Kitap Künyesi
Yazar: Gülten Akın
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789753635035
Sayfa Sayısı: 204
--reklam--
Şiir Üzerine Notlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Şiir Üzerine Notlar, Türk şiirini oluşturan tek tek şairlerin bir araya getirildiği bir anatomik harita...Dağlarca'dan Murathan Mungan'a, Haşim'den Enis Batur'a, geçmişi ve bugünüyle, Türk şiiri için ince elenip sıkı dokunmuş yazılar...Gülten Akın, (Akademisyenlerimizin nedense kaçındığı yerde) şiir üzerine yazmak hakkını kullanıyor.
--reklam--
Şiir Üzerine Notlar Alıntıları - Sözleri
- “Sana arkasını dönen birinin, yüzüne bakmaya çalışma.”
- bazı sözler karanlıkta söylenir bazı sözler hiçbir zaman Murathan Mungan
- Sonra sonra açılan boşluklardan Sevdiginiz, dost oldugunuz, bel bağladığınız Birinin kayıp gittiğini hatırlarsınız Sessizce.. Ah yaralandım diyebilirsiniz, Bütün ölenleri bağışlıyorum. Başıboş gezdiginiz bahar günlerinde
- Sen beni, benim sana inanmışlığımdan vurdun.
- Sögüt agacı güzeldir Fakat trenimiz Son istasyona vardıgı zaman Ben dere olmayı Sögüt olmaya Tercih ederim Orhan Veli Kanık
- İnsanlardan buz gibi soğudum Işte yalnız sen varsın Öyle halsizim ki hiç sorma Anlarsın. Cahit Külebi
- Asırlardır bu böyledir Bütün kötülükler geçer Yaşar iyi ve güzel olan. Necati Cumalı
- Çağımızdaki savaşların, insanların birbirlerini ve eşyayı yokedişlerinin tanığı olmak var ki, asıl korkulan, kin duyulan, umutsuzluk veren bu olmalı.
- Diyor ki o, yoksulluk değildir hayatı yıkan, söndüren. İnsanı insanlığından eden. Dağıtan. Yoksulluğa eklemlenmiş olan tek başınalıktır, yalnız kalıştır.
- Hadi gittiniz Anadolu'ya. Hadi var gücünüzle çabaladınız. O sizin akılsızlığınız. Ama bir de halk için şiirler yazıp, onları yüceltmeye, övmeye filan giriştiniz mi yandınız. Popülist'siniz.
- Rabbim bırakma beni korkuyorum Ki bütün azalarım yaşamakta.
- Bazı sözler karanlıkta söylenir Bazı sözler hiçbir zaman
- “Sen beni, benim sana inanmışlığımdan vurdun.”
- “Şiir, insanda hiçbir iletişim kanalının ulaşamayacağı gizler noktasına en yakın giden iletişim türüdür.”
--reklam--
Şiir Üzerine Notlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazar, Edebiyatımızdaki bazı Şairlerin özellikle kendine özgü tarz içerik ve anlam oluşturan şairlerden bazılarını işlemiş. Şiir üzerine yazılar yazmış. Gülten Hanımın bu kitabıyla şiire olan tutumunu ve dünya görüşünü anlamak zor olmasa gerek. Kendisi, toplumu anlatan, toplumun çektiği zorlukları anlattığı şiirlerinin bir mesaj taşımasının zorunlu olmadığını yeterki durumu ifade etsin mantığında. Ele aldığı şairlerin genellikle başarılı bulduğu bir şiirini tahlil eder. Güçlü yönlerini zayıf yönlerini açık açık söyler. Genel anlamda da şair hakkında düşüncelerini söylemeyi ihmal etmez. Selam ve dua ile. Keyifli Okumalar (Mustafa)
Gülten Akın, "durup ince şeyleri anlamaya" yönelimli, incelikli bir kadın şairimiz. Şiirlerinde olduğu gibi şiir üzerine görüşleri de çok kıymetli. Eserini üç ana başlık altında toplamış. İlk bölümde, 'içerik gelişimi' hakkında. 