Kitap Künyesi
Yazar: İlker Başbuğ
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları
İSBN: 9786052980736
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
Sorunlarla Yüzleşmek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İlker Başbuğ, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde sorunlarla boğuşan Türkiye’ye analitik bir bakış açısıyla yaklaşıyor ve çözüm arayışlarına odaklanıyor:
Türkiye’de eğitim ve öğretim çağdaş bilim esaslarına uygun şekilde mi yönetilmektedir?
Eğitim ve öğretim sistemi nasıl olmalıdır?
Türkiye’de milli burjuvazi nasıl oluşabilir?
Türkiye’nin terörle mücadelesinin uluslararası zeminlerde tartışma konusu haline dönüştürülmesi nasıl önlenebilir?
16 Nisan 2017’de referanduma sunulacak Anayasa değişiklik tekliflerinin ana sorunları nelerdir?
Mustafa Kemal Atatürk, milletin şahıslara, kendini unutacak ve kendini kaptıracak kadar bağlanmasına neden karşı çıkıyordu?
Türkiye’de sağlıklı sivil-asker ilişkisi nasıl kurulabilir?
Türk ordusuna karşı uygulanan komplolar kimler tarafından, nasıl planlandı ve gerçekleştirildi?
Kıbrıs’ta adil ve kalıcı çözüme nasıl ulaşılır?
Ermeni iddialarına karşı neler yapılabilir?
“Ülke sorunlarına duyarlı olmak bir vatandaşlık görevidir. Fakat görev burada bitmemektedir. Sorunları dile getirmek, şikâyet etmek yeterli değildir.
Yanıtın bir parçası değilsen, sorunun bir parçasısın demektir.”
--reklam--
Sorunlarla Yüzleşmek Alıntıları - Sözleri
- Mustafa Kemal; 22 Eylül 1924'te Samsun'da yaptığı konuşmada, ortak milli değerlere/ortak düşünceye şöyle değişmişti: " Bir toplumun mutlaka 'ortak düşüncesi' vardır. Varlığımızı, istikbalimizi kurtaran bütün fiiller ve hareketler milletin ortak düşüncesinin, isteğinin, kararının yüksek oluşumunun eserinden başka bir şey değildir. Eğitimdir ki, bir milleti ya hür bağımsız, şanlı, yüce bir millet halinde yaşatır ya da bir milleti esirlik ve yoksulluğa düşürür."
- Ermeniler, Ermenistan devletinin ilk başbakanı Kaçaznuni'nin 1923 yılı Nisan ayında söylediklerini anlamaya çalışmalıdır. Kaçaznuni o gün şöyle demişti: “Kötü kaderden şikâyet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur. Bu bizim milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir. Denizden denize Ermenistan projesi gibi emperyalist bir talebe kapıldık ve kışkırtıldık. Müslüman nüfusu katlettik. Terör eylemlerinin amacı Batı kamuoyunu kazanmaktı. İsteyen herkes bizi kolayca atlattı, ihanet etti, kesti, başkalarının kesmesine imkân verdi.”
- Sıkıştığımız zaman bizim başvuracağımız tek rehber vardır, o da Mustafa Kemal Atatürk'tür.
- Mustafa Kemal 1922'de eğitim ve öğretime ilişkin şunları da not defterine yazmıştır: "Milleti kurtarmak isteyen her vatansever için milli onur ve fedakarlık başlıca özelliklerdir. Fakat bunlar yeterli değildir. Bir milleti kurtarmak için iyi niyet de yeterli değildir. Aynı zamanda ilim ve eğitim lazımdır. Düşmanı mağlup eden ordularımızın sevk ve idaresinde fenni bilim ve ilmi kurallar rehberimiz olmuştur. Bir milletin geleceğini elde etmesi ve idare etmesi için de eğitim bilimi lazımdır. Eğitim biliminin faaliyet merkezi: Mekteptir. Milletin siyasi ve toplumsal hayatında, düşünce yapısında; her türlü dış etkiye koyabilmesi için ilmi ve fenni bilimi rehber kabul edeceğiz."
