Kitap Künyesi
Yazar: Cesare Pavese
Çevirmen: Eren Yücesan Cendey
Orijinal Adı: La Casa In Collina
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755106342
Sayfa Sayısı: 224
--reklam--
Tepedeki Ev Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İtalyan edebiyatının en önemli adlarından biri olan "Cesare Pavese" romanlarında ve şiirlerinde çağdaş dünya sorunlarına, bu sorunları yaşayan insanların yazgılarına eğilmiş genç bir yazardı. Daha kırk iki yaşındayken 1950 yılında intihar ederek yaşamına son veren Pavese, "Tepedeki Ev"i yaşamının son yıllarında kaleme almıştır. İkinci Dünya Savaşı'nın bitimine yakın bir dönemde, faşistlere karşı yürütülen iç savaş sırasında kentten kaçıp uzaklara, çocukluğunun geçtiği yerlere giden öğretmen Corrado, geçmişte kısa süreli bir ilişki yaşadığı kadınla karşılaşır. Yaşadığı dönemin katı gerçeğinden ve belirsiz bir gelecekten kaçarken, savaşın acımasızlığından, anlamsızlığından derinden etkilenir, "Savaş bir gün biterse", der, "şunu sormalıyız kendimize: Peki ya ölenleri ne yapacağız? Neden öldüler?"
(Arka Kapak)
--reklam--
Tepedeki Ev Alıntıları - Sözleri
- ‘Önemli olan yapılandır, söylenen değil.’
- “felaketler arayanları bulur.”
- “Para sahibi olmak,” dedim Cate’ye, “ve kimseye bağımlı olmamak isterdim. Bir köy evine tıkılmak ve bir daha kımıldamamak.”
- Boşuna ağlıyorsun, insan yalnız doğar yalnız, ölür.
- “Bazılarının huzuru ve iyiliği başka yerlerde bulacaklarını sanmaları tuhaf geliyordu bana.”
- “Yalnızca ölüler bırakır savaşı.”
- “Barış, herhangi bir barış, hani o yazın çok yakınımızda olduğunu sandığımız barış, şimdi bir şaka gibi geliyordu.”
- “Ben yalnızım. Olabildiğince de yalnız olmaya çalışıyorum. Şimdi yalnızca yalnız olanların delirmediği günleri yaşıyoruz.
- "Sağlığın temel taşı onurlu bir yaşam sürmekti."
- Yaşam hoş şeylerle doluydu, insan yalnızca bunların gerçekleşmesine izin verse yeterdi.
- “Umarım faşist değilsindir,”
- “Umarım zaman iyi şeylere gebedir.”
- Ona ‘iyi geceler’ dilediğim geceler geldi aklıma.
- ‘Aramakla bulunmaz,’ diye düşündüm.
- Bazı felaketleri insan kendi ister
--reklam--
Tepedeki Ev İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mihrabın, harp etmekten geldiğini duymuşsunuzdur. Orası bir harp yeridir ve insan her daim bir harp eridir. Kendisiyle, geçmişle, gelecekle, ân ile, yâr ile, ağyâr ile...Kimliğimizi yaptığımız savaşlar inşa eder. *** İki dünya savaşı geçti yeryüzünden. Iskender, Cengiz Han ve Timur'un savaşları neden dünya savaşı sayılmadı? Zweig II. Dünya Savaşına tahammül edemediği için intihar etti, Cesare Pavese de öyle... Moğol istilasında insanı esir alan savaş ve savaşla gelen zulüm insanları kendi içine yönelmeye itmişti. Tasavvufun yaygınlık kazanması bu devre denk düşer. II. Dünya Savaşı'nın benzer bir netice vermesi beklenemez miydi? Sanırım bu savaş insanları bambaşka bir boyuta çekti. İnsan içi'nden de kurtulmak istedi bu defa. İçini ardında bırakarak "özgürlüğü" dışarıda arama yolunu tercih etti. *** Savaş