Kitap Künyesi
Yazar: Tom Robbins
Çevirmen: Süha Sertabiboğlu
Orijinal Adı: Half Asleep in Frog Pajamas
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9789755393346
Sayfa Sayısı: 381
Sirius'tan Gelen Kurbağa Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hırslı melez güzeli Gwendolyn Mati borsa simsarıdır. Paskalya arifesinde borsa çökünce, kendine ve müşterilerine ait paraları kurtarmanın derdine düşer. Aynı zamanda imana gelmiş bir maymunun kaybolması, sokak serserilerinin saldırısına uğramak, 130 kiloluk kaftanlı-türbanlı medyum arkadaşının sırra kadem basması gibi kariyeriyle ilgisi olmayan meselerele boğuşmak zorunda kalır. Bunlar yetmezmiş gibi Timburktu´dan yeni gleen kurt borsacı Larry Diamond da dağılmış hayatının tam ortasına düşer. Gwen, işiyle ve parayla ilgili hırslarını tatmin etmek için binbir dolap çevirmeye çabaladığı üç gün boyunca Larry´nin aykırı tavırlarının ve cinselliğinin cazibesinden kurtulamaz. Onun etkisiyle kurbağa nüfusunun neden hızla azaldığı, Afrika´nın ücrü bir köşesindeki Bozo kabilesinin Sirius yıldızıyla ilgili sırlara binlerce yıldan beri nasıl olup da vakıf olduğu, eski Çin İmparatoriçesinin ucu yeşimden kristal lavmanıyla rektum kanserinin tedavi edilip edilemeyeceği, Tarot kartlarından birinin değiştirilmesinin anlamı gibi sorularla uğraşır...
Sirius'tan Gelen Kurbağa Alıntıları - Sözleri
- “Hıristiyanlar diş hekimlerini çarmıha gerdiler, aynen, astronomiyi çiviledikleri gibi, Kopernik’le Galile’ye yapılanları biliyorsun, insanoğlunun entelektüel ve sanatsal yönde ne kadar ilerleme çabası varsa hepsine yaptıkları gibi. Evet, gerçekten. İskenderiye’deki büyük kütüphaneyi yaktıran, Roma Kilisesi’nin psikoposlarından biriydi; çünkü herif, insanların İsa’dan önce yaptıkları başarılı çalışmaların varlığını hatırlatan bu kadar büyük bir kalıntıdan rahatsız olmuştu. O yangında nelerin yok olduğunu düşünebiliyor musun? Bilim, arşivler, ilim, irfan, edebiyat, ha? Geçmişle ilgili tüm anlayışımız ve bunun gelecek hakkında bize verebileceği tüm haberler Hıristiyan ateşböcekleri tarafından, onarılmaz bir şekilde sabote edildi. Dünya’nın ikinci büyük kütüphanesi Timbuktu’daydı ve o da, İslamcı revizyonistler tarafından aynı nedenle yakıldı. Tarih Muhammed’le başlasın diye! Bu dinci bozuntuları o kendi büyük ağlamacalarının gücüne ve gerçekliğine sahiden inanmışlarsa, tarihsel gerçeklerden, düşünceden, bilgiden niçin böyle korkuyorlardı peki?”
- “Cinayete, işkenceye, köleciliğe, ırza geçmeye, yamyamlığa, yağmacılığa, reklam tekerlemelerine, peluş halılara ve golfe düşkünlüğümüzle, bizlerin dört milyar yıllık muhteşem bir deneyimin kusursuz sonucu olduğumuz ciddi bir şekilde nasıl düşünülebilir ki? Bir tür olarak yapabildiğimiz kadar evrimleştik belki; ama hiçbir şekilde, evrimin artık yeter dediği anlamına gelmez bu. Her halükârda, evrimin yazı tahtasında, insandan öte bir şey var. En barbarca ve açgözlü davranışlarımızı “insanlıkdışı” diye nitelendirmeye pek meraklıyızdır; oysa işin doğrusu, insanlığın ta kendisidir bu davranışlar, kesinlikle ve özellikle insanlıktır bunlar; çünkü başka hiçbir yaratığın, kendini, bizimle kıyaslanabilecek bir gaddarlığa kaptırma huyu yoktur.”
- Bu senin hayatının en kötü günü değil, ama sen öyle sanıyorsun.
- Gerçekten de Gwendolyn, bu dünya çok acayip. Ve her dakika daha bir acayipleşiyor.
