Kitap Künyesi
Yazar: Mehmet Ildırar
Yayın Evi: Semerkand Yayınları
İSBN: 9786054491247
Sayfa Sayısı: 136
--reklam--
Tasavvufi Hayat Nasıl Başladı? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Altı kitaptan oluşan bu sette Tasavvuf ve tasavvufun temel kavramları işleniyor. Tasavvufi neşeyi arayanlara...
--reklam--
Tasavvufi Hayat Nasıl Başladı? Alıntıları - Sözleri
- Allahu Teâla: "Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki Nefsini ıslah eden kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir. " ***
- Nakşibendi tarikatında, 'halvet der encümen' denilen bir husus vardır. Bunun anlamı halk içinde bulunurken Hakk ile beraber ol maktır. Bu yolun büyüklerinden Abdülhalık Gücdevani Hazretleri şöyle diyor: "Ben Kabe-i Muazzama'da iken iki şeye hayret ettim. Hacının birisi Kabe'nin örtüsüne yapışmıştı ama kalbi, kendi sevdası olan dünya muhabbeti ile doluydu. Yine çarşıda alış-veriş yapan bir tüccar görmüştüm. Kumaşla, para ile o kadar meşgul olmasına rağmen kalbi, bir an bile Allahu Teâla'dan gafil olmadı."
- Muhteremler! Yediğimiz lokmaların vücudumuzda mutlaka tesiri olur. Helal ise fayda, haram ise zarar verir. Haram lokma veya he lal lokma zamanla kendini gösterir. Helal yiyenin edebi, ah lakı, Allah ve Resulüne olan sevgisi gün geçtikçe artar. Ha ram yiyen ise bunlardan zamanla mahrum kalır.
- Davud et-Tài Hazretleri bir gün yolda giderken, gayb aleminden ' dünya fani, ahiret bâkidir' diye bir ses duydu. Kalbi müteessir oldu, bu nurani hitap ile gönlü dünya sevgisinden uzaklaştı. Kederli ve üzgün bir halde hocası İmamı Azam'ın yanına geldi. Ebu Hanife Hazretleri, Davud et-Tâinin dertli olduğunu anladı: -Ebu Süleyman! Yüzün soluk, rengin uçuk, gönlün kırık gibi. Bu ne mesele? dedi. -Efendim! Benim gönlümden dünya sevgisi gitti, mecazdan hakikate, taklitten tahkike doğru bir yol göründü. Velilerin yolu tecelli etti, Hakk'in inayet rüzgarı gönlüme esti, kalbime muhabbetin nuraniyeti doğdu. - Evladım! Hakk'a talip ol, halka değil! Bunun üzerine Davud et-Tâî Hazretleri uzlete çekildi. Hakk'a koşmak için halktan kaçtı. Ama sıfat değişmemişti. Çünkü değişmesi gereken bir sıfat var. Onu değiştirmek lazım. Bu zatın bir sıfatını değiştirmek üzere İmamı Azam Hazretleri, bir gün Davud et-Tâinin uzlete çekildiği yere geldi ve ona: - Ebu Süleyman! Marifet uzlete çekilmekle olmaz. İnsan, üzerindeki sıfatı değiştirmelidir. O sıfat ise sabırdır. Uzlet yaptiğinda sabrı aşman gerekir ama sabir uzlet ile ele geçmez!.. İnsanların arasına karışmalı ama susmasını bilmelisin. Sabrın en önemli özelliği susmaktır. İlim meclislerine git ama yirmi yıllık ilmini unut. O zaman sabrın hakikatine ulaşırsın, dedi. Böylece Davud et-Tâi Hazretleri bir yıl halkın arasına karıştı. Halkın içinde iken nice ilmi meseleler konuşuldu ama o, hiçbir tartışmaya girmedi. Halk arasındaki bir yıllık uzleti, otuz yıllık sabrı ile aynı oldu. Muhteremler! Uzlette sabır her yiğidin harcı değildir. Asıl sabır halk arasında olur. Onların eza ve cefalarına katlanmakla olur. Her mesele, konuşulunca halledilmiş olmaz. Konuşulan mesele yaşanmadıkça anlaşılmaz. Konuşulunca anlaşılır gibi olur, herkes anladık der ama iş uygulamaya gelince değişir. Onun için Rasulullah (s.a.v) Efendimiz kamil olan mümini şöyle tarif ediyor: "Halkın arasına karışan ve onların eziyetlerine sabreden müslüman, halkın arasına karışmayan ve onların eziyetlerine sabretmeyen müslümandan daha hayırlıdır."
