Kitap Künyesi
Yazar: İsmet Özel
Yayın Evi: Çıdam Yayınları
İSBN:
Sayfa Sayısı: 48
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 9 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 9 Alıntıları - Sözleri
- Anladıklarımız açıkladıklarımızdan ibaret değildir.
- Anladıklarımız, öğrendiklerimiz her zaman neyi anladığımızı dile getirdiğimizden fazla olduğu için başka insanlarla aramızdaki mesafe hiçbir zaman kapanmayacak.
- Tarih varoluşumuza kazandırdığı renk sebebiyle değer sahibidir; toplumu ve insanı ölçümlere sıkıştırmamızı kolaylaştırdığı için değil.
- " Ama işler çoğu zaman, aslına bakarsanız hiç bir zaman tıkırında gitmez. "
- "Canının kıymetini bilmek" ten halkın anladığı bedenen rahatlık içinde bulunmak, güvenlik, refah ve giderek lüks içinde yaşamaktır. Kim bunları ele geçirmişse, halkın gözünde ve halkın dilinde canının kıymetini bilen odur. Bu sebeple halktan kişiler yüzyıllar boyunca "maddi rahatlık" tuzağına yakalanmışlardır.
- Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu.
- "Dünya hayatı bir oyundan oyalanmadan başka birşey değildir." (Enam,32)
- Biz insanlar kendimizi bu dünya ya bırakılmış bulduk; ama hayatımızı hayatiyetimizi, yaşama etkinliğimizi burada , kendimiz bulmadık. Yaşamak bize verildi. Bize yaşamak bir baş rol oyuncusu olarak, yani oyunu kazanıp kazanmamanın bizim tutum ve davranışlarımızla (amellerimizle) belirlenebileceği şartlarda verildi.
- "İyi" peşindeyiz ama bunu ancak "kötü" hakkında bildiklerimizle devam ettirebiliyoruz.
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 9 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tahlil Vazifeleri -9-: Tahlil Vazifemiz vardı... yarım kalmıştı. Şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz. Tahlil Vazifemizin dokuzuncu seansı, Tahrir Vazifeleri -9- ile ilerliyor. Tahrir Vazifeleri -8- kitabında bilime dair geliştirilen söylemleri incelemiş ve kendi cihetimizden yorumlamıştık. Kronolojik akış titizlikle ilerliyor ve İsmet Özel bu defa "Matematik" üzerinden saptamalar yapıyor. Burada bir serlevha açıyor ve bu serlevha ışığında satırları tetkike yelteniyoruz. "İnsan zihninin işleyiş kuralları eşyadan bağımsızdır." Arazlar cevheri anlamak içindir. Araçlar, amaca vasıl olmak için vardır. Neyin araz ve araç, vesait ve vesile olduğunu anlamak, şuurdaki şiarı insana armağan edicidir. Kavramların cenderesinden geçmedikçe, kendimizden geçemeyiz. Kendimize gelmek içinse kendimizden geçmemiz gerektir. Akıl mefhumunun bir araç olduğunu mükerrer şeddesiyle, her fırsatta ve imkanda ifade ettik ve ediyoruz. Aklı amaç edinenleri aklımızı araç edinerek mindere seriyoruz ve lakin minder irkiliyor. Öteliyoruz onları, ötekileştiriyoruz. "Örümcek beyinliler" ithamını terkisinden eksik etmeyenlerin zihinlerindeki ibrişim kurdu, ipeğin mayıştırma operasyonlarıyla uyuşturuyor o nobran kılbazları. Yani onları. Yani aklı amaç edinenleri. "Yort Savul" diyorum onlara, kralınız ölüyor. "İnsan zihninin işleyiş kuralları eşyadan bağımsızdır." Zihnimizin pesimist olduğu iddia ediliyor. Bu karamsarlığın ancak evreni anlamaya çalışarak giderilebileceği, dolayısıyla pozitif ilimler ışığında sıhhate kavuşabileceği ileri sürülüyor. Bu ileri sürüş, sürüyü güdüştür. Zihni faaliyetlerimiz, aktif yaşantımızın vaat ettiği şeylerin enstantanesiyle şekilleniyor. Yadırgayış-reddediş-kabul ediş. Seçiyor ve böylece ilerliyoruz. İnsan zihninin işleyiş kuralları eşyadan bağımsızdır fakat hadiselerden bağımsız değildir. Zihnin kuralı, haddi zorlamaktır. İşleyiş ilhamı ise edilgendir. Eşyaya hakim olmak istiyorsak, salt bir zihnin buna yeterli olmadığını kabul etmeli ve ön kabuller silsilesi oluşturmalıyız. Fakat buraya değinmeksizin toparlayalım ve diyelim ki; "İnsan