Kitap Künyesi

Yazar: İsmet Özel

Yayın Evi: Ebabil Yayıncılık

İSBN: 9789944446433

Sayfa Sayısı: 448

--reklam--

Toparlanın Gitmiyoruz 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Türk şiirinin, düşünce hayatımızın büyük ustası İsmet Özel'in, sorulunca söylenen dışında kalan bütün söyleşileri, konferansları, konuşmaları Ebabil Yayınları tarafından Toparlanın Gitmiyoruz başlığı altında sunuldu.

Toparlanın Gitmiyoruz, hem bir meseleyi gündeme taşıyabilme gücüne, hem gündemdeki bir meseleye kendi bakış açısını getirebilme gücüne sahip bir yazar olan İsmet Özel'in bugün tartışılan pek çok meseleye yaklaşımını doğrudan izleyebilme imkânı sunan bir eser. 1970'li yıllardan günümüze kadar bir çok yayın organı taranmak suretiyle hazırlanan kitap, birinci dereceden Türkiye meselesine sahip bir şairin niçin belirli bir istikameti ısrarla savunduğunun en somut kanıtı. Üç ciltte toplanan metinler Türkiye kavrayışına köklü etkiler yapacak nitelikte.

Toparlanın Gitmiyoruz'la birlikte ilk defa bir İsmet Özel kitabı okuyucuya indeksiyle birlikte sunuluyor. Yaklaşık 2500 maddeden oluşan kişi, kavram, kitap, dergi, gazete, şehir, ülke... indeksi okuyucu için büyük bir kolaylık.

--reklam--

Toparlanın Gitmiyoruz 2 Alıntıları - Sözleri

  • Türklük tarihsel bir roldür. Dünyaya İslamiyet'in kılıcı olmaları yüzünden ortaya çıkmış bir millete Türk denir.
  • Ahmet Hakan: İslâmcı mısınız? İsmet Özel: 'Evet, hem de nasıl.'
  • Kimsenin kötü olması bizi iyi yapmaz. İyi oluşumuzu birilerinin kötü oluşuna dayandırmamalıyız.
  • İnsanlar komşusuna fark atarak yaşamayı şerefli yaşamak sanıyorlar.
  • Türkiye'ye gelip de üç yıldızlı, beş yıldızlı otellerde kalanlar normal, sıradan vatandaşlardır. Ama kendi ülkelerinde aynı otellerde kalamazlar. Burada efendi haline geliyorlar turizm yoluyla.
  • Dinleyici: İnsanlar arasında iletişim kıt. İsmet Özel: Daha da kötü, kopuk. Hepimiz birbirimize rol yapıyoruz.
  • evi Nepal'de kalmış Slovakyalı salyangozdur ruhum
  • "Ben düzeltirsem deme, ben düzelirsem de!" Yani, “Bir imkânım olsa ben neler yapmam!" diye düşünme. Önce ben kendime ne yapacağım, onu hesapla.
  • Eğer bir insan katışıksız Türkçe konuşacağım diye ısrar ederse "hiçbir şey" diyemez. Neden? Çünkü "hiç" Farsçadır, "şey" Arapçadır.
  • Kursağından geçenin helâl mi, haram mı olduğuna aldırmayan, yine de karnını şişirmekten geri kalmayanlarla yapacak işimiz yok; görülecek hesabımız var.
  • Şunu yaşıyoruz biz, aşka veda, silahlara veda, berbat günler yaşıyoruz biz; çünkü gerçekten sevdası ve öfkesi olan insanlar yok artık
  • Gelin bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar! Bana kötü bana terkettiğiniz düşünceleri verin o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar onları verin, yakınmalarınızı artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar ben aştım onları dediğiniz ne varsa bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz içinizde kırık dökük, yoksul,yabansı verin bana verin taammüden işlediğiniz suçları da. Bedelinde biliyorum size çek yazmam yakışık almaz bunca kaybolmuş talan parayla ölçülür mü ya?

