Kitap Künyesi

Yazar: Samsatlı Lukianos

Çevirmen: Nurullah Ataç

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9786051419831

Sayfa Sayısı: 600

--reklam--

Tanrıların Konuşmaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Anadolu eski çağlarının yetiştirdiği en gerçekçi, en kuşkucu, en sivri dilli yazar olan Samsatlı Lukianos, edebiyat tarihindeki ilk bilimkurgu eserin de yaratıcısıdır.

İ.S. II. yüzyılın ortalarında yaşamış olan Lukianos, Suriye’nin Kommagene ilinin başkenti Samosata’da doğmuştur. Samosata’ya biz bugün Samsat diyoruz, Malatya ilinin küçük bir kasabasıdır. (...) Lukianos’un başlıca yapıtları, insan ruhunun kötü yanlarını eleştirmek, ilkçağın birçok tanrılar kabul eden dininin çürüklüğünü, anlamsızlığını göstermek için yazılmıştır. Anadili olmadığı halde Yunancayı çok temiz yazarmış. (...) Lukianos’tan bize seksen üç yapıt kalmıştır; kimi küçücük, kimi büyükçe olan bu yazıların içine kendisinin olmayanlar da karışmıştır. Belki bir gün bütün yapıtları Türkçeye çevrilir; ben şimdilik bazılarını almayı yeter buldum.

NURULLAH ATAÇ

Samsatlı Lukianos karşımıza benzersiz bir kaynak olarak çıkar: hem bize eskil Yunan evreni konusunda olguları özünden kavratıcı bilgiler verir, hem bu ekinin içinden olan, ama ona dışarıdan bakmasını da bilen bir yazar olarak, onun temel değerlerini tartışma konusu eder, boşluklarını, aksaklıklarını gözler önüne serer. En büyük tanrı Zeus’tan en büyük ozan Homeros’a kadar tüm üstün varlıkların özellikle zayıf yanlarını ve tutarsızlıklarını sergileyip alaya alır.

Lukianos çevirisinden yedi sekiz sayfa okuduktan sonra, onda hem kanlı canlı bir konuşma dilinin akıcılığını, hem özenli bir yazı dilinin açıklığını buluyor, “Bir yazar ancak bu kadar kendine yakın bir çevirmen bulabilir,” diye düşünüyoruz. Neden? Malatya kökenli Lukianos’la Adana ve Maraş kökenli Ataç arasında yüzyıllar ve diller üzerinden bir hemşerilik mi söz konusu? Yoksa, gene diller ve yüzyıllar üzerinden, iki kardeş düşüncenin ve iki kardeş biçemin birbirini bulması mı? Sanırım, her ikisi de.

