Kitap Künyesi
Yazar: Arthur Koestler
Çevirmen: Zühal Avcı
Yayın Evi: Toplum Yayınları
İSBN: 9758087169
Sayfa Sayısı: 323
--reklam--
Spartaküs Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Spartaküs...
Bu isim, dünyada adaletsizlik ve eşitsizlik sürdükçe ve buna karşı insanca yaşama mücadelesi veren bir tek kişi bile kaldıkça, bir simge olarak parlamaya devam edecek.
Kimbilir, belki bir gün, "Güneş Devleti" yeniden kurulur; hatta ona yenileri eklenir?
Kimbilir, belki bir gün, eşitlik ve adaletin bayrağı daha mutlu insanların üzerinde dalgalanır?
Kimbilir, belki bir gün...
Neden olmasın?
--reklam--
Spartaküs Alıntıları - Sözleri
- Köle, eli ayağı değil, beyni zincire vurulmuş olandır.
- Köle, eli ayağı değil, beyni zincire vurulmuş olandır.
- İnsanları kahraman yapan, şartlardır. TErsinin olabileceğini sanmıyorum. Sadece bir şey var: Şartlar da daima uygun insanları seçiyor. Tarihin bu gibi adamları çıkartmakta yanılmaz bir güdüsü var.
- Bilmek harikulade bir şeydi; ama olaylara hakim olmaya yetmiyordu.
- elbiselere benzeyen kehanetler vardır.Terzinin dükkanında asıllı durur: önünden, o elbiselerin uyabileceği bir yığın insan geçer. Sonra geçenlerden biri içeri girer,alır elbiseyi götürür. Aslında önemli olan elbisenin günün modasına uygun olması, kitlenin isteklerine, ihtiyaçlarına, arzularına uymasıdır.
- en etkili casus aç midelerin dayanışmasıdır
- peki, dinle bakalım. kitap şöyle yazar:Dört cins insan vardır. Birinci cins'' benim olan benimdir,senin olan senindir'' der.Bunlar orta sınıf halktır, yada bazılarının dediği gibi ''sodom'' dur.İkinci cins insan ''benim olan senindir, senin olanda benimdir'' der. Bu bildiğimiz halktır, hakir görülenlerdir. Üçüncü cins ''benim olan senindir, senin olanda senindir'' der. Bunlar pek sofu olanlardır.Dördüncü cinsler ''kötülerdir'. işte böyle yazıyor kitap. ilk görüş kardeşi Habil'i öldüren ve ilk şehri kuran Kabil'in görüşüdür.Bu bakımdan onu ve görüşünü kınamak gerekir. Üçüncü cins insanda kınanması gereken bir görüşü destekliyor:Zenginliklerin dağıtımından pay almamış olmak bahanesiyle,yoksulluğu bir erdem gibi göstermeye çalışarak kendisini bir kat daha küçültmeye çalışan insandır bu. Yani ikiyüzlülüğün bir çeşidini gösterir, yoksulların gururunu meydana koyar. Dördüncü cins büyük toprak sahipleriyse tefecilerdir. Bunların görüşüne neresinden bakarsan tutacak tarafları yoktur. Kala kala ikinci cins insan kalıyor: Benimki senin, seninki benim diyen insan. işte Esseni' lerin inanışı budur.
- ''italya toprakları üstündeki vahşi hayvanların inleri var, ama italya için savaşan ve ölen insanların evleri yok. Yersiz yurtsuz bu insanlar karılarıyla, çocuklarıyla başıboş dolanıp duruyorlar. Yoksulları, yuvalarını düşmana karşı korumaya teşvik eden politikacılar yalan söylüyorlar. Onların savunacak ne yuvaları ne malları var. Onlara dünyanın hakimi deniliyor halbuki , benimdir diyebilecekleri bir avuç toprağa sahip degiller''.
- unutmamak gerekir ki , körleri gütmek görevini yüklenen, onların ızdıraplarına karşı merhametsiz, çığlıklarına karşı sağır olmak zorundadır;çünkü, o sürüyü kendi akılsızlıklarına karşı savunacaktır. Başkalarının başarılı olacağına inanmadıklarını birtakım çapraşık yollara başvurması gerekir,çünkü iyiyi ve doğruyu gören sadece odur, ötekiler kördür.
- Bir dostunun cesedi hoşuna gitmezdi insanın, çünkü önceden kurulmuş bir ahenk içinde yanlış çalınmış bir nota gibi gelirdi.
