Kitap Künyesi
Yazar: Mehmed Alagaş
Yayın Evi: İnsan
İSBN: 9789756062241
Sayfa Sayısı: 156
Tapusuz Süleyman Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Saffet hoca gece yarısı patlamanın sesiyle ayağa fırladı ve beyaz eşya mağazasının yandığını gördü. Dükkândan sokağın sonuna doğru Ömer kaçıyordu. İtfaiye geldi yangını söndürdü. Saffet hocanın koca beyaz eşya dükkânından sadece babasının eski koltuğu sağ çıkmıştı.
Ömer devamlı saffet hocanın sohbetlerine katılırdı çok istekli bir müslümandı. Birkaç sene önce Çeçenistana savaşa gitmişti ama kimsenin bilmediği nedenlerden dolayı geri dönmüştü. Saffet hoca yangın sonrasında Ömerin yanına gitti ve neden dükkânı yaktığını sordu. Ömer bu soruya daha önceden hazırlanmışçasına cevap verdi:
Tapusuz Süleyman Alıntıları - Sözleri
- Yiğitlik ve kahramanlık, doğruları yazmak değil, bu doğruları yaşamak, yaşayabilmektir.
- “Zaman elmastan değerlidir.Çünkü zaman ile elmas kazanabilir, fakat elmas ile zaman kazanılamaz” sözü,ne kadar da doğru bir sözdü. Kaldı ki zaman, Allah rızası istikametinde yaşanılarak ebedi bir cennete dönüşebilecek bir zaman ise,bu kainatta böylesi bir zamandan daha değerli başka ne olabilirdi ki!
- Değer verilen herşey, kendisine verilen değer ile güçlenir. Güçlenen bir şeyi yıkmak ise mümkün değildir.
- Gözleri açık körler ülkesinde, gözleri gören birisiyle karşılaşmış gibiydi!
- Zaman elmastan değerlidir. Çünkü zaman ile elmas kazanılabilir, fakat elmas ile zaman kazanılamaz.
- Zaman elmastan değerlidir. Çünkü zaman ile elmas kazanılabilir, fakat elmas ile zaman kazanılamaz..
- Dünyadan etkilenen bir din anlayışına değil, dinden etkilenen bir dünya anlayışına muhtacız...
- Az bildiklerini çok yaşayanlar, çok bildiklerini az yaşayanlardan daha kıymetlidir Rahman’ın katında.
- Cimri olduklarını kabul etmeyerek sadece tutumlu olduklarını söyleyen bu gibi insanlar ;altınları ğst üste yığarken genellikle hiçbir şey harcamadıklarını düşünürlerdi!.. Oysa herşeyi biriktiren bu cimriler, çılgınca bir müsriflikle her şeyden daha çok değerli olan hayatlarını, ömürlerini harcıyorlardı...
Tapusuz Süleyman İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mehmed Alagaş, bu romanında, ana kurguyu üzerine yaptığı Saffet hoca ve Tapusuz Süleyman karakterleri karşısında kendi adıyla kendine de diyaloglar yazmış. Mehmed Alagaş'ın kim ve nasıl biri olduğunu merak edenler romanın sonlarına doğru kendisiyle tanışabilirler. Böylece ne kadar sıradan bir insan ve doğal bir Müslüman olduğunu görecekler. Bu durumun, onu kendilerine, kendilerini de ona daha yakın hissetmelerini sağlayacağını düşünüyorum. Mehmed Alagaş sıradan bir insan olabilir ama tespit, yorum ve değerlendirmelerinde okuyacağınız cümleler gayet ciddi, olgun ve isabetli. Kitabın son kısmında gençlerle olan buluşmasında mukayesesini yaptığı ve kendisinin dahil olduğu 80 dönemi İslami gençliği ile günümüz İslami gençliğine dair karşılaştırmaları ve tavsiyeleri de Türkiye özelinde İslami hareketin, tebliğin, metodun tarihi özeti niteliğinde. Bir genç, bir hoca, bir çoban, bir kadın, bir kayınpeder, bir İzmirli gibi karakterler üzerinden özellikle ailenin ve