Kitap Künyesi
Yazar: Sibel Oral
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750725326
Sayfa Sayısı: 248
--reklam--
Toprağın Öptüğü Çocuklar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
TSK’ya bağlı uçaklar “aldıkları istihbarat”a uyarak “teröristler”in Türkiye’ye girmelerini önlemek için hava saldırısında bulundu. Yer Roboski… Tarih 28 Aralık 2011… Otuz dört kişi “ölü olarak ele geçirildi”. Türkiye devleti ve medyasının on iki saat boyunca sessiz kalıp saklamaya çalıştığı bu olayda, ne yaşandığını, kimlerin nasıl öldüğünü öğrenmeye başladığımızda ortaya adlı adınca bir “katliam” çıktı.
Sibel Oral, Roboski’ye giderken sadece gazeteci kimliğini değil; vicdanını, insanlığını ve “acı”sını da beraberinde götürdü. Kimsenin yargılanmadığı, hiçbir siyasi sorumlunun ortaya çıkmadığı, hatta tazminat ödenerek “ölü olarak ele geçirilenler”in ailelerine sus payı verilmek istendiği bu “katliam”ın ardındaki acı ve öfkenin dindirilebilmesi için tek bir beklenti var: Adalet… Tıpkı devletin hesap vermediği, sorumluların yargılanmadığı pek çok olayda olduğu gibi…
Bilmiyorum tek bir cümleyle yıkılacağımı, sonra durup durup aynı karşımdaki anne gibi yere bakacağımı. Konuya bir türlü giremiyorum, en kolay sorudan başlayacağım, sonrası nasılsa gelir diye düşünüyorum. “En çok ne severdi mesela?”
Duruyor, yere bakıyor, sonra başını kaldırıp yüzüme, “Elma,” diyor, “elmayı çok severdi...” Aldığım yanıt öyle güzel, masum, öyle korkunç ki!.. Susuyorum. Yere bakıyor sonra yüzü... Susuyor... Bu kadar...
--reklam--
Toprağın Öptüğü Çocuklar Alıntıları - Sözleri
- Hallâc-ı Mansûr şöyle der: "Cehennem yaşadığımız yer değil, sesimizi kimsenin duymadığı yerdir." Çok güzel. Evet oraya gideceğim; cehenneme... birilerinin yarattığı bir cehennem orası... Evet, oraya gideceğim; Seslerini duymaya, kulağımı kalplerine dayamaya, başka kulakları o kalpleri duymaya davet etmeye... (S.51)
- "Onlar için ölüler sadece istatistik; can değil, insan değil, rakam..."
- "Saçlarım tutuşur canım yanar kavrulur / Beni bombalar öldürmez bu sessizlik öldürür / Canımın kardeşi, kız kardeşi/ Duy ağıdımı."
- "Ben Uludere/Roboskî operasyonu hakkında çok fazla haber ve yazı okuduğum günlerin gecesinde birkaç kez kâbus gördüm. Üzerime insan bedeninden kopan etler yapıştı. Sizin üzerinize sıçramadı mı o kanlı etler, Sayın Necdet Özel? Rüyanızda yani?"
- "Taş atan çocuğa on yıllarca ceza verilir bu ülkede ama bombardımanla paramparça edilen çocuğun özrü bile dilenmez."
- " İnsan kendi topraklarında yaşama hakkına sahip değil mi?" "Sahip..." Ama bizi kendi topraklarımızdan aldılar.
- "Onu kaldırdım, bunu kaldırdım, ona baktım, buna baktım... Oğlumu gördüm. Harap içinde. Üç saat yaralı kaldı, üç saat... Ambulans gelmedi. Hiçbir şey gelmedi. Kimse..."
- "İki sene önce, buradaki tugay komutanı, ismi de Abdullah, katliamda çocuklarını kaybeden babaları toplayıp,"Artık bu olayın peşine düşmeyin. Devlet öldürdü. Devlet benim. Ne yapacaksınız? Farz edin ki bir otobüste otuz dört-otuz beş kişi var. Otobüs kaza yapmış. Peşine düşmeyin. Ne yapacaksınız? Devlet yaptı, devlet öldürdü. Bitti gitti. Ne yapacaksınız ki, dedi."
