Kitap Künyesi
Yazar: Erich Maria Remarque
Çevirmen: Ayşe Selen
Orijinal Adı: Der Himmel kennt keine Günstlinge
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755104294
Sayfa Sayısı: 288
--reklam--
Tanrının Gözdesi Yok Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Erich Maria Remarque, ülkemizde de bütün dünyada olduğu gibi, en çok Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı romanıyla tanınan bir Alman yazarı. Öteki romanlarında olduğu gibi Tanrının Gözdesi Yok da trajik bir izlek üzerine kurulmuş; hayatı ve ölümü sorguluyor. Her yarışta ölümle yüz yüze gelmesi ve savaş anıları yüzünden hayallere sığınan otomobil yarışçısı Clerfayt'la, yaşamının geriye kalan kısa bölümünü bir sanatoryumda geçirmek zorunda olan genç ve güzel Lillian arasında doğup gelişen trajik bir aşk öyküsü anlatıyor Remarque. Sanatoryumdan ayrılmakla hayatını daha da kısaltacağını bilmek Lillian'ı durdurmaz, yine de ayrılır oradan. Ölüme bunca yakın yaşayan bu iki insan bir kez daha denerler aşkı yaşamayı. Her ikisi de her günün son günleri olabileceğini bilerek zamana karşı yarışırlar. Ama son, onları beklenmedik bir anda yakalar...
Tanrının Gözdesi Yok, Sidney Pollack yönetiminde Bobby Deerfeld adıyla filme de çekilmiş, başrolünde Al Pacino oynamıştı.
--reklam--
Tanrının Gözdesi Yok Alıntıları - Sözleri
- "Herkesin kafasının içinde kendine göre bir işkence odası var."
- "Acı çekmeli ve mutlu olmalı"
- Aşk söz konusu olunca herkes çocuktur.
- "Suskun değilim. Sözcüklerim yok."
- Trajik olan neden bu denli komik olabiliyor?
- İnsan geceleri uyuyamıyorsa sabırlı olmak zorundadır.
- Umut etmek, sanıldığından çok daha acıklı bir sözcük...
- "İnsanoğlu hep kendi felaketini ister."
- "Birinin anlatmasının hiç faydası yok, değilmi?" "Hiç yok. İnsan kendi anlamalı."
- "Bırakalım, bugün herkes istediğini düşlesin."
- Unutmakta insanoğlunun üstüne yoktur.
- "Gerçekten kaç yaşındasınız?" "Yirmi dört ve seksen."
- "Herkesin kafasının içinde kendine göre bir işkence odası var."
- "Aşk söz konusu olunca herkes çocuktur."
- "İşte böyledir." " insanoğlu hep kendi felaketini ister."
--reklam--
Tanrının Gözdesi Yok İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Her günü son günümüz olacakmış gibi yaşamak hiçte kolay değil. Her yarışta Ölümle yüzyüze gelmesi ve savaş anıları yüzünden hayallere sığınan otomobil yarışçısı. Clerfayt ve güzeller güzeli Lilian arasında yaşanan üzücü bir aşk öyküsü . Güzel bir kitap heyecan var aşk ve en önemlisi sorgulama var. İncelememi kitaptan bir sözle bitirmek istiyorum. Biri öldüğü zaman hep böyle olur; Birden bire yok olur. Artık konuşmaz. Biraz önce buradayken birden bire yok olur. Bunu kavrayabilen var mı? Yani demek istiyorum ki biz de aynı durumdayız. Burada böyle duruyor ve kavrayamıyoruz. Anlıyor musunuz? Okumak isteyenlere tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim. (Levent gül)
