Kitap Künyesi
Yazar: Janet Frame
Çevirmen: Ayça Çınaroğlu
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750830372
Sayfa Sayısı: 252
--reklam--
Sudaki Yüzler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Artık sınırın ötesine geri dönme umudu çok az olan yerleşik bir vatandaş olmuştum; artık delilerin dünyasındaydım ve kendini aklı başında diye adlandıran insanlardan beni ayıran, kilitli kapılar ve demir parmaklıklı pencerelerden daha fazlasıydı." Istina Mavet, ıssız hastane koğuşlarından Çayır Evi'ne, kendilerine umutsuz vaka gözüyle bakılan ve onlara uygulanacak tek tedavi yönteminin lobotomi olduğuna inanılan hastaların kaldığı Çayır Evi'ne doğru sürükleniyor. Ama bu zorlu yolculuğu sırasında Istina, hastane çalışanlarının uzun süredir hiçe saydıkları hasta arkadaşlarını, özgün bir mizah anlayışı ve şefkatle gözlemlerken kendi eşsiz ve sorgulayıcı zekâsını da gözler önüne seriyor.
"Böylesine büyük engellerin üstesinden gelebilmek ve onları yapıtında yeni ve güzel bir biçimde kullanabilmek. Ne sıradışı bir kadın..."
-Doris Lessing-
"Bu roman hem güzel hem de acı verici, üstelik insanoğlunun kanı ve gözyaşı kadar da gerçek... Kitabın en karanlık sayfaları bile derin bir sezgiyle ışıldıyor ve insan hayatının değerli olduğunu göstermekle kalmıyor, her bir hayatın eşsizliğini de kanıtlıyor."
-Hilary Mantel-
"Şiirsel, dokunaklı ve son derece eğlendirici..."
-John Mortimer, Observer-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Sudaki Yüzler Alıntıları - Sözleri
- En az olmak istediğim yerin ev olduğunu bildiğim halde bazen doktora o sembolik cümleyi mırıldanırdım, "Eve ne zaman gidebilirim?".
- Hareketlerin geriye doğru sarıldığı şaşırtmacalı filmlerdeki gibi, kabuk kabuk soyulmuş insan onurunun eski haline getirilmesini istiyordum, böylece yüzeyin altını görmezdim.
- Suyun içindeki yüzleri hepimiz görürüz. Onlara dair anılarımızı, hatta onların gerçekliğine dair inancımızı suda boğar ve dünyanın sakin insanları haline geliriz; ya da onları ne unutabilir ne de yardım edebiliriz. Bazen hayatın cilvesi ya da gördüğümüz rüya ya da ışığın yarattığı düşmanca ortam yüzünden kendi yüzümüzü görürüz.
- Geçmiş, şimdi ya da gelecek diye bir şey yok. Zamanı bölümlere ayırmak için fiil çekimi kullanmak suyun üzerine tebeşirle yazmak gibi bir şey.
- Görev bilinciyle Dünya'yı düşündüm, çünkü onun dışındaydım; benden başka kim hasret içinde onu düşleyebilirdi ki?
- İnsan, sadece kendisi gördüğü için diğerlerinin anlamayacağı şeyi onlara nasıl anlatabilir ki?
- İnsan, sadece kendisi gördüğü için diğerlerinin anlayamayacağı şeyi onlara nasıl anlatabilir ki?
--reklam--
Sudaki Yüzler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sudaki Yüzler: Akıl hastanelerinin dünyaları, dışarıdaki dünyalar, içeri - dışarı sorgulamaları, sudaki yüzler, parçalanmış benlikler. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim tadında, ondan biraz daha sıcak ve renkli belki. Kahramanımız Istina Mavet kendi hikayesini anlatıyor bize. İyileşmesi -kişiliğinin tamir edilebilmesi- için tek çare görülen "lobotomi"ye direnen birinin yıllara yayılan hüzünlü ama kendinden ödün vermeyen yolculuğu. İçten ve gerçekçi bir anlatım. İnsanı, insanlığın her halini gözler önüne seriyor ve şu hayatta biraz daha anlayışlı olabilmek ve kabul üzerine düşündürüyor. Ben sevdim. (Melisa Parlak)
Öncelikle bu kitabı bana hediye eden boyle güzel bir kitap okumama vesile olan _muaccirkizi_ 'e çok teşekkür ediyorum. Kitabı okumadan önce yazarın hayatını okumanızı tavsiye ederim. İşte o zaman kitap daha da bir anlamlı hale gelecektir. Çünkü yazar da bir süre akıl hastanesinde kalmış. Evet kitap akıl hastanesinde hastaların başlarından geçen olaylar üzerine kurulu. Onların düşüncelerini, yaşadıklarını, hissettiklerini anlatıyor. Hastaların gözünden onların yaşadıklarına şahit olabiliyorsunuz. Onların yaşadıklarını belki yaşamadık ama bu kitabı okuyunca onların çektiği acıları belki biraz görerek onları ötekileştirmememiz gerektiğini görüyoruz. Psikoloji alanında yazılmış güzel bir eser tavsiye eder iyi okumalar dilerim. (Ramazan KELEŞ)
--reklam--
Sudaki Yüzler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Janet Frame - Sudaki Yüzler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sudaki Yüzler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Janet Frame Kimdir?
