Kitap Künyesi

Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar

Yayın Evi: Özgür Yayınları

İSBN: 9789754473582

Sayfa Sayısı: 304

--reklam--

Tesadüf Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Tesadüf; Mutluluğu evi dışında, bir metreste arayan Mail’in, kendisini ve ailesini felakete sürüklemesini anlatıyor. Hem eğlenerek hem de ders alarak okuyacaksınız.

--reklam--

Tesadüf Alıntıları - Sözleri

  • Gönül kimi severse güzel odur.
  • Karılar, beni çıldırtacak mısınız?...
  • ..kalbimde senin için nasıl sonsuz bir muhabbet olduğunu bilsen?..
  • - "Sus güzelim sus... İhtiyatsız bir sözün beni bir kurşun gibi öldürebilir."
  • Elinin körü içindir...
  • "Derdimi anlatsam, kırk gün kırk gece bitmez."
  • - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen."
  • "Ey sevda perisi doğru söyle.Sen sevdiğini ebedi bir aşk ile mi seversin?Bu tatlı gülümsemelerinde hiç aldatma yok mudur.Romanlarda,tiyatrolarda gördüğümüz o aldatıcılar,başka bir dünyanın alçak insanları mıdır?Senden korkuyorum.Beni aldatma.Maksadın kandırmak ise söyle.Senin sevdanın derdine bulaşmadan ölünceye kadar böyle kalayım"
  • Karı, yerimden kımıldanamıyorum diyorum sana...
  • Sen benim lakırdıma bakma. O bitmez. Ben kendi kendime söylenirim...
  • Ama çene ama çene, dikiş makinesi gibidir çır, çır, çır işler...
  • Aşiftenin zoruna bak! Rastık nedir, allık nedir ömrümde öyle şeylere ben el vurmadım. Beni yaradan böyle yaratmış...
  • Aldanan erkeklere yazıklar olsun.
  • Şimdiki tazeler boyacı kedisine benziyorlar.
  • Yüzlerini başka, saçlarını başka, kaşlarını, yanaklarını, dudaklarını, hep başka renklere boyuyorlar... Ay ne gudubet oluyorlar ya!...

--reklam--

Tesadüf İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Tesadüf: - Öncelikle, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kalemine hayran kaldım. Ve diğer tüm kitapları bir an önce almak için sabırsızlanıyorum. #Tesadüf kitabına gelince tanımı olmayan bir şevkle okudum kitabı. Ara verdiğim zamanlarda aklımın takılı kaldığı bir kitaptı. Benim bir süre daha etkisinde kalacağım, bizlere aktarmak istediği mesele ise şuydu zannımca; İnsan, derin muhabbetle kendisini seveni, ömrü dahilinde ömrünü vereni, varsayalım ki gönlü yok bu mukaddes mevkisinde sevilenin, en azından konuşmak istemese de güzellikle dinlemeli ve eklenmelidir ki insana hürmetle, teslimiyetle varan birisinden kötülük ihmali dahi düşünülmemelidir. Zaman geçer, anlamlar değişir, insanlar eksilir, özlenecek insanlardır bunlar...bu kez yüreğinin varmak için çırpındığı anlarda bir taş kenarında ağlamakla yetinirsin...çünkü artık anlamların mukayese edilmeyeceği değerleri bulamazsın. Evvelinde anlık duygular sonrasında sahih duygular saklı kaldığı mecralardan, kimsesiz kaldığın bir zamanda sarmaşık gibi dolanırlar sana...ama ne yazık ki... o gülüşü bir hatıra, muhabbeti desen, zindan olmuş sana. Sağına dönsen de soluna dönsen de artık ne fayda. - Güzellikle, muhabbetle kalın okurlar. yazar/huseyin-rahmi-gurpinar (Mehmet Yusuf Kaplan)

