Kitap Künyesi
Yazar: Beyazıt Akman
Yayın Evi: Epsilon Yayınları
İSBN: 9789944825962
Sayfa Sayısı: 656
--reklam--
Son Sefarad Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1492.
Endülüs medeniyeti katlediliyor.
Tüm dünya seyirci kalıyor.
Bir Osmanlı sultanı hariç...
Endülüs'teki Osmanlı ajanı Kara Davud, karısı Elif'in hasretiyle yanıp, kendi topraklarına dönmeyi beklerken hayatının en zorlu göreviyle karşı karşıya kalır...
Granada İslam İmparatorluğu'nun çökmesiyle birlikte Katolik Avrupa'nın önündeki tek engel artık Sefaradlar, yani Endülüs Yahudileri'dir.
Engizisyon her gün binlerce kitap yakmakta ve tarihin en büyük barbarlık suçunu işlemek üzeredir. İnancını saklamak zorunda kalan yüz binlerce Yahudiden biri olan David Marrano, Endülüs'ün eski kültürünü devam ettirmeye çalışırak gizlice İbranice ve Arapça kitaplar çoğaltır. Ne var ki, Engizisyon, David'in ve aşkı Esther'in de izini bulmuştur.
İspanyol denizci Kristof Kolombus ise kütüphane yağmalarından ele geçirdiği haritalar ve zindanlara atılan Müslüman ve Yahudilerden kurduğu mürettebatla dünya tarihini değiştirecek bir keşfin eşiğindedir.
Kara Davud İspanya'daki tüm bu gelişmeleri yıllarca payitahta rapor etmiştir. Sultan Bayezid, böylelikle tarihin en büyük kurtarma operasyonlarından birini başlatacaktır. Ancak Akdeniz'deki Haçlı korsanları ve İspanya'daki Katolik şövalyeler bu görevi imkânsız hale getirecektir...
Davud'un sır dolu geçmişi, kitap avcısı Santiago'nun iç çatışması ve hattat genç Bayezid'in kendi nefsi ile olan savaşı romanın ana izleklerini oluştururken Türk denizcileri Kemal ve Burak Reisler ile genç Piri Reis de bu epiğin diğer renkli karakterleri.
Beyazıt Akman'ın Fatih'i anlatan ilk romanı Dünyanın İlk Günü büyük beğeni toplamış, tarihi yapımlara ilham kaynağı olmuştu. Amerika'da Dünya Edebiyatı alanında öğretim üyesi olan genç yazarın ikinci romanı Son Sefarad hem Endülüs'e yakılan bir ağıt, hem de 21. yüzyılda bile eksikliği hissedilen bir insanlık dersi sunuyor.
Ezberleri yeniden bozmaya ve Atlas Okyanusu'ndan Akdeniz'e uzanan film tadında soluk soluğa bir maceraya daha hazır olun...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Son Sefarad Alıntıları - Sözleri
- Şimdi ben acısı hafiflesin diye vurulan atlar gibiyim,merhemini bir tüfekte arayan...
- "Peki nokta, elif olur da, elif nokta olmaz mı? Satır, kelimeye, kelime harfe, harf noktaya rücu etmez mi? Eder elbet. Her şey özünü arar, özünü bulur, özüne döner. Buna da icra derler. İnsanoğlu bedenle başlar, sonra ruhla bütünleşir; yaşama gecee, elbet yaşam da biter sonra beden yine özüne, toprağa döner... "
- Anlaman, inanmanı pekiştirir, inanç ve mantık çift görünür ama birdir. Onların yolu ayrı gibi görünür ama Doğru'ları tektir.
- Her elif bir kalptir. Diye devam etti hattat. Nokta,elif'e dönüşur, elif ise diğer harfleri belirler. Harfler kelimelere, kelimeler satırlara, satırlar cümlelere, cümleler kitaplara dönüstükçe nokta her aşamada kalb kanununu, yani birlikten çokluğa geçişi gösterir.... çokluğun başlangıci Bir'dir, ve kelamın özunde bu Bir'lik yatar. İste bu Bir'liğin farklı şekilere dönüşmesine kalb denir. Ipligin kumaşa, kumaşin elbiseye; taşin duvara, duvarın binaya, damlanın okyanusa, zerrenin maddeye, dakikanin saate dönüsmesi bu ulu kanunun ispatıdir
- ...üstelik kim bilir hangi ilimlerin sayfalarında dolaştığı o güzelim kitaplardan hiç mi bir şey öğrenmez, hiç mi iş ahlakı ve etiği bilmez?" Elindeki kâğıda bir şeyler daha karaladıktan sonra, "Ama sen tek değilsin," dedi. "Nerede o günler... Hayat, kitapları sırtında bir yük gibi taşıyan hamallarla dolu."