--reklam--
Janet Frame Kitapları - Eserleri
- Sudaki Yüzler
- Soframda Bir Melek
- Bir Başka Yaza Doğru
- Baykuşlar Öterken
--reklam--
Janet Frame Alıntıları - Sözleri
- İnsanlar evlerinin ön ya da arka kapısına çıktıkları zaman gözlerini nereye dikip bakıyorlardı? (Soframda Bir Melek)
- Bazen yaşamak için güneye gitmeli miyiz diye merak ediyorum. Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. (Baykuşlar Öterken)
- …yalnızdık ve birbirimizi teselli ediyorduk. (Soframda Bir Melek)
- Suyun içindeki yüzleri hepimiz görürüz. Onlara dair anılarımızı, hatta onların gerçekliğine dair inancımızı suda boğar ve dünyanın sakin insanları haline geliriz; ya da onları ne unutabilir ne de yardım edebiliriz. Bazen hayatın cilvesi ya da gördüğümüz rüya ya da ışığın yarattığı düşmanca ortam yüzünden kendi yüzümüzü görürüz. (Sudaki Yüzler)
- Hareketlerin geriye doğru sarıldığı şaşırtmacalı filmlerdeki gibi, kabuk kabuk soyulmuş insan onurunun eski haline getirilmesini istiyordum, böylece yüzeyin altını görmezdim. (Sudaki Yüzler)
- Geçmiş, şimdi ya da gelecek diye bir şey yok. Zamanı bölümlere ayırmak için fiil çekimi kullanmak suyun üzerine tebeşirle yazmak gibi bir şey. (Sudaki Yüzler)
- Yalnızlığımın büyüklüğünü fark etmiyordum. Bir çocuğun annesine sıkı sıkı tutunduğu gibi ben de edebiyat eserlerine tutunuyordum. (Soframda Bir Melek)
- Nasıl oluyor da bir ülkeyi bunca çok içimde barındırabiliyorum? (Bir Başka Yaza Doğru)
- En az olmak istediğim yerin ev olduğunu bildiğim halde bazen doktora o sembolik cümleyi mırıldanırdım, "Eve ne zaman gidebilirim?". (Sudaki Yüzler)
- Waimaru'daki annemden bir mektup aldım. Mektuplarında tekrar tekrar aynı şeyi söylüyor; her şeyin iyi olduğunu, herkesin mutlu olduğunu; bunu bir inkar ilahisi gibi söylüyor böylece siz de hiçbir şeyin iyi, kimsenin de mutlu olmadığını anlamadan edemiyorsunuz. (Baykuşlar Öterken)
- Annemin yokluğu, güneş girmeyen evdeki ayaz gibiydi.. (Soframda Bir Melek)
- Düşümde bin katlı bir bina gördüm Bin pencere ve bin kapılı Biri bile bizimki değildi,canım Biri bile bizimki değil. (Baykuşlar Öterken)
- Herkes “çabalamak” konusunda bize öğüt veriyordu, büyük adam ve kadınların başarılarına dikkat çekiyor ve ellerinden geleni yapmaya çabaladıkları için onların önemli birer insan olduklarını iddia ediyorlardı; rekabetçi okul hayatımızda, eğer kazanmak için elinden geleni yaparsan kazanırdın: Herkes böyle söylüyordu. Bunun üzerine çok kafa patlatmıştım, ta ki bunun "gerçek" olmadığını anlayana kadar. (Soframda Bir Melek)
- Büyük bir sanat eserinin hakkını vermek, aşık olmak gibidir; insan sevinçten havalara uçar. (Soframda Bir Melek)
- İnsan, sadece kendisi gördüğü için diğerlerinin anlayamayacağı şeyi onlara nasıl anlatabilir ki? (Sudaki Yüzler)
- İnsan, sadece kendisi gördüğü için diğerlerinin anlamayacağı şeyi onlara nasıl anlatabilir ki? (Sudaki Yüzler)
- Zarif değildim ve kız kardeşimin dediği gibi bacaklarım futbolcu bacağı gibiydi, bilek kemiklerim bana demiryolu traverslerini hatırlatıyordu. (Soframda Bir Melek)
- ... ve tekinsiz koylarından Yitip gider çamur çullukları bir başka yaza doğru... mesafeler yolumuzu gözler... (Bir Başka Yaza Doğru)
- Ölümden söz etmek için bir paravanın arkasına saklanmak zorundaydınız, aynen ağlamanızı saklamak için, yüzünüzü, utanç içinde, bir mendille örttüğünüz gibi. (Baykuşlar Öterken)
- Nettie Hala'yı makyaj yaparken seyretmiş olmak. Onun için daha da kötüydü zannedersem, çünkü şimdi bir başka yüzü ve ona göre bir başka gülümsemesi olduğunu biliyorduk. Onu suçüstü yakalamıştık, tıpkı bir hırsız gibi. Kızarmaya devam etti.. (Baykuşlar Öterken)
Yorumlar
0 yorum