Kitap Künyesi
Yazar: Anatole France
Çevirmen: Erdoğan Alkan
Orijinal Adı: Les Dieux ont soif
Yayın Evi: Kaynak Yayınları
İSBN: 9753432682
Sayfa Sayısı: 202
--reklam--
Tanrılar Susamışlardı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Anatole France'ın 1912'de yazdığı bu kitapta Fransız devrimcilerinin terör uyguladıkları dönemin bir tablosu çizilir. Giyotin sürekli işler ve Devrim kendi çocuklarını da yemeye başlar. Robespierre burjuva sınıfının tam egemenliğini kurabilmesi için terörün gerekli olduğuna inanır ve eşitlik, özgürlük, kardeşlik savaşımında, devrimin susamış Tanrıları sel gibi kan akıtırlar. France, bu romanıyla Fransız Devrimi'ne, özellikle terör uygulamasına karşı kişisel düşüncesi ve tavrını da ortaya koyar; aşırılıklar, yanında yıkımı da getirir.
--reklam--
Tanrılar Susamışlardı Alıntıları - Sözleri
- "Bunlar kukladır... Halkın tiplerinin hepsi de var...Ne kıvanç ne de hüzün bilmeyen bu ölümsüz bedenleri benim ellerim yarattı. İyi yürekli bir tanrı olduğum için başlarına beyin koymadım."
- Siz korku ekiyorsunuz, oysa kahramanları yaratan cesaretten çok korkudur.
- Mutlu olmak mı istiyorsun bilmeyeceksin, gönlünü yalanlarla avutacaksın.
- Bizi asıl bitiren ilgisizliktir. Bölgemizde oy hakkı olan dokuz yüz yurttaş var ama toplantıya elli kişi bile gelmiyor.
- Güzel olan yalnız sadeliktir.
- İnsan her zaman kendi çıkarını düşünmez.
- Convention, orduların yenilgisine, ihanetlere, kentlerin ayaklanmasına, komplolara karşı giyotinleri işletiyordu. Çünkü Tanrılar susamışlardı...
- Ama sakın bana Devrim'in eşitlik sağlayacak bir düzen kuracağını da söyleme! Çünkü insanlar hiçbir zaman eşit olamayacaklar. (...) yeryüzünde her zaman büyükler ve küçükler, şişmanlar ve zayıflar bulunacaktır.
- Kişi başkalarının yıkımında kendi yıkımını görür ve başkalarına acırken aslında kendine acır.
- İnsan başına gelecekleri bilse, hayat çekilmez olur.
- Ben akla aşığımdır, ama aklın yobazı da değilim. Akıl bize yön verir ve bizi aydınlatır; ama ona tapmaya kalkarsanız gözünüzü kör eden cinayetlere sürükler.
- Ayı, her zaman sevmiştir aşıklar. Solgun ve yuvarlak yüzüyle sevgiliye sevgilisini anımsatır durmadan.
- İnsan başına gelecekleri bilse, hayat çekilmez olurdu.
- Kapıyı ne diye sürmeliyorsun? Örümcek ağlarını kimse çalmaz...
- Güzel olan yalnız sadeliktir.