- Aralarından biri on iki yaşındaydı. Annesi, "Asker görürsen korkma oğlum" demiş. Korkacak bir asker bile göremedi, göremediği bir bombayla parçalandı.
- K ağlıyor, Ş ağlıyor, F ağlıyor Alfabenin tüm harfleri ağlıyor. Geçti, geçecek diyemem, Geçmeyecek.
- Hallâc-ı Mansûr şöyle der: 'Cehennem yaşadığımız yer değil, sesimizi kimsenin duymadığı yerdir.'
- Katliamda 17 yaşındaki oğlunu kaybeden anne mezar başında şöyle ağlıyordu; seni herkes unutsa da ben unutmam oğlum.
- "Gittiler; dağdan, taştan, o topraktan çekerek aldılar çocuklarını. Benim babam gitti, yeğenini aldı. Halama, yani kardeşine diyordu, 'Ağlama, bir şeyi yok.' Ama ölmüştü."
- "Herkesin kıyameti kendisine göredir."
- Ne diyeceğimi bilmiyorum, bir süre sonra dayanamayıp soruyorum: "Kızgın mısın?" "Evet." "Kime kızgınsın?" "İnsanlara," diyor.
--reklam--
Toprağın Öptüğü Çocuklar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Rakamlar değil, evet rakamlar değil, Roboski'de ölen 34 kişi kişi diye duyduğumuz, gördüğümüz bu rakamlardan ibaret değil orada yaşananlar. Her birinin bir hikayesi vardi, her birinin bir ailesi vardı. En acı şekilde, paramparça gömüldü orada öldürülen çocuklar; anne baba, akrabalarının elleriyle.. Adaleti Beklerken yazıyor kitap kapağının üstünde, bu topraklara adalet hep geç gelir. Ama gelir umuduyla bekleyen binlerce insan var, içleri kan ağlayan.. Böyle bir kitaba puan vermek, beğenmek insanın içini sızlatır. Ben yazara teşekkür edebilirim sadece acıları rakamlardan sıyırıp görünür kıldığı için, acılı aileleri anlamaya çalıştığı için, binlerce kez teşekkür ederim. Vicdan duygusunda kıtlık çeken insanlar anlayabilir mi bilmiyorum? Ama az da olsa düşünen, empati kurabilen insanların anlayabilceklerini umuyorum. Hani Mehmed Uzun demişti ya: "Bilmek ayrı şey anlamak ayrı şeydir. Anlamak bilmekten daha yakıcıdır. Çok yakıcı. Ve bazı şeyler vardır ki, yaşanmadan anlaşılmaz." O insanların yaşadıkları çok acı, çok... (Penaberfîn)
Uludere ya da Roboski... Gazeteci Sibel Oral'ın Uludere'de yaşanan vahşi olayla ilgili yaptığı bir çalışma. Roman ya da deneme değil. Tamamen gazetecilik... Kitabın başında olayla ilgili fotoğraflar var. Öyle kanlı vahşi fotoğraflar değil. Acıyı, vahşeti yaşayan insanların yüzleri var fotoğraflarda. Biz belki çoktan unuttuk. Ne zaman olduğunu, kaç kişinin öldüğünü ya da ölenlerin isimlerini. Eminim ki şu an hala o acı orada duruyor ve ne yazık ki ebediyen de duracak. Güzel bir kitap demek isterdim ama değil... (yy)
Kitap roboski diğer adıyla Uludere katliamını anlatıyor. Gazeteci Sibel oral tarafından olay yerine gidilerek oradaki ailelerle röportaj yaparak oluşturulmuş bir inceleme kitabı. Oradaki halka geçim kapısı bırakmayıp tarım yaptıkları alana mayın döşeyip otlak alanları tahrip ettikleri için hayvancılığın da olmadığı roboski de halk sınır ticaretine yöneliyor. Sınırdan geçerken de askerler tarafından terörist sandık diyip vuruluyor. Yıl 2011 (Kitabiyotik bir sağlıkçı)
--reklam--
Toprağın Öptüğü Çocuklar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sibel Oral - Toprağın Öptüğü Çocuklar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Toprağın Öptüğü Çocuklar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sibel Oral Kimdir?
