Kitap Künyesi
Yazar: İsmet Özel
Yayın Evi: Çıdam Yayınları
İSBN:
Sayfa Sayısı: 36
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 2 Alıntıları - Sözleri
- Bir insan doğar doğmaz ölmeye yetecek kadar yaşlanmış olur
- haksızlık karşısında susmam ne kadar kötüyse; güzellik karşısında duyarsız kalmam o kadar kötü.
- YILMADAN YAP. fırsatı kaçıracağın için değil, önünde yılgınlık göstereceğin her kimsenin bir zorba veya bir zorba adayı olması yüzünden. yılma ki sıcaktan kavrulana gölgen, suda boğulana elin erişsin. önce yap, sonra açıklarsın.
- İnsan dünyaya salıverilmiş belalı hayvan değil, dünyaya kulluk göreviyle bırakılmış yaratıktır.
- düşünce dünyasının özellikleri öyle ayarlanmış ki eğer başkasının dokuduğu kumaşla örtünürseniz, o kumaşın nerede, ne sürede işinize yarayacağını bilmediğiniz için zaman zaman başkasının başka kumaşlarını almak zorunda kalacaksınız. düşünce dünyasında uygun, elverişli bir yeriniz olsun isterseniz, kendi kumaşınızı kendiniz dokuyacaksınız.
- bir vakıa olarak ölüm sadece insanın tanıyabileceği, insanın farkına varabileceği bir vakıadır. bir vakıa olarak ölüm insanın zihin etkinliği aracılığıyla kavranılır.
- 'keşke... diyen insanlar bilmiyorlar ki onlara o anda 'keşke...' dedirten de önceki tutumlarının ortaya çıkardığı sonuçlardır. her 'keşke...' düşünceden uzaklaşmak, insanla ilgili asıl endişeyi tanımaktan kaçmaktır.
- bilgece yap. yani koruyarak, yani için titreyerek, yani yıkılmasın diye.
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tahrir Vazifeleri'nin ikinci kitabı. İlk kitaptan biraz daha düşük seviyede olsa da, bence güzel bir kitaptı yine. Aynı şiirsel hava devam ediyor. Öğrenmeyi Öğrenmek isimli ilk bölümü özetleyen kısım bence şurası: "Benden felsefeyi öğrenmeyeceksiniz" demiş örgencilerine Immanuel Kant, "ama benden nasıl felsefe yapılacağını öğrenecek, tekrar edilecek düşünceleri değil, düşünmeyi öğreneceksiniz. Kendi payınıza düşünün, kendi payınıza inceleyin, kendi ayaklarınız üzerinde durun." Bu sözler isabetli bir tavsiyeyi, yerinde bir uyarıyı içinde barındırır gibi görünüyor. Ama bu sözler insanlar için ancak belli bir aşamadan, belli bir gelişme basamağından sonra isabetli ve yerinde sayılabilir: Eğer insanlar öğrenmeyi örgenmişlerse." Önce Yap, Sonra Açıklarsın ise kitabın en kısa ve etkileyici bölümü. "Yılmadan yap. Fırsatı kaçıracağın için değil, önünde yılgınlık göstereceğin her kimsenin bir zorba veya bir zorba adayı olması yüzünden. Yılma ki sıcaktan kavrulana gölgen, suda boğulana elin erişsin. Önce yap, sonra açıklarsın. Bilgece yap. Yani koruyarak, yani için titreyerek, yani yıkılmasın diye. Tutkuyla yap. Sana verilen yaşama gücünü yerinde kullan. Yılmadan, bilgece ve tutkuyla. Önce yap, sonra açıklarsın." Ve kitap şöyle bitiyor. "Öz’lük bende değil. Bende bulunan yalnızca kulluğumdur: Oluşa ve ölüşe, olduruşa ve öldürüşe açık kulluğum." Seriye devam edeceğim. 8/10 (Ömer Ökten)
Tahlil Vazifeleri 2: Her birimizin hayat düzleminde üstlenmiş olduğu bir takım görevleri vardır. Bir merak konusudur ve daima muallaktır; "Sevmediğimiz görevleri yerine getirirken, o görevin hakkını verebiliyor muyuz?" Açık uçlu bir yoklamadır bu. Devam zorunluluğu olmayan bir derste atılan imzadır. Tahrir Vazifeleri 1 kitabına yaptığımız incelemede ( gonderi/54465500 ) İsmet Özel'in üstlenmiş olduğu "yazmak" vazifesinden bahsetmiştim. Özelce bir mana bulmuştum orada; "silahşör kalemi adamak" Ortada bir silah, bir de savaş vardı evet. Peki ya bu savaşın hazırlığı nasıl yapılırdı? İşte sorunun cevabını buluyoruz bu eserde. "Hazır olan huzurdadır. Zaten huzursuzluk hazırsızlıktan başka nedir ki?" Bir yolculuk var ortada. Kişinin kendi özüne yolculuğu bu. Keşfine çıkılmamış milyon farkındalığın birkaç istasyonunda