--reklam--

Toparlanın Gitmiyoruz 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Toparlanın Gitmiyoruz II, İsmet Özel'in seminer, konferans, söyleşi ve radyo programlarının derlenip yazıya aktarılmasından oluşan üç kitaplık bir serinin ikinci kitabıdır. Serinin birinci kitabında ve okuduğum diğer eserlerinde olduğu gibi en çok üzerinde durduğu İslâm, Türklük, İstiklâl Harbi, İstiklal Marşı, Batılılaşma gibi konular ağır basıyor bu eserinde de. İsmet Özel'in derin tarihi bilgisini konuşmalarında çok fazla yansıtması, bir anda çok fazla konu üzerinde durması ve ele aldığı konuların biraz ağır olması sebebiyle okuma sürecini uzun bir süreye yaydım ki ancak sindirerek okuyabildim. Katıldığım çok fazla görüşü olmakla birlikte, asla katılmıyorum deyip altını çizdiğim çok fazla yer oldu. Zıt görüşlerin şahsi fikirlerimi beslediğini düşündüğüm için bu açıdan çok hoşuma gitti ve beni bir araştırmaya, bilgimi teyit etmeme itecek çok fazla yer oldu; okuma sürecimin uzun sürme sebeplerinden birisi de bu oldu. Ancak şüphesiz ki bu eser, gerek bizzat kitaptan edindiğim bilgiler gerekse kitabın beni sürüklediği araştırmalar sayesinde bana çok fazla şey kattı. Ki hiç bir fikri olmayana bile çok fazla şey katacak bilgi ve düşünce yoğunluklu bir bir eser. Daha önce İsmet Özel okuyanlar bilirler; net görüşleri olan, oldukça otoriter, bilgisine ve görüşlerine fazlasıyla güvenen, sözünün üzerine söz eklendiğinde kendi görüşünü son söz olarak tekrar eden bir karaktere sahip. Gerek radyo programlarının yazıya aktarıldığı kısımlarda, gerek söyleşilerin aktarıldığı kısımlarda bu üsluba çokça şahit oluyoruz. Hatta bir hocam kitabı elimde gördüğünde "Bu adamı sırf kendinden emin şekilde tabiri caizse kendini beğenmiş bir şekilde konuşması sebebiyle hem okumayı hem de dinlemeyi çok seviyorum, söylediklerine güvenesim geliyor onun bu edasından dolayı" dedi. Bu üslup kiminin hoşuna giderken, kiminin İsmet Özel'e antipatik yaklaşmasına da sebep olabilir. Ele aldığı konulardan ötürü kitabın bu serisi de hoşuma gitti. Kitabı bana bu siteden pek fazla tanımamama rağmen şu an çok değer verdiğim bir arkadaşım hediye etmişti. O yüzden benim için ayrıca özel bir yere sahip bu kitap. O arkadaşıma da çok teşekkür ediyorum tekrardan. Keyifli okumalar... (Büşra T.)

Toparlanın gitmiyoruz adlı serinin ikinci bölümü olan bu eserde yine İsmet Özel'e ait basın ve yayın organlarında çıkan yazılı ve sözlü demeçlere yer verilmiş. İlk duyulduğunda kulağa garip gelen, ilk bakışta insanın havsalasının almadığı 'Türk' tanımı, İsmet Özel'in son zamanki yorumlarının temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda İstiklal Marşı Derneği’ni de kuran Özel, bu derneğin manifestosuna ve dayandığı temellere açıklıkla eserinde yer vermiştir. Çokça şikâyet olunan bir konuda İsmet Özel'in anlaşılamadığı yönündedir. Bu eser silsilesi bu bakımdan İsmet Özel'e ait tüm yorumları içermesiyle, okuyucuda, Özel hakkında sağlıklı bir yargı oluşmasına imkân verdiğinin düşünüyorum. En az şairliği kadar düşünce dünyasıyla da Türk insanına önemli katkıda bulunan Özel, millet olarak geleceğimizi kolektif olarak tayin etmemizde bize yol göstericilik yapma eğilimindedir. Günümüz dünyasının yani küresel dünyanın Türk milletine dayattıkları karşısında, milli bir duruş sergilememizi idrak ettirmesi bakımından çok önemli bir eserdir. Tavsiye ederim. (Sefa Akgül)

--reklam--

Toparlanın Gitmiyoruz 2 PDF indirme linki var mı?