- Bardağı taşıran o son damlada bir şey vardı sanki - sıradan ama yine de tanımlanamayan; olağan ama yine de gizemli, aptalca ama yine de çok derin bir şey; ufacık ama çok çok saf bir şey gerçekleşti ve sen bir daha asla eskisi gibi olamazsın.
- Cinayete, işkenceye, köleciliğe, ırza geçmeye, yamyamlığa, yağmacılığa, reklam tekerlemelerine, peluş halılara ve golfe düşkünlüğümüzle, bizlerin dört milyar yıllık muhteşem bir deneyimin kusursuz sonucu olduğumuz ciddi bir şekilde nasıl düşünülebilir ki?
- “Biz bugünün insanları yaşama bakıyor, ondan bir anlam çıkarmaya çalışıyoruz; genellikle yabancı bir dilde anlatılıyor gibi gelen bir ‘gerçeği’ gözlüyoruz - ama yanlış librettolar verilmiş hepimize. Metin olarak İncil verilmiş bize. Ya da Talmud ya da Kuran. Bize verilen, Time dergisi ve Reader’s Digest, günlük gazeteler ve 18:00 haberleri; bize verilen, okul kitapları, gülünç komediler ve tahrif edilmiş tarihler; bize verilen, psikolojik öğütler, kültler, seminerler, reklamlar, satış taktikleri ve üstatların, satışmış bilim adamlarının, eylemcilerin ve devlet adamlarının saygın bildirileri. Ne yazık ki, bu çevirilerin hiçbiri, varoluşun gerçek tiyatrosunda olan bitene belli belirsiz benzemekten öteye gidemiyor ve çoğu da tahlikeli bir şekilde yanıltıcı. Olağanüstü karmaşık bir trajikomedinin iç iç girmiş entrikalarını, bir kabare ya da çocuk oyununun librettosuyla izleyip anlamaya çalışıyoruz.”
- “Güzel bir günbatımının geleceği yok diye ya da bir kuyrukluyıldız bir sonuç getirmiyor diye de yakınır mısın? Ve bir aşk neden ‘bir yere varmalı’ ki? Tutku, ormandan geçen bir yol değildir. Ormanın en derin, en vahşi yeridir o; perilerin hâlâ dans ettiği ve iğrenç engereklerin dallarda uyukladığı bir mağaradır.”
- “Cinayete, işkenceye, köleciliğe, ırza geçmeye, yamyamlığa, yağmacılığa, reklam tekerlemelerine, peluş halılara ve golfe düşkünlüğümüzle, bizlerin dört milyar yıllık muhteşem bir deneyimin kusursuz sonucu olduğumuz ciddi bir şekilde nasıl düşünülebilir ki? Bir tür olarak yapabildiğimiz kadar evrimleştik belki; ama hiçbir şekilde, evrimin artık yeter dediği anlamına gelmez bu. Her halükârda, evrimin yazı tahtasında, insandan öte bir şey var. En barbarca ve açgözlü davranışlarımızı “insanlıkdışı” diye nitelendirmeye pek meraklıyızdır; oysa işin doğrusu, insanlığın ta kendisidir bu davranışlar, kesinlikle ve özellikle insanlıktır bunlar; çünkü başka hiçbir yaratığın, kendini, bizimle kıyaslanabilecek bir gaddarlığa kaptırma huyu yoktur.”
