımasızlığıyla alemde namı yürüyen Dimitri'nin bu kadar fos çıkması da saçmalıklardan bir diğeriydi. Güya bu Dimitri mafya, güya inanılmaz tehlikeli bir adam. Bizimkileri yakalayınca hiçbir şey yapmıyor ama. Öyle bir acımasızlık. Yerseniz... Bizimkilerin Dimitri'den ve tarihi eser kaçakçılığından kurtulma yöntemlerine ne demeli peki? Kitabın gerçekçilikle uzaktan yakından alakası olmadığını kabullenmiştim zaten ama bu kadarına da pes, dedim. Son olarak, kitabın sonunda ikilinin ilişkisinin geldiği hâli çok sevimsiz buldum. Bunlar son sayfalara doğru ayrılıyor aslında ama daha sonra Doug geri dönüyor. Önce Whitney'e evlenme teklifi ediyor, sonra da “Hırsızlık yapmak artık keyif vermiyor, o yüzden döndüm, geçimimi sağlamak için de restoran açmaya karar verdim, bana finansal açıdan destek ol.” falan diyor. Birbirleri ile zerre uyumlu olmayan bu ikilinin uzun soluklu bir ilişki yaşayacağına asla inanmadım. Doug'un, sırf güzel yemek yaptığı için (ki güzel yemek yaptığından bir sahnede bahsediliyor sadece, çok da üstünde durulun bir konu değil yani) hiçbir eğitim almaya gerek duymadan restoran açmayı planlamasını da çok anlamsız buldum. (Baştankara)
Yazarın okuduğum kitaplarının içinde açık ara en vasatlarından. Okurun merakını beslemeyecek şekilde yazılmış. Bu tarz bir kitap için bile fazla basit ve yüzeysel kalmış. Zamanıma yazık oldu. (Müzeyem)
Aşk ve macera romanı. Basit dili nedeniyle sayfa sayısına rağmen bir çırpıda okunuyor. Macera kısmı güzel anlatılmış ancak karakterlerin duygularından bahsedilmediği için kendinizi onların yerine koymaktan çok uzaktan izliyor gibisiniz. Film tadında bir kitaptı denebilir bu yüzden. Keyifli bir okuması vardı, bittiğinde yüzünüzde bir gülümseme bırakıyor. (cems)
--reklam--
Sıcak Buz PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nora Roberts (J.D. Robb) - Sıcak Buz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sıcak Buz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nora Roberts (J.D. Robb) Kimdir?
Nora Roberts, ABD'li ünlü aşk ve macera romanları yazarıdır. 210'dan fazla roman yazmış, kitapları uzun süre en çok satanlar listesinde kalmış ve 35 ülkede basılmıştır. Ayrıca J.D. Robb takma adıyla 21. yüzyılda geçen Ölüm Serileri - In Death - adında polisiye aşk romanları da yazmaktadır.
Silver Sipring Maryland ABD’de beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. Rahibelerin disiplini altındaki katolik okulunda okuduktan sonra genç yaşta evlendi ve Keedysville Maryland’e yerleşti. Kısa bir süre hukuk alanında sekreter olarak çalıştı. İki oğlu doğduktan sonra işini bıraktı ve evde farklı uğraşlar edindi.
Çok okuyan bir ailede yetişen Nora Roberts’ın, okumadığı ya da kafasında hikâyeler uydurmadığı zamanlar yok gibiydi. Böylece bir kalem ve bir defter alarak bu hikâyeleri yazmaya başladı. İlk denemeleri pek çok yayınevi tarafından red edildikten sonra, 1981 yılında ilk kitabı Irish Thoroughbred Silhouette yayınevi tarafından basıldı. Esas çıkışını ise MacGregor Ailesi'nin maceralarını anlattığı serinin ilk kitabı, Playing the Odds ile 1985 yılında yaptı.
Nora, marangoz olan ikinci kocası Bruce Wilder ile evine kitap rafları yaptırmak istediği zaman tanıştı. Çift 1985 yılının Temmuz ayında evlendi. O günden beri evlerini genişlettiler, bir kitapçı dükkânı açtılar ve sık sık seyahat ediyorlar. Tarihi bir oteli satın alarak yeniden restore ettiler ama 2008 yılında, açılışına birkaç ay kala, çıkan bir yangında otel tamamen yandı. Nora ve Bruce vazgeçmeyerek, bu sevdikleri yeri, yeniden inşa ettiler ve 2009 yılının Şubat ayında açılışı gerçekleştirdiler.