zihninin işleyiş kuralları eşyadan bağımsızdır." Batı, kaosa hakim olmak için akıl dolaylarında yürüdü. Vicdanı ve hissi ötekileştirdi. Adı "akılcılık" olan ama akıldan uzak olan bir sulta kurdu. Bu sulta, hayati ihtiyaçlar listesini kendi belirledi ve en başa matematiği koydu. Matematik, bize anlatılanların daha da ötesindeki şeyin adıdır. Matematiğe dair yapılan önem vurgusu, hiçbir zaman yeterli değildir. Nitekim sanıldığından daha da önemlidir. Sanat dediğimiz şey estetiktir. Sanatı inşa etmek için estetiği inşa etmeniz gerekir. Estetiği inşa etmek içinse matematiği kullanmanız gerekir. Yalnızca sanatta değil.. hayatın her yerinde gereklidir. (Permütasyon dahil değil) Bir meşhur vardır. Platon'un Akademia'sındaki "Geometri bilmeyen içeri giremez" yazısı. Heidegger bu meşhurun bir galat-ı meşhur olduğunu söylüyor ve bir nevi bu cümlenin satır arasına iniyor. Heiddeger'e göre metnin asıl göndermesi; "Matematiksel olanı kavramamış olan giremez." şeklindedir. Peki nereye varıyoruz? Matematik algımıza varıyoruz. Sayılar matematikseldir. Fakat matematiksel olan sayısal değildir. Sayılar araçtır. Matematiğe çıkan araçlardan biridir. Fakat matematik de kavrayışın aracıdır. Bittabi kavrayış da bir araçtır. Bu silsile Vahdet şuuruna değin böyledir. "İnsan zihninin işleyiş kuralları eşyadan bağımsızdır." İsmet Özel benim kadar uzatmıyor ve kısaca şunları söylüyor: "İnsan matematik yoluyla ahlaki yükümlülüklerden önce gelen bir zaruretler alanı kurabiliyor. Hem kaosun ürküntüsünden kurtuluyor ve hem de temas ettiği dünyayı el altında tutabilecek, o dünyadaki varlığını doğrulayabilecek modeller kurabiliyor. Matematikte kaldıkça dünyada kalmak kolaylaşıyor." Batı'yı tanımak, Batı'dan istifade etmek ve Batı'dan ibret çıkarmak. Batı'ya büsbütün sırt çevirmek, süngü mücadelesinde, düşmana arkamızı dönmek demektir. Batı'nın bir türlü beceremediği şeyi, yani ahlakı, fenni ilimlerin kılcallarına kadar zerk etmek.. Yapılacak şey budur. Matematik bahsinden sonra İsmet Özel, yönünü tekrar bize çeviriyor ve şunları söylüyor: "Gerçekte halkın dilindeki bilgelik parıltıları bir kalıntıdan ibaretti ve hakiki bilgelerin vargılarına çalkap temas etmenin içi boş görüntüsüydü yalnızca. Mesela, "can borcu" diyordu halk; "Allah'a bir can borcum var" diyordu. Bu bilgece söylemin halktan kişilerin şahsında anlam kazandığı görülebilseydi Müslümanların yaşadıkları toprakların küfrün tasallutundan kurtulması çok zaman almazdı. Çünkü böyle bir anlayışa varmış çok sayıda insan dünyevi kazanç vaadleriyle sevk edilemez halde olurlardı. Açıkçası, soylu bir sadelik içinde hayatın anlamını bilinçle kavrayacak bir alanı muhafaza etmek işten bile değildi" Millet olarak, keşfe çıkmak zorundayız. Hassaların ve ussaların keşfine. Baudrillard, Baştan Çıkarma Üzerine isimli kitabında; "Artık şunu söyleyen de kalmadı: 'Senin bir ruhun var ve onu kurtarmak lazım.' Bunun yerine şu cümle tercih ediliyor: 'Senin bir cinsiyetin var ve onu en iyi nasıl kullanabileceğini bulman lazım.'" der. Batı'yı imar etmek için uğraşan Baudrillard, uğraşının bir türlü karşılık bulmadığını sezmiş ve Batı'yı fikir planında imha etmiştir. Bu bağlamda, verdiği imar çabası Batı'dan daha çok bizi alakadar eder. Evet bizim bir ruhumuz var ve onu kurtarmak zorundayız. Tikel ve tümel bir ruh. Müşahhas ruhların keşfedeceği, medeniyet ruhu. *** Tahrir Vazifeleri -9- kitabı, toplam sekiz başlıktan oluşan bir deneme-düşünce kitabıdır. Eserdeki önermelerin ne denli sarsıcı olduğu tüm İsmet Özel okurları tarafından muayyendir, Vesselam. Okuduğumuz kitaplar bize kitabı baştan yazdırmalı. Bu bir yorumdur ve özneldir. Şahsi olmakla beraber, beylik laf mesamesinde olmaktan da münezzehtir. Şiirimiz telkin, nesrimiz tekliftir. Measselam.. (Oğuzhan Âsım Güneş)