--reklam--
Tanrılar Susamışlardı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
ADALET ACILI ÇİĞ KÖFTEYE BENZER...: UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku .. Bir "İŞSİZ" inceleme ile tekrar karşınızdayım sevgili GOBELLER .. ( Yokolun!! ÇORUM ÜBER ALLES!!! =)) ) Kitabı okuyalı bir kaç gün oldu .. Normalde beni böylesine etkileyen eserlere pek sektirmeden inceleme yaparım ama roman bir devri anlattığı için , daha doğrusu bir dönem romanı olduğu için ,emin olmak adına bir kaç geri besleme yapıp dönemin tarihi olaylarını gözden geçirdikten sonra inceleme yazayım istedim .. Kitabı Oda Yayınlarından okudum (şiddetle öneririm) , alıntı yaparken ise Kaynak Yayınlarından yaptım alıntılarımı .. Romanda olaylara "FRANSIZ" kalmamanız açısından düşülen dip notlar sayesinde bambaşka bir yaşam formuna dönüşeyazdım ..Tarih sevdiğim bir alandır ama bir kaç yerde ben de "bu ne artık" kıvamına evrildim.. Birkaç incelemede de dipnot yakınmasına şahit oldum ..O yüzden, bu incelemeyi , romanı okuyacak insanlara kolaylık olsun diyerekten kaleme alıyorum .. Mecbur uzun olacak .. Elim mahkum .. Zira Fransız Devrimi bu .. Sahanı ısıt , yağ koy , yumurta kır muhabbeti değil ... Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki bu eşitlik ve özgürlük ilkeleri esasen Fransa ile değil Amerika ile 1770 lerde sahneye çıktı.. Rüzgarı Fransa' yı daha sonra dünyayı vurdu .. Yalnız Avrupa kıtasında Fransa' nın rolünü de küçümsememek lazım .. Fransa dönem itibari ile Avrupa' nın EN GÜÇLÜ , EN ZENGİN ülkesi idi .. Kültürel önderiydi ..Misal Avusturya ve Rusya büyükelçilerinin birbirlerini savaşla tehdit ederken kullandıkları dil DAHİ fransızcaydı .. 1789 ' da Fransa kralı 16. Louis idi.. Yiyip içip (ulan ne panna cottta yemiştir bu adam!!) , ava çıkmadığı günlerin haricinde kitlelerle uğraşmaktan büyük haz duyan bu domdom emmimiz , kraliçesi Marie Antoinette ve hazır kart reklamlarının gözbebeği Cin Ali ' den kelli küçük oğluyla Versailles' da , bir ucundan diğerine uzunluğu 500 metreyi aşan sarayında 4000 bin hizmetçi ve 1000 kadar saray mensubuyla gününü gün etmekteydi .. Pek tabii şatafat parasız olmaz .. Borç alıyordu Fransa .. Ve borç içinde faizlere boğularak yüzüyordu .. Hal böyle olunca imdat çekici diyerekten vergilere yönelindi..Vergiden muaf olan ve o sıralar "YE KÜRKÜM YE" turnesi ile Fransa' yı turlayan soylulardan, din adamları ve hükümet görevlilerinden vergi alımı yoluna gidilmek istendi .. Ama kararı onayacak meclis bu saydığım kişilerden oluşuyorken OLACAK İŞ MİYDİ BU ? =)) Olmadı pek tabii.. Bunun yerine teee kör itin öldüğü dönemde , en son 175 sene önce 1614' te toplanan Etats Generaux denilen Umumi meclis toplandı..Krallar daha önceleri vergilere onay için bu meclise başvuruyorlardı Fransa'da..Bunu takiben meydana gelen gelişmeler sonucu Tiers Etat yani Halk Meclisi toplandı..Ve oylamadaki sistemle ilgili bir tartışma konusu ortaya attı .. Eski "müreffeh" günlerde ,halk henüz uyuyorken ve "cahalken" , HER TOPLUMSAL SINIFIN blok oy olarak oy kullanmasından yanaydı adet..Bunun uygulamadaki sonucu ise ruhban sınıfı ve soyluların yani psikopos ve rahiplerin (ULAN YİNE Mİ SİZ !!!) oyca halktan üstünlüğü idi..1614 neyse de ,modern bir ülke olma yolunda olan 1789 Fransa'sında orta sınıfı oluşturan tüccar , avukat ve küçük toprak sahipleri artık eskisi gibi oy oranlarının üçte bir olmasını kabul etmiyorlardı .."3'ün 1'ine" dur diyorlardı senin anlayacağın.. Olurdu ,olmazdı - yaparsın , yapamazsın derken ,kral da meclisi feshetmek adına toplanma yerlerini kapatınca davullu zurnalı oğlan bizim kız bizim nidalarıyla şaha kalkan işbu tayfa YENİ BİR ANAYASA HAZIRLANANA kadar dağılmayacaklarına ant içtiler .. Din adamlarına da göz dağı verip ,sınıfsal olarak değil BİREYSEL olarak oy kullanmaya davet ettiler kendilerini.. Böylece devrim start aldı .. SOL a doğru evrildi.. Ruhban sınıfı ve soylulara karşıydı.. Ama az sonra bahsedeceğim gibi ŞİDDETİN VE "TERÖR"ün de yolunu açtı ..Devrimi bu denli büyüten nedenlerden biri de şüphesiz kitap/aclik--101 idi.1788 'de dolu ve ardından gelen kuraklık hasadı vurmuştu .. '789' a gelindiğinde tahılın fiyatı artmış ekmek bulunmaz olmuştu..Ekmek dar gelirli fransızın KARA GÜN DOSTUYDU, dolayısıyla sorun çok ciddiydi..Az da Nihat hoca tribiyle devam edeyim =)) BABALAR FÜLÜ"D" alamadıkları için OĞULLARINI DÖVÜYOR , ANNELER ÇOCUKLARINI CAMDAN ATIYOR , NİCE OCAKLAR SÖNÜYORDU.. EV KADINLARI FIRINLARI KUŞATMA ALTINA ALMIŞ, SİPER SAVAŞLARI SON HIZIYLA SÜRÜYORDU..KÖR OLASI, GÖZÜ ÇIKASICA KÖYLÜLER LOJİSTİK DESTEĞİN BELİNİ KIRMAK İÇİN TAŞRA YOLLARINDA BUĞDAY TAŞIYAN KAFİLELERİ YAĞMALIYORLARDI .. Bu sırada temmuz ayında bir kısım işçi Bastille zindanını ele geçirdi .. Amaçları kralın kent dışında bekletilen birliklerine karşı kullanmak amacıyla silah elde etmekti..Zindandaki yedi tutuklunun serbest bırakılıp zindan komutanının da öldürülmesi fransız halkı üzerinde MEKSİKA (bkz: yauw Tuco ne mübarek bir zatsın sen!!) DALGASI etkisi yarattı .. Tabii bunda varlıklı soyluların, köylüleri katlettirmek için çeteler yolladığı söylentisinin de büyük payı vardı.. Tahmin edeceğiniz gibi kaçamayan tüm aristokrat tayfa İMAMIN KAYIĞINA bindi .. Soyluların malları yağmalanıp kundaklandı .. İşte küçük bir kıvılcım, orman yangınına böyle dönüşmüştü .. Bastille harekatı kralın façasını bozmuş egemenliğine son vermişti .. Devrimle kazanılan hakları es geçiyorum..Zaten hepimiz köleliktir , özgürlüktür, eşitliktir , oy hakkıdır muhabbetini adımız gibi biliyoruz .. Gelelim kralın akibeti ve sonrasında bu kitabın konusu olacak olaylar serisine ... Kral ve kraliçe kaçarken yolda yakalandı .. 