Kitap Künyesi
Yazar: Julie Otsuka
Çevirmen: Duygu Akın
Yayın Evi: Domingo Yayınevi
İSBN: 9786056260469
Sayfa Sayısı: 168
--reklam--
Tavan Arasındaki Buda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Kitabın elmas hali."
-Guardian-
"Kocalarımızı ilk gördüğümüzde onları kesinlikle tanıyamayacağımızı bilmiyorduk. Bize gönderilen fotoğrafların yirmi yıl önce çekildiğini bilmiyorduk. Bize yazılan mektupların kocalarımız değil, mesleği yalan söyleyip gönülleri fethetmek olan, güzel el yazılı kişiler tarafından yazıldığını bilmiyorduk. Suyun ötesinden isimlerimizle bize seslenildiğini ilk duyduğumuzda birimizin eliyle gözlerini kapatıp arkasını döneceğini ama diğerlerimizin başlarımızı öne eğip kimonolarımızın eteğini düzelterek sakin ve ılık güne adım atacağını bilmiyorduk. Burası Amerika, diyecektik kendimize, endişelenmeye gerek yok. Ve yanılmış olacaktık."
National Book Award 2011 Finalisti
Pen / Faulkner 2012 En İyi Roman Ödülü
"Yılın En İyi Kitabı"
-Vogue-Boston Globe
Japonya'dan San Francisco'ya giden gemiye bindiler hep birlikte, ellerinde kocalarının birbirinden yakışıklı fotoğraflarıyla. Gelindi onlar; yabancı topraklarda, dükkan, bağ bahçe sahibi kocalarıyla kuracakları refah yaşamın hayaline kapıldılar çünkü onlara bunun sözü verilmişti. Sonra kocalarını gördüler; ilk şoku yaşadılar, ilk geceyi atlattılar. Müstakbel kocalarının onlara yalan söylediğini, evlerinin hanımı olmayacaklarını öğrendiler; çok ama çok çalıştılar, tarlalarda iki büklüm mahsül topladılar, beyaz tenli uzun boylu kadınların yerlerini sildiler, çamaşırlarını yıkadılar, yemeklerini yaptılar, erkeklerine hizmet ettiler. Çocuk doğurdular; bir, iki, beş, on. O çocuklar büyüyüp de kimliklerini reddettiğinde üzülmemeye çalıştılar. Yeni topraklar sonunda memleketleri oldu. Ve savaş gelip çattı bir gün, yeni memleketlerinde "düşman" oldular.
Julie Otsuka'nın 2011 National Book Award finalisti romanı Tavan Arasındaki Buda yüz yıl kadar önce gemiyle Japonya'dan San Francisco'ya "fotoğrafla eşlenmiş gelinler" olarak getirtilen bir grup genç kadının yürek burkan öyküsünü, şiirsel bir etkileyicilik ve hiddetle aktarıyor.
"Büyüleyici."
-Vogue-Chicago Tribune, Elle
"Başyapıt."
-Boston Globe-
(Tanıtım Bülteninden)
Ödüller: Pen/Faulkner 2012 En İyi Roman Ödülü
--reklam--
Tavan Arasındaki Buda Alıntıları - Sözleri
- İçimizden biri her şey için onları suçladı, ve hepsi ölsün istedi. İçimizden biri her şey için onları suçladı, ve kendisi ölmek istedi. Diğerlerimiz onları hiç düşünmeden yaşamayı öğrendik.
- Kocalarımız için haftada bir kez kaynar su dolu küvette çamaşır yıkadık. Kocalarımız için yemek yaptık. Temizlik yaptık. Odun kesmelerine yardım ettik. Ne var ki yemeği, temizliği, odun kesme işini yapan biz değildik, bir başkasıydı. Kocalarımızsa çoğu zaman kaybolup gittigimizi fark etmediler bile.
- Bazılarımız sonradan bombalanacak Hiroşimalıydık ve o sırada bilmesek de gemide olduğumuz için şanslıydık.
- Göreceksin kadınlar zayıftır, ama anneler güçlüdür.
