Kitap Künyesi

Yazar: Philip K. Dick

Çevirmen: Murat Karlıtağ

Yayın Evi: Altıkırkbeş Basın Yayın

İSBN: 9786055532949

Sayfa Sayısı: 48

--reklam--

Şizofreni ve Değişimler Kitabı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Philip K Dick birbirinden enfes çığır açan bilim kurgu romanlarının yanı sıra 60lı yılların başında entelektüel yapısını muazzam ve eğlenceli şekilde ortaya döken bir takım uzun makaleler yazdı ve bunlar ülkesinde küçük kitaplar olarak o yıllarda yayımlandı. 

Altıkırkbeş Yayın bu Philip K Dick özel serisine düşünürün yeni metinleriyle devam edecek. Şizofreni ve Değişimler Kitabı ucu halüsisünatif uyuşturuculara dek varan, yazarın şizofreni üzerine kendi saptamalarının dışa vurumu. 

Kitap Altıkırkbeşin yeni ve özel serisinin bir ürünü olarak sert kapaklı ve bez ciltli, seriye özel ebadıyla okurlarıyla buluşacak!

--reklam--

Şizofreni ve Değişimler Kitabı Alıntıları - Sözleri

  • "On beşinci kez içine düştüğüm büsbütün çürümenin dehşet verici şartlarından kendimi nasıl kurtarabilirim?"
  • Tedbirli olun; gereğinden fazla güvenmeyin.
  • "En azından paranoyaklar -ya da bazı paranoyaklar- açısından 'kuruntuların' sadece kuruntu olmadığını aksine bizlerin ulaşamadığı bir gerçeklik alanına ait kesin algılamalar olduğuna dair (Tanrıya şükür) açık ve kesin bir ihtimalle karşılaşırız."
  • "LSD etkisindeki bir insan gibi,şizofren, şimdiki zamanda sonsuzun girdabı içinde kaybolmaktadır."
  • altıncı hisler ve olağanüstü yeteneklerin bazı geçerlilik kanıtlarının olabildiğini hatırlayarak bunun dışında makul bir yaklaşım kurabiliriz. Bir bağlantı var; 1900 yılında Freud’un hastalarıyla yaptığı serbest çağrışım seansları sıra-sında telepati yeteneğinin somut kanıtını elde etmiştir. (Yıllarca ESP ile alay ettiğim için bunu öğrenmek hiç hoşuma gitmemişti; inanılmaz titiz bir gözlemci olan Freud’un belgeleri ESP kavramına güç katıyor).
  • "...psikoseksüel olgunluk hiçbir zaman gerçekleşmez,bu da kendi içinde çok kötü sayılmaz çünkü hayatta güzel kızlardan başka şeyler de vardır(en azından bana öyle söylüyorlar)."
  • Eskiden hastalar kalıplaşmış iki sınıfa ayrılırdı: toplumda iş göremeyecek, arabasını yıkayıp cilalayamayacak, elektrik faturalarını ödeyemeyecek ve bir martini içtikten sonra güzel bir sohbeti sürdüremeyecek kadar hasta yani deli oldukları için hastanede tutulması zorunlu olanlar... ve herkesin ayakkabılarının bağını çözmek, evlerinin ya da iş yerlerinin önünden üçtekerli bisikletle geçen çocukları saymak zorunluluğu hissetmek gibi basit “isterik” şikayetler ya da “gerçeklik durumu” ile uyumlu olarak anksiyete haline indirgenen “nevrotik” rahatsızlıklar, özellikle de insansız bir uzay aracının Pazar sabahı tam da söz konusu rahatsız kişi mangalında kızarttığı hamburger köfteleriyle uğraşırken Atlantik okyanusu yerine bahçenin tam ortasına düşeceğine dair ruhsal açıdan sağlıksız, mantıksız korkular yüzünden psikiyatrik yardıma başvuracak kadar akıllı olanları kapsayan nevrotikler.