1.5 yıl sonra yargılandı ve kafası kesildi ..8 ay sonra da hanım ablamızın kelleyi uçurdular .. TÜM BUNLARI İNSANLARIN KAFASINI "İNSANCIL" BİR YÖNTEMLE KESİYOR DEDİKLERİ "GİYOTİN" İLE GERÇEKLEŞTİRMİŞLERDİ.. Sene 1793 ' e geldiğinde devrim , TERÖR DÖNEMİ dedikleri en uç noktasındaydı .. Fransa bir kraldan yoksun olduğu ve tahta da bir kral geçirmek için diğer ülkeler Fransa' ya savaş açtı .. Kitabı okurken göreceğiniz üzre dış ülkeyle yazışma yapanların birer birer kellelerini kaybetmelerinin bir sebebi de bu.. Savaş gibi olağanüstü hal koşullarında devrimin sekteye uğrayacağından korkan devrimciler, tüm iktidarı kitapta da adı geçen Kamu Güvenliği Komitesine devrettiler..Komitenin başında kitapta ismiyle sıkça karşılacağınız ve halk tarafından "NEFRET EDİLEN" Maximilien Robespierre vardı..Kendisinden bir kıple alıntı yapayım ki sonradan neler olduğunu , kitabın adının niçin "Tanrılar Susamışlardı" olduğunu anlayasınız.. " TERÖR adalet , çabukluk , yalınlık ve kararlılık demektir..TERÖR , DESPOT bir hükümetin dayanağıdır..Devrimin hükümeti despotluğa karşı ÖZGÜRLÜĞÜN DESPOTLUĞUDUR." (?!??!?) Sonrası mı ? Sonrasında 20000 "halk düşmanı" giyotinle tanışma şerefine nail oldu.. Yürürlükteki yargılamalar amacından saptı , yozlaşma başgösterdi ..Artık idam istemi için geçerli olan halk düşmanlığının yanında halkta cesaret kırıcı etki uyandırmak , kamuoyunu yanıltmak , ahlak bozmak , vatansever zatların rahatsızlığı gibi havagazı bahaneler de boy gösterir oldu .. Ve sonunda KAYIŞ KOPTU !! ADALETİN KANTARI İLE OYNAMIŞLARDI .. Bozdukları ve yozlaştırdıkları adalet en sonunda onların da kellelerini aldı .. Roman bu tarihsel olaylar çerçevesi üzerine oturtulmuş bir seyir izliyor..Kendi halinde , naif bir kişilik olan Evariste adlı bir ressamın bu yozlaşmışlık çarkına dahil olması anlatılanlar .. Bir aşk hikayesi de konuya entegre edilmiş lakin anlatım bir pembe dizi kıvamında değil de bu aşk uğruna kahramanımızın duygularıyla hareket edip , duygularını adaletin ve kanunların önüne geçirmesi şeklinde bize sunuluyor ..Bir insanı tanımak istiyorsanız ona ya PARA ya MEVKİ verin derler ya ,o mevkiyi ve ADALETİ suistimal edenler romandaki bireyler .. Dönem itibari ile ruhban sınıfının ve dinin de payını sonuna kadar aldığı bir roman bu .. Menfaat vs insan ilişkileri , toplum psikolojisi ve din eleştirisi de barındırıyor .. Ama bence verilen en güzel mesaj adalet adına alttan alttan , ince ince işlenen mesaj .. Derler ya adalet bumerang gibidir.. Ben acılı çiğ köfteye benzetiyorum esasen .. ADALET ACILI ÇİĞ KÖFTE GİBİDİR...AYRANLA TÜKETİR HAKKANİYETLİ OLURSAN KURTULURSUN ..ACILI ŞALGAMLA TÜKETİR MAZLUMUN KANINA GİRERSEN YOKOLURSUN !! HER HALÜKARDA "GÜMRÜKTE" HESABINI SORARLAR ADAMA !!! =)) Bir sonraki incelemeye dek esen kalın , İŞSİZ KALIN!! NOT : Kitabı bitirir bitirmez şu şarkı ve bu nakarata sarıldım .. tavsiyemdir .. gayet manidar sözler Fransız Devrimi yıllarını düşündüğünüzde .. al 0: 55 ' e dinle nakaratı... https://www.youtube.com/watch?v=_DDv1mTDAYk A NEW ERA has begun, the world is falling And darkness TRIUMPHS, the EMPEROR has made his CALL And now the time has come for us to dread his warning THE TERROR WILL REIGN , DEATH UPON US ALL!!!! (Tuco Herrera)