15 büyük şairimiz ele alınıyor. İkinci bölüm, 'Şiirde yapı' üzerine, yapısalcı şiiriyle Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi, gibi şiire yapı bakımından yaklaşan, bu anlamda şiire yön veren şiir anlayışlarıyla üstadlarımız. Onlarda anlam ikinci plana atılmış gibi ama bunu ancak Ahmet Haşim için kullanmalıyız. Daha sonra gelen Ahmet Muhip Dranas, Metin Altıok, Süreyya Berfe -burada bir parantez açmak gerekir ki Süreyya Berfe'nin yapısalcı şiiri dikkate şayan. "Yorgunluktan başım düşüyor." "Yüzümün rengi durdu." "Oda çekmiş sıcağını." "Gözlerim soldu." vb. bu dizeler onun özgün şiirinin bir örneği olan Bir Dost Bulamadım Gün Akşam Oldu'dan alıntı. Açıkça görülüyor ki, Berfe'nin şiiri, farklı bir aşamada, ayrı bir yerde- gibi yapı, Berfe' de örnek verdiğim gibi farklı bir boyutta. Son bölümde de şiirleriyle pek tanınmayan, yine de özgün kalemleriyle başarılı olmuş şairlerin/yazarların şiir anlayışları üzerine eğilmiş. ( Enis Batur, Murathan Mungan, Barış Bıçakçı gibi) İlk Not'yla, "Şiir kıskançtır. Başka uğraşların ondan zaman ve ilgi çalmasına küser. " diyerek başlıyor söze. İlk şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca oluyor. Dağlarca'nın Çocuk ve Allah adlı kitabı itibariyle şiir dilini tahlil ediyor. Onun için "biçim,öz, dil birliği" vardır diyor. Ona göre Dağlarca ikilikler üzerine bir denge sağlamıştır. "İlk şiirinden son şiirine dek kendini geliştirmiş bir ozandır." Behçet Necatigil, şiiri ve yaşamı iç içe bir şair. "Ozan daha çok çevirmiş gözlerini içeri," deyip "Dil kıvrak, anlatım etkin, usta işi. Kendini ezberleten şiiler." diye ekliyor. ( Her şairi ve şiirini incelerken, sonuna da, beğendiği bir iki şiirini de koyuyor G.Akın) Cahit Külebi, " Gerçek ozandır, seçkindir." diyor. Garip şiiriyle benzerliği, yalın oluşu. Farklı yanı ise, "Anadolulu. Yıpranmamış." olmasıdır. Necati Cumalı için, "Kısa halk destanları türünde başarılı olduğu hep" diyerek Cumalı'nın şiirinin folklorik özelliğini öne sürüyor. Ardından, " süse başvurmadan, yalın yazıyor." derken öykülemeyi amaç olarak kullandığı için de eleştiriyor. Hatta bunun için, "keşke şiirlerinde daha çok- öyküden çok- dram egemen olsaydı." diye sitem bile ediyor. Ceyhun Atuf Kansu, "Dünya kardeşliğinin, sevgisinin ozanı. Halkın mutluluğu için yazan ozan." Dünya bizimdir. Şiiri hepimiz içindir. Öyleyse 'bağbozumu' sofrasına buyuralım. Atilla İlhan. Şiirini yüceltiyor. Doruklara vardırıyor. "Atilla İlhan'da öyle şeyler var ki, insan onlardan sonra şiir okumak istemez. Yüzyıl doyurur adamı." iddialı! Yerel sözcüklere başvuruyor İlhan. Bireyci ve toplumcu şiir çizgisi olan bir şair. Ve Ahmed Arif. Onu ayıralım. Zira 'incelik ve korkusuzluk' sıfatları bir arada kullanılmamıştır bir şair için. Onun şiiri böyle, has şiir. "Ahmed Arif'in şiiri baştan sona somut gerçeklere dayanan bir şiir. Zor bir şiir." Hakkını veriyor. Ziyadesiyle.Sonra, "Benzersiz bir ozan." gerçekten benzersiz o! Orhan Veli. Devrimci bir şair. Türk şiirinin çizgisini değiştirmiş, dilde ve özde yalınlığı kullanmış, diğer 'Garip'çiler ile birlikte öncü bir şair Orhan Veli. Kendi yorumumu söylemem gerekirse, şiiri konuşma diline bu denli yakınlaştırıp da şiir tadını verebilecek, bu inceliği sindirebilecek bir başka şair yoktur diyorum. Anlatımda, mitoloji ve masallar öğelerine başvurmuş. Çok yoğun ve doyumsuz bir şiir. Oktay Rifat. Orhan Veli ile birlikte aynı çizgideler. Ancak Gülten Akın onu, Anday ve Orhan Veli'den ayırıyor bir noktada. "Oktay Rifat'ın şiire girişi, Anday'ın ve Orhan Veli'ninkinden çok daha sağlam, daha ölçülü." diyor. Folklora yaslanıyor. Anlam geliştiriliyor ve genişletiliyor. Melih Cevdet