- Biri bir gün soğan bahçesinin orta yerine oturdu ve "keşke hiç doğmasaydım" dedi. Biz de onu bu dünyaya getirmekle doğru mu yaptık, diye düşünmeye başladık. Onlara bir defa olsun tek bir oyuncak alacak paramız olmadı.
- Bazılarının saldığı ün yaşamlarından sonra sürüp gider, onlardan şimdiye dek içtenlikle, övgüyle söz edilir.Oysa bazıları hiç bir anı bırakmamış, hiç yaşamamış gibi yok olmuşlardır.Şimdi onlar hiç var olmamış gibidir, onların çocukları da aynı durumdadır....
- "Amacın merak uyandırmak olmalı, eziyet etmek değil."
- "Kim bilir; belki de sokakta hiç fark etmeden defalarca yanından geçtiğimiz birisiydi."
- Savaşta kimse kazanmaz. Herkes kaybeder.
- Aşık olduğu adam ona kocasını terk etmesi için yalvardığı halde o bunu yapmayacağını söyledi. Ancak ömrünün geri kalanını , teklifini kabul etseydi yaşayacağı hayatı merak ederek geçirecekti.
- Ardından seyahat sınırlamaları geldi- bizim soyumuzdan olan kimse evinden sekiz kilometreden fazla uzaklaşamayacaktı-ve akşam sekizden sonra sokağa çıkma yasağı geldi. Normalde çoğumuz gece insanı olmadığımız halde hayatımızda ilk defa geceleri yürüyüş yapmayı arzular olduk.
- İltifatların onda kokain etkisi yaptığını biliyordum.
- Kendi hayatımızı onunkine tercih ettiğimiz için vicdan azabı çekiyor, gemide birbiri ardına pek çok geceler onun için ağlıyorduk. Sonra bir sabah "Bu kadar yeter" dedik ve başka şeyler düşünmeye başladık.
- "Şubat'ta günler yavaş yavaş ısınmaya başladı; tepelerde parlak turuncu renkleriyle ilk gelincikler açtı."
- Ambar yandı kül oldu- şimdi Ayı görebiliyorum.
--reklam--
Tavan Arasındaki Buda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap kısa ama isledigi konu itibariyle cok basariliydi. kendilerine gösterilen resimler deki zengin ve yakışıklı erkeklerle evlenme umudu ile amerikaya dogru yola cikan gemiye binen ama sonucunda hayal kırıklığına uğrayan gelinlerin hikayesi.ic acitan ,yıkıcı,ezilen,horgörülen,surekli kadinlik yapan,magdur kadinlarin hikayesi. Buna benzer seneler once bir kitap okumustum #uzaklardabiryerde #alanbrennert Konusu cok benziyordu her iki kitabida tavsiye ederim severek okudum. (ilknur alparslan)
Bu sene okuduğum en iyi kitaplardan biri, en iç yakıcısı diyebilirim. 20. yüzyılın başlarında görücü usulü evlendikleri eşlerinin yanına, ABD'ye giden bir grup kadın üzerinden Japon kökenlilerin yaşamış oldukları her türlü zorlukları -yabancı bir kültüre uyum sağlamaya çalışırken yaşanan ruhsal sancılar, yaşadıkları hayal kırıklıkları, uğranılan ayrımcılık, çocukları ve kendileri arasında gelişen kültürel ve kuşaklar arası sorunlar ve özellikle 2. Dünya Savaşı esnasında toplama kamplarına alınışlarıyla toplu bir siliniş- anlatıyor. Edebi bir eser olduğu için yaşanılanları nesnel olarak değil, daha öznel, yani daha insani olarak ele aldığı için de insan empati yapmadan duramıyor. Bu nedenle de mutlaka okunması gereken bir kitap. (Anıl Akyol)