zamanı insanın kendiyle de savaştığı bir dönem. Savaş psikolojisi, savaş metafiziği gibi ürpertici ve ruhu tahrik eden terkipler geliyor aklıma. Savaş bizden birçok şeyi götürürken, âşîna olmadığınız âlemlerden de birçok şey katar bizlere. Bir dönem savaşın tam ortasında yer almış biri olarak yaşadığım psikolojik ve metafizik gerilimlerin bir şehit haberi, dosta sıkılmış bir kurşun, milletten gelen bir dua şeklinde gözümde tüllendiğini daha derin anlatmak isterdim. *** Romanın kahramanı Corrado II. Dünya Savaşı sırasında bombalamalar ve katliamlar devam ederken geçmişiyle savaşır, geleceğe savaş açar. Âsûde tepelerde dolaşması kaldı hayalimde Corrado'nun. O tepelerde ben de yürümek istedim bir rüzgar veya bir ağacın görevdesinden uzayan bir gölge gibi. Çünkü ne rüzgar ne de gölge savaşa dahil olur. Ölmez ve öldürmezler. Ve kesinlikle hesap sorulmaz onlardan. *** Savaş bir hiledir ve insan en çok kendisine hile yapar. Hangimiz kendimize türlü savaş hilesi uygulamadık? Kendimizle savaş halinde olmadığımızı söylememiz de bir savaş hilesi değil midir? Galiptir bu yolda mağlup olan... (Vakti Garîbe Âlemi Muhal)
İtalyan edebiyatının önemli isimlerinden Cesare Pavese'yi okumaya, en politik romanı olarak kabul edilen, Tepedeki Ev ile başlamayı istedim. Arka yazısı da ilgimi çekince bir hevesle başladım. Tepedeki Ev savaş karşıtı bir öğretmenin, gençliğinin ilk yıllarının geçtiği kasabaya döndükten sonra, eski sevgilisi Cate, (ana kahramanın kendisinden olduğunu düşündüğü) eski sevgilisinin oğlu Dino ve kasabadaki birkaç insan etrafında dönüyor. Kitabın ilk kısmı, 23 bölümden oluşuyor. Sonrasını ise; Aile (1941-1942) ve Kaçak (1944) bölümleri takip etmiş. İlk bölümde Corrado'nun insanlardan uzaklaşma arzusuyla tepelerde yaşamayı istemesi ve İtalyan iç savaşının da başlamasıyla Torino'dan gençliğin ilk dönemlerinin geçtiği kasabaya dönüşü anlatılmış. Corrado, kasabayı, eski sevgilisini bıraktığı gibi bulamadığı gibi, dönemin koşulları da Corrado'yu hem sosyal çevresinde, hem iş hayatında hem de kendi iç dünyasında epeyce zorluyor. Bu bölümde Pavese'nin karanlık iç dünyasının içine giriyoruz. Fazla karamsar, fazla ümitsiz oluşu üsluba da yansımış haliyle. Romanın dili anlaşılır ama üslup okumayı çokça yavaşlatıyor. Bir sonraki bölüm Aile, bu bölüm daha önce bir öyküsüymüş Pavese'nin ve o öyküde yazdığı kişiler üzerinden oluşmuş aslında Tepedeki Ev. Karakterler tutunamamışlardan, çelişkiler arasında kalmış ruh haline sahip kişilerden seçilmiş. Bir yandan toplumun bir parçası olmaya çalışırken bir yandan insanlardan uzaklaşmayı tercih edip, bununla umutsuzluğa sürüklenen Corrado'nun tepedelerden ayrılışının ardından başından geçenler anlatılıyor. En son bölüm olan Kaçak'ta ise, Cesare Pavese Corrado'nun yine tepelere gitme öncesi ve sonrasını yine oldukça karamsar bir ruh haliyle harmanlamış. Cesare Pavese ve Torino hayranlığını, yakın zamanlarda okuduğum Tezer Özlü'nün Yaşamın Ucuna Yolculuk isimli kitabında sık sık tekrar etmesi biraz