Kitap Künyesi
Yazar: Marcel Proust
Çevirmen: Tahsin Yücel
Orijinal Adı: Un Amour de Swann
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755101309
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
Swann'ın Bir Aşkı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Marcel Proust'un, Kayıp Zamanın İzinde adlı anıt yapıtı, roman sanatına getirdiği yeni boyutlar ve benzersiz anlatımıyla, bütün çağların en büyük edebiyat yapıtlarından biridir. Alegorik bir gerçek arayışının ardında, Proust'un kendi yaşamının öyküsü olan romanın anlatıcısı, bilinçaltında gömülü bir dizi olayın bilince yükselmesiyle, geçmişte yaşadığı güzelliklerin aslında sonsuza kadar yaşayacağının farkına varır. Zaman yeniden kazanılmıştır; ölümle yarışarak okurun okumakta olduğu romanı yazmaya koyulur...
Tahsin Yücel'in dilimize kazandırdığı Swann'ın Bir Aşkı, bu büyük romanın kilit bölümlerinden biri olmakla birlikte, kendi başına da okunabilen bağımsız bir anlatıdır aynı zamanda. Charles Swann'ın Odette de Crécy ile aşk ilişkisinin anlatıldığı yapıt, Fransa'da bile sık sık ayrı bir kitap olarak yayınlanmış, 1984'te ünlü Alman yönetmen Volker Schlöndorff tarafından beyazperdeye de uyarlanmıştır.
--reklam--
Swann'ın Bir Aşkı Alıntıları - Sözleri
- Umrumda mı benim, başkaları bana vız gelir...
- Beni biraz sevseydi, değiştirmek istemezdi. Beni değiştirebilmesi için de daha çok görmesi gerek.
- Hayatımın onca yılını hasrettiğim, uğruna ölmek istediğim, en büyük aşkımı yaşadığım kadın, aslında hoşuma gitmeyen, tipim bile olmayan bir kadınmış meğer.
- "yağ lekesi gibi yayılır böyle şeyler [iftira] İnsanlar öyle kötüdür ki."
- Swann sigara tabakasını Odette'te unutmuştu. " Neden gönlünüzü de unutmadınız ? Onu geri vermezdim size."
- Mutluluğun unutulmuş ezgilerini yineliyorlardı
- “Ben artık insanın kimi sevip kimi önemseyeceğine kesin karar vermesi gereken yaşa geldim; bir yaştan sonra insan sevdiklerine bağlanma, diğerleriyle harcanan zamanı telafi etmek için, onlardan ölünceye kadar ayrılmamalı bence.”
- "Bir insanın güzel şeyleri olmamasını anlarım; ama hiç değilse çirkin şeyleri olmamalı."
- "Nasıl oluyor da hâlâ bunların ardından koşacak kadar kafasız insanlar bulunabiliyor?"
- Hiç kuşkusuz kadınların en kuruntulusu bile olsa küçük bir yalandan pişmanlık duymazdı
- Swann sigara tabakasını Odette'te unutmuştu. "Neden gönlünüzü de unutmadınız? Onu geri vermezdim size."
- ... akşamın yeniden doğacak acılarını unutturan, mutlu gündüzler de yoktu.
- Yoldan çıkmış bir insan, kötülüklerini göstermek istemediği kimseler önünde hep aynı erdemliği taslardı ...
