Kitap Künyesi
Yazar: Camilla Läckberg
Çevirmen: Taciser Belge
Çevirmen: Ayşen Anadol
Orijinal Adı: Stenhuggaren
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050920635
Sayfa Sayısı: 488
--reklam--
Taş Ustası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dünyada 1.800.000'in üzerinde satan roman şimdi Türkçede…
Son sepet takılmış gibiydi, sert bir hamleyle çekmek için ayağını teknenin küpeştesine dayadı. İpin yavaş yavaş gevşediğini hissetti ve sepetin zarar görmemiş olmasını diledi. Eski ahşap teknesinin küpeştesinden eğilip ne durumda olduğuna baktı. Ama yukarı gelen sepet değildi. Kabaran deniz, bir an için gökyüzünü işaret ediyormuş gibi görünen beyaz bir el tarafından yarıldı.
Fjällbacka'da denizde boğulmuş küçük bir kızın cesedi bulunur. Önce bunun bir kaza olduğu sanılsa da, adli tıp sonuçları küçük kızın cinayete kurban gittiğini göstermektedir. Savunmasız bir çocuğun öldürülmesi kasaba halkının olduğu kadar, Fjällbacka polisinin de kanını dondurur. Polisin araştırması, bu sakin kasabada akla hayale gelmeyecek karanlık sırları açığa çıkarırken, komşular arası kan davalarının da iyice şiddetlenmesine yol açacaktır.
"Müthiş bir tempo… İnsan psikolojisinin karanlık bölgelerine nüfuz ediyor."
- Sunday Times-
"Läckberg kan dondurucu sahneler ile sıcacık aile ortamını harmanlamakta çok usta."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Taş Ustası Alıntıları - Sözleri
- Ölüm de tıpkı hayat gibi varoluşun haliydi. Neden biri ötekinden daha iyi olsun ki??
- Ölüm de tıpkı hayat gibi varoluşun bir haliydi. Neden biri ötekinden daha iyi olsundu ki?
- Ölüm de tıpkı hayat gibi varoluşun bir haliydi. Neden biri ötekinden daha iyi olsundu ki?
- Farklılık konusuna gelince, kendisi gibi insalara "anormal" denirken, başkalarına "normal" denmesini yanlış buluyordu. Aslında yanlış grupta olmasına yol açan yalnızca toplumsal önyargılardı. O yalnızca... farklıydı.
--reklam--
Taş Ustası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İskandinav polisiyesi dendiği zaman benim için vazgeçilmez isim Nesbo dur ...Lackberg de Nesbo'nun daha naif,nazik ve yüzeysel hali diyebilirim.... Yazarın kalemini , anlatımını beğeniyorum...Bu kitapta dram ağırlıklı bir polisiye olarak oldukça güzeldi... Geçmiş ve günümüz arasındaki bağlantılar ve finaldeki şaşırtan gerçekleri severek okudum.. (Aslı Murat)
İlk kitabını karakter ön planda olduğu için ve çok yavaş ilerlediği için sevmemiştim. Polisiye hissi vermemişti. Ama ikinci kitabında sevgimi kazandı. Bu kitabına gelecek olursak güzeldi diyebilirim. Çok farklı yaşamları tanıştırarak giriş yaptı ve karakter karmaşası yaşadım, akılda tutmak da çok zor oldu. İlk 100 sayfa ezber hafızamı zorlamam gerekti. İsimleri ezberleyince de kitabın keyfine vardım diyebilirim. Kurgusu ve akıcılığı yerli yerinde olsa da Arne ve Asta karakterlerinin hayatları hem yarım kaldı hemde hikayede olmasa da olur muydu diye düşündürttü. 1923 yılı hikayesi ne alaka diye düşünürken diğer karakterlerin hayatlarıyla hepsini kitabın sonunda çok güzel bağladı. Bunuda sevdim. Çeviri hatalarına gelirsek Erica Erica ile konuştu, Erica birden Charlotte oldu. Eee çevirmende haklı o kadar isim arasında onun da kafası karışmıştır diyorum ve sonuç olarak seriye devam... (ssim_76)
--reklam--
Taş Ustası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Camilla Läckberg - Taş Ustası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Taş Ustası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Camilla Läckberg Kimdir?
Camilla Läckberg 1974 yılında Fjällbacka'da doğdu. Göteborg Ekonomi Üniversitesi'ni bitirdi. Stockholm'de birkaç yıl ekonomist olarak çalıştı. Katıldığı yaratıcı yazarlık kursunda ilk romanı Buz Prenses'i yazdı. Parlak bir yazarlık kariyerinin başlangıcını oluşturan bu kitabı, dokuz polisiye roman, iki yemek kitabı ve bir de çocuk kitabı izledi. Läckberg'in polisiye romanları sadece ülkesi İsveç'te değil, Danimarka, Fransa ve İspanya'da çok satanlar listelerinde 1 numaraya çıktı.
