Kitap Künyesi
Yazar: Mine G. Kırıkkanat
Yayın Evi: Epsilon
İSBN: 9789753315623
Sayfa Sayısı: 142
--reklam--
Sinek Sarayı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
...Trakya köylerinde evin başköşesinde durur. İncecik çöplerden yapılmış, minyatür bir Uzak Doğu tapınağını andırır. Üstünü renk renk, küçücük çaput parçaları süsler, rüzgarda kımıl kımıldır. Suyun dibinde balıkların kandığı olta tüyleri gibi, sinek sarayının görevi de sinekleri üstüne çekmektedir. Evin içindeki sinekler, bu kımıl kımıl ince sarayın üstüne toplanırlar; renkli çaput parçalarına, incecik çöplere pislerler. Evin diğer eşyaları bir ölçüde temiz kalır. Rüzgarda salınan narin gövdesi ve güzelim renkleriyle sinek sarayının gerçekte ne işe yaradığını görmek, insanı hüzünlendirir. Kimi evler ve kimi yaşamlar da sinek saraylarına benzerler. Görevleri temiz olmak değildir, ama boşuna oldukları da söylenemez. Güzellikleri ise bizim hanemize kazanç yazılır...
--reklam--
Sinek Sarayı Alıntıları - Sözleri
- "Kocaman kalabalığın ortasında yalnızlık duymak da bir beceriydi."
- Salon kocaman bir terasa açılıyordu. Kapıyı açıp çıktım ve İstanbul, bir tokat gibi çarptı yüzüme. Önümde o eşsiz Marmara Denizi uzanıyordu. Karanlığın içinden fışkıran minareleriyle altın renkli Topkapı, Süleymaniye, Yeni Camii’nin ince minareleri, Sirkeci’ye bağlı vapurların kıpır kıpır ışıkları ve hafif uğultularla yol alan teknelerin ortasında kocaman öyküsü ve minik varlığıyla Kız Kulesi. Gece, Boğaz ve Marmara’nın kusurlarını örtüp güzelliklerini gösteren bir anne gibi sarmalamıştı İstanbul’u.
- Önce ormanları yok ettiler, sonra denizleri kirlettiler, havayı solunmaz hale getirdiler, suları tükettiler, hayvanat bahçesindeki hayvanları kesip yediler, kitapları yaktılar, sirkteki hayvanları yaktılar, okumayı öldürdüler, yazıyı öldürdüler, gazeteleri öldürdüler.
- Yatak lavanta kokuyordu. Bu evde her şey güzel kokuyor zaten. Ya da bana öyle gelmekte. Oysa yaşlıların özgün bir kokusu vardır. Ölüme yakınlığı getirir akla; hüzünlenirim, hiç sevmem. Ama burada, bu yatak, bu ev ve bu kentte her türlü kalıbın, bilinenin dışına çıkmış gibiyim.
- İnsanların boyu, ömrüyle birlikte kısalıyor.
- “Bir gürültü duydum, meğer yalnızlığın ayak sesleriymiş”
- -Yani sen aslında Mimar Sinan’sın! -Öyle sayılır, dedim. Ama Hilmi’den farklı olarak ben mimarlık yapmıyorum. Dolayısıyla, her doktorla tanıştırıldığında bir tarafının ağrısından dem vuran geri zekâlılar gibi, yazlık evinin gusülhanesi için akıllar sorma bana!
- Gençler kendi yaşadıklarını ölçüt almazlar. Onların zamanı gelecektedir çünkü. Zamana, geçtikten sonra sahip çıkıyor insanlar. Benim zamanım geçti işte. Taksilerin pembeye boyandığını görünce, sarı taksili çocuğun zamanı da dolacak.
- Bu ülke insanlarının ne kadar cömert olduklarını bilirim. Ama cömert duyguların yaraladığı insanlar vardır. İyi niyet, aşağılayıcıdır kimi zaman. Nefrete dayananların, merhametle öldürüldüklerini gördüm.