Tavan Arasındaki Buda: Öncelikle, "Kısa kes, Aydın havası olsun" diyen arkadaşlarım için, kitap hakkındaki fikrimi, tek cümle ile bırakayım şuraya: Tavan Arasındaki Buda, konusu muhteşem, dili vasat, anlatımı berbat bir roman... Ve ardından, merak eden arkadaşlarım için biraz detaylardan bahsedeyim. Julie Otsuka, kitabının son sözünde, bu romana 1900'lerin başlarında Amerika'ya göç eden Japonların esin kaynağı olduğunu belirtiyor. Net bir tarih verilmese de, içerikteki bilgilerden biz bu zamanların Pearl Harbor Saldırısı'nı da kapsayan Pasifik Savaşları, dolayısıyla 2.Dünya Savaşı yılları olduğunu anlıyoruz. Hikayemizin kahramanları Japon kadınlar... Ve romanı en ilginç kılan kısım ise bu Japon kadınların topyekün birden romanda anlatıcı pozisyonda olması. Yani anlatıcı, enteresan bir şekilde 1.çoğul şahıs. Kitabın bitimine yakın ise anlatıcı rolünü daha da enteresan olarak beyaz Amerikalılar üstleniyor. Birçok okur için bu hoş gelebilir ama ben beğenmedim, gözümü ve zihnimi fazlaca tırmaladı. "Kimimiz şık giysilerimizle şehirden gelmiştik; ama pek çoğumuz köyden geliyorduk ve üzerimizde yıllardır giydiğimiz, ablalarımızdan kalma, defalarca yamalanıp yeniden boyanmış soluk kimonolarımız vardı. Kimimiz dağlardan gelmiş, denizi sadece resimlerde görmüştük; kimimiz ise balıkçı kızıydık, ömrümüz boyunca deniz kıyısında yaşamıştık. " Bu hanım kızlar, hanımlıklarına rağmen o dönemler pek revaçta olan "Amerikan rüyası'' nın peşine takılırlar. Bir Amerika vatandaşı ile evlenip oraya yerleşince, her şeyin güllük gülistanlık olacağı, dört dörtlük bir yaşam sürecekleri umuduyla, çöpçatan acenteleri aracılığıyla birer Amerikalı ile tanışıp görüşmeden evlenirler. Her birinin eline, '' İşte senin kocan" diye takım elbiseli, frak paltolu, Ford marka arabalara yaslanmış genç ve yakışıklı erkek fotoğrafları tutuşturulur. Ve bir gemiye bindirilerek, kocalarına ve yeni hayatlarına kavuşmak arzusuyla Japonya'dan San Francisco'ya doğru yola çıkarlar. Amerika'da umduklarıyla yaşayacaklarını hayal eden kızlarımız, rüyalarının kabuse dönüşmesi neticesinde, bulduklarıyla yetinmek zorunda kalırlar ve zamanla tam bu duruma da alışmışken apansız savaşlar yüzünden yine hayatları alt üst olur. Japon kadınların gözünden Amerika'da göçmen olmak, kadın olmak gibi olguları masaya yatıran yazar her ne kadar özgün bir konu seçmiş olsa da yukarıda da belirttiğim gibi bu konuya hakim bir dil ve üslup sergileyememiş, mis gibi konu buhar olup uçmuş. Bir de sayfalar boyunca demogojinin dibine vurması, benim için, zulmün satırlarda vücut bulmuş haliydi. Bu roman sayesinde bestseller kitapların sadece reklam güdümlü eserler olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. Zira '' Tavan Arasındaki Buda'' , Guardian, Boston Globe, Vogue gibi, ülkelerinde nitelikli sayılan gazete ve dergilere göre büyüleyici bir başyapıt ve hatta hatta 'kitabın elmas hali' imiş. 2011 Amerikan Ulusal Kitap Ödülleri finalisti olan eser aynı zamanda 2012 Faulkner Roman ödülünün de sahibi. (Umarım yattığı yerden ters dönmemiştir Koca Faulkner!) Kitap hakkında yapılan yorumlara göz attığımda hallice bir okurun, kitabı çok beğendiğini gördüm. Kitap zevkleri bireysel farklılıklar arz ettiği için siz bana aldırmayın yine de okuyup deneyimleyin diyorum. Sonuçta, 150 sayfa, üstelik de küçük ebatlı, iri puntolu, bol boşluklu bir kitap... Size bir getirisi olmayacağı gibi götürüsü de olmayacaktır... (Seda Bera)
--reklam--
Tavan Arasındaki Buda PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Julie Otsuka - Tavan Arasındaki Buda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tavan Arasındaki Buda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Julie Otsuka Kimdir?