- Birine hayır tavsiye ederken 'ölüm, bayramın olsun' derdi. Davud et-Tâî Hazretleri ¶¶
- " Uyumak istediğiniz vakit, 33 defa subhanellah, 33 defa elhamdülillah, 33 defa Allahu Ekber ve peşinden, Lâ ilâhe illallahu vahdehu là şerike lehu' zikrini söyleyerek yüze tamamlayın. Bu zikirleri yaptığınız takdirde, bin sevap kazanarak yatar, sabahleyin de bin sevap kazanarak uyanırsınız." Hz. Ali (r.a) Efendimiz şöyle demiştir: "Ben ömrümde bir defa bile bu zikirleri terk etmedim. An cak Siffin gecesinde söylemeyi unuttum. Ama gecenin sonunda hatırlayınca yine bu zikri okudum."19
- Ebu Nuaym el-İsfehânî tasavvufu şöyle tarif eder: "Tasavvuf, matluba ermek için mahbuba rağbet etmektir. Matlub, istenilen, beklenilen, müminlere göre maksat olan husustur. Mahbub ise, Allahu Teâla'dır. Allah'a rağbet etmek, O'na yönelmek her kulun görevidir. Tasawufi hayat, mahbubun yolunda, cani, mali ve sahip olduğu her şeyi fe da edip günahlardan arınmaktır. Şu halde tasavvuf, Allah yolunda ibadet ve kulluğu sevmek için günahları çirkin görmektir. Onlardan tiksinmek ve günahlar güzel görünse bile asla onlara rağbet etmemektir. Yaptığımız ibadetlerin sonucu, olarak şunları kalbimizde bulmalıyız: 1- Kalbimiz ıslah oldu mu? 2- Allah'a yönelmek, dünyaya yönelmekten daha sevimli geliyor mu? 3- Arzu ve istekleri, Kur'an ve Sünnet'in ölçüsünde yapabiliyor muyuz? 4- Arzularına karşı koyarken yapmakta olduğumuz nefsin terbiyesi, kalbimizde ilâhi huzur meydana getiriyor mu?
- "Ey İnsan!.. Anne karnında yaşayan çocuğun, bulunduğu hale bakarak yaşadığı ortamı çok sevdiği gibi, sen de dünyayı çok seviyorsun. Zannediyorsun ki bu dünya, senin bildiğin kadarıyla, senin nazarında mekanların en büyüğüdür. Onun için bu dünyayı terk etmek istemiyorsun. Bilmiyorsun ki eğer sen dünyayı ve dünyalık herşeyi, Allah'ın rızası doğrultusunda samimiyetinin bir göstergesi olarak, baş tacı etmeyi kendi iraden ile bıraksan, âlemlerin genişliğini görecek ve kulluğun zirvesine ereceksin. Bunun sonucu olarak dünyanın anne karnı kadar küçük olduğunu anlayacak, dünyanın sana hakikatte zindan olduğunu bileceksin,"119 Rasulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyuruyor: "Dünya müminin zindanıdır; mümin dünyadan ayrıldığında zindandan ayrılmıştır. "
--reklam--
Tasavvufi Hayat Nasıl Başladı? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ben çok beğenerek okudum ve herkese tavsiye ederim. Allaha ulaşmayı çok güzel anlatmış. Tasavvuf nedir, nasıl başlamıştır insanı sıkmadan gayet anlaşılır cümlelerle, hadislerle, kıssalarla anlatmış. Dili de çok sade. Allahın sevdiği kullardan nasıl oluruz sorusuna çok güzel cevap vermiş (Naime SEYHAN KAYA)
Yarbay Mehmet Ildırırarın sohbet kasetlerini büyük bir keyifle dinlerdik.Kitabını okurken de aynı tadı buldum.Üstelik sanki kitabı okumuyorum da yazarın kendisinden dinliyormuşum gibi bir hisse kapıldım.Sanki kitap sizinle konuşuyor gibi geliyor.Akıcı bir anlatımı var.Anlatımı akademik dilden uzak ancak gerektiğinde kaynak belirtilmiş.Takıldığım bir çok konuda yol haritası oldu bu eser.Merhuma Allahu Teâlâ'dan rahmet diliyorum. (Kitabî)
... Kitaba not: Gönlüme nasıl da şifa oldun, bitmeyesin diye azar azar okudum, sindirebileyim istedim, ne kadar aldım almam gerekeni bilmiyorum, inşallah ihtiyacım olduğu kadarını alabilmişimdir senden..:) Bu kısa anekdottan sonra söyleyeceğim her söz kitabın mahiyeti karşısında aciz kalıcaktır, bu yüzden Mevlana(ks) Hazretlerinin şu sözüyle anlatmak istiyorum meramımı: “İnsanlar dünyayı bu kadar bildikleri halde ahireti bilmezler! İnsanlar madem bu kadar akıllı neden ahirete giden yolun üzerinde bir köprü gibi duran Allah dostlarını görmezler, onları neden kabul etmezler?!” Tam bu noktada, insan bilmediğinin düşmanı olur, demek yerinde olucaktır zannımca.. Kitaba dair naçizane tavsiyem: Okurken gözlerinizi değil gönüllerinizi açıp da okumanızdır.. (Havvanur Bozkurt)
--reklam--
Tasavvufi Hayat Nasıl Başladı? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmet Ildırar - Tasavvufi Hayat Nasıl Başladı? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tasavvufi Hayat Nasıl Başladı? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmet Ildırar Kimdir?