  • Negatif halüsinasyon diye bir şey var; bu, hastanın olmayan bir şeyi görmesi yerine olanı görememesi anlamına geliyor (Sanırım Jung bu-nunla ilgili en olağanüstü örneği vermektedir: kafaları olmayan insanlar gören bir hastadan bahseder, bu hasta insanların bedenlerini boyunlarına kadar görebilmekteydi ama o noktadan yukarıda hiçbir şey yoktu). Ancak daha da ürkütücü olanı bu hastanın psikotik bir rahatsızlığının olmamasıydı; hastanın esas itibariyle aslında isterikti –her safhada hipnotizmacı bunu ispat edebilir, çünkü bu türden yanlış algılamalar belirgin bir şekilde sağlıklı insanlarda da uyarılabilir...
  • Şizofreni-k varoluşu bizim hayal etmekten hoşlandığımızı sandığımız şeyden ayıran zaman unsurdur. İstesin veya istemesin şizofren, her şeyi şimdiki zamanda algılar, film makarasının tama-mı üstüne yıkılmıştır, halbuki biz aynı olayın ilerleyişini kare kare görürüz. Bu yüzden onun için sebep sonuç ilişkisi yoktur. Aksine kuantum fizikçisi Wolfgang Pauli’nin Eşzamanlılık diye adlandırdığı nedensel olmayan bağlayıcı prensip tüm şartlarda işlemektedir, yani bizdeki gibi temelde çalışan tek faktör değildir. LSD etkisindeki bir insan gibi, şizofren, şimdiki zamanda sonsuzun girdabı içinde kaybolmaktadır. Bu hiç de eğlenceli değildir.
  • Sonuçta bizi eşzamanlılık yıkacaktır; Nihayetinde, sabah saat 4:oo’da kör bir kavşağa ulaşacağız, aynı anda midesi birayla tıka basa dolu bir başka salak da bunu yapacak ve birlikte ölümden sonraki hayata adım atacağız ki muhtemelen orada da aynı sonuç ortaya çıkacaktır. Gördüğünüz gibi eşzamanlılık öngörülemez, bu onun özelliklerinden biridir.
  • Az bilgi belki tehlikeli olabilir ama çok fazla bilgiye ne demeli?
  • Bir insan halüsinasyon görmediği halde psikotik olabilir mi? Evet. Paranoyakların temelde 'kuruntulu fikirleri' vardır; onlar da bizim gördüğümüz gerçekliği görürler ama onu daha farklı yorumlarlar ve bu gerçeklik onların sisteminde daha farklı çalışır.
  • "Uzun bir kışa hazırlan genç adam,daha fazlası ve daha da kötüsü ile yüzleşeceksin."
  • İstesin veya istemesin şizofren, her şeyi şimdiki zamanda algılar, film makarasının tamamı üstüne yıkılmıştır, halbuki biz aynı olayın ilerleyişini kare kare görürüz. Bu yüzden onun için sebep sonuç ilişkisi yoktur. Aksine kuantum fizikiçisi Wolfgang Pauli’nin Eşzamanlılık diye adlandırdığı nedensel olmayan bağlayıcı prensip tüm şartlarda işlemektedir, yani bizdeki gibi temelde çalışan tek faktör değildir. LSD etkisindeki bir insan gibi, şizofren, şimdiki zamanda sonsuzun girdabı içinde kaybolmaktadır. Bu hiç de eğlenceli değildir.
  • Uzun yıllar önce, gençlik dönemimde, psikiyatri hakkında pek de dikkat çekmeyen bir kitapta rastladığım bir ifade, tıpkı Hume okuyan Kant gibi, beni zihinsel uyuşukluktan kurtardı. “Psikozlu hasta zarif kanatlarıyla duvarda gezinen dört mavi istiridye gördüğünü sanmaz; onları gerçekten görür. Açıkçası halüsinasyon, beyinde üretilmez; tıpkı bütün “gerçek” duyusal veriler gibi beyin tarafından algılanır; hasta kendine son derece gerçek gelen gerçeklik algılamasına bizim duyusal verilere gösterdiğimiz gibi mantıksal bir tepki gösterir. Her halükarda hastanın “gördüğünü sandığını” varsaymak psikozlunun yaşadığı tecrübeyi yanlış anlamlandırmaktır.”