Sirius'tan Gelen Kurbağa İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şimdiye kadar okuduğum en değişik kitaplardan bir tanesiydi. Paskalya öncesi borsa simsarı Gwendolyn Mati'nin peşine takılıyoruz ve sonrası karmakarışık. Hem hayal gücünün zirvesi hem bir adım ötesi hayal olamayacak kadar gerçek, hem tuhaf hem derin bir felsefesi var, hem akıl karıştırıyor hem düzene sokuyor. Gwendolyn Mati'nin bir anda ortadan kaybolan medyum arkadaşını bulmaya çalışırken aynı zamanda imana gelmiş bir maymunu da bulmaya çalışıyoruz.( Kulağa tuhaf geliyor farkındayım) Sonrasında anlamı değiştirilen bir Tarot kartının peşine düşmeye hazırlanırken, Timbuktu'dan yeni gelen Larry karakteri ile tanışıyoruz ve dünyada azalan kurbağa nüfusunun sebeplerini araştırmaya başlıyoruz. Günümüz teknolojisi ile bile zor fark edilen Sirius yıldızıyla ilgili detaylı bilgilerin bir Afrika kabilesi üyelerince yıllardan beri nasıl bilindiğine tanıklık ediyoruz ve meşhur soru yine karıştırıyor zihnimizi; "Acaba başka bir gezegende hayat var mı ve yıllar öncesinde insanlar ile iletişim kurdular mı?" Modern toplumda paranın, şöhretin peşinde aç gözlü, hırslarımıza boğulmuş yaşarken neyi gözden kaçırıyoruz? Nereden geldik ve nereye gidiyoruz? Bu kadar çıldırmış halde yaşarken durduran, ne kadar anlamsız şeylerin peşinde koştuğumuzu farklı ve zekice bir kurguyla hatırlatan ve sorgulatan bir kitap. Yer yer durağanlaşsa da , semboller ile, kozmik ve metafizik bağlantılar ile okuru silkeleyen, kendine gel diyen kitaplardan bir tanesi. Ben severek okudum. Farklı tür kitapları okumayı sevenlere tavsiyemdir. (Mine Oral)
Tom Robbins'in postmodernizm'i kendi silahıyla vurduğu masalsı romanlarından bir diğeri. Kurgusu gerçek araştırmalara mitlere bilimsel verilere ve efsane betimlemelere dayanmakta. Masalsı bir anlatımın etrafını saran bir takım gerçek verilerden esinlenilmiş. Tom Robbins'in muzip anlatım tekniği, lirik konu seçimleri, her biri birbirinden şahsına münasır karakterleri ve akıllara yer eden eşsiz betimlemelerinin okuyucuyu kendi gerçekliğinden sıyırıp Robbins'in kendi evrenine buyur ettiği başka bir 'iyi seyirler' dedirtecek romanı. Kitabın etrafını saran esas konuya dair bir araştırmamı da eklemeden geçemeyeceğim. "Afrika’daki “Dogon” kabilesi bununla ilgili ilginç bir gizli kozmolojik tradisyonu halen muhafaza etmektedir. Dogo gelenekteki asırlardan beri ağızdan ağıza nakledilmektedir. Bu gizli gelenek bundan türeyen bazı dini inançların ve gizli örgütlerini (Illuminati) dogmalarını oluşturmaktadır. Dogon mesajları da böyle bir dünya-dışı temasın olduğunu doğrulamaktadır. Dogon’lar yalnız Sirius’u değil küçük uydusu Sirius B’yi de biliyorlardı. Sorun şu ki Sirius B çıplak gözle görülemiyordu ve ancak 20. yüzyılın güçlü teleskopu sayesinde keşfedilebilmiştir. Dogon’ların bildikleri yalnız Sirius’la sınırlı değildi. Onlar: - Bir teleskop olmadan bu gerçeği öğrenme imkanları olmamasına rağmen Satürn’ü çevresinde bir halka olduğunu biliyorlardı. - Güneş sistemimizdeki gezegenleri ve Samanyolu’nu biliyorlardı. - Dogon’lar dünyanın uydusu Ay için “Bir ölünün kurumuş kanı kadar kuru ve ölü” diyorlardı. - Jüpiter’in dört uydusu olduğunu biliyorlardı. - Dünyanın ekseni etrafında döndüğünü biliyorlardı. - Sirius B’nin Sirius A etrafındaki yörüngesel periyodunun 50 yıl olduğunu biliyorlardı. Teleskop olmadan böyle bir gerçeği nasıl tespit edebilmişlerdi? Bu bilgileri nereden almışlardı? Dogon’lar bu bilgileri “Nommo” dedikleri ve binlerce yıl önce disk şeklindeki araçlarla Sirius’tan gelen zeki amfibik yaratıklardan aldıklarını söylüyorlardı. Dogon’lar Nommo’ya “Dünyayı Şekillendirenler” diyorlardı. Bu deyim masonik literatürde “Yapıcılar-İnşaatçılar” kavramına denk gelmektedir. Dogon’ların kuzeni olan “Bozo” kabilesi Sirius’a “Göz Yıldızı” demekteydi ki bu kavram bize “Üçgen içindeki göz”le sembolize edilen “İsis”i hatırlatmaktadır. " (Maia Euphoria)
Yazarın hayal gücü müthiş. Hele neredeyse her paragrafta yaptığı benzetmeler fazlasıyla saçma ama bir o kadar da anlamlı :) garip yani acayip absürt biraz da astronomik bir hikaye (Çağlar Uzunali)
Kitabın Yazarı Tom Robbins Kimdir?