Anday. Rahatı Kaçan Ağaç kitabına yaptığı yorumda, "Japon şiirlerine benzer küçük şiirlere" benzetmiş. "halk şiirinden esinlenmiş olanlar" ve "içli, romantik şiirler, düşlerin ve dileklerin şiiri." şeklinde yorumlamış. Edip Cansever için, "Dize ustasıdır." demek yeterli olur sanırım. Turgut uyar'a duygusallığı yakıştırıyor. Ona göre, "Hoş bir duygusallığı var." Cemal Süreya. Yine şiirde değişen bir çizgi daha. İkinci Yeni şairlerinden. Erotik şiirin, "cinsel sevinin şairi." Metin Eloğlu, "Türk şiirinin 'kendi başına' olanlarından biri." diyor. Bu 'kendi başınalık' özgülüğü de beraberinde getiriyor tabii. 'Dilde benzersizlik' diye tanımlanabilir onun şiiri. Can Yücel'de mizah ön planda. Ancak bununla sınırlamamak lazım. Dildeki ekonomik yapılaşmada da başarısı görülüyor. Örneğin "Ideot'lojik" sözcüğü üzerinde duralım. Gülten Akın şöyle yorumluyor bunu. "İdeot'lojik yerine aptalca, sersemce diyemezdi. Çünkü anlatmak istediği bu değil. Hem ideolojik'ten kaynaklanan bir maraza bu belli, hem de olmaması gereken, yersiz, aptalca..." Ahmet Haşim'in sezgisel, imgesel şiir anlayışı. Anlamdan ziyade musikiye yakın, yani söz-müzik birlikteliği, ancak müziğe daha yakın onun dili. Ağır ama yoğun. Hoş... "Kendi özel dilini ve şiirini kurmuş" diyebiliriz. (Gülten Akın Haşim'in şiirini - tıpkı diğer şairlerde olduğu gibi- mısra mısra Hatta sözcük sözcük ele alıp tahlil ediyor. Ahmet Hamdi Tanpınar... Edebiyatımızın bel kemiği. Üstadımız. Gözdemiz. "Ne zamanın içinde olan, Ne de büsbütün dışında olan" büyük şairimiz. Bir lahza duralım ve nihayete vardıralım sözümüzü. Ona ithaf ettiğim şu dörtlükle. Ahmet Hamdi'ye Döndüm yine yalnız olarak kendime, Beyhude bir yolculuğun ardından. Yok kimse gönlümü avutacak, Gölgesiz bir ömür bu yaşadığım. Didindik durduk, onunla beraber şiir için. 'Zamanın ne içinde ne de büsbütün dışında.' Bir şairi ve şiirini, bir de şairin gözünden görmeli. İncelikli kadın ve şairimiz Gülten Akın'ın gözünden. (Mehmet Reşit)
İlgi alanı şiir ve şiir eleştirisi olanlara tavsiye edebileceğim bir kitap. Gülten Akın in kendi için aldığı notlar izlenimi uyandırıyor bazen. Yazdiklarini anlamak için bahsettiği şiirleri biliyor olmaniz elzem. Yoksa havada kalıyor cümleler. Düğümlenmis cümleler sizin cozmenizi bekliyor. Sabredemeyecekseniz , durup dusunemeyecekseniz okumayın derim. Anlaşılmak istenen emek isteyen bir kitap. Ama her şeyden önce bahsedilen şairleri ve şiirleri biliyor olmak lazım . (Mustafa DOĞAN)
--reklam--
Şiir Üzerine Notlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gülten Akın - Şiir Üzerine Notlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şiir Üzerine Notlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gülten Akın Kimdir?
Gülten Akın Cankoçak (d. 23 Ocak 1933, Yozgat - ö. 4 Kasım 2015). Türk şair ve yazar.
1950'li yıllarda yazmaya başladığı şiirleriyle, kısmen İkinci Yeni çizgisinde görülen, ancak 1970'li yıllardaki şiirlerinden itibaren bireysellikten toplumculuğa yönelen bir şairdir.
Şiirleri pek çok dile çevrilen ve kırktan fazla şiiri bestelenen Gülten Akın, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın 2008 yılındaki vefatından sonra Milliyet gazetesinin yaptığı bir araştırmada en fazla oyu alarak "Yaşayan En Büyük Türk Şairi" olarak gösterildi. Şiirinde bir doruk noktası olarak nitelenen Beni Sorarsan'ı 2013'te yayımladı.