- “Eğlenen bir kalabalığın ortasındakı yalnızlık, bilemezsiniz ne kadar acıdır. Tek kişilik kederleri taşımak her zaman daha ağırdır”
--reklam--
Sinek Sarayı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın adı:Sinek Sarayı Yazarın adı:Mine.G.Kırıkkanat Okuyanın adı: Sıdıka Topal Sayfa Sayısı:142 Fransız bir baba ve Türk annenin oğlu olan Sinan Laforge Paris'teki ideale yakın hayatını bir süreliğine askıya alarak geleceği hakkında düşünmek için İstanbul'a gelir. Yakın dostunun ona açtığı Cihangir'deki apartman adeta Burlesk bir gösteriden fırlamış gibidir. Cüce bir kapıcı ve Mongol oğlu gece kulüplerinde çalgıcılık yaparak geçimlerini sağlayan ikiz kızkardeşler bir fahişe bir travesti ve umutsuz bir yaşlı kadın ve dul kızı... Bu insanlar da parçalanmış kimlikleri ve ikiye bölünmüş yaşamlarıyla Bülbül Sokağı gibi bir çıkmazdadır sanki... (SIDIKA TOPAL)
"Bu romanı; Solaklara, altı parmaklılara, tek çocuklara, eşcinsellere, uzun kitaplardan canı sıkılanlara, sakarlara, tepegözlere, kekemelere, üç böbreklilere, iyi yüreklilere, harcananlara, harcamaya kıyamayanlara, sevgili Gâvur Kâzım ve büyük aşkı Lâdiye’ye armağan ediyorum.’’ * Kitabı açtığımda bu ithafla karşılaşmak bile kitapla aramda bir bağ kurdu. Okuru alışılmışın dışında bir öykünün beklediğini söylüyor gibiydi çünkü. Okudukça, karakterleri tanıdıkça bir parçası oldum Bülbül Sokağı'nın. Fransa'dan gelip, kendini garip olayların içinde bulan Sinan gibi hissettim kendimi. Mine G. Kırıkkanat, hem iyi bir gözlemci hem de iyi bir anlatıcı. Hayalle gerçeğin arasında, yaşamdan itilmiş insanların dünyasını çok güzel yansıtmış. Herkese keyifli okumalar. (KitapKadın)
Kitap bana göre ötekileştirilmişlerin hayatını pozitif değil negatif olarak yansıtıyor.İyi bir şey yapayım derken sanki olmamış dedirtiyor.Nedendir anlamadım Down sendromlu karaktere sürekli gerizekalı vs. söylemlerinde bulunuyor ana karakter.Duyar kasmak değil amacım, ya ben yazarı anlayamadım ya da bilmiyorum.Kitap bana kopuk geldi açıkcası,emeğe saygım sonsuz anlatılmak istenileni anlayamamış olabilirim yanlış yorumlamış olabilirim ama uzun zamandır okuduklarım içinde en vakit kaybı dediğim romandı. (Nur Deveci)
--reklam--
Sinek Sarayı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mine G. Kırıkkanat - Sinek Sarayı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sinek Sarayı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mine G. Kırıkkanat Kimdir?
Mine Gökçe Kırıkkanat (d. 1951, Ankara) Türk gazeteci, yazar ve köşe yazarı.
Notre Dame de Sion Fransız Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Gazeteciliğe Cumhuriyet Gazetesi'nin İspanya muhabiri olarak başladı, Cumhuriyet Gazetesi Fransa temsilciliğine getirildi.
1992 yılında Milliyet Gazetesi'ne geçti. 1996 yılında Milliyet Fransa muhabirliğiyle birlikte, Radikal Gazetesi'nde köşe yazarlığı yaptı. 2005-2010 yılları arasında köşe yazılarını Vatan Gazetesi'nde devam ettirdi. Daha sonra kendi deyimi ile 'yuvaya dönen' yazar, 2010 sonbaharından itibaren yazılarını Cumhuriyet Gazetesi'nde sürdürüyor. Fransızca TV5 Monde kanalının yabancı gazeteciler ekibinde yer alıyor. Yazarın edebi eserleri deneme, araştırma, öykü ve roman türünde olup yapıtlarını Sinek Sarayı, Bir Gün Gece ve Destina (Literatür Yayınları, 2008), Bir Nehir Roman oluşturmaktadır.
Mine Kırıkkanat Fransızca ve İngilizce bilir. Bir çocuk annesidir.