Anatole France, Fransız toplumunun (tek bir bireymis gibi) butun halinde acı çektiği dönemi anlatır bu kitabında.. Eşitlik, özgürlük, kardeşlik savaşımında, devrimin susamış tanrıları sel gibi kan akıtırlar. France, bu romanıyla Fransız Devrimi'ne özellikle terör uygulamasına karşı kişisel düşüncesi ve tavrını da ortaya koyar; aşırılıklar, yanında yıkımı da getirir. kitap/tanrilar-susamislardi--173016 yazar/anatole-france (Dogan Adsaz)
Kitabımızda tarihi bir aşk ve ülkedeki iç savaş anlatılıyor. Konu seçimi güzeldi de anlatış tarzı biraz ağır geldi. Kitabın başları fazla sıkıcıydı bana göre. Kurgu olmadığını bilmek bir kitabı daha anlayarak okumayı gerektiriyor. Tam adapte olmaya çalışırken karşıma çıkan yıldız işaretleri konudan habire kopmama vesile oldu. Neredeyse her sayfada bir dipnot vardı. Belki de bendeki baskısı bu şekildeydi bilemiyorum. İsimlerde çok olunca kafa karıştırdı. Bitirmek zor oldu. Yaklaşık bir ay sürdü okumam. Arada başka kitaplarla aldattım kendisini tanrılar affetsin. Ama sonuna nirvanaya ulaştık. (DUA)
--reklam--
Kitabın Yazarı Anatole France Kimdir?
Anatole France (Anatole François Thibault, d. 16 Nisan 1844 Paris, ö. 12 Ekim 1924 Saint-Cyr-sur-Loire Tours) Fransız yazar. Klasik geleneğin önde gelen temsilcileri arasında kabul edilir. Edebiyatın her türünde eserler veren yazar, 1921 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülüne layık görülmüştür. 1924 yılında ölmüştür.
--reklam--
Anatole France Kitapları - Eserleri
- Kırmızı Zambak
- Tanrılar Susamışlardı
- Penguenler Adası
- Thais
- İskenderiye Dilberi
- Meleklerin İsyanı
--reklam--
- Iokaste
- Mavi Sakal'ın Yedi Karısı
- Perde Arkası
- Dostumun Kitabı
- Penguenler Adası
- Balthasar
- Sylvestre Bonnard'ın Suçu
--reklam--
- Dilsiz Kadınla Evlenenin Güldürüsü
- Edebiyat Hayatı
- Bay Bergeret Paris'te
- Küçük Pierre
- Mail'in Karaağaçları
- Epikürün Bahçesi
- Epikürün Bahçesi
--reklam--
- İhtilalin Çocukları
- Ermiş Claire'in Kuyusu
- Kraliçe Pedaque Kebapçısı
--reklam--
Anatole France Alıntıları - Sözleri
- Siz korku ekiyorsunuz, oysa kahramanları yaratan cesaretten çok korkudur. (Tanrılar Susamışlardı)
- Asıl suçlular yasalardan kaçabilir. Onurlu insanlar gibi aramızda dolaşabilir. Bunun bizim toplumsal durumumuzla hiç ilgisi yok. Önemsiz bence. Düşün; ilkel okyanuslarda yaşayan büyük sürüngenlerin yerini, biçimleri daha güzel, içgüdüleri daha ileri hayvanlar alıyor. Bu arada da eski sürüngenlerden birkaçı gelip kumsalların çamuruna yığılıyor. Bunun ne önemi var?" (Bay Bergeret Paris'te)
- "Sembobitis, insanın içindeki duyguları yok eden bilgiler ver bana. Ben de seni halkım arasında onurlandıracağım." (Balthasar)
- "adli tıpta dedikoducu kadınların laflarıyla hareket edilmez" (Iokaste)
- ''... çatışma çatışmayı doğurur,kan kanı çağırır,zafer yenilginin ilk adımıdır.yenilen tanrı şeytan,yenen şeytan da tanrı olur!'' ''muhalefet,muhelefet olduğu sürece yenilikçi ve devrimcidir,iktidar olduğu zaman ise eleştirdiği 'baskıcı iktidar'a dönüşür. '' (Meleklerin İsyanı)