23 Ocak 1933 tarihinde Yozgat'ta doğdu. Yozgat'ın Sorgun ilçesinde ilköğrenimini tamamladı. 1940'lı yıllarda memleketi Yozgat'tan Ankara'ya göç etti ve ortaöğrenimini Ankara Atatürk Anadolu Lisesi 'nde tamamladı. 1955'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.
1956'da Yaşar Cankoçak'la evlendi; bu evlilikten beş çocuk sahibi oldu. Kaymakam olan eşinin görevi nedeniyle 1958-1972 arasında Anadolu'nun çeşitli ilçelerinde yaşadı. Gevaş, Alucra, Gerze, Saray ilçelerinde ve Kahramanmaraş'ta yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yaptı.
1972'de Ankara'ya yerleşerek Türk Dil Kurumu Derleme ve Tarama Kolu'nda çalıştı. Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliğinde bulundu. Demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu çalışmalarına katıldı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı. 1978'de emekliye ayrıldı. 1980'lerde Ankara'da bir banka soygununa katıldığı gerekçesiyle tutuklanan ve dosyası Şentepe Devrimci Yol davasıyla birleştirilerek önce müebbet hapse mahkum edilen sonra cezası Yargıtayca bozulan oğlunun cezaevi günlerinde yaşadıklarını şiirine yansıttı. 42 gün (1986) adlı kitabında Mamak Cezaevi'nde süren açlık grevini anlattı. Yaşamını Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde sürdürdü.
4 Kasım 2015'te tedavi görmekte olduğu hastanede hayatını kaybetti. Cenazesi 6 Kasım 2015 cuma günü Kocatepe Camii'nden kaldırılarak Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.
Son Haber gazetesinde ilk şiiri 1951'de yayımlandı. Ardından Hisar, Varlık, Yeditepe, Türk Dili, Mülkiye gibi dergilerde çıktı. Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken, daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır bastı. 1980 öncesinde halkın yaşadıkları, onun da hayatına ve şiirine yansıdı. Daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yöneldi. Gezip gördüğü yerlerden aldığı esinle zenginleşen ve coşkulu bir insan sevgisiyle yoğrulan şiiri, toplumsal sorunları, yaşam-halk ilişkisini öne çıkardı.
Şiirlerinde büyük ölçüde folklor öğelerinden yararlandı. Şiir üzerine yazılarını bir araya getiren "Şiiri Düzde Kuşatmak" (1983) kitabında, halk kaynağına inme isteğini, "halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak" sözleriyle açıklar. Şiirleri pek çok dile çevrildi ve kırktan fazla şiiri bestelendi. Bestelenen şiirlerinden biri, Sezen Aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren Deli Kızın Türküsü'dür.
2008'de Dağlarca'nın ölümünden sonra Milliyet gazetesinin yaptığı yaşayan en büyük şair araştırmasında en çok oyu alan Gülten Akın, şiirinde bir doruk noktası olarak nitelenen Beni Sorarsan'ı 2013'te yayımlamış ve bu kitabı ile Metin Altıok Şiir Ödülü'ne layık görülmüştür.
Akın, şiir dışındaki edebi türlere fazla ilgi göstermedi ancak yedi adet kısa oyun yazdı. Ürettiği tiyatro metinlerinde kadın, evlilik, düzene yönelik eleştiriler, yoksulluk, yalnızlık, yaşlılık ve yabancılaşma gibi konular üzerinde durdu.