soluklanabiliyoruz sadece. Çünkü bu yolculuk zihin şimendiferi ile yapılıyordu ve "Zihin bir ülkeyse eğer her ülke gibi onun da sınırları olmalıdır." ifadesini her yolcu biletinin altına iliştiriyordu zatı. İsmet Özel, öz ve hakikat arasında kurtuluşmuş bölge oluşturuyor. Bu fetih kolay olmuyor elbette. Sonrasında ise işini ankebut titizliği ile yapıyor ve öz ile hakikat arasında mekik dokuyor. Şimdilik sadece bu daire içinde duruyoruz. Önce yaptık, şimdiyse mana ekliyoruz. Zihin değirmeninde, özü sorguya çekmeden; ortadaki savaşı fark edemeyeceğiz. Fark edemediğimiz savaşın hazırlığına girişebilir miyiz? Peki ya ÖZ'ümüz ne? Devam... (Oğuzhan Âsım Güneş)
Tahrir Vazifeleri 2 - İsmet Özel: Hikmet fışkırmaları... Şairi dinleyelim: "...Hazır olan huzurdadır. Zaten huzursuzluk hazırsızlıktan başka nedir ki?..." "...Öz’lük bende değil. Bende bulunan yalnızca kulluğumdur: Oluşa ve ölüşe, olduruşa ve öldürüşe açık kulluğum..." "...Nesne olduğumu kabul ederek kendimi kendi ilgi alanımın dışında sayışım da bilgilenmemi sağlamaz..." "...İslam akâidinde Allah'tan ümit kesmek küfürdür, Allah'tan emn de küfürdür. Diyebiliriz ki ümit kesenler de, emn halinde olanlar da düşüncelerini doğru üzerinde hükümranlık kurdukları zannına kapılmışlar; bu zanna dayanarak beklentiler edinmişlerdir. Tek ve değişmez hakikatin kendi kuruntuları çerçevesinde sona erdiği yanılgısına düşmüşlerdir. Ümit keserken de, emn hissi edinirken de işitici özelliklerini köreltmişler, kendilerini açmaktan, yaratılışlarının hakikatine açılmaktan imtina etmişlerdir. Diyebiliriz ki beklemek ümidi koruyor olmanın belirtisi olduğu kadar, emn halinden korunuyor olmanın da belirtisidir. İnsanoğlu hiç bir beklentisi olmaksızın beklerse kendini hakikate doğru atmış olur..." "...Demek ki doğruyla ilişkisinde insan "işitici" konumundadır. Bu konumunu koruduğu oranda düşünce çizgisini derinleştirme imkânını artırabilir. Ne zaman ki insanoğlu işitici özelliklerini köreltir, işte o zaman temas kurduğu nesnelerden bir beklentisi doğar. Beklenti bekleyiş değildir. İnsanın bir beklenti sahibi olmasıyla, bekleyiş halinde olması birbirine zıt iki durumdur. Beklenti sahibi doğruyu kendi keyfince çerçevelemiş ve bu çerçeve gereğince doğacağını umduğu sonucu tasarruf etmeye hazırlanmıştır. Eğer beklentisine kavuşursa bundan gururlanır, beklentisi boşa çıkarsa ye'se düşer. Bekleyiş halinde olan insan ise ortaya çıkan her sonucu doğruya biraz daha yakınlaşmanın fırsatı diye değerlendirir..." "...Haksızlık karşısında susmam ne kadar kötüyse; güzellik karşısında duyarsız kalmam o kadar kötü. Adaleti aramam, giderek kısas istemem ne kadar iyiyse; bayağılığı yok etme girişimim, yalanı yıkma atılımım o kadar iyi..." "...İnsan için hayat sondan yani ölümden başlar. İhtiyaçları merkez alarak tasavvur edilmiş bir hayat ölüme sırt çevirmiş bir hayattır ki bunun insan oluşla hiç bir bağlantısı yok..." "...Oysa bekleyenler sadece bekleme sabrını ve metanetini gösterenler iyinin, doğrunun, sahicinin, güzelin ve faydalının birbirine ne zaman, nerede denk düştüğünü görme fırsatına kavuşurlar..." "...Bilgece yap. Yani koruyarak, yani için titreyerek, yani yıkılmasın diye..." "...İktisatçılar niçin insanın istekleri sınırsızdır demiyorlar da ihtiyaçları sınırsızdır demek gereği duyuyorlar? Kelimenin büyüsünden yararlanmak istiyor[lar] da ondan..." "...Hadis-i Şerifte "Din nasihattir" buyurulmuştur. Nasihat, yani öğüt. Öğüt almak öğütülmeye açılmaktır. Öğüt verenin bunu yapabilmesi, ancak önceden öğütülmüş olmasıyla sağlanır..." "...Baskının olduğu yerde yalnız baskı altında kalan değil, baskıyı uygulayan da ezilir. Kendi dokuduğu düşünce kumaşını başkasına giydirmeye kalkanlar da mecburiyetler altında kalır..." Satırlara diyecek bir sözüm mü var? Hayır yok. Muntazam. 10/10 veriyorum. (Cemil Meriç)