Hayatı boyunca Nora’nın etrafı, hep erkeklerle çevrili olmuştur. Sadece evin en genci değil, aynı zamanda ailesinin tek kızıydı. İki oğlan çocuğu yetiştirdi. Bu yüzden erkek kafa yapısına iyi bir bakış açışı geliştirerek, romanlarında okuyucularına inanılmaz tatlar bırakıyor.
Nora yazdığı kitaplar ile, yayın dünyasından ve meslektaşlarından pek çok ödül kazanmıştır. Ayrıca seri halinde yazdığı kitaplar için şöyle demiştir:
“İlişkiler kitaplarımda daima anahtar rol oynamıştır. Aile hayatının hareketliliği, paylaşılan ve gelişen ortak hikâyeler beni cezbetmiştir. Birbirine bağlı kitaplarımda, karakterler daima önce gelir. Eğer hikâyelerini anlatmam için beni zorlamazlarsa, okuyucunun ilgileneceğine inanmam. Kitaplar boyunca ilerleyen, bir çizgi, bir konu ya da bir soru vardır ve sonunda çözülür. Karakterler, aralarındaki ilişkiler geliştikçe ve aşk ortaya çıktıkça her bir kitap kendi içinde tek olmalıdır ama okuyucunun istediğine inandığım şekilde birbirine bağlı olarak devam etmelidir.”
--reklam--
Nora Roberts (J.D. Robb) Kitapları - Eserleri
- Çıplak Ölüm
- Görkemli Ölüm
- Ölümsüz Ölüm
- Beyaz Düşler
- Büyülü Ölüm
- Mutlu Ölüm
- Dolunayda Aşk
- Işığın Anahtarı
- Noel'de Ölüm
- Bilgeliğin Anahtarı
- Bu Güller Senin
- Villa
- Düşlerin Ötesinde
- Baştan Çıkaran Ölüm
- Cesaretin Anahtarı
- Yarın ve Daima
- Ölüm Tuzağı
- Değerini Bil
- Hain Ölüm
- Yüzleşme
- Ömrüm Senindir
- Uğursuz Kolye
- Son Sevgili
- Ölüm Tanığı
- Aşk Sığınağı
- Ölümüne Sadakat
- Üç Kader Tanrıçası
- Kindar Ölüm
- Aşkın Resmi
- Ölüm Yargısı
- Masum Ölüm
- Portredeki Ölüm
- Gölge Büyüsü
- Kara Cadı
- Geçmişten Gelen Ölüm
- Bir Umut Daha
- Bataklıkta Gece Yarısı
- Taklit Ölüm
- Sıcak Buz
- Kan Büyüsü
- Nehrin Sonu
- Kör Ölüm
- Kumarbaz Aşk
- Çifte Ölüm
- Utangaç Milyoner
- Ölüm Sanrısı
- Aşk Senfonisi
- Güzel Tehlike
- Gizemli Komşu / Ben Sende Tutuklu Kaldım
- Kader Bağladı Bizi
- Gece Vardiyası
- Yalnız Adam
- Alacakaranlık
- İz Peşinde
- Gölgeler Arasında
- Kalbinin Sesini Dinle
- Geçmişin Gölgeleri
- Alevlerin İçinden
- Paylaşılan Hayaller
- Nick'i Beklerken
- Duygu Fırtınası
- Bir Gece Ansızın
- Milat
- Güvenim Sonsuz
- Hayaller Gerçek Olsa
- Hayat Bir Mucizedir
- Yeni Bir Düş
- Aşk Senfonisi - Melek Yüzlü
- Sevdiğim İrlandalı
- Büyülü Plan
- Büyülü Serüven
- Bir Gece Ansızın - Bitmeyen Rüya
- The Obsession
- Güvenim Sonsuz - Aşk Engel Tanımaz
- The Perfect Neighbor
- The Collector
- Tutkuların Ezgisi
- Skin Deep
- The Awakening ( The Dragon Heart Legacy #1)
- All I Want For Christmas
- Mord og Kærlighed
- Nattens Skygge
- Nattens Stemme
- Du Er Min Kærlighed
- Stolt og Stædig
- Med Åbne Arme
- Dance of the Gods
- Morrigan's Cross
- Montana Sky
- Farlig Forelskelse
- Venter På Nick
- Hænderne Op For Alex
- Whiskey Beach
- Genuine Lies
- Northern Lights
- Nightshade
- The Witness
- The Liar
- Summer Desserts
- Lessons Learned
- One Summer
- Second Nature
- Dance of Dreams
- Year One
- The Stanislaski Brothers: Mikhail and Alex
- The Stanislaski Sisters: Natasha and Rachel
- Reflections
--reklam--
Nora Roberts (J.D. Robb) Alıntıları - Sözleri