TAHSİN YÜCEL

--reklam--

Tanrıların Konuşmaları Alıntıları - Sözleri

  • ...evreni bir tanrı yaratmış diyorlar ama o tanrı nereden gelmiş, yaratırken kendi nerdeymiş, onu söylemiyorlar; oysaki evrenin kuruluşundan önce zamanla uzay bulunması akıl almaz.
  • Yaşam kısa, sanat yoluysa uzundur
  • "Artık benim için, bütün ömrümce değişmeyecek bir tek yasa vardır: Kimseyle düşüp kalkmamak, insanlarla tanışıp konuşmamak, hepsinden nefret etmek. Dost, konuk, arkadaş, acımak gibi sözlerin benim için hiçbir anlamı olmayacak. Ağlayanlar varmış diye üzülmek, yoksulların yardımına koşmak, benim için yasaya saygısızlık etmek, en büyük suçu işlemek olur. Kurtlar gibi bir başıma yaşayacağım, Timon'un Timon'dan başka dostu olmayacak. Bütün öteki insanlara birer düşman, birer alçak diye bakacak, onlara el sürmeyi bile kendim için bir günah sayacağım. İçlerinden bir tanesini gördüğüm gün, benim için en uğursuz gün olacak. İnsan olarak taştan, tunçtan yontular yeter bana. Elçi göndersinler, onu da yanıma sokmam, hiçbir işe girişmem onlarla. Bu çöl beni bütün insanlardan ayırsın. Ulusmuş, boymuş, soymuş, yurtmuş öyle sözler olmayacak benim dilimde; öyle şeylere varsın budalalar kansın." ... "Ölürken kendi elimi kendim tutacak, başıma çelengi kendim koyacağım. Benim için dünyada merdümgiriz sözünden daha güzel bir ad olmasın. Beni geçimsizdir, hoyrattır, kabadır, çabucak kızar; insaf, acımak nedir bilmez diye tanısınlar. Ateşe düşen bir kimse bana kurtar diye yalvarırsa, gidip de onu katranla, ziftle, yağla kurtarayım! Fırtınadan kabaran sulara düşmüş bir adamın beni çağırdığını görürsem, gidip de bir tekme indireyim, başını iyice suya sokayım ki bir daha kurtulamasın."
  • Benim bildiğim bir şey var: gerçeği duymak kimseye hoş gelmiyor, yalan daha çok beğeniliyor. Elbette! Yalan daha güler yüzlüdür, daha tatlıdır. Ama gerçek - kendisinde bir karışıklık olmadığını bildiği için korkusu yoktur- insanlara her şeyi açıkça söyler, bunun için de ondan nefret edilir.
  • Deniz dalgalarıyla deniz, Hükümdar yardımcılarıyla hükümdar olur. Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılır mı?
  • SOKRATES: -Ya benim için ne diyorlar yeryüzünde? MENIPPOS: -Sen mutlu adammışsın, Sokrates; hiç olmazsa bu yönden mutlusun. Herkes seni her şeyleri bilen, eşi görülmemiş bir adam sayıyor; doğrusunu söylemek gerekirse epey yanılıyorlar, senin bir şey bildiğin yoktu. SOKRATES: -Ben de söylüyordum, ama inanmıyorlardı ki bana; şaka ediyorum sanıyorlardı. MENIPPOS: - O yanındakiler kim? SOKRATES: - Şu gördüğün Kharmides, Menippos; ötekilerin de biri Kleinias’ın oğlu. MENIPPOS: -Aferin, Sokrates! Sen burda da becerini gösteriyorsun, güzel çocuklardan ayrılmıyorsun. SOKRATES: - Zamanı mı daha hoş geçirebilir miyim?
  • Minos'un mezar taşında "Zeus'un oğlu Minos'un mezarı" yazılıymış. Zamanla "oğlu Minos'un" yazısı silinmiş, "Zeus'un mezarı" ibaresi kalmış. Giritliler işte bunun için "Zeus öldü" derlermiş.

--reklam--

Tanrıların Konuşmaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Dini (o zamanın pagan olan) feylesofları ve tarihçileri eleştirir. Bunu yaparken de aynı zamanda hicivle karışık ve kimi zaman baya konik diyaloglar çıkıyor. Kitabın büyük bir bölümü diyalog üzerine, Yunan dinini eleştirleri sonucu yıkılmasına zemin hazırlandığı söylentiler, bu eleştiriler şuanda da geçerliliği aynı dinler için korumaktır. (Vedat)

Sen hem Prometheus'u balçıktan insan yarattı, Olympos'tan ateşi çaldı diye kayalara ger zincirlerle ve bir kartal ile ciğerlerini deldir her gün hem de bu insanları her gün kaçır, göçür, yarı tanrı yarat ya da uçkur zevkine alet et. Yetmez istediğin gibi bir hale de sokup sağa sola at. Şimşeğin bir tarafında patlasın Zeus. (Sîdar Ronahî)

Çöz beni zeus....: Hayatım boyunca keyifle okuduğum çok nadir kitaplardan birisi. Yazarın kalemi çok sağlammış. Nurullah Atac in eşsiz cevirisi de eklenince .Okurken çok güldüm. Çok eğlendim. On bin sayfa da olsa okunurdu. Kitabın bir bölumünde tarih yazicısi nasıl olmali bölümünü okuyunca İlber Ortaylı hocamiz aklıma geldi.Biraz felsefe ve biraz da mitoloji bilginiz varsa mutlaka okumalısınız. (co_ba_in)

--reklam--

Tanrıların Konuşmaları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Samsatlı Lukianos - Tanrıların Konuşmaları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tanrıların Konuşmaları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Samsatlı Lukianos Kimdir?

Nüktesi ve alaycı doğası ile tanınır. Ona ait olduğu düşünülen günümüze kadar gelmiş seksen kadar eser bulunur. Aya yapılan bir yolculuğu anlattığı “Gerçek Bir Hikaye” adlı eseri, dünyadaki ilk bilim kurgu eseri kabul edilir.Önceleri Komagene İmparatorluğu sınırlarında kalan, sonraları ise Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilerek Suriye eyaletinin bir parçası yapılan, bugün Adıyaman ili sınırlarında kalan Samosata'da yaklaşık olarak milattan sonra 125 yılında, orta halli işçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Köklü bir Süryani yerleşimi olan Samosata’nın yerlisi idi, anadili Süryanice idi. Bir süre heykeltıraş dayısının yanında çalıştıktan sonra İyonya’da Yunan dili ve kültürünü öğrendi, özellikle Homeros ve Platon’un eserleri üzerine çalıştı.