- "Çipurayı söylüyorum,” dedi Yelkenci, “Parmaksız doğa ru biliyor, hem erkek hem dişi doğar bunlar. Yunanlılar hermafrodit derler. Yunan mitolojisinde Hermes ile Afrodit'in oğludur. Salmasis adlı bir peri, oğlanın güzelliğinden öyle etkilenmiş ki kendini onunla birleştirerek aynı vücutta hem erkek hem dişi olmuş. Çipura da önce erkek doğar, sonra dişiye dönüşür."
- Hamdullah, "Daha kötüsü," dedi. "Bir kütüphane yakarsın, on tanesi ayakta kalır. Bir sayfa yırtarsın, diğer sayfalar sana yeter. Senin gördüğün o türden bir şey değil. Çok daha vahim. İnsanlar kendi harflerine yabancı kalacaklar, kütüphaneler ve kitaplar ayakta kalacak ama onları okuyamayacaklar, anlayamayacaklar...
- "Peki bu Lam-Elif ne anlama geliyor?" diye sordu şehzade yanı başında durduğu bir taşın üzerindeki sarığı göstererek. Taşın tepesine kondurulmuşçasına güzel oyulan bir sarığın önüne Lam-Elif işlenmişti. "Ona lam-elif sarık, derler, Şehzade. La İlahe İllallah'tır. Bazı insanlar yaşarken de sarığı böyle bağlarlar. Her gün ve her an ölümü düşünmek, hayatın faniliğini bir an bile unutmamak için başlarının tepesinde kefenlerini taşıdıklarını düşünürler. Sarığı açtın mı kefen, sardın mı serpuş olur. Sen hiç kafanda ölümü taşıdın mı şehzade? Ö l ü m l e g e z d i n m i ? . . . Allah bu akıllı adamın mekanını cennet eylesin."
- "Büyük yenilgiler de büyük zaferler kadar önemlidir.Yeter ki,insan vakarı elden bırakmasın."
- "Her şey nokta ile başlar,” dedi Hattat Hamdullah. “Harflere de sayılara da anlamlarını kazandıran noktadır. Sıfır olmadan sayı, nokta olmadan harf olmaz. Ve ikisi de işte bu noktadır."
- “Cennet!" diye bağırdı Kolombus. On hafta süren bir okyanus yolculuğunun ardından karayı gördüğünde Kolombus. Hz. Adem'in kaybettiği cenneti yeniden görmüş gibi sevindi. Avrupa'ya geri döndüğünde İspanya Kraliyeti de onunla aynı fikirde olacak, kayıp cennetin hazinelerini yağmalamak için yüzlerce gemilik armadalar göndereceklerdi. O gün ne Kolombus ne de Pinzon, yeni bir dünyanın kapılarını araladıklarından haberdardı
--reklam--
Son Sefarad İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Beyaz perdeye uyarlansa gişe rekorları kırar: Eğer bu romanın filmi çekilseydi bugüne kadar bildiğimiz bütün tarihi filmleri sorgulatacak kadar gişe rekorları kıracak kalitede bir başyapıt ortaya çıkabilirdi. İkinci Bayezid'in buyruğuyla diyar diyar gezen bir sürü dil bilen süper kahraman mukabilinde bir Osmanlı ajanı Davud, İspanya'daki Yahudileri asimilasyona karşı ayakta tutmaya çalışan bir Seferad David, dünün korsanı bugünün Kaptan-Derya'sı Kemal Reis ve Hattat Hamdullah Efendi. Her sayfası soluk soluğa bir macera ve muazzam bir kahramanlık öyküsü. Beyazıt Akman bugüne kadar tanıdığım tarihi roman yazarları içinde açık ara en iyisi. (Raci)
Genç, elinin yüküne rağmen onu selamladı, dişlerinin ortasına sıkıştırdığı cetveli çıkardı, "aleykümselam bana da Ahmet Muhiddin Karamanlı yani kısaca Piri derler." dedi. tüyler diken diken.. sürükleyici, sarsıcı, dolu dolu tarih kokan bir serinin ikinci kitabı.. (Nesibe Kastanbolu)