Aşk için yuva bozmak: Gürpınar eserlerinde genellikle döneme ışık tutmaya çalışıyor. Yaşadığı dönemin sıkıntılarını dile getirmiş. Büyücüler, falcılar, yuva bozan kadınlar, arkadan bıçaklayan arkadaşlar ve tabiki ahlaki tabular. Yazarlık tekniği olarak eksik olduğu söylenir. Bu eserde de öyle olduğu seziliyor. Tabi bunlar tecrübesiz zamanların eserleri olduğu için normal. Diğer yazarlara nazaran Gürpınar Baba-Anne ve Evlat ilişkilerine çok değinmiyor. Bunda da kimsesiz büyümenin etkili olduğu aşikar... (Hakan Çelebi)

Tesadüf ve İrade: Hüseyin Rahmi Gürpınar ilginç kitap isimleriyle 1887 yılında çıkardığı Şık'tan bu yana dikkatimizi çeken, tuhaf mı tuhaf bir öykü ve roman yazarıdır. Annesi o daha 3 yaşındayken gerçek yurdumuza göçmüş, babası da yeniden evlendiği için onu anneannesinin yanına göndermiştir. Hanımlar içinde büyüdüğünden olsa gerek, oldukça ilginç bir hanım dünyası vardır. Büyüme evresinde şahit olduklarını ilerde roman ve öykülerinde kullanmış, hayatı boyunca da artık ne kadar tiksindiyse hiçbir evlilik yapmamıştır. Belki evlenmemesinin sebepleri bir romanında kendinden yola çıkarak oluşturduğu bir karakterin tuhaf eğilimlerinde de (yatağa bilerek idrar damlatmadan uyuyamamak) gizlidir, bilinmez. Sanırım örgü ördüğünü Gürpınar'ı okuyan birçok kişi biliyordur. Bütün hayatını gözlerden uzakta geçirmiş ve eserlerini yaşadığı ıssız bir köşkte kaleme almıştır. Bu köşkten bakalım bu kez ne ortaya çıkarmış? Tesadüf'te yalın bir dil kullanmış olsa da eski zamanların tozlu satırlarıyla dolu olduğu için bir parça okuması zordu, ben de akışına bırakarak okumayı denedim. Anlamı bütünden çıkardım, bu şekilde de gayet anlaşılır oldu. Roman eski kelimelerle dolu diye ürkmeyin, dil açısından okuması çok keyifli bir kitap. Oldukça espri dolu, ilk bölümlerde kahkaha atmamanız imkansız. Sayfa sayfa altını çizdiğim komik ifadeler vardı. *** Tesadüf'ün bana ne kattığını bilmiyorum ama hali hazırdaki düşüncelerimin katılaştığını söyleyebilirim. Bunun da sebebi, bu dünyanın matematiği ile ilgili. Rüzgar yaprakları kurutur, ufalanan yeşiller hüzünle renklerini toprağa bırakır. Yaprağı diri tutan güneştir, sevdalıyı yaşatan aşkıdır. İNSANI, İNSAN YAPAN İYİ AHLAKTIR. Ahlakın da iyisi var kötüsü var. Şimdi sevgileri kese kağıdı dayanıklılığında sevgililer, utanmadan birbirlerine bu kelimeleri harcarken -sevgili-, yüreğimiz rendelerde tel tel oluyor. Bu romanda da çirkefin, hakikatin, dolandırıcılığın, menfaatin, sevdanın, şehvetin, sadakatsizliğin bütün şiddetiyle sergilendiği, insanların bazı naneleri yerken hangi düşüncelerle hareket ettikleri; Gürpınar'ın zaman zaman güldüren kalemiyle gayet başarılı, karakterlerin hain eylemleriyleyse çokça sinirlendiren bir şekilde anlatılmış. Romanın konusu bir bakıcı ve teraneleri denebilir. Fakat bebek bakıcısı değil; büyücü, üfürükçü, sözde büyü çözücü. Sahtekarın tek derdi, insanların kanını emmek. Cahilliğin insanı getirdiği nokta okuru hayretten hayrete zıplatırken, bu sahtekarın insanın cebinden çıkarmadık bir canını bırakması birkaç aile çevresinde işlenmiş. Söyleyecek çok sözüm var, ama sözlerimi yutup, birçok erkekten de kadından da tiksindiğimi ve iyilerin bu dünyada yenilmeye mahkum olduğunu söylemekle yetiniyorum. Evet, çoğu kişi de yenilmeyi kabullenmediği için bu dünyadaki kötülüğü sanırım anlamış bulunuyoruz. Büyüler, hocalar, üfürükçülerle ilgili neredeyse yüzyıl geçmesine rağmen değişen bir şey olmadığını görmek ise epey düşündürdü. Metafiziksel konuları yok sayan biri değilim. Ama cahilliğin koyu karanlığında yapılan şeyleri, denize düşen yılana sarılır ile açıklamak da mümkün mü bilmiyorum. Kitapta insan neden aldatır, aldatmaya giden yoldaki taşlar nasıl döşenir, aldatmaya neden ihtiyaç duyulur, bağlanma masumiyet göstergesi midir, her şey ''Bir kereden bir şey olmaz!'' lanetiyle mi bağlıdır, her seçim bir kaybediş midir gibi birçok sorunun cevabını bulacağınız ve bulamayacağınız (her şeyi devletten beklemeyin) ve edebiyata kesinlikle doyacağınız bir kitap. Not: Papersense Yayınları'nın ciltli basımlarını görünce 2 kitabını edindim. 1 tane dahi olsa almanızı tavsiye ederim, eski ciltli kitaplar kadar güzel bir yapıda basılmış, hayran kalınası. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim. (Kübra)

