Kitap Künyesi
Yazar: Sylvia Plath
Çevirmen: Gürkal Aylan
Yayın Evi: Artshop
İSBN: 9789756038628
Sayfa Sayısı: 80
--reklam--
Temmuz Gelincikleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Alelacele yaşanmış, bir solukta tüketilmiş bir hayat. Bir modern çağ tragedyası. Baş oyuncusu bir kadın şair: Sylvia Plath.
Bir şiir kuyumcusu. Fırtınalı hayatının gelgitlerinden, karabasanlarından olağanüstü imgeler, inanılmaz dizeler yaratmayı başaran, insanları şaşkına çeviren bir büyücü. Hayatla ölüm arasındaki satranç oyununu kaybedeceğini bile bile yaratma oyununu sonuna dek oynayan bir kahraman. ( Arka Kapaktan )
--reklam--
Temmuz Gelincikleri Alıntıları - Sözleri
- Sessizim şimdi, boğazıma kadar Nefret doluyum. Katıyım, kaskatı. Konuşmuyorum.
- Denizkabuklarından yatağını anımsıyorum senin Bu ağır hava öldürücü,baba Su solumalıyım.
- Bittim ben, bittim- Bıçakların karartmasında beyaz bir sütun Çekinmesi olmayan büyücünün kızıyım ben Sahte giysilerini çıkarıp el sıkışıyor köylüler Korudaki şu uzun beyaz sandık kimin, neyi başardılar, ben niye üşüyorum
- Bittim ben bittim.
- Yaşamak ince iş Böyle bir toplulukta; Karanlık ürkütücü.
- Ah o aşk, ansızın dönüp Renk değiştirir dünya. Parçalanıp yayılır
- Bir sessizlik vardı.
- Elimden kayip gitmesine göz yumdum herşeyin.
- Uzun bir yoldayım.
- Her şeyi değiştirdiler.
- Nasıl da özledi kışı o zaman!- Beyaz ve siyahın kendi düzeni içinde, her duygusu ölçülü, titiz ve sade buzu ve kayayı, Ve bir kar tanesi kadar mükemmel Buzsu disiplinini yüreğin.
- Dibi bilirim diyor kadın. su emen kalın kökümden bilirim onu: Korktuğumuz gibi Bense korkmuyorum. Oraya indim ben.
- Deniz mi içimde duyduğunuz, Doyumsuzlukları mı onun? Senin deliliğin olan hiçliğin sesi mi yoksa?
- Zalim değilim doğrucuyum yalnizca.
--reklam--
Temmuz Gelincikleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sylvia'nın okuduğum son şiir kitabı olduğu için biraz buruk bir şekilde uzun uzadıya bir inceleme yazmıştım ve ilk defa aksiliklerin etkisi olmadan kendi istediğimle yok ettim hepsini. Duygu seliyle yazılmış mide bulandırıcı bir etki yaratacak yazıyı gerekli bulmayarak kısa bir şekilde anlatmak istediklerimi aktarmaya çabalayacağım. Hayatta her insan karşınıza çıkıp şaşaalı cümleler kurmaz. Yaşam, bu döngü, uyumdan ibaret değildir. Plath ve onun gibi kişiler anlatmak istediklerini çamurun, pisliğin, kusmuğun, parazitlerle dolu bir havuzun ve iğrenç solucanların içinden çıkarıp önünüze serer... Birbirleriyle uyumlu kelimeler dizmezler. Bunlar tabii ki herkesin güzellik anlayışında yer almıyor olabilir ama bence bu şiirler bir sevgilinin tanrısal güzelliğine, gösterişli kelimeler düzen insanlardan çok ama çok daha gerçekçidirler... Sylvia, gelinciklerle dolu bir tarlanın zarafetini betimlemez. Onun dizelerinde bu manzaranın dehşet yönü resmedilmiştir. Gelincikler; cehennemin minik alevleri, küçük kanlı etekler! Plath onlar gibi kanamak ister. Onların özsularını, afyonu duyumsamak ister. Fakat bu tablo renksizdir. Renksiz... Bu dizeler deli diye adlandırılmış bir kadının sayıklamalarıdır. Beton kuyuya gömülmüş kediler ve onların bağırışlarını duymayan bir kadın... Bir ses kedi yavrularını boğma emri verir ona ve Sylvia yüzünü söküp bir kedi maskesi takmıştır. Kurban kimdir? Ne önemi var bunun? Çerçevelerde gülümseyen bir sevgili ve erkenden ölüp gitmiş bir baba... Plath her ikisini de kan emici bir vampir olarak niteler. Babasının tombul siyah kalbine bir kazık saplamıştır. " babacığım, babacığım, alçak herif, seninle işim bitti..!" dizelerini kurmuş olan biri size daha hangi cümlelerle anlatabilir sevgiyi? İçinde öfkeyi ve iğrenmeyi barındıran bu ucube sevgiyi... Ama bu kız kurusu artık vampirlere karşı bir barikat kurmuştur: gonderi/48477043 Tanrı ismini bile dile getirmeyi korkan o kadar insan varken Sylvia ve Artaud gibi şairler şiirlerinde tanrı