Kitap Künyesi
Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051411828
Sayfa Sayısı: 362
--reklam--
Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın değeri anlaşılamamış eserlerinden biri olan Son Arzu, temelde bir aşk romanı olmasının yanında, okuyucusuna 19. yüzyıl İstanbul konak ve sosyal hayatına dair önemli ayrıntılar sunuyor. Şehzadebaşı, Direklerarası'nda ramazan gecesi tasvirleriyle açılan roman, bu eğlencelerde karşılaşan gençlerin birbirlerine sevdalanmalarıyla asıl mecrasını buluyor.
Nuruyezdan, Zişan ve Vicdan, üç farklı karakterdeki üç genç kız, sevgilileriyle şartların müsaade ettiği ölçüde alakalarını sürdürürler. Üçünün macerası da farklı şekillerde sonuçlanır ama bunları belirleyen ortak etken; toplumun ve toplum yaşantısını belirleyen "ihtiyarların" kadın-erkek ilişkilerinde takındığı sert tutumdur.
Gençlerin kendi hayatlarıyla ilgili kararlarda söz sahibi olamamaları da tıpkı diğer birçok katı gelenek gibi yazarın eleştirdiği noktalardan biridir.
Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? ise insan ilişkilerine dair, hiçbir zaman eskimeyecek, klasik bir roman. İhtiyar erkeklerin genç kadınlarla evlenmelerini birçok eserinde eleştiren Hüseyin Rahmi, bu defa bu tartışmayı altüst edip ihtiyar kadın ve genç erkek ilişkisini meddah hikâyesi sadeliğinde ele alıyor.
--reklam--
Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? Alıntıları - Sözleri
- "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir."
- "Sevdaya gelince, sonu iki taraftan birinin usancına çıkan bir faciadan başka bir şey değil..."
- "Doğrular için dünyada rahat kalmadı."
- "Eğer veladeti anında kamerin mülattıf tesiri olmayaymış büsbütün iblis doğacakmış.
- "Sertan mevlutlarının hiç mülâhaza ve insafları yoktur. Kafalarından ne eserse onu yaparlar. Her işlerinde sakardırlar. Tuttukları şeylerin kulpları ellerinde kalır. Öyle ziyankârdırlar ki selam verdikleri kimselere zararları dokunur. Bulaştıkları şeylere sıvıştıkça sıvışırlar. Bunlarla televvüs edenleri yedi deryanın suyu temizleyemez. Kanları cerahat, fikirleri mekr ve fesattır. Temas ettikleri yeri kangrene çevirirler. Kanser yahut sertan denilen müthiş yaranın vech-i tesmiyesi işte budur.
- "İnsan zaruret sevkiyle hırsız, hayâsız olmayacak kadar metanet gösterebilse de mürai, müdahin, mütebasbıs olmaktan tamamıyla kurtulamıyor.
- "Eski Türk kadınları erkeğin pala bıyıklısını, mert tavırlısını intihap ederlerdi. Şimdikiler matruşundan hoşlanıyor."
- "Kaynanam dille, kalemle vasfolunabilir bir mahluk değildir."
- "Şecaat arz ederken sirkati söylersin."
- "Burhan Bey'e yazılan bir mektup Ahmet Bey'e gider mi?" "Niçin gitmesin? Erkek kalbi hep birdir. Yalnız isimle adresi değişir İltifatlar, ricalar, minnetler, riyalar, sadakatler, yalanlar, ahlar, ateşler, ağlamalar, eninler, birbirinin aynıdır. Ahmet Bey Ayşe Hanım'ı nasıl severse Mehmet Bey de Zeliha Hanım'ı öyle sever. Bu nefes almak, aksırmak, öksürmek kabilinden tabii ve umumî bir haldir. Tutuşmuş bir gönül, tutuşturandan, o kelimelerden başka ne bekler?"