--reklam--

Şizofreni ve Değişimler Kitabı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bir parkta siyah bir kuğu gördüm ve bir tane daha, peki ya beyaz kuğular?: Bilimkurgu yazarı olan Amerikalı yazar Philip K Dick'in yazdığı Şizofreni ve Değişimler Kitabı'nın ucu 'Uyuşturucular, Halüsinasyonlar ve Gerçeğe Arayış'a kadar uzanan bir eserdir. Yazar bu eseri kendisinin yapmış olduğu gözlemleri dışa vurmuş, aslında bakarsanız kendinden bir şeyler de katmış. Kitap hakkında birkaç şey yazmak gerekirse, Bu eseri tam anlamıyla idrak etmek için psikolojik bilginin olması gerekiyor. Halihazırda yazar eserinde 'I Ching(Değişimler kitabı)' ndan bahsetmekte ve okumaya teşvik etmekte. Aslında kitap üst kademeye göre yazılmış, Freud'un alıntılarını ve kuramını benimsemiş. Sayfa sayısı çok az, nasıl bittiğini bile anlamıyorsunuz. En ufak bir sıkılma veya geçiştirme yaşanmayacağından eminim. Kısacası bir Bilim- Kurgu yazarından bir ersantane... Kitap hakkında birkaç şey paylaşmak gerekirse, ''Psikozlu (Deli) hasta zarif kanatlarıyla duvarda gezinen dört mavi istiridye gördüğünü sanmaz; onlar gerçekten görür.'' (16) Güzel tespit değil mi? Yani demek istediği gördüğü bir halüsinasyon veya yansıma değildir, sadece gördüğünü siz göremiyorsunuz. Öyle ya, bu yüzden ona Psikoz diyorsunuz! ''Paranoyakların temelde ''kuruntulu fikirleri'' vardır; onlar da bizim gördüğümüz gerçekliği görürler ama onu daha farklı yorumlarlar ve bu gerçeklik onların sisteminde daha farklı çalışır.'' (20) İkinci güzel tespit. Hadi bir örnek üzerinden yorumlayalım. Parkta oturuyorsunuz ve karşınıza beyaz bir kuğu çıkıyor, biraz zaman geçiyor ve bir beyaz kuğu daha gördünüz, sonra tekrar bir beyaz kuğu daha gördünüz; birkaç saat içinde yaklaşık 6 beyaz kuğu gördünüz. Peki ya sizin gördüğünüz sadece beyaz kuğu muydu? Tümevarımsal bir yolla beyaz kuğuyu gördünüz, ama siyah kuğunun olmadığını söyleyebilir misiniz? Beyaz kuğuları gördünüz evet, peki ya siyah kuğular, görmediniz mi? Hayır mı? Cevabınız bu mu? Hayır. Sorun siz de değil, gördüğünüzü yorumlamanızda. Çünkü siz daha önce bir siyah kuğu görmediniz! Tanrı'nın hissettiği... Sana şekil verdim, mutluluğun ya da kaderin için. Yaptıkların vasıtasıyla Yolunu nasıl çizdiğine bakmadım Mücadelenle, kayıp ya da kazançlarınla ve yaptıklarınla ilgilenmedim. Ama bilmek istedim. ''İnsanın halüsinasyonlara bel bağlaması gerekmez, insan başka yolları izleyerek de aklını oynatabilir.'' Keyifli okumalar, keyifli dinlemeler. Dinlemek isterseniz eğer https://www.youtube.com/watch?v=NNRwfhGvRvs (Eminkolnikov)