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 9 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Özel - Tahrir Vazifeleri 9 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tahrir Vazifeleri 9 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?
1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.
--reklam--
İsmet Özel Kitapları - Eserleri
- Tavşanın Randevusu
- Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
- Bir Yusuf Masalı
- Henry Sen Neden Buradasın 1
- İrtica Elden Gidiyor
- Henry Sen Neden Buradasın 2
- Surat Asmak Hakkımız
- Tahrir Vazifeleri
- Toparlanın Gitmiyoruz 1
- Erbain
- Taşları Yemek Yasak
- Bakanlar Ve Görenler
- Üç Mesele
- Kırk Hadis
- Şiir Okuma Kılavuzu
- Zor Zamanda Konuşmak
- İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
- Neyi Kaybettiğini Hatırla
- Kalın Türk
- Of Not Being A Jew
- Faydasız Randevu
- Çatlıycak Kadar Aşki
- Ve'l-Asr
- Sorulunca Söylenen
- Desem Öldürürler Demesem Öldüm
- Küfrün İhsanı Olmaz
- Cuma Mektupları 1
- Faydasız Yazılar
- Tehdit Değil Teklif
- Cuma Mektupları 2
- Cuma Mektupları 3
- Cuma Mektupları 4
- Cuma Mektupları 5
- Cuma Mektupları 6
- Cuma Mektupları 7
- Cuma Mektupları 8
- Cuma Mektupları 9
- Evet İsyan
- Cinayetler Kitabı
- Geceleyin Bir Koşu
- Şiir Resitali
- Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
- Bilinç Bile İlginç
- Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
- Bileşenleriyle Basit
- Siper Beden
- Karz-ı Hasen
- Neredeyizim
- Başbaş Başbaşa Başabaş
- Evet Mi, Hayır Mı?
- Muvazzaf
- Toparlanın Gitmiyoruz 2
- Toparlanın Gitmiyoruz 3
- Ebruli Külah
- Evlenseydik Boşanacaktık
- Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
- Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
- Çenebazlık
- Dil ile İkrar
- Tok Kurda Puslu Hava
- Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
- Şiir Kitabı
- Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
- Tahrir Vazifeleri 2
- Tahrir Vazifeleri 4
- Tahrir Vazifeleri 3
- Tahrir Vazifeleri 5
- Tahrir Vazifeleri 6
- Tahrir Vazifeleri 7
- Tahrir Vazifeleri 8
- Tahrir Vazifeleri 9
- Tahrir Vazifeleri 10
- Cuma mektupları 10
- Tahrir Vazifeleri 11
- Tahrir Vazifeleri 12
- Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
- Bir Vefa Daha
- Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
- İslamla Damgalanmış Varoluş
- Tekne Kazıntısı
--reklam--
İsmet Özel Alıntıları - Sözleri
- Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
- Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
- ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
- Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
- İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
- İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
- Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
- Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
- Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
- İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
- gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
- İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
- tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
- Çin, Mısır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri elbette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik süreçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
- "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
- kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
- İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
- Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
- Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
- "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)
Yorumlar
0 yorum