Thomas Eugene Robbins (d. 22 Temmuz 1936), Amerikalı roman ve kısa hikâye yazarı.rnrnRobbins, "Oyunculuk, uçarılık değil bilgeliktir" görüşünü ön plana çıkarıp çılgınlık derecesinde oyuncul romanlar yazmaktadır. Romanları, hayatın daha ciddi yanlarını inkar etmez; "herşeye rağmen mutluluk" ilkesinin savunuculuğunu yapar. Bu ilkenin içerdiği mesajı, romanlarındaki karakterlerin felsefeleri ve aynı zamanda da incelikli yazı biçimiyle iletir. Edepsiz kelime oyunları, alakasız sonuçlar, zıtlık içeren ifadeler, ara sözler, Robbins'in anlatımının belli başlı özellikleridir. Romanları yalnızca edebi uzlaşımları değil, insanoğlunu tatmin etmenin en iyi yolu hakkında toplumda yer alan varsayımları da sorgular. Robbins, panteizm, mistik Doğu dinleri ve Yeni Fizik gibi çeşitli kaynaklardan alternatif düşünceleri bir araya getirir.rnrnThomas Eugene Robbins Kuzey Carolina'nın Blowing Rock adlı kasabasında George Thomas Robbins isimli bir idareci ve Katherine D'Avalon isimli bir hemşirenin çocuğu olarak doğdu.rnrnRobbins 1954 yılında Washington'da ve Virginia'nın Lexington kasabasında bulunan Lee Üniversitesi'nde gazetecilik öğrenimi gördü ancak disiplin sorunları nedeniyle üniversite öğrenci birliğindeki görevinden alınınca okulu terketti.Okuldan ayrılmasını izleyen yıl zamanını otostop yaparak geçirdi ve nihayetinde New York'a yerleşerek şiir yazmaya başladı.rnrn1957 yılında askerlik emrini almasını takiben Amerikan Hava Kuvvetleri'ne katıldı. Askerliği boyunca iki yılını Kore'de meteorolojist olarak geçirdi ve 1959 yılında terhis oldu. Terhis olduktan sonra Virginia'nın Richmond kasabasında sivil hayatına geri döndü.rnrnRobbins,1960 yılında daha sonra adı Virginia Commonwealth Üniversitesi olarak değişen Richmond Enstitüsü'nde sanat bölümüne girdi ve üniversite gazetesinde editörlük yaptı.rnrnMezun olmasını takiben, yüksek lisans öğrenimi görmek amacıyla Seattle'da bulunan Washington Üniversitesi'nin Uzak Doğu Çalışmaları bölümüne girdi. Seattle eyaletinde geçirdiği süre zarfında, The Seattle Times ve Seattle Post-İntelligencer gazetelerinde çalıştı.rnrnRobbins, 1971 yılında ilk romanı olan Dur Bir Mola Ver isimli kitabını yayınladı. Bu ilk kitabı eleştirmenler tarafından olumlu yorumlar aldı ancak bir sonraki romanı Even Cowgirls Get the Blues büyük ilgi gördü ve bir başyapıt olarak yorumlandı. Robbins, 35 yıllık edebi kariyeri boyunca sekiz adet roman, bir yığın şiir ve kısa hikâye yayınladı.rnrnBirçok kitabında etkisinin aşikar olduğu görülebilen Terence McKenna ile arkadaşlık yaptı. Sirius'tan Gelen Kurbağa adlı kitabının ana karakteri Larry Diamond, Psilosibin de dahil olmak üzere Mckenna'nın kuramlarının benzerlerini savunuyordu. Buna ek olarak, Parfümün Dansı adlı kitabının ana karakterlerinden Wiggs Dannyboy ile McKenna arasında çarpıcı benzerlikler bulunmaktadır.Robbins,aynı zamanda Hindistan'lı gizemci Osho'nun da hayranıdır ve Amerika Birleşik Devletleri'nde faaliyette bulunan Legal Marijuana Hareketi'nin danışma kurulunda görev yapmaktadır.rnrn1997 yılında, Bumbershoot Seattle Sanat Festivali kapsamında verilen Altın Şemsiye ödülünü kazandı.rnrnRobbins halen beşinci eşi olan Alexa D'Avalon ile beraber Washington'a bağlı La Conner şehrinde yaşamaktadır. Rip ve Fleetwood Star isimli iki oğlu vardır.