hakkında sivri bir dille konuşmaktan çekinmemişlerdir. Bir çukura layık gördüğümüz her şeyi varlığa yakıştırmışlardır... "Ve pençe tehdidiyle soluğu kesilmiş Büyük tanrılar: Taş-Kafa, Tırnak- Ayak" (syf13) 1K'a katıldığımdan bu yana Plath'ı dilimden hiç düşürmedim. Daha fazla okunması için elimden geleni yapmaya çabaladım çünkü bu değeri hak ettiğini düşünüyorum. Plath hakkında yazdığım iki incelememde onun sesine yer vermiştim fakat bu sefer bir farklılık yapıp hissettirmek istediğim şeyi anlatacak olan, başka bir şaire dair bir video ekleyeceğim: https://youtu.be/2sK-elIex_E İyi okumalar. (Berf)
Karşıma geçip ağlıyor hata senindi tutamayacağın sözleri verdiğin kalpte tutunamaycağını hesap etmeliydin O yüzden gelip bana veya bir başkasına ağlamadan önce hesap düzenlemesi yap olurmu... (Melissa)
Plath'ın önceki kitabını okuduktan sonra ''Bende şiir kültürü pek yerleşmemiştir'' derken kendime karşı haksızlık mı etmiştim acaba? Diğer şairlerin yanında, Edip Cansever, Charles Bukowski, Dante Alighieri, Novalis de okumuştum. Bir iki şiiri dışında 'Temmuz Gelincikleri' kitabını pek sevemedim. Bu durumda ben de düpedüz önceden okuduğum şairlerin etkisi söz konusu olmalı. Ne de olsa onlar zirveydi. Öte yandan toplumlarda kitap okuma alışkanlığının pek yaygın olmadığı göz önünde bulundurulursa yine de Plath'ın önemi büyük olmalı değil mi? Bence de. (Selim)
--reklam--
Temmuz Gelincikleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sylvia Plath - Temmuz Gelincikleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Temmuz Gelincikleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sylvia Plath Kimdir?
Sylvia Plath (d. 27 Ekim 1932 Boston - ö. 11 Şubat 1963 Londra), ABD'li şair ve yazardır.
Trajik yaşamı ve intiharıyla tanınan Plath, aynı zamanda yarı otobiyografik bir roman olan ve depresyonu üzerine ayrıntılı bilgiler veren Sırça Fanus kitabının yazarı olarak bilinir. Anne Sexton ile birlikte, Plath gizdökümcü şiirin önemli isimlerinden biridir.
Hayatı
1932 yılında Alman bir baba ve ABD'li bir anneden, Massachusetts'te doğdu. Profesör olan babası 1940 yılında öldü. Plath ilk şiirini 8 yaşında yayımladı.
Plath, hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla boğuştu. 1950 yılında bursla girdiği Smith College'deki ikinci yılında ilk intihar girişimini gerçekleştirdi ve bir akıl hastanesine yatırıldı. 1955'te Smith College'den summa cum laude derece ile mezun oldu.
Kazandığı Fulbright bursuyla Cambridge Üniversitesi'ne giderek çalışmalarını burada sürdürdü ve şiirlerini üniversitenin öğrenci gazetesi olan Varsity'de yayımladı. Plath burada 1956 yılında evleneceği İngiliz şair Ted Hughes'la tanıştı. Evliliklerinin ardından Boston'da yaşamaya başladılar. Plath, hamile kaldıktan sonra ise İngiltere'ye geri döndüler.
Plath ve Hughes, Londra'da kısa süre yaşadıktan sonra North Tawton'a yerleştiler. Çiftin Sylvia'nın kıskançlık krizleriyle başlayan sorunları bu dönemde başladı ve ilk çocuklarının doğumundan kısa süre sonra Sylvia Plath Londra'ya geri dönerek boşanma işlemlerini başlattı.
Kiraladığı evin eskiden İngiliz şair William Butler Yeats'e ait olduğunu öğrenen Plath bunu iyi bir işaret olarak değerlendirdi. 1962-1963 kışı Plath için çok zor geçti. 11 Şubat 1963'te, ikinci kattaki odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olmak üzere bantlayarak kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti.
İntiharıyla ilgili olarak kocası Ted Hughes eleştirilere maruz kaldı. Hughes yıllarca bu konuda konuşmadı. Daha sonra anılarını yayımladı.
1963 yılında daha 30 yaşındayken intihar eden Plath'ın hayatı, Oscarlı oyuncu Gwyneth Paltrow'un ünlü şairi canlandırdığı "Sylvia" filmine de aktarıldı.
Plath'ın Türkçe'ye çevrilen eserleri arasında bulunan "Sırça Fanus" adlı romanı, birçok kişi tarafından ilk Amerikan feminist romanı olarak değerlendirilir.