Son Seferad: Dünyanın İlk Günün'den sonraki 2.kitap İmparatorluk serisinde bu sefer II. Bayezid var devletin başında. Kitap yan karakterlerle muhteşem bir ahenk harikası benim için. Öncelikle Sayın Akman yine kitabı yazmadan önce çok iyi araştırmalar yaptığını belirtmiş ki bu benim için çok önemli çünkü iyi bir kitap hele ki tarih romanı sağlam bir araştırma yapmadan yazılamaz ve kitapdaki önemli karakterlerden birinin gerçek hayatta'ki torunuyla olan sohbeti beni çok etkiledi. Öncelikle padişah'dan başlamak isterim 2.Beyazid babası Fatih'e göre hiç'de ciddi değil devlet yönetimi olsun ruhani ve fiziki yönden babasının çeyreği bile etmiyor ta ki hocası onu eğitmeye başlayıp onu yontarak bir kaleme çevirmesine kadar. 2.Beyazid yolladığı Ajanı davud ile Endülüs Yahudilerinin Kral ve Kraliçe tarafından katledilmeden önce onları kurtarmaya çalışıyor. Davud'un ise son isteği görevi yerine getirip Sevdiği kıza Elife kavuşmak. Karakterlerin adı çok manidar aslında Türk tarafında Davud ve Elif varken Yahudi tarafında ise David ve Esther. Kitap da padişahın şehzadeyken olgunlaşma ve manevi yönünü geliştirme süreci beni çok etkiledi. Şeyh Hamdullah gibi bir hocam olsun isterdim kıskandım doğrusu.. Önceki kitap'da Yeniçeri ocağını anlatırken burada ise Osmanlı donanmasını anlatmış yani daha çok üstünde durulmuş Burak Reis özellikle Ruhları şad olsun.. Ama tarihi açıdan bakarsak Son Sefarad tarihin şahit olduğu; gerçek, insanlık dışı vahşi yüzünü anlatmakta. Hristiyanlar tarafından sürülen Yahudilerin gördüğü zorluklar ve çektiği işkenceler insanın için darmadağın ediyor.. Osmanlı devleti aslında bir Türk devleti değil bütün inanışlara sahip olan ve farklı milletlerden insanların ait olduğu bir cihan devletiydi. Her insanın rahatça yaşayabileceği belki şuana kadar ki tek devlet sistemi Osmanlıydı.. “Bizim davamız kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Allah'ın dinini yüceltmekdir ! " Osman Gazi (İsmail Kulaç)
--reklam--
Son Sefarad PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Beyazıt Akman - Son Sefarad kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Son Sefarad PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Beyazıt Akman Kimdir?
Beyazıt Akman, 1981, Kastamonu doğumlu. Amerika'da Illinois State Üniversitesi'nde Batı edebiyatında İslam algısı ve Türkler üzerine doktorasına devam ediyor.
İngiliz Dili Eğitimi üzerine olan lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde bitirdi. Üniversite ikincisi olarak yüksek şerefle mezun oldu. 2004te Fulbright Bursiyeri olarak Amerikaya gitti. 2006da İngiliz edebiyatı master derecesini aldı ve Illinois State Üniversitesinde doktoraya başladı. Aynı üniversitede halen İngiliz edebiyatı ve İslam üzerine ders veriyor. Shakespeare ve Daniel Defoeda Türk imgesi ve Osmanlılar hakkında uluslararası akademik dergilerde makaleleri bulunan yazar Amerikada pekçok konferansta bildiriler de sundu. Varlık, Kitap-lık, ve Adam Öykü gibi dergilerde öyküleri, Vatan, Radikal ve Sabah gazetelerinde yazıları yayınladı, 2003 Yaşar Nabi Yanır Gençlik Ödüllerinde Dikkate Değer Öykücü olarak değerlendirildi.
Akman, İmparatorluk serisine Amerikada; üniversite kütüphanelerindeki kaynaklarla birlikte yerli ve yabancı yüzü aşkın eseri inceleyerek, doktora çalışmalarıyla ilintili beş yıllık bir araştırmanın ardından başlamıştır. Dünyanın İlk Günü adlı 700 sayfalık eser yazarın ilk romanıdır.
Yazar, 2010 yılında Washington'daki dünyaca ünlü, kütüphaneler ve müzeler kompleksi olan Smithsonian Enstitüsü'ne "Batı'daki Türk ve İslam algısı" adlı araştırmasıyla özel araştırmacı olarak kabul edildi.