--reklam--
Mine G. Kırıkkanat Kitapları - Eserleri
- Sinek Sarayı
- Destina
- Bir Hıristiyan Masalı
- Gülün Öteki Adı
- Hiç Kimse
- Bir Gün, Gece
- Paris Dünyanın En Romantik Kenti
- Carissima Sevgilim
- Aşk Hikayeleri
- Yalnız Kalem Unutmaz
- Kaf Dağının Ardı Belki
- Adnan'ın Tek Taşı
- Madrid
- Umudun Kırık Kanatlarında
- New York Amerikan Rüyasının Başkenti
- Adı Öküzden Sonra Gelen
- Aşk Varmış, Aşk Yokmuş
- Her Şeye Rağmen
- Bir Gün Gece
- Örtülü Özgürlük
- Pandispanya
- Büyümek İstemiyorum
- İyi Kötü Kadın
- Bir New Varmış York Olmuş
- Ben, Siz ve Köpekbalıkları
- Topuk Tıkırtıları
- Yalnız Kalem
--reklam--
Mine G. Kırıkkanat Alıntıları - Sözleri
- Gerçek aşk yırtık olmaz. (Bir Gün, Gece)
- evlilik, toplumun aşkı zaptı rapta alabilmek için icat ettiği bir yöntemdir. (Adı Öküzden Sonra Gelen)
- Doğru ya da yanlış, her şeyin bir anlamı olmalıydı (Hiç Kimse)
- Hangi dinden olursa olsun toplumu kutsal hükümlerle yönetmeye kalkan tüm dinci iktidarlar, işte bu yüzden felsefe ve mantık biliminin yayılmasını engellemeye çalışırlar. Çünkü istisnasız tüm din dogmaları, ya doğa yasaları ya da kendi içlerinde celişir. Dolayısıyla bu çelişkileri ortaya koyacak olan felsefe ekolleri ve mantık yöntemleri, her dinden softaların nefret odağıdır. (Bir Hıristiyan Masalı)
- Hiçbir olgu, bir oluşumun omurgasına eklemlenmeden gerçekleşemez. (Gülün Öteki Adı)
- Yağmuru ıslanmadan seyretmek hoştur. (Kaf Dağının Ardı Belki)
- Eğlenmek için ömür boyu, dinlenmek için ölüm boyu zamanımız vardır. (Adı Öküzden Sonra Gelen)
- "..dün gece sen uyurken yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana..." (Destina)
- ".. zamanla felaketler için ve felaketler içinde de yaşamaya alışıyor insan... " (Bir Gün, Gece)
- Önce ormanları yok ettiler, sonra denizleri kirlettiler, havayı solunmaz hale getirdiler, suları tükettiler, hayvanat bahçesindeki hayvanları kesip yediler, kitapları yaktılar, sirkteki hayvanları yaktılar, okumayı öldürdüler, yazıyı öldürdüler, gazeteleri öldürdüler. (Sinek Sarayı)
- Bu ülke insanlarının ne kadar cömert olduklarını bilirim. Ama cömert duyguların yaraladığı insanlar vardır. İyi niyet, aşağılayıcıdır kimi zaman. Nefrete dayananların, merhametle öldürüldüklerini gördüm. (Sinek Sarayı)
- Engizisyon'un temelini oluşturan inanca göre, kişi suçsuz ise ateş onu yakamazdı.” Tutuşturulan odunlardan kimse canlı çıkmadığına göre... Demek hepsi suçluydu. (Gülün Öteki Adı)
- “Trenler bazen kavuşmak içindir. Bazen de ayırmak.” (Aşk Hikayeleri)
- Neyseki burası Fransa ve hala demokrasi var, sanırım Melenchon’u Silivri’ye kapatamazlar! (Paris Dünyanın En Romantik Kenti)
- “Bir gürültü duydum, meğer yalnızlığın ayak sesleriymiş” (Sinek Sarayı)
- Asıl zor olan, taviz vermek. Çünkü tavizin sonu yok. Bugün bir ucu, yarın öbür ucu, öteki gün ortası derken, belkemiksiz kalan insanı bekleyen evrim bir tür entelektüel sürüngenlik (Yalnız Kalem Unutmaz)
- Hırsızlık yaparak aşık olunmaz. Aşk taklidi yapılmaz. Sahtesi yoktur. Oysa arzunun taklidi yapılır. Ama erkekler değil, kadınlar tarafından. (Aşk Hikayeleri)
- Latin ve Ortodoks kavgasında, gerekçenin de silahın da Latince ile Yunanca arasındaki rekabet olduğunu düşünürseniz, din savaşlarının inanç farklılığından çok dil farklılığından ciktığı; dolayısıyla cemaatlerde bile asıl ortak kültürü, imanın değil, etnik aidiyetin biçimlediği çok açıktır... (Bir Hıristiyan Masalı)
- "Kocaman kalabalığın ortasında yalnızlık duymak da bir beceriydi." (Sinek Sarayı)
- Yalancılıktan mı suçludur kadın, yoksa erkeğinin eksikliğinden mi sorumlu tutulmaktadır? Bilinen tek gerçek, kadın ile erkek arasında cinayete varan düşmanlığın temelinde bir aşk ve cinsel doyumsuzluğun bulunduğu. Sorun bireysel özgürlük anlayışında. Türk erkekleri, tatmin edemediği kadının özgür olduğunu kaç yüzyıl sonra anlayacak acaba? Ya kadının özgürlük hakkını kavraması? (Aşk Hikayeleri)
Yorumlar
0 yorum