--reklam--
Spartaküs İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Umuda kelepçe vurulamaz. Bir ömür köle olarak yaşamaktansa bir gün özgür kalmak daha yüce bir hayat yaşamaktır. Dağların zirvesinde kan donduran soğuk altında dahi ölmelerine müsade etmeyen efendiler kanlarınızda boğalacaksınız. (Khgfg.)
Roma ordusunda bir gladyatör olan Spartaküs'ün başlattığı köleliğe karşı isyanın öyküsüdür. Kendisini takip eden binlerce köle ile birlikte verdiği mücadelenin sonu hazin olsa da kölelerin eşitlik ve özgürlük talebine liderlik yapan Spartaküs'ü okumak gerek... (Zafer Tunç)
Esirlik hayatı üzerine başlayan bir kalkışmayı öyküleştirerek anlatan başarılı bir yapıt. Tarihin ilk gerillası Spartaküs ve yanındaki 50 gladyatörün başlattığı ve süreğen olarak kalabalıklaşan esirler ordusunun,politik olarak çalkantılı bir dönem geçiren Roma ordusunu savaşlarla hezimete uğratması romanın ana konusu olarak dikkat çekiyor. Kitabı okurken bu sözler de aklıma gelmedi değil. "Cennette hizmet etmektense cehennemde hükmetmeyi tercih ederim." Dönemin Roma'sında cehennemde hüküm sürmeyi cennette köleliğe yeğleyen 50 cesur adam. (Yunus Emre Dönmez)
--reklam--
Spartaküs PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Arthur Koestler - Spartaküs kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Spartaküs PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Arthur Koestler Kimdir?
Arthur Koestler (5 Eylül 1905, Budapeşte– 3 Mart 1983 Londra) Macaristan doğumlu çok yönlü bir yazar. Asıl adı Kösztler Artúrdur. Babası Leopold Koestler, Kuzey Macaristan'a göçmüş bir Rus yahudisiydi. Roman, gazete yazıları, sosyal felsefe eserleri ve bilim alanında kitaplar yazdı. 1931 yılında Almanya Komünist Partisi'ne katıldı ama yedi yıl sonra, Birleşik Krallık'a göç edince ayrıldı. 1940'ların sonlarına doğru en tanınmış İngiliz anti-komünistlerinden biri oldu. 1950'ler boyunca da aktif olarak siyasete devam etti. Sovyetler'de 1930'lardaki tasfiyeleri anlatan Gün Ortasında Karanlık romanı Stalinizmin kurgusal temsili olarak George Orwell'ın 1984 romanı ile birlikte anılır. 13. Kabile adlı araştırmasında ise Aşkenaz Yahudilerinin tarih sahnesinden silinmiş olan Hazar Türkleri olduğu savını ortaya atmıştır. Bu sav bilimsel çevrelerde halen tartışılmaktadır. Ayrıca Britannica Ansiklopedisi için de maddeler yazmıştır.
--reklam--
Arthur Koestler Kitapları - Eserleri
- Gün Ortasında Karanlık
- Geliş ve Gidiş
- Uyurgezerler - Bir Bilim Tarihi Kitabı
- Spartaküs
- 13. Kabile
- Sıfır ve Sonsuzluk
- Spartacus
- Militanlar
- Ve Özgürlük
- Ölüm Hücresi
- İspanya’da Ölüm Güncesi
- Haçsız Haçlılar
- Ölüm Korkusu
- Toprağın Tortusu
- Mizah Yaratma Eylemi
--reklam--
Arthur Koestler Alıntıları - Sözleri
- "Hepimiz yüce olanın gülünç olandan yalnızca bir adımlık mesafede olduğunu biliriz; bu adımın tersine atılmasıyla kazanılabilecek şeyleri ruhbilimin şimdiye dek dikkate almamış olması şaşırtıcıdır." (Mizah Yaratma Eylemi)
- Kararsızlık yarım ölüm demektir. (Ölüm Hücresi)
- "Fazla şey bilirsen, seni asarlar. . "Çok alçak gönüllüysen üstüne basarlar .. (13. Kabile)
- ... Sonra bir hücreye götürdüler beni. Ve ilk kez dışardan kapanan bir zindan kapısının sesini duydum. (Ölüm Hücresi)