- "Aşk bazen marizini berbat, bazen de ıslah edermiş."
- "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz."
- "İnanırım, lâkin her nedâmet ciddi bir salâha ulaşmaz."
- Ne şeb-i yelda ne baz-ı saba henüz bana ondan selam getirmedi. Şeb-i yelda: Yılın en uzun gecesi Bad-ı saba: Sabah esen hoş rüzgar
- Birbirine tutkun gönüller için gece karanlıkları arasından telepati ya da telsiz telgraf kurulmasını henüz fen başarmamıştı.
--reklam--
Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yayinevinden kaynaklanan basım hataları var. Ayrica yine yayınevi kaynaklı her sayfa oldukça kalın yapılmış sayfayı çevirirken çift sayfa mı çeviriyorum diye düşündürüyor insanı. Bunlar haricinde kitap çok sürükleyici değildi konu bakımından. Ama bolca yine komedi unsurları vardı. (Şevket Erciyas)
Çok fazla eski kelime var. Okurken zorlanıyorsunuz. Son Arzu adlı öykü eski İstanbul hayatı hakkında bir fotoğraf çekmiş sanki. O betimlemeleri okumak güzeldi. Ancak hikaye konusu sıradan olduğundan bir süre sonra hikayeyi atladım. İkinci hikaye daha ilginç. Ancak yine de gereksiz diyaloglarla uzamış. O zaman için harika olmalı, ama günümüz için biraz zayıf. (Birsen Özen)
--reklam--
Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
- Gulyabani
- Efsuncu Baba
- Mürebbiye
- Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
- Şık
- Şıpsevdi
- Hazan Bülbülü
- Melek Sanmıştım Şeytanı
- Hakka Sığındık
- Gulyabani - Gönül Ticareti
- İki Hödüğün Seyahati
- Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Ben Deli miyim?
- Cadı
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
- Kadınlar Vaizi
- Gönül Ticareti
- İffet
- Sevda Peşinde
- Kesik Baş
- Mürebbiye - Şeytan İşi
- Şeytan İşi
- Deli Filozof
- Meyhanede Kadınlar
- Dirilen İskelet
- Kaderin Cilvesi
- Utanmaz Adam
- Nimetşinas
- Tesadüf
- Boşanmış Kadın
- Hayattan Sayfalar
- Öldüren Öpücük
- Kokotlar Mektebi
- Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
- Mezarından Kalkan Şehit
- Cehennemlik
- Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
- İnsan Önce Maymun muydu?
- Acı Gülüş
- Ölüler Yaşıyorlar mı?
- Can Pazarı
- Toraman
- Metres
- Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
- Billur Kalp
- Eşkıya İninde
- Bir Sevda Denklemi
- Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
- Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
- Tünelden İlk Çıkış
- Nimetşinas - Toraman
- İmrenilecek Bir Ölüm
- Namuslu Kokotlar
- Kesik Baş - Utanmaz Adam
- Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
- Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
- Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
- Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
- Kadın Erkekleşince
- Aşk Batağı
- Namusla Açlık Meselesi
- Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
- Gulyabani
- Eti Senin Kemiği Benim
- Son Arzu - Tokuşan Kafalar
- Gazetecilikte İlk Yazılarım
- Tesadüf / Şeytan İşi
- Gazetecilikte Son Yazılarım 3
- Gazetecilikte Son Yazılarım 2
- Şehirde Bir Şekavet
- Tutuşmuş Gönüller
- Son Arzu
- Gazetecilikte Son Yazılarım 1
- Muhabbet Tılsımı
- Gazetecilikte Son Yazılarım 4
- Mezarından Kalkan Şehit
- Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
- Salgından Allah'a Sığındık
- Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
- Çocuk Yüreklerde Gulyabani
- Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
- Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
- "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
- Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
- Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
- Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
- - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
- insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
- Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
- Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
- "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
- Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
- Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
- Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
- Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
- her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
- "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
- Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)
Yorumlar
0 yorum