1927 yılında Afyon'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini afyon'da tamamladı. Daha sonra kuleli askeri lisesini kazandı, 1949 yılında aynı liseden mezun oldu. 1952 yılında ise Ankara harp okulundan teğmen olarak mezun oldu. 27 yıl askeri hizmette bulundu. Ekim 1971'de yarbay rütbesiyle emekli oldu. 1983 yılında Almayanya'ya yerleşti. Burada tasavvufi konularda sohbetler yaptı. Bu sohbetlerin büyük çoğunluğu Semerkand Yayınları tarafından kitaplaştırıldı.
--reklam--
Mehmet Ildırar Kitapları - Eserleri
- Görünmeyen Düşmanımız
- Ailede Saklı Cennet
- Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi
- Mürşid ve Mürid Hukuku
- Tasavvuf ve Tövbe
- Tasavvuf ve Akıl
- Günah ve Tövbe
- Tasavvufi Hayat Nasıl Başladı?
- Tasavvuf Sohbetleri 2 - İlim ve Amel
- Nefis Terbiyesi ve İlahi Huzur
- Risale-i Nurda Tasavvuf
- Tasavvuf ve Tarikat Nedir?
- Sûfî Mürid Derviş
- Mürşid-i Kamil Kimdir?
- Veliler Nasıl Terbiye Eder?
- Nefis Terbiyesi ve İlahi Huzur
- Aşk Muhabbet Cezbe
- Amel İbadet Kulluk
- Tasavvuf Sohbetleri 1
- Tasavvuf Sohbetleri 2
- Tasavvuf Sohbetleri 5 Nefis Terbiyesi ve İlâhi Huzur
- Hac ve Umrenin Faziletleri
- İşaretler Abdurrahman-ı Tâhî (K.s.) Muhammed Diyauddin (K.s.)
--reklam--
Mehmet Ildırar Alıntıları - Sözleri
- Allahu Teala'dan korkmak, O'nun emirlerine sarılmakla, haram kıldıklarından kaçınmakla olur. Şu halde Rabbimiz, kullarına yasaklanan hususları bildirdiyse, bunları yapmamak bize dünya ve ahirette ebedi saadeti kazandırır. Takva, haram olanlardan kaçmak anlamına geldiği gibi şüpheli olan şeylerden de sakınmayı gerektirir. (Tasavvuf Sohbetleri 2 - İlim ve Amel)
- ... Evlenecek kız ve erkekte karşılıklı denklik aranmalıdır. Bu denklik her şeyden önce ahlaki ve dini yönden olmalıdır... (Ailede Saklı Cennet)
- Demek ki, bu dünyada müslümanın başına gelen her musibet,bbu ateşe varmadan kendisini temizlemek içindir. Onun için, bir sıkıntı, musibet, meşakkat, keder, hüzün, darlık, hastalık başınıza gelirse, ' neden böyle oldu ? Benim ne günahım vardı ? ' demeyinz gönlünüzü Allahu Teala'ya döndürün, O'na yönelin. (Tasavvuf Sohbetleri 2 - İlim ve Amel)
- Tövbe, Allah'a giden yolun nurunu açan, kalplere nur saçan, günahlardan arındıran, kul olarak Rabbimiz'e rıza kapısını açan ibadetlerin başıdır. (Tasavvuf ve Tövbe)
- "Kalbe dur desem durmaz, mideye çalışma desem dinlemez. Ama gözün bakması ihtiyarımızdadır." (Aşk Muhabbet Cezbe)
- Nefis övülmek ister, ruh ise muhabbetle gülüp ağmamak ister. (Veliler Nasıl Terbiye Eder?)