bireylerin her yerine ve konusuna dokunan, yer yer güldüren ama çokça düşündüren satırlar, tespitler, ufuk açıcı bahisler okuyucuyu bekliyor. Şu ana kadar okuduğum Mehmed Alagaş romanları içerisinde en beğendiğim buydu diyebilirim. Hepsi birbirinden güzel hatırlatmasını da yapmış olayım ki diğer eserlere de haksızlık olmasın. Edebiyat muhitlerinde kaliteli eserlerin tekrar tekrar okunması gerektiği söylenir, birçok eserin okunmasındansa bir eserin çokça okunması daha faydalıdır denir. Bu yaklaşıma Tapusuz Süleyman romanı rahatlıkla örnek olarak verilebilir. (Mehmet Erturan)
Okumaya başladığınızda sizi içine çeken bir yanı var, ara ara düşündüren, ara ara şaşırtan tam okunası bir eser olmuş. Kaleminize sağlık Mehmet ALAGAŞ.. (Ahmet Karaağaçlı)
Kitapta o kadar gzl noktalara değinilmiş ki... okurken sıkılmıyorsunuz olay örgüsü gzl anlatılmış. olayları anlatırken konuşma diyologları şeklinde verilen bilgiler , tespitler muhteşem... İslamı yaşayan insanları görünce bizim yaşadığımız müslümanlık mı? diyesi geliyor insanın.. Sadece sevmediğim tek nokta var. Yazar kendi adını kendi kimliğini çok öne çıkarmış ve biraz gözüme battı. Yoksa kitabı çok beğendim. Okunması gereken bir eser, hatta aralıklarda insanın okuyup sindirmesi gereken bir eser... (ayse)
Kitabın Yazarı Mehmed Alagaş Kimdir?
Mehmet Alagaş,güzel bir müslüman olmak için nasıl düşünülmesi ve nasıl yaşanılması gerektiği sorusunu Kuran-ı Kerimde arayan ve bulduğu Kurani gerçekleri insanlarla paylaşmaya çalışan Allahın bir kuludur.
Mehmed Alagaş Kitapları - Eserleri
- Taş
- Alnımdaki Işık
- Tapusuz Süleyman
- Cumali
- Divane
- Tevhid ve Şirk
- Kimlik Tercihi
- Dünden Bugüne Şeytan ve Dostları
- Yaşama Fırsatı
- Tutsak
- Kadının Onuru
- Cumaya 5 Kala
- Aynalar Ve İnsanlar
- Yoldaki Musibetler
- Din Gerçeği ve İslam
- Şafak Mektupları
- Kişiye Özel
- İşaret Yazıları
- Kur'an'a Yönelirken
- İki Fecr Arasında
- Şeytanizme Rağmen İslami Uyanış
- Tartışılan Sorular
- Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 1
- Rahmete Yolculuk
- Yaşama Fırsatı
- Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 2
- Vahdete 7 Adım
- Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 3
- Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık 4
- Sona Son Kala
- 2012 ve İki Deniz Arası
- Müteşabih Müslümanlar
- 23 Mesele
Mehmed Alagaş Alıntıları - Sözleri
- Fakat ne gariptir ki, insanlara rızık verici yani Rezzak olan Allah, insanları açlık ile korkutmazken; kendi rızıkları için dahi Allah'a muhtaç olan yaratıklar, insanları açlık ile korkutabilmektedirler! (Kur'an'a Yönelirken)
- Size güzel gelen bir kadının , Bacaklarına veya göğüslerine hangi duygularla bakıyorsanız, hiç şüpheniz olmasın ki, Karınızı güzel kabul eden bir erkek de, Karınızın bacaklarına ve göğüslerine aynı duygularla bakacaktır. (Kadının Onuru)
- Hakim ideolojilere bağlı bir yazar değilseniz ve bunun da ötesinde kaleminizle hakim ideolojilerin çürük tahtalan na dokunuyorsanız, mutlaka ve mutlaka dayanıklı bir yazar olmanız gerekmektedir. Çünkü ne zaman, neyle karşılacağınız pek belli olmaz. Dokunduğunuz çürük tahtalardan ortaya çıkan tahta kurulan "Sen bizim düzenimizi mi yıkmak istiyorsun?" diyerek size hücum edebilirler!. (Aynalar Ve İnsanlar)