- Önyargılar ne kadar basit olurlarsa, o kadar güçlüdürler. Kolayca açıklığa kavuşmayan bir önyargı o insanları derinden etkiler. (Mail'in Karaağaçları)
--reklam--
- Çocukluğumun en güzel dönemimde, kanun ve işadamlarının sonu gelmez soylarını tanıdım: her şey onların çevresinde gelişiyor ve birbirlerine çok benziyorlar. Onlar bugün de Rabelais'in anlattığı gibiler; gagalarını, pençelerini, hatta korkunç el kitaplarını da sakladılar. (Küçük Pierre)
- Haksızlıkları yok etmenin o kadar kolay olmadığını ve her gün yeniden başlamak gerektiğini gördün. (Penguenler Adası)
- Mutlu olmak mı istiyorsun bilmeyeceksin, gönlünü yalanlarla avutacaksın. (Tanrılar Susamışlardı)
- Cinayet ve gasp dediğiniz şeylere savaş ve fetih denir, insanlık tarihinin ve büyük imparatorlukların en şanslı sayfaları bunlarla doludur. (Penguenler Adası)
- ...şu alçak dünyada insan ne hainler görüyor! (Iokaste)
- "Mösyö Bergeret, birbirinden farklı iki görüş aynı konu içinde yer alabilir. Bunlardan biri, tanrısal kaynaklı teolojik görüş, diğeri insan kaynaklı rasyonel ya da deneyimsel görüş olabilir." (Mail'in Karaağaçları)
- -Hayran olduğum tek pratisyen hekim, diyordu arkadaşlarına, Pinel'dir. Hastalığın standart ilerleyişini bozmaktan yahut ilerleyişini durdurmaktan korktuğu için hastalarına hiçbir zaman ilaç vermezdi. Lezyonları tasvir edip sınıflandırarak tatmin olduğunda, ihtiyatı elden bırakmadan bir müddet tedaviden kaçınırdı. Aktif bir lezyonun inanılmaz ilerleyişi karşısında dikkatli, saygılı, hareketsiz kalırdı. Şu Pinel ne hekim ama! (Iokaste)
--reklam--
- Tüm insan tanımları içinde en sevmediğim, insanın düşünen bir hayvan olduğu tanımıdır....Sıradan kişilerde az rastlanılan akla, büyük düşünürlerde çok daha az rastlanılır. (Küçük Pierre)
- Dünyada zarar vermeden yaşamanın çaresi yoktur. Delilerden hiçbir zaman nefret etmemeliyiz. Onlar da bizim benzerlerimiz değil midir? Hiç de deli değilim diye kim güvenebilir? (Edebiyat Hayatı)
- Evlilik her zaman meşalelerle çevrelenmez. (Dostumun Kitabı)
- İnsan başına gelecekleri bilse, hayat çekilmez olur. (Tanrılar Susamışlardı)
- Varlığımızı bize mülayim gösteren, hiç olmazsa tahammül edebilecek bir hale koyan duygular bir yalandan doğarlar ve hayallerle beslenirler. (Epikürün Bahçesi)
- Güzel bir şey gördük mü, onu elde etmek isteriz. Yasaların göz önünde tuttuğu doğal bir eğilimdir bu. Béranger'nin "Görmek, sahip olmaktır" diyen Çingeneleri, az bulunur türden akıllı kimselerdir. Bütün insanlar onlar gibi düşünseydi uygarlık olmazdı ve biz, Macellan Adaları'nda oturanlar gibi çıplak ve sanatsız yaşardık. (Dostumun Kitabı)
- Eğer üzüntü beni hiçbir şekilde etkilemeseydi, arzularım tüm yaşantımı yönetebilirdi. Varlığımın da büyük bir arzu olduğunu söyleyebilirim. İstemeyi severim; arzudan mutlu olmayı ve acı çekmeyi severim. (Küçük Pierre)
Yorumlar
0 yorum