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 2 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Özel - Tahrir Vazifeleri 2 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tahrir Vazifeleri 2 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?
1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.
--reklam--
İsmet Özel Kitapları - Eserleri
- Tavşanın Randevusu
- Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
- Bir Yusuf Masalı
- Henry Sen Neden Buradasın 1
- İrtica Elden Gidiyor
- Henry Sen Neden Buradasın 2
- Surat Asmak Hakkımız
- Tahrir Vazifeleri
- Toparlanın Gitmiyoruz 1
- Erbain
- Taşları Yemek Yasak
- Bakanlar Ve Görenler
- Üç Mesele
- Kırk Hadis
- Şiir Okuma Kılavuzu
- Zor Zamanda Konuşmak
- İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
- Neyi Kaybettiğini Hatırla
- Kalın Türk
- Of Not Being A Jew
- Faydasız Randevu
- Çatlıycak Kadar Aşki
- Ve'l-Asr
- Sorulunca Söylenen
- Desem Öldürürler Demesem Öldüm
- Küfrün İhsanı Olmaz
- Cuma Mektupları 1
- Faydasız Yazılar
- Tehdit Değil Teklif
- Cuma Mektupları 2
- Cuma Mektupları 3
- Cuma Mektupları 4
- Cuma Mektupları 5
- Cuma Mektupları 6
- Cuma Mektupları 7
- Cuma Mektupları 8
- Cuma Mektupları 9
- Evet İsyan
- Cinayetler Kitabı
- Geceleyin Bir Koşu
- Şiir Resitali
- Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
- Bilinç Bile İlginç
- Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
- Bileşenleriyle Basit
- Siper Beden
- Karz-ı Hasen
- Neredeyizim
- Başbaş Başbaşa Başabaş
- Evet Mi, Hayır Mı?
- Muvazzaf
- Toparlanın Gitmiyoruz 2
- Toparlanın Gitmiyoruz 3
- Ebruli Külah
- Evlenseydik Boşanacaktık
- Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
- Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
- Çenebazlık
- Dil ile İkrar
- Tok Kurda Puslu Hava
- Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
- Şiir Kitabı
- Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
- Tahrir Vazifeleri 2
- Tahrir Vazifeleri 4
- Tahrir Vazifeleri 3
- Tahrir Vazifeleri 5
- Tahrir Vazifeleri 6
- Tahrir Vazifeleri 7
- Tahrir Vazifeleri 8
- Tahrir Vazifeleri 9
- Tahrir Vazifeleri 10
- Cuma mektupları 10
- Tahrir Vazifeleri 11
- Tahrir Vazifeleri 12
- Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
- Bir Vefa Daha
- Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
- İslamla Damgalanmış Varoluş
- Tekne Kazıntısı
--reklam--
İsmet Özel Alıntıları - Sözleri
- Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
- Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
- ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
- Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
- İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
- İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
- Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
- Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
- Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
- İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
- gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
- İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
- tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
- Çin, Mısır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri elbette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik süreçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
- "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
- kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
- İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
- Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
- Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
- "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)
Yorumlar
0 yorum