Ödülleri
1955 - Varlık şiir yarışmasında birincilik ödülü
1964 - Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü ,Sığda ile
1972 - TRT Sanat Ödülleri Yarışması'nda Başarı Ödülü, Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı ile
1976 - Yeditepe Şiir Armağanı, Ağıtlar ve Türküler ile
1991 - Halil Kocagöz Şiir Ödülü
1992 - Sedat Simavi Edebiyat Ödülü
1999 - Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü
2003 - Dünya gazetesi Yılın Telif Kitabı Ödülü
2008 - Erdal Öz Edebiyat Ödülü
2014 - Metin Altıok Şiir Ödülü
--reklam--
Gülten Akın Kitapları - Eserleri
- Deli Kızın Türküsü
- Kestim Kara Saçlarımı
- Kırmızı Karanfil
- Beni Sorarsan
- Sessiz Arka Bahçeler
- 42 Gün
- Ağıtlar ve Türküler
- Uzak Bir Kıyıda 1984 - 2003
- Toplu Şiirler 2
- Toplu Şiirler 1
- Kuş Uçsa Gölge Kalır
- Sonra İşte Yaşlandım
- Seyran
- Şiir Üzerine Notlar
- Uzak Bir Kıyıda / 1991-2013 - Toplu Şiirler III
- Celaliler Destanı
- Rüzgar Saati
- Şiiri Düzde Kuşatmak
- Sığda
- Sevda Kalıcıdır
- Toplu Şiirler
- İlahiler
- Sevdiğim Yaz Geldi Yine ( Ciltli )
- Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı
- Toplu Oyunlar
- Bütün Eserleri I - Gülten Akın
--reklam--
Gülten Akın Alıntıları - Sözleri
- Suya düşmüş arıyı gözleyen Bu dünya düşündürmez mi Kimin hayatı, kimin umurunda Oysa sarmalandın, paylaşıldın Ortasında sen gibi bir kalabalığın... (Sessiz Arka Bahçeler)
- Bazı adamlar var şaşıyoruz. Avuçlarındaki sıcağı nasıl Düzenlerini nasıl yitirmiyorlar Şaşıyoruz burası İstanbul  (Kestim Kara Saçlarımı)
- Azizler yahut günahkârlar gibi farketmez Ellerim yüreğim dolu gelmişim Şuracıkta dünyanın öbür ucunda Rüzgârı senin değirmenine çevirebilirim (Rüzgar Saati)
- Yüreği ışıdı, "insan'' diye düşündü. İnsandır. İnsanda umut vardır umut vardır... (42 Gün)
- Sevememek biraz yorgunluktandır. (Kestim Kara Saçlarımı)
- Gün kendini değiştiriyor. Ama insan kendini değiştiremiyor. (Beni Sorarsan)
- Bir roman kadar uzun bu tümce, - Sonra işte yaşlandım. (Uzak Bir Kıyıda 1984 - 2003)
- Biz belki çok bilen, çok dalgın, çok konuşkan Ama kesinlikle ölen solucanlarız Tam eskimiş, sinmiş gövdemize Tam kendimizin olmuş giysiyi Hızla yenileriz, hızla yenileriz, hızla, hız... (Sığda)
- Ayrılık sularda nilüfer görürsün tutamazsın (Ağıtlar ve Türküler)
- Bizcil sen de Kuş mu sandın yalanı yanlışı Taksan kanatlanır mı? Yediğin seni yakacak Vurduğun seni yakacak Gör cehennem yok mu var mı? (Ağıtlar ve Türküler)
- “Aynı dille konuşuyor / aynı dili konuşmuyoruz.” . (Ağıtlar ve Türküler)
- “. . . Aynı dille konuşuyor, aynı dili konuşmuyoruz." (Ağıtlar ve Türküler)
- "Senin verdiğin umudu Geyik içse ölür, balık yutsa.." (Toplu Şiirler)
- Her mültecinin içinde bir gül ağacı boylanır Sıcağa susuzluğa dayanıklı Ülkesizlik tüm ülkeler sayısınca genişliktir Sınırsızlığa sonsuzluğa dayanıklı (Sevda Kalıcıdır)
- "Adresini yaktım. Yakmak gibiydi biraz da dünyayı, her şeyi... Yaktım adresini, şimdi özlem dolu hayatım." (Toplu Şiirler)
- - Otuz gün oldu bacım bugün. Tam otuz gün. Eriyip gidiyorlar. - Sebebi neymiş peki, niye bu oruç. - İnsanca yaşamak istiyorlar yalnızca. Kötülüksüz, dayaksız. Ölmeyi, onurlarıyla ölmeyi seçtiler. (Toplu Şiirler 2)
- Ufak şeylerdi diyorum, küçük soluklar,bir ömre karşılık bu kör yalnızlık değildi seçtiğim... (Kuş Uçsa Gölge Kalır)
- Ağaçtan maviden denizden uçar kuş Kendinden uçamaz (Kestim Kara Saçlarımı)
- Bir roman kadar uzun bu tümce, —Sonra işte yaşlandım. (Uzak Bir Kıyıda / 1991-2013 - Toplu Şiirler III)
- Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya (Kırmızı Karanfil)
Yorumlar
0 yorum