Tom Robbins Kitapları - Eserleri
- Parfümün Dansı
- Dur Bir Mola Ver
- Ağaçkakan
- Sirius'tan Gelen Kurbağa
- Kovboy Kızlar da Hüzünlenir
- Villa Meçhul
- Sıska Bacaklar
- B, Bira
- Geriye Uçan Yaban Ördekleri
- Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar
- Tibet Şeftali Turtası
Tom Robbins Alıntıları - Sözleri
- “Dünyadaki herkes maalesef ölüme hazırlıklıdır ama pek azı yaşama hazırlıklıdır.” (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
- " Mitler evrenin şarkılarıdır: Doğru anlaşıldığında evreni açıklayan ve evrenin içindeki karmaşık yerimizi anlatan şarkılar..." (Geriye Uçan Yaban Ördekleri)
- Gül, adı her ne olursa olsun hoş kokar. (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
- “Cinayete, işkenceye, köleciliğe, ırza geçmeye, yamyamlığa, yağmacılığa, reklam tekerlemelerine, peluş halılara ve golfe düşkünlüğümüzle, bizlerin dört milyar yıllık muhteşem bir deneyimin kusursuz sonucu olduğumuz ciddi bir şekilde nasıl düşünülebilir ki? Bir tür olarak yapabildiğimiz kadar evrimleştik belki; ama hiçbir şekilde, evrimin artık yeter dediği anlamına gelmez bu. Her halükârda, evrimin yazı tahtasında, insandan öte bir şey var. En barbarca ve açgözlü davranışlarımızı “insanlıkdışı” diye nitelendirmeye pek meraklıyızdır; oysa işin doğrusu, insanlığın ta kendisidir bu davranışlar, kesinlikle ve özellikle insanlıktır bunlar; çünkü başka hiçbir yaratığın, kendini, bizimle kıyaslanabilecek bir gaddarlığa kaptırma huyu yoktur.” (Sirius'tan Gelen Kurbağa)
- İnsan kendini eylemleriyle tanımlamaktaysa eğer o zaman üslup iki kat daha belirleyicidir çünkü eylemi betimleyen üsluptur. (Dur Bir Mola Ver)
- Ego son derece güvenilmez bir şey ve en iyisi kendisine belli bir mesafede durmak; (Tibet Şeftali Turtası)
- Eserleri nevrozlardan ziyade anlıklarının uzantısı olan romancıları arıyorum. (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
- Garip şahıs diye bir şey yoktur. Sadece kimi insanlar diğerlerinden daha fazla anlaşılmayı gerektirir o kadar. (Dur Bir Mola Ver)
- Bütün insaniyet yavaşlamış ışık, fiziksel gerçeklik ise elektriklenmiş hiçliğin tuhaf bir dansı mıydı? (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
- Sevgi çok güçlüdür, ama onun da bir sınıri vardır ve her yere saçmak, bedeli ağır bir hata olur. (Kovboy Kızlar da Hüzünlenir)
- Tüm yanlış soruları sordum. (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
- Görünen o ki hayal gücünün yapabileceklerini sarhoşluğun etkileriyle karıştıranlar var. (Tibet Şeftali Turtası)
- " Oysa okuma eylemi, tıpkı iki bedenin birbirine sarılmasında olduğu kadar özel ve yoğun bir eylemdir. Mahremiyetinizi koruyacak önlemler almanız gerekir. " (Geriye Uçan Yaban Ördekleri)
- hayat zaten zor, bir de üstelik sonunda ölüyorsun... (Parfümün Dansı)
- " Eğer insanı adamakıllı incelemek demek gerçekten incelemek demekse, mitoloji de insanı adamakıllı incelemek için tutulqn bir mercek demektir. " (Geriye Uçan Yaban Ördekleri)
- Bu senin hayatının en kötü günü değil, ama sen öyle sanıyorsun. (Sirius'tan Gelen Kurbağa)
- Aşk, uğruna uç noktalara gitmeye istekli olanlara aittir. (Ağaçkakan)
- "Ölü bebeklerin lafını bile duymak istemem." (Sıska Bacaklar)
- Kendimizin kahramanları olduğumuz gibi kendimizin ejderhalarıyız da ve kendimizi kendimizden kurtarmak zorundayız. (Ağaçkakan)
- Eşitlik farklı şeylere benzer gözle bakmak değil. Eşitlik farklı şeylere farklı gözle bakmak. (Ağaçkakan)
Yorumlar
0 yorum