- 15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ'nün silahlı darbesidir. Türkiye'nin daha önce yaşadığı askeri darbelerden, müdahalelerden farklıdır. Bu nedenle, 15 Temmuz'a askeri darbe teşebbüsü denilmesi doğru değildir. Bu konu bazı örneklerle açıklanabilir. 27 Mayıs 1960 darbesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir cunta tarafından gerçekleştirilmiştir. 12 Eylül 1980 darbesi ise; Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından emir ve komuta silsilesi içinde gerçekleştirilmiştir. Bütün bu darbeler ve darbe girişimleri tamamen Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde bazen emir ve komuta silsilesi içinde, bazen de oluşan cuntalar tarafından planlanmış ve icra edilmiştir. 15 Temmuz darbe girişiminde de, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızdırılan askerlerden meydana gelen bir cunta yapılanması vardır. Ancak önemli olan fark, bu cuntanın dışarıdan, yani FETÖ tarafından kurulması ve yönlendirilmiş olmasıdır. Bugün gelinen nokta şunu göstermektedir, 15 Temmuz darbe girişiminin asıl hedefi ve en büyük mağduru Türk Silahlı Kuvvetleri'dir.
- Hep zihnimizde tutmamız gereken bir söz var: "Tarih ilerisini göremeyenler için çok acımasızdır".
- 2 Ekim 2015 günü; ilgili mahkeme; 84 sanıklı "Poyrazköy'de Ele Geçirilen Mühimmat Davası"nda tüm sanıklar için beraat kararı verdi. Söylediklerimin doğru çıkmasından ve yanılgıya düşmemiş olmamdan dolayı elbette mutluyum. Ancak, bu süreçlerde hayatını kaybedenlere ne olacak? Yıllarca hürriyetleri elinden alınanların, kayıpları nasıl telafi edilecek? Komplocular hesap vermeyecek mi? Şimdi; 2009 yılında Poyrazköy'de bulunan mühimmat üzerine ortalığı ayaklandıranlar ve bu komployu kuranlar ne diyecek, nasıl davranacak diye bir beklenti içinde değilim. Çünkü, onlar o gün de vicdan sahibi değildiler, bugün de onlardan vicdanlı ve onurlu davranmak beklenemez.
- Burjuva demokrasisinin etkin olarak oluşmaması maalesef, zaman zaman ülkeyi popülizm ile askeri müdahaleler karşısında bırakmıştır.
- Mustafa Kemal'in mektepten istediği diğer önemli bir konu da yine not defterine yazdıklarından görülmektedir. Bu hayati nokta da şudur: "Bir milletin felaket içinde olması, bir devletin yok olma tehlikesi toplumsal ve ahlaki hastalık sonucunda olur. Toplumsal eksiklikleri kavrayarak hastalığı tedavi etmek lazımdır. Tedavi ancak ilmi ve fenni bilim suretiyle olursa, şifa verir."
--reklam--
Sorunlarla Yüzleşmek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Genelkurmay eski başkanı İlker Başbuğ'un 2006 yılından bu yana süreci değerlendirdiği yaşanılanlara ışık tuttuğu çok iyi bir kitap. Tsk nın itibarsızlaştırmaya çalışıldığını her fırsatta dile getirirken medya tarafından çokca topa tutulan İlker Başbuğ 9.kitabı ile süreci analiz edip bunun yanında Türkiye'nin diğer sorunları olan sözde soykırım ve Kıbrıs sorununa da değinmiş ve çözümler sunmuştur. Kitaptan şöyle bir alıntı yaparak incelememi tamamlamak istiyorum. Tsk yı yıpratmda oynanan oyunlar; 1. Büyük bir saldırı 2007 Dağlıca 2. Medya yoluyla karalama Tsk başarısız örgüt başarılı algısı oluşturma 3. Masada siyasi yolla çözülür algısı 4. Sahte delillerle ordu mensuplarına saldırı Ergenekon Davası 5. Darbe yapmaya teşvik ve proveke (Emre DEMİR)
Okumalı!: Tavsiye eder misin? diye sorarsanız. Mutlaka okuyun derim. Kitapla ilgili inceleme ve *okumak istemeyenler* için daha kısa bir özeti: https://www.notion.so/Sorunlarla-Y-zle-mek-lker-Ba-bu-cd4c0fb185e4445ab6758fa4959df095 (ezgi)
Kitap 2 bölümden oluşmakta. Birinci bölüm daha çok bilgi ve öneri içerikli. 2.bölüm Sayın İlker Başbuğ’un 15 Temmuz darbe girişimi sonrası açılan komisyonda yaptığı konuşmayı içeriyor. Cemaatin bu sürece nasıl geldiği ve kumpaslar anlatılıyor. MİT olayları, irtica dosyası gibi konular ele alınmış. Gayet faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum. (Mecit sağlam)
--reklam--
Sorunlarla Yüzleşmek PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İlker Başbuğ - Sorunlarla Yüzleşmek kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sorunlarla Yüzleşmek PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İlker Başbuğ Kimdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 26. Genelkurmay Başkanı. Görevini 30 Ağustos 2008 tarihinde, 25. Genelkurmay Başkanı Mehmet Yaşar Büyükanıt’tan devralmış olan Başbuğ, TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Şeref Madalyası sahibidir. Başbuğ 9 Ağustos 2010 tarihinde yapılan Y.A.Ş. sonrasında görevini 27. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'e bırakmıştır.