--reklam--
Beyazıt Akman Kitapları - Eserleri
- Son Sefarad
- Dünyanın İlk Günü
- Osman - Birinci Kitap
- Osman - İkinci Kitap
- Kayıp Tarihin İzinde
- Ben Yunus
- Cennetin Kapıları 1492
- Ben Piri
- Fatih Sultan Mehmet
- Alp ile Elifin Fantastik Maceraları Mustafa Kemal Atatürk
- Alp ile Elifin Fantastik Maceraları Einstein ve Harezmi
--reklam--
Beyazıt Akman Alıntıları - Sözleri
- «Bir insanı olduğundan büyük göstermek ters etki doğurur, onu küçültür. (Kayıp Tarihin İzinde)
- Yerli ve yabancı tarihçiler şu konuda hemfikirdirler ki 49 yaşında ölen Mehmet on yıl daha yaşasaydı bütün dünya tarihi değişecek, Doğu ve Batı kavramları bugünkü anlamlarını yitirecekti. (Dünyanın İlk Günü)
- ‘’Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü.’’ (Ben Yunus)
- Büyük başarılar çoğu zaman büyük fedakarlıklarla gelir. (Kayıp Tarihin İzinde)
- "Nizam-ı alem fitne ile değil, güçlü iktidarlarla yürür. Devlet gizli planlarla değil, yekpare bir güçle idare edilir." (Dünyanın İlk Günü)
- "Dünya hayatının ne olduğu" dedi Hamdullah , "en iyi kabristanlarda anlaşılır .Ciddi ciddi adama anlatır bu kitabeler hayatın ne olup ne olmadığını. (Cennetin Kapıları 1492)
- "Umutsuzluk insanoğlu için hak değildi." (Ben Yunus)
- "Rabbinize tövbe edin ve nefislerinizi öldürün." (Bakara 54) (Cennetin Kapıları 1492)
- Yeryüzünün kainattaki yeri okyanustaki bir damla, çöldeki bir kum tanesi ya da Amazon ormanlarındaki bir yaprak parçası kadar bile değil. (Ben Piri)
- "İyi dinle!" "Karanlık yeryüzünü sardığı zaman, Yıldızlar yere düştüğü zaman, Deryalar kuruduğu zaman, Merhamet unutulduğu zaman, Ateş yeryüzüne hakim olduğunda, Güneş Hilali doğacak Ve bir Türk, insanlığa tekrar adaleti getirecek. Atının yelesi alevden, okunun tüyü kartaldan olacak. " (Osman - Birinci Kitap)
- Ölümü anlamayan hayatı anlayamaz.Nereye gideceğini bilmeyen kaptana hiçbir rüzgar yardım etmez. (Cennetin Kapıları 1492)
- Zalimleri affetmek mazlumlara zulümdür. (Ben Piri)
- İstisnai insanlar, istisnai zamanlarda hiç kimsenin düşünemeyeceği çözümler bulmalıdırlar. Bunu onlardan başkası hayal edemez. (Dünyanın İlk Günü)
- Yere bir kan damlası daha düştü... (Osman - Birinci Kitap)
- Bildiğimiz iki kollu, iki ayaklı, iki gözlü insandan daha vahşi canavar mı var? (Ben Piri)
- Oğlanlar beyaz zambakları, pembe akasyaları, mor menekşeleri koparıp demet yaparlar sevgililerine. Ben ise kıskanırım onları. Bir papatyaya bile dokunamam, onu toprağından çekip alamam. (Ben Yunus)
- Bizim tarih kitaplarımızda dahi "Bizans zaten çöküyordu" lafı fethin nedenleri arasında gösterilir rahatlıkla. Yahu şimdi adama sormazlar mı, madem bu "Bizans" çökmek üzereymiş, Sultan Mehmet ve koskoca ordusu iki ay boyunca duvarların dibinde davul zurna çalıp oynadı mı?! Madem bu kadar kolaydı Bizans'ı alt etmek, neden ona sürekli kılıç bileyen Venedikliler ya da Papa onu bir an önce ele geçirip ipini çekmedi? Öyle ya adamlar ortada Katolik dışında Hristiyan bırakmazken işlerine gelmez miydi Konstantinopol'ü de "dindar" yapmak? Buradaki oyun belli; Bizans zaten çökecekti, diyerek Fatih'in başarısını küçümsemek. Hani kedinin uzanamadığı ciğere mundar demesi gibi bir şey! (Kayıp Tarihin İzinde)
- Fetihten 5 asır sonra, bugün bile BM askerlerinin gözleri önünde Srebrenista'daki, Ruanda'daki katliamlara, İsrail'in Filistin halkına dünyanın gözleri önünde çektirdiği işkencelere ve yaptığı katliamlara bakıldığında Fatih'in adının Batılıların ağzında ekşi bir tat bıraktığı şüphe götürmese gerek. (Kayıp Tarihin İzinde)
- 1453’ten önce de «Doğu ve Batı medeniyetleri» demek anlamsız kalıyordu. (Kayıp Tarihin İzinde)
- Kara basmadan pabucun, rüzgarı yemeden kürkün, aç kalmadan sıcak bir tas çorbanın değeri bilinir mi? (Osman - İkinci Kitap)
Yorumlar
0 yorum