- Taneyi toprağa atmak çiftçinin, bitirmek Allah’ın işidir. (Tasavvuf Sohbetleri 1)
- İnsan oğlu ölümü bilir, çevresindekilerin öldüğünü görür, ama sonu gelmeyen emeller ve dünyalık tamah ve hırsı ona ölümü unutturur. Böylece gaflet başlar hayat koşuşturmaca içinde devam eder gider. Oysa ölüm ve hayat müminin yolunda iki aziz nimettir. (Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi)
- Ey gözümün nuru Nurcu kardeş ve ehl-i tasavvuf sûfî kardeş! Sakın benim düştüğüm hataya düşmeyesiniz, meşrebimi methediyorum derken, diğer âlî ve kudsî meşrepleri küçümsemeyiniz. (Risale-i Nurda Tasavvuf)
- Evet; idrak lazımdır, idrak etmedikçe kemalatın kapısı açılmaz. (Nefis Terbiyesi ve İlahi Huzur)
- İman delil ister. (Tasavvuf Sohbetleri 2)
- İşte mü'min! Namaz ne güzel bir ibadettir. Allah'a götüren ne güzel bir ameli salihtir. Amma yüzüne vurulan namaz ibadet değil amel olur. Görünüşte rüku var, secde var, her şey var, amma deftere günah yazılır, utanılan bir namaz haline gelir. (Amel İbadet Kulluk)
- Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: " Nefsani arzulara, kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir, halbuki varılacak yer, Allah'ın katındadır." (Al-i İmran 3/14) (Risale-i Nurda Tasavvuf)
- Bütün bu varlıkların arasında en mükemmel olarak halife sıfatı ile insanı yaratmıştır. Bu insan cin, şeytan ve nefsinden daha üstün ve daha mükemmeldir. Yani onların hakkından gelebilecek nice özellikleri vardır. Yeter ki insanoğlu o özellikleri, içindeki cevherleri ortaya çıkarabilsin. (Günah ve Tövbe)
- Gözlerde zina çakıyorsa kalbin zikirsizliğindendir. (Tasavvuf Sohbetleri 2)
- Hatem el- Esamm Hazretleri’nin şu sözü bu anlamı kuvvetlendirir: “Şu üç halde gönlünü temizle: 1-Organlarınla bir amel işlediğinde, Allah’ın sana baktığını hatırla!.. 2-Konuştuğun zaman, Allah’ın seni işittiğini hatırla!.. 3-Yapacağım bir ameli gönlünde gizlediğin vakit, Allah’ın seni bildiğini hatırla!.. Çünkü Allahu Teâla, “Şüphesiz ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm.” buyurur. (Günah ve Tövbe)
- Görmek başka, tanımak başka. İstersen İmam-ı Azam kadar dinin hükümlerini bil, onları yetmiş sene oku, içinden birini alıp amel etmedikçe bu bildiklerin, yarın ahiret gününde senin aleyhinde delil olur. Neden bildiklerin ile amel etmedin ? denilir. (Tasavvuf Sohbetleri 2 - İlim ve Amel)
- Tasavvufun, insanı bir iklimden alıp diğer iklime taşıyan değiştirici ve geliştirici gücü sohbettir. Sohbet meclislerinde tek tek kemale erenler, ruh dünyası sohbetle yoğrulmuş güçlü bir toplum oluştururlar. (Tasavvuf Sohbetleri 1)
- Hataya düşme sıfatı, masanın üzerinde duran top misalidir. Masanın üzerine topu koysan hatta üflesen gider. Hataya meyletmek, topun üfleme hareketi kadar insana yakındır. İnsan bilgisiz ve acelecidir. (Veliler Nasıl Terbiye Eder?)
- Allah’ı huşû ile zikretme zamanın gelmedi mi? (Tasavvuf Sohbetleri 2)
Yorumlar
0 yorum