<< Kısa bir yorumlama >> Kitaplığımın önüne çökmüş aval aval bakınırken bu kitaba ilişti gözüm. Şöyle bir iki bakayım derken kitabı yarılamışım bile. Sonra pazara gittim geldim derken bitti kitap. Kısa bir araştırma yaptım nette. Zaten ufacık olan bu kitap, yazarın iki adet yazısından oluşuyormuş. ( Linklerini aşağıya iliştirdim) Yazar muzip üslubunu, psikoloji biraz da felsefe alanlarındaki akademik konularla harmanlamış ve ortaya farklı bir yazı çıkmış. Temelde toplumdaki halüsinasyon vakalarından ve uyuşturucu maddelerin bu vakalar üzerinde etkisinden bahsetmiş. Sahte şizofren durumuna geçişlerden ve bu durum anında yaşananlara değinmiş. Kendisi de tecrübelerine dayanarak yazdığını söylüyor zaten. LSD kullanımı ve psikotik durumlar arasında bağ kurmuş. Tabi buradaki çoğu tabiri anlamak için psikiyatrideki hastalık ve terimleri biraz olsun bilmek gerekiyor. Benim yeterliliğim olmadığı için netten baka baka ilerledim. kitap/i-ching-ya-da-degisimler-kitabi--55403 adlı kitaptan yola çıkarak bazı yöntemlerden ve örneklerden bahsediyor. Bu kitabı da kısa zamanda okumayı düşünüyorum. En çok üzerinde durduğum konu gerçeklik algısı idi. >>>>Gerçek nedir? Gerçek bizim gördüğümüz mü yoksa algıladığımız mı yoksa beynimizin bize söylediği şey mi? Psikoz halindeki bir insanın gerçekliğinin gerçek olmadığının ispatı var mıdır peki? Ya o gerçekten gerçeği görüyorsa? 29. sayfada geçen bir söz çok ilgimi çekti: >>Psikozlu hasta zarif kanatlarıyla duvarda gezinen dört mavi istiridye gördüğünü sanmaz; onları gerçekten görür. Açıkçası halüsinasyon beyinde üretilmez; tıpkı bütün “gerçek” duygusal veriler gibi beyin tarafından algılanır; hasta kendine son derece gerçek gelen gerçeklik algılamasına bizim duyusal verilere gösterdiğimiz gibi mantıksal bir tepki gösterir. Her halükarda hastanın “gördüğünü sandığını” varsaymak psikozlunun yaşadığı tecrübeyi yanlış anlamlandırmaktır.<< Gün içinde konuştuğumuz yada ilişkide olduğumuz insanların gerçekten var olduklarından nasıl emin olabiliriz? >>Gerçek veya gerçek dışı, algılama sistemi içinde meydana gelir ya da algılama sistemi tarafından geçerli bir şekilde algılanır çünkü bazı kimyasal ajanlar normalde beyin metabolizmasında mevcut veya aktif değildir, “halüsinasyondan kaynaklanan” dediğim bu paylaşılmayan dünya yıkıcıdır<< diyor yazar. Ama ben hala kontrpiyedeyim. İnternette okuduğum yazılarda çevirinin facia olduğunu söyleyenler vardı. O yüzden İngilizce olan linkleri ekliyorum. http://www.noapologiespress.com/others/pkd1.html https://www.academia.edu/5816211/Drugs_Hallucinations_and_the_Quest_for_Reality_-_Philip_k._Dick?auto=download Kitap 50 sayfa. Sayfası az ve üslubu biraz makaraya kaçık diye küçümsemeyin aman. Kendisi de bilim-kurgu ile ilgilenen yazar bence güzel iş çıkarmış. Tabi bu konuda yeterince yetkin olmadığım için bu bana böyle geliyor olabilir. Eminim yetkin birisi bu 50 sayfalık kitaba uzun uzun inceleme yazabilir. Ben sadece anladıklarımı aktarıyorum. Şu an bu yazıları yazmış olmam ne kadar gerçek bilemiyorum ama yine de okumanızı önerebilirim. Eğer gerçekten önermiş isem okuyabilirsiniz. Önermemiş de olabilirim bilemiyorum. :)) Keyifli okumalar. BONUS: https://youtu.be/I3rlh18G11E (Li-3)