tetikleyici olmuştu kitaba başlamak için. Ama yazarın intiharının öncesinde yazmasından kaynaklı mı yoksa genel ruh halinin varoluşçuluğun pençesinde kıvranmasından dolayı mı bana fazla bunalımlı ve karamsar geldi. Dili sade olsa da anlatımı ağırlaştıran unsur olmuş bu da. Çağdaş dünya sorunlarının ve bundan etkilenen insanların bulunduğu kitap elbette şen şakrak olacak değil bu anlamda da umutsuzluk, çaresizlik hissini verme noktasında oldukça başarılı. Açıkçası bu romanda, antimilitarist ve faşist karşıtı olması ayrıca yaşamına kendi eliyle son vermesi sebebiyle bir parça Stefan Zweig aramadım değil ama Pavese'nin kendine özgü, dingin, sorgulayıcı tarzı eserin her sayfasına yansımış. Hiç izi yok Zweig'ın. Umutsuz, mutsuz olduğumuz şu günlerde okunması yaralı ruh halimizi iyice perişan etme potansiyeline sahip kitabı, kendimizi iyi hissettiğimiz, keyifli olduğumuz zaman dilimlerinde okusak düşündüren, sorgulatan, öğretici kısmından daha fazla faydalanabiliriz bence. (Ekin)
Okumayı sürekli ertelediğim bir kitaptı. Okumayı bitirdiğimde neden daha önce okumadığımı sordum kendime. Genç bir çocuğun dünyasıyla başlıyor kitap. O genç çocuk büyüyor ve bir yetişkin oluyor. Bu süre içerisinde de kendisini sorguladığı, üzerinde düşünmesi gerektiği pek çok mesele oluyor. Dahası bir de savaş patlak veriyor ve kahramanın dünyasına daha çok girmeye başlıyoruz. Yaşadıkları, gördükleri ve düşünceleri sakince işlenmiş. Sıkmadan, tadı damağınızda kalacak şekilde de bitiyor hikaye. Çok severek okudum. İyi ki kitaplar var. (saudade)
--reklam--
Tepedeki Ev PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cesare Pavese - Tepedeki Ev kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tepedeki Ev PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cesare Pavese Kimdir?
Cesare Pavese (d. 9 Eylül 1908 – ö. 27 Ağustos 1950) İtalyan şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen.
Cesare Pavese, ailesinin yazlarını geçirdiği Torino'nun Santa Stefano Belbo köyünde bir memur çocuğu olarak doğdu. Torino Üniversitesi'nde edebiyat okudu. İngiliz ve Amerikan edebiyatına ilgi duydu; bitirme tezini Walt Whitman şiirleri üzerine yazdı. Öğrenimini bitirdikten sonra orta öğrenimini tamamladığı eski okulu Liceo d'Azaglio'da edebiyat ve dil dersleri verdi. Bu dönemde İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazıları La Cultura dergisinde yayınlandı. Daha sonra bir arkadaşının kurduğu Einaudi Yayınevi'nde çalışmaya başladı. 1935'te anti-faşist çalışmaları nedeniyle tutuklandı, 1936'da serbest bırakıldı. Brancaleone Hapishanesi'ndeki bir yılından esinlenerek Carcera (Hapis) romanını yazdı. 1950'de Yalnız Kadınlar Arasında romanı ile İtalya'nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü'nü aldı. Edebi kariyerinin doruğunda olmasına rağmen özel hayatı karışıktı. Sonu olmayan aşk ilişkileri onu bunaltmıştı. Ödülü aldıktan sonra Torino'daki bir otel odasında bütün özel kâğıtlarını yok edip, 21 adet uyku hapı alarak intihar etti.