Gençliğinde Antakya’ya gidip avukatlı yapan Lukianos, daha sonra Atina’ya gitmiş ve sofist olmuştur. Kent kent gezip görüşlerini izleyiciler anlatan Lukianos, İtalya ve Galya’ya gitti. Bir göz hastalığı için gittiği Roma’da Platoncu filozof Nigrinos ile tanıştı. 2. yüzyılın ikinci yarısında Atina’ya yerleşti. Sofistliği bırakarak Helen entelektüel yaşamı hakkında eleştirel, nükteli eserler yazdı. Bütün filozofları ve mitolojik paganizmi eleştirdi.

Günün felsefe akımlarının eleştirdiği için çok düşman kazandı. Geçim sıkıntısı çekince Mısır’a giderek devlet hizmetinde çeşitli görevler aldı. 192’de 67 yaşında hayatını kaybettiği düşünülür ancak Atina’da mı yoksa İskenderiye’de mi öldüğü bilinmemektedir.

--reklam--

Samsatlı Lukianos Kitapları - Eserleri

  • Gerçek Bir Hikaye
  • Tanrıların Konuşmaları
  • Dalkavukname
  • Hakiki Hikayeler
  • Aleksandros ya da Düzmece Yalvaç
  • Şölen, Satılık Filozoflar, Astroloji
  • Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever
  • Seçme Yazılar
  • Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca
  • Filozof Yaşamlarının Satışı - Dirilen Ölüler veya Balıkçı
  • Suriyenin Tanrıçası
  • Prometheus Kafkaslarda Seçme Diyaloglar