Doktora okuyanlar için yazılmış galiba.Biz sıradan okuyucuların anlaması için zor bir kitap. I Ching'i (Değişimler Kitabı) ve psikiyatri bilgilerine az çok aşina olmamız gerekir. (Ferman Mamedov)

--reklam--

Şizofreni ve Değişimler Kitabı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Philip K. Dick - Şizofreni ve Değişimler Kitabı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şizofreni ve Değişimler Kitabı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Philip K. Dick Kimdir?

Bazı kitaplarını Richard Phillips ya da Jack Dowland mahlaslarıyla yazmıştır. Hayranları tarafından kısaca PKD olarak adlandırılır.

Hayatının büyük bölümünü Kaliforniya'da geçirdi. Bir plakçı dükkânı işletmesi ve radyoda klasik müzik programları yapması dışında, başlıca uğraşı yazarlık oldu. Kırka yakın bilim-kurgu romanı dışında ana akım romanları da yazdı, ancak pek başarılı olamadı. Ölümünden sonra beş cilt halinde toplanan yüz civarında öyküsü vardır.

Ölümünden önce fazla tanınmayan bir yazar olan Dick'in roman ve kısa hikâyelerini bir kısmı ölümünden sonra senaryolaştırılıp film olarak büyük beğeni kazanmıştır. Bunların arasında en ünlüleri, yönetmen Ridley Scott tarafından "Blade Runner" adıyla 1982 yılında çekilen "Do Androids Dream of Electric Sheep?" (kitap olarak Türkiye'de basımı: 1996, Bıçak Sırtı, Kavram Yayınları; 2006, Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, Altıkırkbeş Yayın) ve 1965 yılında yazdığı "We Can Remember It For You Wholesale" öyküsünden yola çıkılarak yönetmen Paul Verhoeven tarafından çekilen1990 yapımı "Total Recall" filmleridir. Her iki film yapılmış en iyi bilim-kurgu filmleri arasında yer almaktadır. PKD'nin 1956 yılında yazdığı "The Minority Report" adlı öyküsü yönetmen Steven Spielberg tarafından 2002'de filme alınmıştır.

Dick'in yazdığı bilim-kurgu romanlarını türünün diğer örneklerinden ayıran en önemli özellik, gelecekte gerçekten olması muhtemel olaylarla birlikte toplumsal değişimleri genellikle "çalışan sınıf" çerçevesinde ele almasıdır. Dick toplumsal konuların yanı sıra siyasi ve metafizik konuları da ele almış, romanlarında tekelci şirketler ve otoriter hükümetler bolca yer bulmuştur. Özellikle erken dönem romanları, "gerçeklik" kavramının sorgulanması üzerine kuruludur.

Önemli yapıtları

Önemli romanları arasında: Martian Time-Slip (1964, Mars'ta Zaman Kayması), The Penultimate Truth (1964, Sondan Bir Önceki Hakikat), The Three Stigmata of Palmer Eldritch (1965, Palmer Eldritch'in Üç Bilmecesi) ve Ubik (1969) sayılabilir. The Man in the High Castle (1963, Hugo Ödülü sahibi) (Yüksek Şatodaki Adam) romanı birçok eleştirmen tarafından Dick'in başyapıtı olarak gösterilmiştir.