- “İki tür insan var bence: Yüce ruhlular ve ötekiler"
--reklam--
Swann'ın Bir Aşkı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Swann'ın, bir gönül eğlencesi olarak başlayan, zamanla bir bağımlılığa dönüşen, hayatının odak noktası haline gelen, adeta gözünü kör eden aşkının hikayesi. Ilk başlarda çok da anlam yüklemediği Odette'e karşı birden yoğunlaşan duyguları, bu yoğun duygulara yeterince karşılık alamamanın getirdiği kıskançlık zaman zaman Swann'a ölümü düşündürecek kadar ciddi seviyelere ulaşır. Onun için artık tek gaye Odette'in hayatındaki biricik aşk olmaktır. Ancak sevdiği kadın belki de onun düşündüğü kişi değildir. Kitap boyunca Swann'ın bu bağımlılıkla ve görmek istemedikleri ile mücadelesi anlatılıyor. Ancak anlatımda çok uzun cümleler kullanılıyor. Zaman zaman cümlenin nasıl başladığını unutup geri dönmek zorunda hissediyorsunuz kendinizi. Cümle içlerine konulan uzun ara sözler de çabası... Bu uzun cümleler yazarın dildeki ustalığının bir göstergesi muhakkak ama olaylara ve duygulara yoğunlaşmayı biraz zorlaştırıyor sanki. Bu yüzden zihnen hazır olunduğunda okunması gereken, aceleye gelmeyecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. (Ayşe Tokat)
Merhaba; Proust severler , bu kitabı da sevecektir.. Bu kitap Swann’ın iç dünyaısnı , aşkını anlatıyor...Kayıp Zaman İzinde serisini okuyan bu aşkı hatırlıyacaklardır . Bu kitapta, daha derinlemesine duygular ile yazmış bu aşkı yazarımız... Proust okurken malum sessiz sakin bir ortama ihtiyaç var...Sıkılmayacaksınız kesinlikle ..Proust un kalemini okumak çok güzel. Hislerimi tam olarak yazamasam da bir nebze de olsa ışık olursam ne mutlu bana. Hayatımın onca yılını hasrettiğim, uğruna ölmek istediğim, en büyük aşkımı yaşadığım kadın, aslında hoşuma gitmeyen, tipim bile olmayan bir kadınmış meğer. #alıntı .. Bu alıntıyı yazma sebebim çok aşık olduğunuz bir insan için bile düşünebilen duygu , his ne denirse artık beni üzdü açıkçası.... .Bakalım siz ne düşüneceksiniz (Hatice Akgün Kızılgül)
Tam bir 'kaçan kovalanır' romanı (Hikâye görünümlü roman). Bir burjuva erkeği olan Swann, eşcinsel bir fahişenin aşk tuzağına düşüyor. İlk başlarda hafife aldığı bu saf ama profesyonel fahişenin kendisinden uzaklaşmasıyla birlikte derin bir kıskançlığın pençesine düşüyor ve kıskançlığının uydurduğu paranoyaları aşk sanıyor. Proust'un karmaşık üslubu çeviride de hissediliyor. Uzun ve girift cümleler, çok az paragraf girişleri okumayı zorlaştırıyor. Aşk üzerine meditasyon meraklıları için ideal bir kitap olabilir... (S •)
--reklam--
Swann'ın Bir Aşkı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Proust - Swann'ın Bir Aşkı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Swann'ın Bir Aşkı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.
1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.
Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.
1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.
1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.
Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.
Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
--reklam--
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
- Hazlar ve Günler
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
- Okuma Üzerine
- Kayıp Zamanın İzinde
- Swann'ların Tarafı
- Guermantes Tarafı
- Sodom ve Gomorra
- Mahpus
- Albertine Kayıp
- Yakalanan Zaman
- Sainte-Beuve'e Karşı
- Swann'ın Bir Aşkı - I
- Edebiyat ve Sanat Yazıları
- Swann'ın Bir Aşkı
- Üst Kat Komşusuna Mektuplar
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
- Swann'ın Bir Aşkı - II
- Aşk Karşılıklı İşkencedir
- Kayıp Zamanın Etrafında
- Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
- Lemoine Vakası
- Prenses'e Mektuplar
- Swann'ların Tarafı - Combray
- Kalan Son Güzel Kağıdım
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
- Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
- Kıskançlık
- Swann'ların Semtinden 2. Cilt
- Vikont’un Ölümü
--reklam--
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
- ".. hangi aşkın yarası Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!” ______ (Hazlar ve Günler)
- Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
- Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı, boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
- "Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
- “Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
- Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
- Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
- Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez. _____ (Yakalanan Zaman)
- İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
- Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
- .. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi. _____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
- (...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
- Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
- Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
- "Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
- "Allah hikmeti dilediğine verir." Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
- Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
- Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
- "Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
- “Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)
Yorumlar
0 yorum