- Bekleyiş her zaman bir işkencedir, umutsuz bekleyiş ise hepsinin en beteri. (Ölüm Hücresi)
- MS 1.yüzyılda Çinliler bu istenmeyen Hun komşularını batıya sürmüş ve yüzyıllar boyu Asya'dan kopup Avrupa'ya akacak çığı başlamışlardır. 1.yüzyıldan başlayarak sürekli olarak batıya akan bu gruplar çoğunlukla genel bir sözcük olan "Türk" sözcüğüyle tanımlanmıştır. Bu sözcüğün de Çinceden geldiği ve gerçekte bir tepenin adından alındığı öne sürülmektedir. Ama sonradan bu sözcük, belirli özelliklere sahip dilleri konuşan, yani "Türki" dilleri konuşan bütün kavimlere mal edilmiştir. Dolayısıyla Türk deyimi, Ortaçağ yazarlarının ve bazı çağdaş yazarların kullandığı anlamda bir ırktan çok, bir dil grubunu anlatan bir deyimdir. Bu açıdan bakıldığında Hunlar ve Hazarlar da "Türki" uluslardır. (13. Kabile)
- Demokrasilerimizin adaleti inkâr ettiğini herkese duyururken seslerimiz erdemli bir öfkeyle nasıl da titriyor. (Militanlar)
- ... bazı kimseler için Çile çekmemek de çile çekmektir. DONNE (Haçsız Haçlılar)
- "Mademki kurban gerekli, bari başımıza dert açabilecek olanlardan kurtulalım." (13. Kabile)
- Gerçekten de, insanın kişiliği denizde bir tuz tanesi gibi eriyor, ama aynı zamanda sonsuz deniz bir tuz tanesine sığabiliyordu. (Gün Ortasında Karanlık)
- Ne karışık,ne pis hale soktuk altın çağımızı! (Sıfır ve Sonsuzluk)
- Hikayenin sonu iyi bağlandığında çekilen çileler unutulur. (Gün Ortasında Karanlık)
- komünistler kollarını kavuşturmuş, düşmanca bir sessizlik içindeydiler. (Militanlar)
- Acımak insanın bahtsızlığının bir yankısı gibidir ve bu, bahtsızlığı iki kata çıkarır. (Ölüm Hücresi)
- “İnsan haklı ve doğru edimlerinin bedelini de ödemek zorunda mıdır?” (Gün Ortasında Karanlık)
- Oğuzlardan bir Türk, birlikte yola çıktıkları İslam misyoneri İbni Fadlan’a sitem etmiş: “Halife bizden ne istiyor? Öldürecek bizi bu soğukta! Ne istediğini bilsek, hemen verir kurtulurduk” demiş. İbni Fadlan cevap olarak; “Bütün istediği ‘Allah’tan başka Tanrı yoktur’ demeniz” diye karşılık verince, Türk gülmüş: “Doğru olduğunu bilsek, söylerdik” demiş. (13. Kabile)
- Rönesans’ta prensler eğlenmek için saraylarına cüceleri, kamburları, insan azmanlarını, zencileri toplarlardı. Bu tür şeylere gülmeyecek ölçüde uygarız artık; ne var ki çocuklar aksayan ya da kekeleyenlere, garip telaffuzlu yabancılara, garip giysili insanlara -alışılmış kurallardan ayrılan her tür görünüşe ya da davranışa- hâlâ gülerler ya da bunlarla alay ederler. Genç olsun, ergin olsun, bir toplumsal grup ne denli kapalıysa normal kavramı da o denli katıdır ve normalden ayrılan kimseyi alaya almaya o ölçüde hazırdır. (Mizah Yaratma Eylemi)
- Peter: - Bir şey yok, dedi. Senin yemek yediğini görmek hoşuma gidiyor. Dudaklarının ve dişlerinin devinimini izlemek hoşuma gidiyor, her şeyin hoşuma gidiyor (Ve Özgürlük)
- Hastalıklı bir yüzyılda yaşıyoruz. Hastalığı, tüm sebeplerini mikroskobik bir dikkatle saptadık, ama nereye bir neşter attıysak yeni yeni yaralar açıldı. (Gün Ortasında Karanlık)
- Hiç bir şey bu nehrin akışını durduramıyordu ve ölüm korkusu denilen kaynaktan beslenerek akıyor, akıyordu. (Ölüm Hücresi)
Yorumlar
0 yorum