Derin bir soluk alın ve yaşadığınıza şükredin...: Remarque’ı, her iki Dünya Savaşı’nın sıradan insanların hayatı üzerindeki etkilerini konu alan romanları ile tanıyoruz. Bu eserinde ise Remarque bu çerçevenin dışına çıkmış ve 1948 yılında geçen tutkulu bir aşk hikayesini aktarmış. Sanatoryumda ölümü bekleyen genç ve güzel Lillian ile otomobil yarışçısı Clerfayt’ın beklenmeyen aşkı, bu romanın konusu. Yakın arkadaşı sanatoryumda öldüğünde tabutuna sadece bir kargo numarası verilmesi, Lillian’ın endişesini tetikler: Ölümü bekliyordur ve öldükten sonra kim olduğu, nasıl bir insan olduğu önemsizdir. Biri hastalığı, diğeri mesleği nedeniyle ölüm ile dalga geçen bu iki insanın artık kaybedecek zamanları yoktur. Remarque’ın bu eseri Türkçeye “Tanrının Gözdesi Yok” şeklinde çevrilmiş, halbuki bence orijinal isminin birebir karşılığı üzerinden yorum yapmak daha doğru: Der Himmel kennt keine Günstlinge; yani “Cennetin Gözdesi Yoktur”. Yani, cennet aramızda seçim yapmaz, hepimiz ölümlüyüz, unutmayın! -hatta cennete hepimiz de gidebiliriz, bunu da unutmayın!- Bir Hollywood senaryosu tadındaki roman, nitekim 1977 yılında Al Pacino ve Marthe Keller’in oyunculukları ile sinemaya uyarlanmış. Bir küçük bilgi daha vereyim: Remarque araba yarışçısı Clerfayt karakteri için gerçek bir araba yarışçısından, hızlı yaşayıp 28 yaşında ölen Alfonso de Portago’dan esinlenmiş. Nitekim romanda geçen mekanlar ve yarış rotaları da Portago’nun yarışları ile birebir uyuyormuş. Akdeniz havası almak ve arada dinlenmek için nostalji kokan bir aşk romanı okumak isterseniz keyifli bir seçim olabilir. "Derin bir soluk alın, dağlara bakın, yaşadığınıza şükredin, sizden daha iyi insanların ölmek zorunda kaldıklarını unutmayın.” (AkilliBidik)
--reklam--
Tanrının Gözdesi Yok PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Maria Remarque - Tanrının Gözdesi Yok kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tanrının Gözdesi Yok PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Maria Remarque Kimdir?
Erich Paul Remark Osnabrück'te Roma kilisesine bağlı katolik bir ailenin içinde doğdu. Babası Peter Remark bir basımevi ustasıydı. Osnabrück arşivlerinde bulunan nüfus kayıtlarına göre 17.yy'da ihtilalde katoliklere yapılan baskılar yüzünden Fransa'dan göç etmişlerdi. Önceleri Remarque olan soyisimleri Alman imlasına göre Remark olmuştu. Bir süre Münster Üniversitesi'nde öğrenim gördü ama 18 yaşında birçok kez yara aldığı I. Dünya Savaşı'na katılmak zorunda kaldı. Savaştan sonra öğretmenlik, taşçılık ve Berlin'de bir tekerlek firması için test sürücülüğü yaptı.
1929'da, Remarque'nin savaşın mutlak kötülüğünü 19 yaşındaki bir askerin gözünden anlattığı, en ünlü eseri, "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok" (Im Westen nichts Neues) yayımlandı. Bu kitabın ardından savaş zamanı ve sonrasını yalın ve duygusal bir dille gerçekçi bir şekilde anlattığı başka eserleri de yayımlandı.
1931'de İsviçre'ye yerleşti. 1933'te, Naziler eserlerini yaktılar ve yasakladılar. 1938'de Alman vatandaşlığından çıkarıldı ve 1939'da Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti. Hollywood'da tanıştığı Paulette Goddard ile 1958 yılında evlendi.
72 yaşında Locarno, İsviçre'deki Saint Agnese kliniğinde aylarca acı çektiği anevrizmadan dolayı öldü.