- Şeytan bir tağuttur, meydanlara dikilen ve kendisine saygı gösterilmesi istenen putlar ve putperest davetçiler bir tağuttur,İnsanları, Allah'ın hükümlerini inkara dayanan kanunlara çağıran kişi ve kuruluşlar bir tağuttur,İnsanları Allah'a isyana ve kendilerine kulluğa davet eden bütün kişiler, bütün kuruluşlar, bütün devletler birer tağuttur. İşte tevhid gerçeği, hakkı kabulle birlikte legal veya illegal olan bütün bu tağutları inkar etmekte ve insanları bu inkara davet etmektedir. (Tevhid ve Şirk)
- Bizler dünyaya 'sahip' olmak için değil, 'şahit' olmak için geldik. (Divane)
- Netice olarak Allah ile kul arasına giren şeytandan değil de, insanları hakka davet eden salih müslümanlardan rahatsız olan bu çığırtkanlar, böylesi yaklaşımlar ile Allah'ı değil şeytanı memnun etmekte ve şeytanın dostu olmaktadır... (Kimlik Tercihi)
- Brüt olarak dağlarca ağırlığı olan nice insanın mal, makam ve şöhrete dayalı darasını çıkarırsanız, ne yazık ki geriye net olarak önemli bir şeyin kalmayacağını göreceksiniz! (Cumali)
- Kur'an'ı Kerim'in hayır olduğuna iman eden bütün Müslümanlara şunu sormak istiyoruz: Başlı başına hayır olan Kur'an'ı Kerim'in, size, sizin yaşantınıza, sizin düşüncelerinize, sizin eylemlerinize şimdiye kadar ne hayrı oldu? İşte bu soruya yeterli ve olumlu cevap veremeyen kimseler, başlı başına hayır olan Kur'an'ı Kerim'in hayrına ulaşamayan, bu hayırdan nasiplenemeyen kimselerdir. (Kur'an'a Yönelirken)
- Yarınlar uzak gerçekten uzak mıdır ? Oysa uzak olan, yarın değil dündür. Yirmi yıl sonramız değil, yirmi saniye öncemiz uzaktır, uzaklaşmıştır bizden. Yirmi yıl yol gitsek, yirmi saniye öncemize varabilmemiz mümkün değildir. Fakat yarınlar, yarınlar durmak bilmeyen adımlarla üzerimize doğru gelmektedir.Yarınlardan kaçmak, yarınlardan uzaklaşabilmek, durmayan zamandan korkanlar için dermansız bir derttir. (Tevhid ve Şirk)
- Geçmişteki hıristiyanlar, rahiplerine birkaç kuruş vererek cennet tapusu alıyorlardı. Herkesin yadırgadığı bu durumu, ben pek yadırgamıyorum. Hem neden yadırgayım ki! Birkaç kuruş menfaat için gerçek cennetlerini satan milyonlarca insanla bir arada yaşarken, onları nasıl yadırgayabilirim? Birkaç kuruş karşılığında cennet umudu alanlar mı yadırganmalı, yoksa birkaç kuruş karşılığında gerçek cennetlerini satanlar mı? (Tevhid ve Şirk)
- Allah için ölmek ne kadar güzel ise Allah için yaşamak da o kadar güzeldir. (Cumali)
- Camideki cemaatın durumunu tekrar gözden geçirdi. Kelime-i tevhidi açıklarsa, cemaatten itiraz edenler olacaktı. Çünkü kelime-i tevhidin gereği olarak, insanlara ilahlık taslayan bütün politikacıların, insanlara ilahlık taslayan bütün İdeolojilerin, bütün sistemlerin, bütün devletlerin reddedilmesi gerekecekti. Tevhid, sadece ve sadece Allah'a kulluk etmekti. Hakim olarak, hüküm koyucu olarak sadece Allah'ı kabul etmekti. Allah'ın hükmüne rağmen hüküm koyan kişiler, hüküm koyan merciler varsa, Allah'ın hukukuna tecavüz ederek insanlara ilahlık taslayan bu kişilerin, bu mercilerin reddedilmesi gerekirdi. (Cumaya 5 Kala)