--reklam--

Samsatlı Lukianos Alıntıları - Sözleri

  • "Şu erkeksi olan Erdem, şu Ölçülülük ve yanındaki de Adalet. Önde giden Eğitim, belli belirsiz olup rengi anlaşılmayan ise Hakikat." (Filozof Yaşamlarının Satışı - Dirilen Ölüler veya Balıkçı)
  • "Bu, eşyanın tabiatına uygun olarak her yerde böyledir, insanlar soytarılardan ve alaycılardan hoşlanır, özellikle de en saygıdeğer şeyleri eleştirdiklerinde alkışlanırlar." (Filozof Yaşamlarının Satışı - Dirilen Ölüler veya Balıkçı)
  • SOKRATES: -Ya benim için ne diyorlar yeryüzünde? MENIPPOS: -Sen mutlu adammışsın, Sokrates; hiç olmazsa bu yönden mutlusun. Herkes seni her şeyleri bilen, eşi görülmemiş bir adam sayıyor; doğrusunu söylemek gerekirse epey yanılıyorlar, senin bir şey bildiğin yoktu. SOKRATES: -Ben de söylüyordum, ama inanmıyorlardı ki bana; şaka ediyorum sanıyorlardı. MENIPPOS: - O yanındakiler kim? SOKRATES: - Şu gördüğün Kharmides, Menippos; ötekilerin de biri Kleinias’ın oğlu. MENIPPOS: -Aferin, Sokrates! Sen burda da becerini gösteriyorsun, güzel çocuklardan ayrılmıyorsun. SOKRATES: - Zamanı mı daha hoş geçirebilir miyim? (Tanrıların Konuşmaları)
  • Kendisinin tek bir kişi olduğunu düşünen biri olarak görünüşte başka birini oynadığını ve gerçekte başka biri olduğunu da göreceksin.. (Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca)
  • O toprakları tamamen işgal ettik ve o andan itibaren orada korkusuzca yaşadık. Sıkça spor yapıp avlanıyorduk, üzüm bağlarıyla ilgilenip ağaçlardan meyveler topluyorduk. Kısacası, aslına bakarsanız, asla özgür kalamayacağımızı bildiğimiz bir hapishanede hoş bir hayat sürüyorduk. Bir yıl sekiz ay boyunca bu şekilde yaşadık. (Gerçek Bir Hikaye)
  • "Şu erkeksi olan Erdem, şu Ölçülülük ve yanındaki de Adalet. Önde giden Eğitim, belli belirsiz olup rengi anlaşılmayan ise Hakikat." (Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca)
  • SOKRATES: -Ya benim için ne diyorlar yeryüzünde? MENIPPOS: -Sen mutlu adammışsın, Sokrates; hiç olmazsa bu yönden mutlusun. Herkes seni her şeyleri bilen, eşi görülmemiş bir adam sayıyor; doğrusunu söylemek gerekirse epey yanılıyorlar, senin bir şey bildiğin yoktu. SOKRATES: -Ben de söylüyordum, ama inanmıyorlardı ki bana; şaka ediyorum sanıyorlardı. MENIPPOS: - O yanındakiler kim? SOKRATES: - Şu gördüğün Kharmides, Menippos; ötekilerin de biri Kleinias’ın oğlu. MENIPPOS: -Aferin, Sokrates! Sen burda da becerini gösteriyorsun, güzel çocuklardan ayrılmıyorsun. SOKRATES: - Zamanı mı daha hoş geçirebilir miyim? (Seçme Yazılar)
  • Eğer en iyisini yapmak yerine kötü yolu seçiyorlarsa; hakikati söylememe sebepleri bu adamların aptal olmalarıdır. (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
  • Bu, birçok kişinin hayatta kaldığı ve birçok kişinin de öldüğü muazzam bir zaferdi. Bulutlardan o kadar çok kan aktı ki tıpkı ülkemizde olduğu gibi güneş batarken bulutlar kan kırmızısına boyanmışta. (Hakiki Hikayeler)
  • "... bizim kontrolümüzde olmayan hiçbir şeyin bir önemi yoktur." (Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca)
  • Bugün dinleyenler, okuyanlar değil, her şey bittikten sonra yarın okuyanlar göz önünde bulundurulmalıdır. (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
  • "Ah Philokles işte böyle; Eukrates'in evinde tüm bu yalanları işittikten sonra tatlı şarap içmekten karnı şişmiş, istifra etme arzusunda olan bir adam gibi dolanıyorum. Herhangi bir yerde, şu duyduklarımı unutturacak bir ilaç bulabilsem, pahalı bile olsa alırım! Böylece belki işittiğim şu şeylerin tek bir zerresi bile hatrımda kalmaz ve bana zarar veremez." (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
  • Tarih yazacak kişi hakikati söylemek uğruna gerekirse fedakarlık etmelidir (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
  • Çünkü tarih yazmanın tek bir amacı vardır: o da fayda sağlamaktır (Tarih Nasıl Yazılmalı | Yalansever)
  • Diyelim birisi tanrısözü öğrenmek için başvurmuş. Tanrısözünün gelmesinden bir gün önce, başvurma sırasına göre, adam çağrılıyor, aradaki sözcü de “Tanrıdan yanıt var mı?” diye içeriye soruyordu. İçeriden “Kuzgunlara atın onu!” dedi mi, adamı bir daha kimse evine almıyor, ona ne ateş, ne de su veriyorlardı. O kimse artık dinsiz tanrıtanımaz, Epikurosçu olarak ülkeden ülkeye sürünüp duruyordu. Epikurosçudur sözü en büyük damgaları idi. (Aleksandros ya da Düzmece Yalvaç)
  • Ölçülülüğü, adaleti ve kendini kontrol etmeyi boş verin, bu niteliklere sahip değilseniz de önemi yok, gerekli değiller zaten. Herkes yanına beş kıyas alsın, zira onlarsız bilge olmak mümkün değildir. (Satılık Filozoflar - Balıkçı veya Ölüler Canlanınca)
  • Bunların içerisinde ise en ağır cezalar Knidoslu Ktesias ve Heredotos gibi hayattayken yalan söyleyen ve yalan şeyler yazanlara veriliyordu. Onları görünce gelecek için umutla doldum, çünkü bildiğim kadarıyla ben hiç yalan söylememiştim. (Hakiki Hikayeler)
  • Bir düşün, dünyanın en aşağılık, her tehlikeyi göze almış, kötülük yapmayı işten saymayan iki adam kafa kafaya verdiği zaman, neler olmaz! Hemen farkettiler ki, insanların yaşamını iki tiran yönetmektedir: Biri umut, öteki korku. İkisini de yararına kullanabilecek kişi, en kısa zamanda zengin olacaktır. (Aleksandros ya da Düzmece Yalvaç)
  • Deniz dalgalarıyla deniz, Hükümdar yardımcılarıyla hükümdar olur. Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılır mı? (Seçme Yazılar)
  • "Sonunda şunu öğrendim, bizim gibi kendini bilen sıradan adamların böylesine bilge adamlarla aynı sofraya oturmaları tehlikeliymiş." (Şölen, Satılık Filozoflar, Astroloji)