Dick, adı geçen romanlarıyla Amerikan Ulusal Kütüphanesi'nde yer almaya hak kazanan ilk ve tek bilim kurgu yazarı olmuştur

--reklam--

Philip K. Dick Kitapları - Eserleri

  • Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?
  • Yüksek Şatodaki Adam
  • Şizofreni ve Değişimler Kitabı
  • Ubik
  • Gökteki Göz
  • Vulcan'ın Çekici
  • Çığrından Çıkmış Zaman
  • Alfa Ayının Kabileleri
  • Toplu Öyküler - 1. Cilt
  • Elektrikli Düşler
  • Karanlığı Taramak
  • Albemuth Özgür Radyosu
  • Mars'ta Zaman Kayması
  • Kozmik Kuklalar
  • Galaktik Çömlek Tamircisi
  • Android ve İnsan
  • Uzay Piyangosu
  • Sondan Bir Önceki Gerçek
  • "Aksın Gözyaşlarım" Dedi Polis
  • Yaratılan Dünya
  • Ölüm Labirenti
  • Sizi İnşa Edebiliriz
  • Kader Ajanları
  • Simulakra
  • Uzaydaki Çatlak
  • Gelecek Seneyi Bekle
  • Titanlı Oyuncular
  • Bir Palavracının İtirafları
  • Dr. Gelecek
  • Timothy Archer
  • Palmer Eldrictch'in 3 Stigmatası
  • Dr. Kan Bedeli
  • Kozmoloji ve Kozmogoni
  • Valis
  • Yetenekliler Dünyası
  • Uzayda Suikast Uzay serisi 1
  • Tefsir
  • Alay Eden Adam
  • Sokaktan Gelen Sesler
  • Hesaplaşma
  • Azınlık Raporu
  • Suikastçı
  • Mary ve Koca Dünya
  • Kutsal İstila
  • Adjustment Team
  • Öteki Tutkular
  • I Hope I Shall Arrive Soon
  • Do Androids Dream of Electric Sheep ?
  • Bir Bilimkurgu Yazarının Kısa ve Mutlu Yaşamı
  • Ubik
  • Second Variety
  • Beyond Lies The Wub