- Gözyaşı, yaraları yıkar, mikrop kapmasını engeller, gönül yangınını söndürür. (Kimlik Tercihi)
- Dünyanın artık bekleyen değil, beklenen müslümanlara ihtiyacı var (Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 1)
- "İnsan ölümle karşılaştığı zama geçmişinin bir film şeridi gibi gözünün önünden geçtiği söylenirdi. " (Yaşama Fırsatı)
- Müslüman bir erkeğin karısının haklarına riayet etmesi ve onun ihtiyaçlarını gidermesi, Müslüman bir kadının kocasının haklarına riayet etmesi ve onun hizmetini görmesi , Allah'ın rızası gözetilerek yapıldığı sürece , Allah'a kulluk içine girmekte ve karşılığı ecir olmaktadır . (Kadının Onuru)
- “Mü’minin her yaşı güzeldir” buyuruyor. (Cumali)
- "Sınırlı bir menzili ve keyfiyeti olan gôrme duyumuzdan hareket ederek herşeyi hakkıyla gören "Basir'ı" tanımlayacağımız gibi, şimdiki zamana bağlı sabrımız dan hareketle zamandan ve mekandan münezzeh olan Rabbimizin sabrını tanımlayamayız. Rabbîmizi kendimize göre "tanımlamaktan" sakınmamız ise elbetteki bizleri Rahmân olan Allah'ı âyetlerden hareketle tanımaya- anlamaya çalışmaktan alıkoymamalıdır." 23 MESELE // Mehmed ALAGAŞ, sh,74 - Insan Dergisi Yayınları (23 Mesele)
- Mesela duyduğu bir rahatsızlıktan dolayı doktora giden ve muayenesi sonucu öleceğini öğrenen insanın durumu ne olur hiç düşündünüz mü? Bu insanın dünyası ve dünyaya bakışı bir anda değişir! Sevdiği bir çok şeye karşı, sevgisini yitiriverir. Anlamlı gördüğü birçok şey anlamsızlaşıverir. Şu an dert edindiği birçok şey, dert olmaktan çıkar. Korktuğu birçok şeyden korkmaz olur. Elli yıl çalışarak biriktirdiği milyarları, elli gün daha fazla yaşamak için vermek ister. Bu insan müslümansa, ne yazık ki bu müslümanda da değişiklikler olur. Ölüm haberine her an hazır olan, bu haberi her an bekleyebilen bir müslümanda olmayacak, olmaması gereken değişiklikler, zamanımızdaki birçok müslümanda oluverir. Ölüm haberini alan bu müslüman bir anda kendisine geliverir. Öldükten sonra hesaba çekileceğini bildiği için, başını arkaya çevirerek hesap vereceği yaşantısına bakar. Sevdiği Rabbi için yapmadığı, ertelediği, geciktirdiği bütün güzel eylemler bir dağ gibi yığılır gözlerinin önüne! Ağlamaya, hüngür hüngür ağlamaya başlar.. Öleceği için değil, amel heybesini, güzel amellerle dolduramadığı için, göğsünü ve gönlünü gere gere "Ey güzel Allah'ım, ey güzel Rabbim, bana lûtfettiğin ömrümle sana bu amellerimi getirdim" diyemeyeceği için ağlar ve ağlar ve ağlar... Tabi ki gecikmiş bir idrak, gecikmiş bir gözyaşlarıdır bunlar. O halde sizler, sizler geç kalmayın canlar, geç kalmayın arkadaşlar! Şimdi gülüp, ölürken ağlayanlardan değil, şimdi ağlayıp,ölürken gülenlerden olun... Vakit öldüren ölülerden değil, dipdiri eylemlerle vakitlerini dirilten, dirilerden olun.. Çünkü sizlere bir doktor, bir profosör, bir kahin değil, sizleri yaratan Allah ve O'nun Rasulü bildiriyor. ÖLECEKSİNİZ...! (Kişiye Özel)
- Gündüzleri genellikle başkaları için çalışan geceleri televizyon karşısında başkalarının hayatını izleyip başkalarını dinleyen bu insanlar, yaşayamadıkları kendi hayatlarını başkalarına veren kendilerine başkalaşan insanlardı!. (Yaşama Fırsatı)
Yorumlar
0 yorum