--reklam--

İsmet Özel - Toparlanın Gitmiyoruz 2 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Toparlanın Gitmiyoruz 2 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?

1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.

--reklam--

İsmet Özel Kitapları - Eserleri

  • Tavşanın Randevusu
  • Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
  • Bir Yusuf Masalı
  • Henry Sen Neden Buradasın 1
  • İrtica Elden Gidiyor
  • Henry Sen Neden Buradasın 2
  • Surat Asmak Hakkımız
  • Tahrir Vazifeleri
  • Toparlanın Gitmiyoruz 1
  • Erbain
  • Taşları Yemek Yasak
  • Bakanlar Ve Görenler
  • Üç Mesele
  • Kırk Hadis
  • Şiir Okuma Kılavuzu
  • Zor Zamanda Konuşmak
  • İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
  • Neyi Kaybettiğini Hatırla
  • Kalın Türk
  • Of Not Being A Jew
  • Faydasız Randevu
  • Çatlıycak Kadar Aşki
  • Ve'l-Asr
  • Sorulunca Söylenen
  • Desem Öldürürler Demesem Öldüm
  • Küfrün İhsanı Olmaz
  • Cuma Mektupları 1
  • Faydasız Yazılar
  • Tehdit Değil Teklif
  • Cuma Mektupları 2
  • Cuma Mektupları 3
  • Cuma Mektupları 4
  • Cuma Mektupları 5
  • Cuma Mektupları 6
  • Cuma Mektupları 7
  • Cuma Mektupları 8
  • Cuma Mektupları 9
  • Evet İsyan
  • Cinayetler Kitabı
  • Geceleyin Bir Koşu
  • Şiir Resitali
  • Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
  • Bilinç Bile İlginç
  • Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
  • Bileşenleriyle Basit
  • Siper Beden
  • Karz-ı Hasen
  • Neredeyizim
  • Başbaş Başbaşa Başabaş
  • Evet Mi, Hayır Mı?
  • Muvazzaf
  • Toparlanın Gitmiyoruz 2
  • Toparlanın Gitmiyoruz 3
  • Ebruli Külah
  • Evlenseydik Boşanacaktık
  • Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
  • Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
  • Çenebazlık
  • Dil ile İkrar
  • Tok Kurda Puslu Hava
  • Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
  • Şiir Kitabı
  • Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
  • Tahrir Vazifeleri 2
  • Tahrir Vazifeleri 4
  • Tahrir Vazifeleri 3
  • Tahrir Vazifeleri 5
  • Tahrir Vazifeleri 6
  • Tahrir Vazifeleri 7
  • Tahrir Vazifeleri 8
  • Tahrir Vazifeleri 9
  • Tahrir Vazifeleri 10
  • Cuma mektupları 10
  • Tahrir Vazifeleri 11
  • Tahrir Vazifeleri 12
  • Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
  • Bir Vefa Daha
  • Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
  • İslamla Damgalanmış Varoluş
  • Tekne Kazıntısı

--reklam--

İsmet Özel Alıntıları - Sözleri

  • Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
  • Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
  • ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
  • Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
  • İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
  • İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
  • Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
  • Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
  • Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
  • İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
  • gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
  • İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
  • tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
  • Çin, Mı­sır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri el­bette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik sü­reçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
  • "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
  • kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
  • İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
  • Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
  • Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
  • "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)