- "Ben içeri girdiğimde, sen uyuyordun ve ben de şöyle düşündüm: Iste benim askerim,savaşlardan bitkin düşmüş." Roarke onun elini kaldırıp parmaklarını öptü. "Şimdi bakıyorum ve şöyle düşünüyorum: Iste benim kadınım, yumuşak ve güzel." (Taklit Ölüm)
- Çoğu insan yirmi yaşlarındayken kimse tarafından incitilmeyeceğine inanır. (Portredeki Ölüm)
- Yaşam, diye düşündü, bazıları için en güzel şeyi sona saklama riskini alamayacağı kadar belirsiz. (Kindar Ölüm)
- Hayat yolu, asla dümdüz gitmez. (Ölüm Tanığı)
- "Bazı insanlara hiçbir şey yetmez." (Aşkın Resmi)
- Savaşı beklemeyen bir adam, her zaman yenilmeye mahkûmdu. (Üç Kader Tanrıçası)
- ''Nasıl onu bir zamanlar sevdiğimden daha fazla sevebilirim? Nasıl oluyor da, şu anda içimde ona karşı her zamankinden daha fazlası olabiliyor?'' ''Sevgi solup ölebilir, bunu gördüm. Ama aynı zamanda büyüyüp, gelişebilir de. Sanırım gerçek olduğunda, sadece daha fazla ve daha güçlü olabiliyor.'' ''Bir ıstırap olması gerekmiyor.'' ''Hayır. Bence, beraberinde mutluluk ya da ıstırap getirmesinin nedeni bizim bununla ne yaptığımızla ilgili.'' (Kan Büyüsü)
- Konuyu sen egomu koşa diye açmadım... ama devam et. (Beyaz Düşler)
- "Para", diye söze başaldı. "Büyük miktarda para bir çok sorunu çözerken başka sorunlar yaratır. Ama ister zengin, ister fakir ol, ayak parmağını bir yere çarparsan acır." (Aşkın Resmi)
- Işık karanlıkta parlak; ve karanlık onu alt edememiştir. (Milat)
- "Bir insana onu sevdiğini ondan bir şeyler bekleyerek söylemezsin bence. Ona bir şeyler sunmak istediğin için söylersin." (Bu Güller Senin)
- "İnsanlar birbirlerinden bir şey istedikleri için beraber olurlar. O şeyi bir başkasından isteyinceye kadar birlikte kalırlar. [...] (Tutkuların Ezgisi)
- İnsan bazen olayları o anda değil de yıllar sonra daha iyi görebiliyor. (Ölüm Tuzağı)
- "Nasıl oldu da, Boston'da ki o kadar zarif hanım ve burada, New Oerlans'ta ki o kadar güzel kadın arasından gözüne beni kestirdin?" "Bir tanesi bile kalbimi durdurmadı. Ama sen durduruyorsun. Bir tanesi bile kalbimi yerinden fırlayacak gibi çarptırmadı. Ama sen çarptırıyorsun. Bir tanesi bile, kendimi on yıl sonra, yirmi yıl sonra hala onunla el ele hayal etmeme neden olmadı. Oysa sen oluyorsun." (Bataklıkta Gece Yarısı)
- Ailene karşı gelmek güçlü bir karakter gerektirir. (Kör Ölüm)
- Katiller cinayet yerine daima geri dönerler. Klişelerin her zaman bir temeli vardır. Aksi takdirde klişe olamazlardı. (Çıplak Ölüm)
- "Ekmek misafirperverliği simgeliyor. Ekmeği bölüşüp yeriz." (Milat)
- ...mutsuz evlilikleri anlıyordu fakat bu mutsuzluğu, sadakatsiz olmak için bir bahane veya sebep olarak kullanmayı anlamıyor ve kabul edemiyordu. Neden insanlar evliliklerini sonlandıramıyordu? Eğer başka birini veya başka bir şeyi istiyorlarsa neden aldatmak ve yalan söylemek yerine evliliği düzgün bir şekilde bitiremiyorlardı? Boşanma; aldatmadan, yalanlardan ve sonu gelmez öfke nöbetlerinden daha acı verici olamazdı, ne çift için, ne de buna tanık olan çocuklar için. (Değerini Bil)
- "Hemen hemen mükemmel olan, mükemmelden daha iyidir." (Kalbinin Sesini Dinle)
- "Tecrübeler yara izleri bırakır. Bazıları diğerlerinden daha derindir." (Gece Vardiyası)
Yorumlar
0 yorum