--reklam--

Philip K. Dick Alıntıları - Sözleri

  • Diğerlerini terk etmesinin gerekçesini ölçüp biçti. Hepsinden önemlisi de Mali’yi terk etmesinin. Sevdiği kadını. Çömlek berbattı. (Galaktik Çömlek Tamircisi)
  • Bazı olaylar bildiriliyordu. 2203 yılının Mayıs ayı başlarında, haber makineleri İsveç üzerinde beyaz kargaların uçtuğu olayını heyecanla yayınlıyordu. (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
  • Eskiden hastalar kalıplaşmış iki sınıfa ayrılırdı: toplumda iş göremeyecek, arabasını yıkayıp cilalayamayacak, elektrik faturalarını ödeyemeyecek ve bir martini içtikten sonra güzel bir sohbeti sürdüremeyecek kadar hasta yani deli oldukları için hastanede tutulması zorunlu olanlar... ve herkesin ayakkabılarının bağını çözmek, evlerinin ya da iş yerlerinin önünden üçtekerli bisikletle geçen çocukları saymak zorunluluğu hissetmek gibi basit “isterik” şikayetler ya da “gerçeklik durumu” ile uyumlu olarak anksiyete haline indirgenen “nevrotik” rahatsızlıklar, özellikle de insansız bir uzay aracının Pazar sabahı tam da söz konusu rahatsız kişi mangalında kızarttığı hamburger köfteleriyle uğraşırken Atlantik okyanusu yerine bahçenin tam ortasına düşeceğine dair ruhsal açıdan sağlıksız, mantıksız korkular yüzünden psikiyatrik yardıma başvuracak kadar akıllı olanları kapsayan nevrotikler. (Şizofreni ve Değişimler Kitabı)
  • Libera me, Domine! (Ubik)
  • Sinir buhranı yaşayan insanlar çoğunlukla bu yaşadıklarını açıklamak amacıyla bir yığın araştırma yaparlar. Tabii bu araştırmalar bir yere varmaz. (Valis)
  • Olan şey her ne olursa olsun, ölçüsüz bir kötülükten ibaret. Madem öyle, mücadele etmek niye? Seçmek niye? Tüm alternatifler aynıysa… (Yüksek Şatodaki Adam)
  • İnsan zihni olağandışı inatçıydı ve çok yavaş değişiyordu. (Uzaydaki Çatlak)
  • Sabit fikirleri sorun değil çözüm olduğu için onu düşünerek defetmek mümkün değildi, sonunda başlı başına daha büyük bir sorun halini alsa da. (Timothy Archer)
  • Ruh hastalarıyla uğraşırsan sen de onlardan biri olur, ruh hastası olur çıkarsın. (Simulakra)
  • Savaş olmadan eğitim ya da zekâya sahip olmayan işe yaramaz, yetersiz insan kitlesi kontrolsüzce yayılıp büyür. Savaş onların sayısını azaltmaya yarıyordu. (Toplu Öyküler - 1. Cilt)
  • Tanrım, bir kitap okudular diye durmadan konuşuyorlar. (Yüksek Şatodaki Adam)
  • "Bizi huzursuz ve tatminsiz yapan vahşi bir içgüdü değil. Size ne olduğunu söyleyeyim; bizi böyle yapan insanoğlunun en yüce amacı. Büyüme ve ilerleme ihtiyacı... yeni şeyler bulma... yayılma. Yayılma, başka deneyimlere, başka yerlere ulaşma ihtiyacı. Anlama ve sürekli değişeceği biçimde yaşama ihtiyacı. Rutini ve tekrarı bir kenara itmek, anlamsız tekdüzelikten kendini kurtarmak ve ileriye atılmak. Sürekli hareket halinde olma ihtiyacı..." (Uzay Piyangosu)
  • Jones boğuk bir sesle, “Benim için,” dedi, “bu an geçmişin ta kendisi. Şimdi, burada, bu binada, üçünüzle oturuyorum, oysa bu benim için bir sene önce olup bitti. Benim durumum geleceği görmekten ziyade bir ayağımın geçmişte sıkışıp kalmasına daha çok benziyor. Ayağımı çekip kurtaramıyorum. Rötarlı yaşıyorum; sonsuza kadar hayatımın bir senesini tekrar tekrar yaşayacağım.” Omuz silkti. “Tekrar ve tekrar. Yaptığım, söylediğim, duyduğum, tecrübe ettiğim her şeyi ikinci bir kez yaşamak zorundayım.” Sesini yükseltmişti; sesi tiz, acı dolu ve umutsuzdu. “Aynı hayatı iki kez yaşıyorum.” Cussick yavaşça, “Bir başka deyişle,” dedi, “senin için gelecek değişmez. Geleceği bilmen onu değiştirmemi mümkün kılmıyor.” Jones buz gibi bir kahkaha attı. “Değiştirmek mi? Gelecek tamamen sabit. Bu duvardan daha sabit, daha kalıcı.” Elini öfkeyle arkasındaki