--reklam--
Sylvia Plath Kitapları - Eserleri
- Sırça Fanus
- Günlükler
- Ariel ve Seçme Şiirler
- Temmuz Gelincikleri
- Üç Kadın
- Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı
- Suyu Geçiş
- Kiraz Hanım'ın Mutfağı
- Çizimler
- Ariel
- Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık
- Metaphors
- The Mirror
- Daddy
- The Bell Jar
--reklam--
Sylvia Plath Alıntıları - Sözleri
- Onun sevgisi, yirminci kattan atlamaktır, boğaza dolanan ip ve yürekteki bıçaktır. O sahip olduğunu unutmaz. (Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı)
- benim bütün var olma duygum senin yokluğunla kırılıyor. (Çizimler)
- "Her yeni anda sil baştan başlayamazsın. Ölmüş olana göre yargılamak zorundasın. Tıpkı bir bataklık gibi... daha en başından umutsuz. " (Günlükler)
- "Bir boşluk var. Birdenbire öyle kırılgan duyumsuyorum ki kendimi." (Üç Kadın)
- Baltalar İndikten sonra orman nasıl da inler Nasıl da yankılanır! Bu yankılar merkezden Çıkıp atlar gibi gezerler. Sapı Gözyaşları misali dolup taşar, aynasını Düşüp dönen Kayanın üstüne Yeniden yerleştireyim diye Çabalayan su gibi, Yabanıl yeşilliklerin yediği Beyaz bir kafatası, Yıllar sonra ben Yolda rastlarım onlara - Sözcükler kuru ve sürücüsüz, Yorulmak bilmez toynak vuruşları. Lakin Havuzun dibinden dibinden, sabit yıldızlar Bir hayata hükmeder. (Ariel ve Seçme Şiirler)
- dokuzuncu kralliga vardigin anda artik geri donemezsin. orasi yoklugun, donmus iradenin kralligi. (Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık)
- Kudurmuş genç bir pragmatist oluverdim. (Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı)
- Haftalar geçtikçe, Agnes kara kara düşünmeye başlamıştı. Harold’a söz etmekten kaçınsa da, kendi rüyaları (ne yazık ki, yeterince sık görmüyordu) onı dehşet içinde bırakıyordu: Uğursuz, tanımlanamaz görüntülerle dolu, karanlık, yiyecekmiş gibi kendisine bakan mekanlar. Bu kabusları hiçbir zaman ayrıntılı bir şekilde hatırlayamıyordu, aksine, rüyaları daha uyanmak için çabalarken biçimlerini kaybediyorlardı ve geriye sadece ertesi gün boyunca devam eden eziyet dolu, boğucu, fırtınalı atmosferlerinin keskin izleri kalıyordu. Agnes kendi hayal gücünün sınırlarını kaba bir şekilde yansıtacakları korkusuyla bu parça parça dehşet sahnelerinden Harold’a söz etmekten utanç duyuyordu. (Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı)
- “İçimde uyandırdıkların hoşuma gidiyor.” (Günlükler)
- Bir kemanın en üst teli gibi gergin ve sinirli olabilirim ama yine de gökyüzü mavileşmeye başladığı sırada uyumaya hazırımdır. Sancılı bir uykuya dalıncaya dek, bütün o rüya görenleri düşünmek ve gördükleri rüyalar, gücümü tüketir. (Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı)
- "Bekliyorum ve ağrıyorum.İyileşiyorum galiba. Daha çok şey var yapacak. " (Üç Kadın)
- “Kendimi duygusuz ve boş hissediyordum, aklım, paramparça olmuş hayallerimin kırıntılarıyla doluydu.” (Sırça Fanus)
- . Bu kadar çok tuhaf insana nasıl bu kadar çok kadın olabiliyorsun, ah seni garip kız ? . (Çizimler)
- "Uzun süren bir çöküntüden çıkan ben yatakta buluyorum kendimi Döşek üstünde güvenliyim, bir düşüşe karşı sımsıkı kenetliyorum ellerimi Kendimi buluyorum yeniden, gölge değilim ben." (Üç Kadın)
- "Yaşam üstüne yaşam yitiriyorum. İçiyor onları karanlık yeryüzü " (Üç Kadın)
- Ölümü gördüm çıplak ağaçlarda, yok oluşu gördüm. İnanamadım. O kadar güç mü Ruhun bir yüze, bir ağıza kavuşması? (Üç Kadın)
- Bırakın , bir saksının içine oturayım, Örümcekler farketmesin beni. Sus pus olmuş bir sardunya, yüreğim. (Suyu Geçiş)
- Ah o aşk, ansızın dönüp Renk değiştirir dünya. Parçalanıp yayılır (Temmuz Gelincikleri)
- Not God but a swastika So black no sky could squeak through. Every woman adores a Fascist, The boot in the face, the brute Brute heart of a brute like you. (Daddy)
- Kendimi duygusuz ve boş hissediyordum. Aklım, paramparça olmuş hayallerimin kırıntılarıyla doluydu. (Sırça Fanus)
Yorumlar
0 yorum