--------Eserleri
Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, (1929)
Dönüş Yolu, (1931)
Hayat Kıvılcımı, (1952)
Yaşamak Zamanı, Ölmek Zamanı, (1954)
Ölesiye Yaşamak, (1956)
İnsanları Seveceksin
Ana Baba Günleri
Üç Arkadaş
Lizbon'da Gece
Kara Dikilitaş
Zafer Takı
Cennetteki Gölgeler
Ufuktaki İstasyon
Vaat Edilmiş Ülke
Tanrı'nın Gözdesi Yoktur
Üç Yoldaş
Siyah Anıt
--reklam--
Erich Maria Remarque Kitapları - Eserleri
- Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Ciltli)
- Zəfər Tağı
- İnsanları Seveceksin
- Ölesiye Yaşamak
- Üç Arkadaş
- Dönüş Yolu
- Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı
- Tanrının Gözdesi Yok
- Lizbon’da Gece
- Hayat Kıvılcımı
- Cennetteki Gölgeler
- Batı Cephesi ve Dönüş Yolu
- Beni Sevdiğini Söyle
- Жизнь взаймы, или У неба любимчиков нет
- Sevmek ve Ölmek Zamanı
--reklam--
Erich Maria Remarque Alıntıları - Sözleri
- "..Yaşamayı sürdürebilecek gücü yeniden toplayabilmek için çabuk unutmasını bilmek gerekirdi.." (Hayat Kıvılcımı)
- "... mutsuzluk denilen şey günlük olaylardandır." (İnsanları Seveceksin)
- Kaçağız biz. Kendimizden kaçıyoruz. Hayatımızdan. On sekiz yaşında idik; dünyayı, hayatı sevmeye başlamıştık, sevdiğimiz bu şeylere kurşun sıkmak zorunda kaldık. Patlayan ilk mermiler kalbimize saplandı. Çalışma, çaba, ilerleme kapıları kapandı bize. Biz bunlara artık inanmıyoruz. (Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Ciltli))
- “Doğrulup kaçmak istiyoruz; hem de nereye olursa olsun.” (Batı Cephesi ve Dönüş Yolu)
- "Herkesin kafasının içinde kendine göre bir işkence odası var." (Tanrının Gözdesi Yok)
- Yanmak hiç bitmez ve insan yanar, yanar da yine ölmez. (Hayat Kıvılcımı)
- Konuşmak, ardında mutluluk varsa iyidir, insana kolay geliyorsa ve canlıysa, akıcıysa iyidir; ama insan mutsuzsa sözcükler gibi nabza göre şerbet veren ve her an yanlış anlaşılabilecek şeyler ne işe yarardı ki? Durumu daha da kötüleştirirdi, o kadar. (Dönüş Yolu)
- Umut etmek, sanıldığından çok daha acıklı bir sözcük... (Tanrının Gözdesi Yok)
- Sana öyle çok mektuplar yazdım ki! Hep sana mektup yazdım. Hem de kalemsiz, kağıtsız. (İnsanları Seveceksin)
- - Ömrün qısadır, bəs kimdir onu qısa edən? Onun qısalığını bilməyimizmi?! Bayırdakı pişiklər bilirmi ki, ömür qısadır? Bəs quşlar? Kəpənəklər? Onlar ömrü əbədi sayırlar. Bunu onlara heç kim deməyib! Bəs bizə niyə deyiblər? - Bunun min cavabı var. - Birini de! - Ömür əbədi olsaydı, dözülməz olardı. Həyatda bədbəxtlik xoşbəxtlikdən çoxdur. Bizə mərhəmət göstərilib ki, ömür uzun sürməsin.. (Lizbon’da Gece)
- İncəsənət hər kəsin çörəyi deyil. Onu başa düşmək, onun sehrinə əsir olmaq üçün fərqli bir düşüncənin, fərqli bir ürəyin sahibi olmaq lazımdır. (Üç Arkadaş)
- "Uğursuzluk, bulaşıcıdır." (Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı)
- "Söyleyecek çok şeyimiz var ve asla söylemeyeceğiz." (Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Ciltli))
- Gözyaşları yanaklarından aşağı akıyor. Silmek isterdim, fakat mendilim çok kirli. (Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Ciltli))
- Yeryüzünde en korkunç şeyin ne olduğunu bilir misiniz diye sorsam, ne derdiniz? Aramızda kalsın, ben söyleyeyim; sonunda insanın her şeye alışması… (İnsanları Seveceksin)
- Öldü getdi, birdən-birə, elə bil, heç sağ olmayıbmış. Ona baxdım və heç bir cavab tapmadım. Onu öldürdümmü, xoşbəxtmi etdim? Məni sevirdimi, yoxsa onun üçün lazım olanda dirəndiyi əl ağacımı idim? Cavab tapmıram. (Lizbon’da Gece)
- Mezarlık hayatla dolu idi. Boğuk kahkahalar, bağırmalar sis içinde yükseldiler. Bütün sıralar işgal edilmiş gibiydi. (Üç Arkadaş)
- “Hayata devam edebilecek kuvveti yeniden toplayabilmek için çabuk unutmayı bilmek gerekirdi.” (Hayat Kıvılcımı)
- "Ne garip! Gençliği bugüne dek hep bambaşka düşünmüştüm." (Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı)
- Hayaller geçiyor gözlerimin önünden, durmuyorlar, sadece gölge ve hatıra bunlar. (Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Ciltli))
Yorumlar
0 yorum