--reklam--

Tesadüf PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Tesadüf kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tesadüf PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?

17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat hayatı

Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri

  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
  • Gulyabani
  • Efsuncu Baba
  • Mürebbiye
  • Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
  • Şık
  • Şıpsevdi
  • Hazan Bülbülü
  • Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Hakka Sığındık
  • Gulyabani - Gönül Ticareti
  • İki Hödüğün Seyahati
  • Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Ben Deli miyim?
  • Cadı
  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Kadınlar Vaizi
  • Gönül Ticareti
  • İffet
  • Sevda Peşinde
  • Kesik Baş
  • Mürebbiye - Şeytan İşi
  • Şeytan İşi
  • Deli Filozof
  • Meyhanede Kadınlar
  • Dirilen İskelet
  • Kaderin Cilvesi
  • Utanmaz Adam
  • Nimetşinas
  • Tesadüf
  • Boşanmış Kadın
  • Hayattan Sayfalar
  • Öldüren Öpücük
  • Kokotlar Mektebi
  • Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Cehennemlik
  • Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
  • İnsan Önce Maymun muydu?
  • Acı Gülüş
  • Ölüler Yaşıyorlar mı?
  • Can Pazarı
  • Toraman
  • Metres
  • Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
  • Billur Kalp
  • Eşkıya İninde
  • Bir Sevda Denklemi
  • Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
  • Tünelden İlk Çıkış
  • Nimetşinas - Toraman
  • İmrenilecek Bir Ölüm
  • Namuslu Kokotlar
  • Kesik Baş - Utanmaz Adam
  • Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
  • Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
  • Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
  • Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
  • Kadın Erkekleşince
  • Aşk Batağı
  • Namusla Açlık Meselesi
  • Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
  • Gulyabani
  • Eti Senin Kemiği Benim
  • Son Arzu - Tokuşan Kafalar
  • Gazetecilikte İlk Yazılarım
  • Tesadüf / Şeytan İşi
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 3
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 2
  • Şehirde Bir Şekavet
  • Tutuşmuş Gönüller
  • Son Arzu
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 1
  • Muhabbet Tılsımı
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 4
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
  • Salgından Allah'a Sığındık
  • Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
  • Çocuk Yüreklerde Gulyabani
  • Sanat ve Edebiyat

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri

  • - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
  • Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
  • "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
  • Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
  • Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
  • Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
  • - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
  • insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
  • Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
  • Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
  • Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
  • Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
  • Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
  • her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
  • "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
  • Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)