Mehmet İlker Başbuğ, 29 Nisan 1943 tarihinde Afyonkarahisar’da doğmuştur. Balkan Savaşı'ndan sonra Makedonya'nın Manastır şehrinden Türkiye Karaman’a göç eden ailesi daha sonra Afyonkarahisar’a yerleşmiştir. İlkokulu Afyon 27 Ağustos İlkokulu'nda, ortaokulu Afyon Lisesi’nin orta kısmında okuduktan sonra Kuleli Askeri Lisesi’ne gitmiştir. 1962 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun olan Başbuğ, 1963 yılında Piyade Okulu’nu başarıyla bitirdi. 1963-1971 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı birimlerde görev alan Başbuğ, 1973 yılında Kara Harp Akademisi’ni bitirerek kurmay subay ünvanı aldı.
Kara Harp Akademisi’nden mezun olmasının ardından Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanlığında Karargâh Subaylığı, Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği, Belçika / Brüksel'de NATO Uluslararası Askerî Karargâhında Cari İstihbarat Plan Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığı Savunma Araştırma Şube Müdürlüğü ve 51'inci Piyade Tümeni 247'nci Piyade Alay Komutanlığı görevlerini yürüten Başbuğ, ayrıca İngiltere Kara Harp Akademisi ve NATO Savunma Koleji’ndeki eğitimlerini de başarıyla tamamladı.
1989 yılında Tuğgeneral rütbesine terfi ettirilen Başbuğ, 1993 yılında ise Tümgeneral’liğe terfi ettirildi. Tümgeneral olarak Belçika’da, Milli Askeri Temsil Heyeti Başkanı olarak görev yapmasının ardından 1997 yılında Korgeneralliğe terfi ettirilen Başbuğ, Korgeneral olarak görev yaptığı sırada 2. Kolordu Komutanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Başyardımcılığı görevlerinde bulundu.
2002 yılında Orgeneral rütbesine terfi eden İlker Başbuğ, 30 Ağustos 2008 tarihinde, Mehmet Yaşar Büyükanıt’dan Genel Kurmay Başkanlığı görevini devralarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı ünvanını aldı.
TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Şeref Madalyası sahibi olan Orgeneral İlker Başbuğ, Sevil Başbuğ ile evlidir ve çiftin iki çocuğu bulunmaktadır.
Başbuğ 9 Ağustos 2010 tarihinde yapılan Y.A.Ş. sonrasında görevini 27. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'e bırakmıştır.
İlker Başbuğ, Emekliliğinde kitap yazmaya başladı.
6 Ocak 2012 tarihinde “silahlı terör örgütü yöneticiliği ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamalarından tutuklandı. 5 Ağustos 2013 tarihinde Mahkemenin karar duruşması yapılarak kararın açıklanması bekleniyor.