İntiharından önceki gün, “Artık sabahı da kaplıyor acı.” diye kısa bir not düştükten sonra 27 Mayıs'ta günlüğüne şunları yazmıştır:
" ’48-’49′daki mutluluğumun hesabı görüldü. Bu soylu mutluluğun gerisinde şu vardı: Güçsüzlüğüm ve hiçbirşeye bağlanmayışım. Şimdi, kendime göre, girdabın içine girdim; güçsüzlüğümü seyrediyor, onu iliklerimde hissediyorum, beni ezen siyasal sorumluluğu yüklenemiyorum. Bunun tek çözümü var: İntihar. " Cesare Pavese – 27 Mayıs 1950
Önemli Eserleri
Senin Köylerin - 1941 - Roman
Ağustosta Tatil - 1946 - Öykü
Yoldaş - 1947 - Roman
Leuko İle Söyleşiler - 1947 - Deneme
Tepedeki Ev - 1949 - Roman
Güzel Yaz - 1949 - Roman
Ay Ve Şenlik Ateşleri - 1950 - Roman
Yaşama Uğraşı - (1935-1950) - Günlük
Tepelerdeki Şeytan - ? - Roman
Yalnız Kadınlar Arasında - ? - Roman
Çalışmak Yorar - ? - Şiir
--reklam--
Cesare Pavese Kitapları - Eserleri
- Yalnız Kadınlar Arasında
- Ay ve Şenlik Ateşleri
- Yaşama Uğraşı
- Tepelerdeki Şeytan
- Ağustosta Tatil
- Senin Köylerin
- Güzel Yaz
- Tepedeki Ev
- Yoldaş
- Şiirler
- Geceleri, Sokaklarda
- Leuko İle Söyleşiler
- Plaj
- Bütün Şiirlerinden Seçmeler
- Lavorare stanca
- Hapishane
--reklam--
Cesare Pavese Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir şeyin olmacağı bir günün şafağından daha kötüsü yoktur. Yararsızlıktan daha acı bir şey yoktur. (Bütün Şiirlerinden Seçmeler)
- Anılar gizlenmiş gölge yığınları olacak tıpkı şöminedeki eski kor gibi. Anı daha dün sönen gözlerdeki yakıcı alev olacak. (Bütün Şiirlerinden Seçmeler)
- Olgunluk, kendine yeten yalnızlıktır. (Yaşama Uğraşı)
- “Senin koltuk altlarındaki koku, terebentin kokusundan da güzel,” (Güzel Yaz)
- Beni kimsenin tanıyamayacağı bir yer arıyordum, bir kahve içip düşünmek için. (Senin Köylerin)
- Yorulur ve bir yere kök salmaya çalışır insan. Mevsimler öylece gelip gecmesin, biraz daha uzun sürsün diye ait olduğu bir yer bulmaya çalışır insan.. (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- Dışarıda, güneşte oturmuştuk. "Çok az şey istiyorum," dedim. "Eskisinden daha az.” (Yoldaş)
- Hamısının damarında qırmızı qan axır, hamısı zəngin və xoşbəxt olmaq istəyir , hamısı sevgi arzulayır. (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- Neden bazılarının herşeyi var da, bazılarının hiçbir şeyi yok? Nesin sen, komünist mi? (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- En güzel geceler ise doğal olarak cumartesilerdi, [...] (Güzel Yaz)
- Ama sanat, yaşamında tek bir saniye olmasa, sen de biliyorsun, her şey altüst olur. (Geceleri, Sokaklarda)
- Artık hiçbir umuda tutunmamalı, her acıyı kabullenerek önlemeli ve onu inzivada boğmalıydı. Daima hapiste olduğunu varsaymalıydı. (Hapishane)
- Kimse bir hücreyi yuvası yapmazdı ve Stefano görünmez duvarları daima çevresinde hissediyordu. (Hapishane)
- Biliyorum : Zaman silip atacak yüreğimden burukluğu. (Şiirler)
- O gün, basının yalnızca tehdit etmeye değil, inandırmaya yaradığını da anladım. (Yoldaş)
- Bir yol, bir kamışlık, bunlar sıradan şeylerdir, en azından bizler için böyledir ama uzaktan, bir tepenin altından fark edildiklerinde ve onların arkasında başka tepeler, başka kamışlıklar olduğunu bilerek, bizlerin asla gidemeyeceğimiz bir noktanın her zaman var olacağını düşünürdüm; oysa oralara gidenler de vardı.. (Ağustosta Tatil)
- Dışarıda, güneşte oturmuştuk. "Çok az şey istiyorum," dedim. "Eskisinden daha az.” (Yoldaş)
- ‘Önemli olan yapılandır, söylenen değil.’ (Tepedeki Ev)
- "...bir sürü budalanın arasına gir ve senden daha uyanık olduklarını gör." (Senin Köylerin)
- Kimi şeyler onlarsız yaşamayı becerdiğinizde elde edilebiliyordu. (Yalnız Kadınlar Arasında)
Yorumlar
0 yorum