--reklam--
Camilla Läckberg Kitapları - Eserleri
- Buz Prenses
- Vaiz
- Saklı Çocuk
- Taş Ustası
- Yabancı
- Deniz Kızı
- Hayalet Adası
- Melek Koleksiyoncusu
- Det Gyldne Bur
- Mord og Mandelduft Med Mere
- The Ice Child
- Buried Angels
- Vinger af Sølv
--reklam--
Camilla Läckberg Alıntıları - Sözleri
- Bazı kadınlar o kadar güçlü oluyorlardı ki, hiçbir şey onları yıkamıyordu. Belki biraz sarsılıyorlardı. Ama yıkılmıyorlardı. (Deniz Kızı)
- Farklılık konusuna gelince, kendisi gibi insalara "anormal" denirken, başkalarına "normal" denmesini yanlış buluyordu. Aslında yanlış grupta olmasına yol açan yalnızca toplumsal önyargılardı. O yalnızca... farklıydı. (Taş Ustası)
- İnsanlar her zaman itip kakacakları, küçük görecekleri birini ararlar. (Deniz Kızı)
- Davranışlarının sonuçlarını görmemek ve tarihten ders almamak insanın doğasında var. (Saklı Çocuk)
- En iyi yalan, her zaman için gerçeğin kesitlerini barındırandı. (Deniz Kızı)
- Herkes bir telaş içinde, aslında asla yakalayamayacağı bir şeylerin peşinde koşuyordu. (Buz Prenses)
- Kariyer merdiveninde kendisinden daha yükseğe tırmanan bir kadını takdir edebilmek için gerçek bir erkek olmak gerekirdi. (Yabancı)
- "Sanırım pişmanlık, insanlığın bir tür dışa vurumu. Acaba pişmanlık olmasaydı... Ne halde olurduk?" "Aslında esas mesele şu: Pişmanlık bir şeyi değiştiriyor mu?" (Saklı Çocuk)
- “Tamamen zıt duyguların birleşerek yepyeni bir duyguya dönüşmesi tuhaftı. Sevgi ve nefret, kayıtsızlığa dönüşüyordu. Şevkat ve öfke, bir insanı yıkabilecek büyüklükte bir kedere dönüşüyordu.” (Buz Prenses)
- İnsanlar o kadar saf, kurgulanmış hikayelere o kadar alışkınlardı ki yarım yamalak gizlenen gerçekleri bile fark edemiyorlardı. (Deniz Kızı)
- Tamamen zıt duyguların birleşerek yepyeni bir duyguya dönüşmesi tuhaftı. Sevgi ve nefret kayıtsızlığa dönüşüyordu. İntikam ve merhamet kararlılığa dönüşüyordu. Şefkat ve öfke, bir insanı yıkabilecek bir kedere dönüşüyordu. (Buz Prenses)
- Bir yandan da ruhlarına bahar temizliği yapıyorlardı adeta. Söylenmemiş çok şey, köşelerde birikmiş bir sürü toz vardı ve ikisi de toz bezlerini çıkarma zamanının geldiğini hissediyordu. (Buz Prenses)
- O kadar büyük bir kötülük öylece yok olamaz. (Melek Koleksiyoncusu)
- Yarın yeni bir gün olacaktı. (Buz Prenses)
- Belli ki mucizeler devri henüz kapanmamıştı.. (Deniz Kızı)
- Her zamanki gibi erkekler mangalın etrafında toplanmış, kendilerini He-Man gibi hissederlerken, kadınlar da oturup konuşuyorlardı. Erica, erkekler ile mangal arasındaki ilişkiyi bir türlü anlayamıyordu. (Vaiz)
- Ölüm de tıpkı hayat gibi varoluşun bir haliydi. Neden biri ötekinden daha iyi olsundu ki? (Taş Ustası)
- "Eğer bir kişinin ömrü boyunca başına gelecekleri gösteren kristal bir küresi olsaydı, muhtemelen yataktan bile çıkmazdı. İnsanlar hayatı küçük dozlar halinde yaşamalılar. Acılar ve sorunlarla yutabilecekleri kadar küçük lokmalar halinde yüzleşmeliler.." (Saklı Çocuk)
- Beyninin mantıklı bölümü, bu tür şeyleri düşünmenin bile saçma olduğunu söylüyordu ama korku, mantık dinlemiyordu. (Vaiz)
- .. bugün de parlak gün ışığı denizin üzerindeki kalın buz tabakasına ışıltılı şelaleler halinde dökülüyordu. (Buz Prenses)
Yorumlar
0 yorum