duvara vurdu. “Sizce bu yetenek beni özgür mü kılıyor? Hadi, kandırmayın kendinizi... Gelecek hakkında ne kadar az şey bilirseniz, kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Güzel bir yanılsama içinde yaşıyorsunuz; özgür bir iradeniz var sanıyorsunuz.” “Ama bu senin için geçerli değil.” Jones acıyla “Hayır,” dedi. “Bir sene önce yorgun argın attığım adımları yeniden atıyorum. Bir tanesini bile değiştiremiyorum. Bu konuşmayı ezbere biliyorum. İçine tek bir yeni kelime dahi ekleyemeyeceğim gibi, mevcut tek bir kelimeyi de atamam.” (Yaratılan Dünya)
  • Ruh insan için neyse, makine için de insan odur: Fonksiyonel hiyerarşi açısından bu bir ek boyuttur. İçimizden biri Tanrı gibi davrandığında (pelerinini bir yabancıya verdiğinde) makine de insan gibi davranır yani programlanmış döngüsünü bir karara bağlı olarak ertelemek için duraklar. (Android ve İnsan)
  • Geçmiş görünmeyendir, dibe batırılandır, hala oradadır, bir sonrakinin üzerinde izini bırakmak için her an yüzeye çıkabilme kapasitesine sahiptir maalesef- ve sıradan bir deneyimin aksine- gözden kaybolmuştur. (Ubik)
  • Sana, ödeyemeyeceğin kadar pahalıya mal olacağım. (Alfa Ayının Kabileleri)
  • Belmont Bevatronu’nun proton ışın saptırıcısı 1959 yılı Ekim ayının ikinci günü öğleden sonra saat dörtte yaratıcılarına ihanet etti. Bunu izleyen olaylar göz açıp kapayıncaya dek olup bitti. Artık yeterince saptırılmayan –ve dolayısıyla denetim dışı kalan– altı milyon volt gücündeki ışın demeti salonun tavanına doğru yükselirken, halka biçimindeki dev mıknatısa tepeden bakan bir gözlem platformunu da kül ediverdi. O sırada taraçada sekiz kişi bulunmaktaydı: bir grup meraklı gezgin ve mihmandarları. Taraça ayaklarının altından yitince bu sekiz kişi Bevatron salonunun zeminine düştü ve manyetik alan boşaltılıp katı radyasyon kısmen nötralize edilinceye dek şoka girmiş durumda ve yaralı, öylece yattılar. Sekiz kişiden dördünün hastaneye kaldırılması gerekti. Yanıkları daha hafif olan iki kişi süresiz gözleme alındı. Kalan iki kişi ise muayene ve ilk tedavileri yapıldıktan sonra salıverildi. Olay San Fransisco ve Oakland’daki yerel gazetelerde yer aldı. Kurbanların avukatları dava açma hazırlıklarına girişti. Bevatron’la ilgisi bulunan kimi görevliler Wilcox-Jones Saptırıcısı ve girişken yaratıcıları ile birlikte ıskartaya alındı. Bir grup işçi fiziksel hasarı onarmaya başladı. Olay topu topu birkaç saniye sürmüştü. Hatalı sapma saat 4.00’te başlamış ve olağanüstü yüklü proton ışın demeti mıknatısın yuvarlak iç salonundan yayılırken sekiz kişi saat 4.02’de altmış ayak yükseklikten içine düşmüştü, ilk düşerek zemine çarpan, mihmandarlık yapan genç bir zenciydi. Son düşen ise yakınlardaki güdümlü füze fabrikasından gelen genç bir teknisyen olmuştu. Genç teknisyen platforma giderlerken arkadaşlarından ayrılmış, hole geri dönmüş ve sigara için ceplerini karıştırmaya başlamıştı. Eğer eşini yakalayabilmek için ileri atılmış olmasaydı belki de diğerleriyle birlikte aşağı sürüklenmeyecekti. Beyninde kalan açık seçik son anısı da bu olmuştu: Sigaralarının elinden düşüşü ve Marsha’nın çırpınarak kayıp giden ceket yenini yakalayabilmek için boşa atılışı… (Gökteki Göz)
  • “Fakat bir kimseye müjde veren haber diğer bir kimsenin kaderi oluyordu... (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
  • .... ve can sıkıntısı kötüdür, çünkü tam olarak gayret sarf etmiyorsun demektir; tembellik ediyorsun... (Dr. Kan Bedeli)
  • Güdünün kendisi en büyük ahlak sorunudur, eyleme geçirilmiş günah sadece şeytansı arzuların açığa çıkmış halidir. Doğru ve yanlış, bir adamın yaptıklarıyla değil hissettikleriyle bağlantılıdır. (Gökteki Göz)