Yazdığı Kitaplar :
2011 - Terör Örgütlerinin Sonu
2012 - 20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Mustafa Kemal
2012 - 20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Atatür
--reklam--
İlker Başbuğ Kitapları - Eserleri
- Suçlamalara Karşı Gerçekler
- Nasıl Bir Türkiye
- Osmanlı’dan Cumhuriyete Güç Odaklarının Mücadelesi
- Ergenekon'dan Çıkış
- 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal
- 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası
- Sorunlarla Yüzleşmek
- Unutulan Ada Kıbrıs
- 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Atatürk
- Türkiye Cumhuriyeti'nde Güç Odaklarının Mücadelesi
- Terör Örgütlerinin Sonu
- Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler
- Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi
- Mustafa Kemal Atatürk (2 Cilt)
- Güç Odaklarının Mücadelesi
--reklam--
İlker Başbuğ Alıntıları - Sözleri
- Ermeni ihtilalcilerin amaçları diğer milliyetçi ihtilalcilerinkinden çok farklıydı. İtalya'da yaşayan insanlar İtalyan idi ve İtalyan devrimcileri çoğunluğun yönettiği bir devlet istiyorlardı. Polonyalı milliyetçiler, Rus bir azınlık tarafından yönetilen ve bastırılmış bir çoğunluk olan Polonyalılar için bir devlet oluşturmak istiyorlardı. Aynı şey tüm dünyada geçerliydi, yöntemleri her ne olursa olsun, iyi ya da kötü, milliyetçiler en azından çoğunluğun kendini yönetebileceği bir devlet için savaştılar. Ermeni milliyetçileri için bu böyle değildi. Ermeni isyancıları, kendilerinin nüfusun %20'sinden daha az bir kısmını oluşturdukları bir toprağı ele geçirmek için savaştılar. Altı vilayet dedikleri bölgede, Müslümanlar Ermenilerin dört katı fazlaydı. Polonyalılar, İtalyanlar, Özbekler, Güney Afrikalılar, Cezayirliler ya da İrlandalıların aksine, Ermeniler imparatorluk tarafından yönetilen büyük bir çoğunluk değildiler. Çoğunluğu yenerek topraklarını ele geçirmek isteyen küçük bir gruptular. Ülkelerinin düşmanlarından yardım alan küçük bir gruptular; çünkü dışarıdan yardım almadan Müslüman çoğunluğu yenmeleri imkânsızdı. Eğer başarılı olsalardı, Ermeni milliyetçileri ne yapacaktı? Balkanlar'daki Türklerin acı kaderini örnek vererek gösteriyor tarih bunu bize. Bir Ermenistan kurmanın tek yolu çoğunluğu sürmek ya da öldürmekti. İhtilalciler Müslümanları saf dışı etmediği sürece, Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulamazdı. Osmanlıların Ermeni isyancılara verdiği karşılık her düşünüldüğünde, bu gerçek hatırlanmalı. Osmanlılar sadece iktidarlarını savunmuyorlardı. Çoğunluğun yönetimini reddedenlere karşı çoğunluk olan halkı savunuyorlardı. Dahası, isyancılar başarıya ulaştıkları takdirde isyancıların öldüreceği ya da yurtlarından süreceği insanları savunuyorlardı. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
- Mustafa Kemal Atatürk'e göre; lider, ülkesinin ve ulusunun şerefi ve kurtuluşu için çalışandır. Kendilerini ilahlaştırmak için çalışanlar lider olamaz. Kamu hizmetinin en yüce şekli, bencil olmayan çabadır. (20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal)
- İyi durum da olmayan ülke yönetimi için tek çıkış yolu vardır. O da meşruti idarededir. Bunu sağlayacak tek güç de ordudur. (15 Temmuz Öncesi ve Sonrası)
- Diplomaside yapılan hatanın daha sonra düzeltilebilmesi hemen hemen imkânsızdır. (Unutulan Ada Kıbrıs)
- Türkler ve Ermeniler arasında oluşan gerginliğin rasyonel sebeplerini aramak daha uygun olacaktır. Türklerin Ermenilere karşı savaşmalarının gerçek nedeni kolayca açıklanabilir ve tamamen rasyoneldir. Türkler kendilerini savunuyorlardı.* * Justin McCarthy, "Kim başlattı?", 24 Nisan 2002 tarihinde İstanbul'da yaptığı konuşma. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
- "Türkiye'de seçimler yapılacak olursa, CHP bu seçimleri kazanabilecektir." –cia başkanı alen dulles / 28 nisan 1960 (Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi)
- McCarthy'nin dediği gibi "Bir taraf ölülerini sayarken diğer tarafın kendi ölülerinden bihaber olması" olaylara soykırım görüntüsü veriyor. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