--reklam--
Julie Otsuka Kitapları - Eserleri
- Tavan Arasındaki Buda
- When the Emperor Was Divine
--reklam--
Julie Otsuka Alıntıları - Sözleri
- "Şubat'ta günler yavaş yavaş ısınmaya başladı; tepelerde parlak turuncu renkleriyle ilk gelincikler açtı." (Tavan Arasındaki Buda)
- Biri bir gün soğan bahçesinin orta yerine oturdu ve "keşke hiç doğmasaydım" dedi. Biz de onu bu dünyaya getirmekle doğru mu yaptık, diye düşünmeye başladık. Onlara bir defa olsun tek bir oyuncak alacak paramız olmadı. (Tavan Arasındaki Buda)
- "Kim bilir; belki de sokakta hiç fark etmeden defalarca yanından geçtiğimiz birisiydi." (Tavan Arasındaki Buda)
- Kocalarımız için haftada bir kez kaynar su dolu küvette çamaşır yıkadık. Kocalarımız için yemek yaptık. Temizlik yaptık. Odun kesmelerine yardım ettik. Ne var ki yemeği, temizliği, odun kesme işini yapan biz değildik, bir başkasıydı. Kocalarımızsa çoğu zaman kaybolup gittigimizi fark etmediler bile. (Tavan Arasındaki Buda)
- Göreceksin kadınlar zayıftır, ama anneler güçlüdür. (Tavan Arasındaki Buda)
- "Amacın merak uyandırmak olmalı, eziyet etmek değil." (Tavan Arasındaki Buda)
- İçimizden biri her şey için onları suçladı, ve hepsi ölsün istedi. İçimizden biri her şey için onları suçladı, ve kendisi ölmek istedi. Diğerlerimiz onları hiç düşünmeden yaşamayı öğrendik. (Tavan Arasındaki Buda)
- Kendi hayatımızı onunkine tercih ettiğimiz için vicdan azabı çekiyor, gemide birbiri ardına pek çok geceler onun için ağlıyorduk. Sonra bir sabah "Bu kadar yeter" dedik ve başka şeyler düşünmeye başladık. (Tavan Arasındaki Buda)
- Bazılarının saldığı ün yaşamlarından sonra sürüp gider, onlardan şimdiye dek içtenlikle, övgüyle söz edilir.Oysa bazıları hiç bir anı bırakmamış, hiç yaşamamış gibi yok olmuşlardır.Şimdi onlar hiç var olmamış gibidir, onların çocukları da aynı durumdadır.... (Tavan Arasındaki Buda)
- Savaşta kimse kazanmaz. Herkes kaybeder. (Tavan Arasındaki Buda)
- Aşık olduğu adam ona kocasını terk etmesi için yalvardığı halde o bunu yapmayacağını söyledi. Ancak ömrünün geri kalanını , teklifini kabul etseydi yaşayacağı hayatı merak ederek geçirecekti. (Tavan Arasındaki Buda)
- Bazılarımız sonradan bombalanacak Hiroşimalıydık ve o sırada bilmesek de gemide olduğumuz için şanslıydık. (Tavan Arasındaki Buda)
- İltifatların onda kokain etkisi yaptığını biliyordum. (Tavan Arasındaki Buda)
- Ambar yandı kül oldu- şimdi Ayı görebiliyorum. (Tavan Arasındaki Buda)
- Ardından seyahat sınırlamaları geldi- bizim soyumuzdan olan kimse evinden sekiz kilometreden fazla uzaklaşamayacaktı-ve akşam sekizden sonra sokağa çıkma yasağı geldi. Normalde çoğumuz gece insanı olmadığımız halde hayatımızda ilk defa geceleri yürüyüş yapmayı arzular olduk. (Tavan Arasındaki Buda)
Yorumlar
0 yorum