- Okuduğunu, gördüğünü, isittigini sorgulayan insandan korkmayın. Onlardan zarar gelmez. (Nasıl Bir Türkiye)
- Biz teslim etmezsek, kendimize olan saygımızı alamazlar. (Ergenekon'dan Çıkış)
- Hunlar bu topluluklar içinde yer alan ve günümüze kadar taninan bir halktır. (Osmanlı’dan Cumhuriyete Güç Odaklarının Mücadelesi)
- Cemaatlerin oluşumunda ekonomik çıkarlar var. Din bu amaç için bir araç olarak kullanılıyor. Bu olay sonra eğitim, daha sonra da siyaset alanına sıçrıyor. (Ergenekon'dan Çıkış)
- Fırtınalı denizde gemisini en az hasarla karaya yanaştıran kaptanların tarihi başka, gemisini terk edenlerin tarihi başka yazılır. (Suçlamalara Karşı Gerçekler)
- Toplumu terörle mücadelenin süresi hakkında yanlış beklentiler içine sokacak söylem ve ifadelerden kaçınılmalıdır. Terörle mücadele karmaşık bir süreçtir. 1967 Arap-İsrail Savaşı'nda altı günde zafer kazanan İsrail Silahlı Kuvvetleri, 2007'de birkaç bin kişiden oluşan Hizbullah örgütünü Lübnan'da etkisiz hale getirememiştir. (Terör Örgütlerinin Sonu)
- Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler , dervişler , müritler , meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat , medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve taleplerini yapmak , insan olmak İçin kâfidir. (15 Temmuz Öncesi ve Sonrası)
- Etkisiz hale getirilen teröristlerin yaş durumu incelendiğinde ortalama olarak, örgüte katılım yaşının 19, örgütte kalma süresinin 7 yıl, ölüm yaşının ise 26 olduğu görülmektedir. (Terör Örgütlerinin Sonu)
- Uluslararası alanda ciddi bir konuda adım atmadan önce her şeyi çok detaylı ve iyi şekilde değerlendirmek zorundasınız. Hesapsız olarak atılan adımlardan geriye çekilme o ülkeye çok büyük zararlar da verebilir. Dış politikaya; sağduyulu, gerçekçi ve ideolojik görüşlerden arındırılmış şekilde yaklaşılmalıdır. (Unutulan Ada Kıbrıs)
- Mustafa Kemal 1922'de eğitim ve öğretime ilişkin şunları da not defterine yazmıştır: "Milleti kurtarmak isteyen her vatansever için milli onur ve fedakarlık başlıca özelliklerdir. Fakat bunlar yeterli değildir. Bir milleti kurtarmak için iyi niyet de yeterli değildir. Aynı zamanda ilim ve eğitim lazımdır. Düşmanı mağlup eden ordularımızın sevk ve idaresinde fenni bilim ve ilmi kurallar rehberimiz olmuştur. Bir milletin geleceğini elde etmesi ve idare etmesi için de eğitim bilimi lazımdır. Eğitim biliminin faaliyet merkezi: Mekteptir. Milletin siyasi ve toplumsal hayatında, düşünce yapısında; her türlü dış etkiye koyabilmesi için ilmi ve fenni bilimi rehber kabul edeceğiz." (Sorunlarla Yüzleşmek)
- Sıkıştığımız zaman bizim başvuracağımız tek rehber vardır, o da Mustafa Kemal Atatürk'tür. (Sorunlarla Yüzleşmek)
- Başarı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekata katılan bütün personeline ve özellikle bu harekatta şehit düşen, 498 ölümsüz kahramana aittir. (Unutulan Ada Kıbrıs)
- Bu nedenle, Malta Yargılaması tarihi bir gerçektir. Bu yargılamada, Malta'da o günün deyimiyle “Ermeni Kırımı” bugünün deyimiyle ise “soykırım” iddiasıyla yargılanan Türkler yargı önünde aklanmışlardır. Suçsuz bulunmuşlardır. Malta kararı, Osmanlı devletinin ve İttihatçı liderlerin “soykırım” suçunu işlemediklerini ortaya koyan tarihi bir yargı kararıdır. Bu kararın, uluslararası meşruiyetini kimse sorgulayamaz. Savcılıkların, “suçsuzluk” anlamı taşıyan “kovuşturmaya yer olmadığı”, ya da “takipsizlik” kararı da yargı sürecinin bir parçasıdır. 1919-1921 Malta Yargılaması, yargısal olarak “bir soykırım soruşturması”dır. Bu açıdan çok önemli bir olaydır. Bu gerçeği hiçbir şey ortadan kaldıramaz. Son söz; 1915 Tehcir olayı; Malta'da yargılanmıştır. Kraliyet Savcılığı, soruşturma sonunda verdiği “kovuşturmaya yer olmadığı” veya “takipsizlik” kararı ile Tehcir olayında kovuşturma açılmasını gerektirecek, herhangi bir “suç unsuruna” veya “deliline” ulaşamamıştır. Bu, bir şekilde “suçsuzluk” anlamına gelmektedir. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
Yorumlar
0 yorum