Sibel Oral 1979 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 2000 yılında müzik dergileriyle başladığı gazetecilik mesleğine farklı yayın kuruluşlarında muhabir olarak devam etti. İlk romanı Beni Beklerken 2006 yılında ikinci romanı Zayi "Harp ve Darp Ülkesinde Bir Selvi" ise 2011 yılında yayınlandı. 2009 yılından beri çalıştığı Taraf Gazetesi'nin Kültür Sanat Editörlüğü'nün yanı sıra ilk sayısı 11 Şubat 2011'de yayımlanan Taraf Kitap'ın da editörlüğünü sürdürmektedir.
--reklam--
Sibel Oral Kitapları - Eserleri
- Toprağın Öptüğü Çocuklar
- İşitiyor musun Memet?
- Beni Beklerken
- Zayi
--reklam--
Sibel Oral Alıntıları - Sözleri
- ben, kendimi bekliyorum! (Beni Beklerken)
- "Onu kaldırdım, bunu kaldırdım, ona baktım, buna baktım... Oğlumu gördüm. Harap içinde. Üç saat yaralı kaldı, üç saat... Ambulans gelmedi. Hiçbir şey gelmedi. Kimse..." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- O yıllarda da "tam bağımsızlık", "devrim", "sosyalizm" gibi ağızlara sığmayan şeyler duyuyordum. Babamın bazı kitapları pastane kâğıtları ile kaplanmıştı. Kitapları annemin bana aldığı pastaların ambalaj kâğıtlarıyla kaplıyorlar, okumaları bittikten sonra çatı katındaki küçük odada saklıyorlardı. Artık çocukluğum değil, annemle babamın kitapları yasaklı zamanlar yaşıyordu. Onlar için üzülüyordum. Ama anneme göre bir gün onların bu tutsaklıkları, yasaklıkları da bitecekti. O zamana kadar bizim gibilere ihtiyaç vardı, dimdik durmalıydık faşistlerin karşısında. "Faşist ne demek anne?" "Eli kanlı demek." "Eli kanlı ne demek?" (Zayi)
- K ağlıyor, Ş ağlıyor, F ağlıyor Alfabenin tüm harfleri ağlıyor. Geçti, geçecek diyemem, Geçmeyecek. (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Öldürülmüştü insanlar. Öldürülüyorlardı ve daha da öldürüleceklerdi. Birbirlerini öldürüp tarih yazıyorlardı. (Zayi)
- " İnsan kendi topraklarında yaşama hakkına sahip değil mi?" "Sahip..." Ama bizi kendi topraklarımızdan aldılar. (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Ne olsan aslında hiçbiri olamıyorsun. Sıradan bir kaçak, sıradan bir göçmen, sıradan bir vatansız, sıradan bir Mehmet olamıyorsun. (İşitiyor musun Memet?)
- “ Kendini öldürmek, bir anlamda itiraf etmektir. Hayatın bizi aştığını ya da anlayamadığımızı itiraf etmek.” (Beni Beklerken)
- - Neden ağlıyorsun? + Mutsuzum. - Bu yeni bir şey değil ki... (Beni Beklerken)
- Ve bu sokaktaki insanlar; karaya oturmuş, oracıkta unutulmuş birer gemi sanki... Hele bu şehir, hele bu İstanbul yok mu? Milyonlarca balığı koşturuyor asfaltlarında. (Zayi)
- Biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin Nereye, ama nereye olursa gitmenin. Hüzünle karışık bir ağrısı. (Zayi)
- “ Freud, rüyamızda gördüğümüz herkesin kendimiz olduğunu söyler.” “ O zaman insan kendinden korkar, değil mi?” (Beni Beklerken)
- Adalet annem sırlarımızı bir yere bırakmamamız gerektiğini söylerdi hep. "Sırlarımız sadece bizimdir ve bizim gibi, bizi anlayacak, bizi anladığında biz gibi düşünecek, yeri geldiğinde kendini bırakıp biz olacak diğer bizlere anlatabiliriz," derdi. (Zayi)
- ben, kendimi bekliyorum! (Beni Beklerken)
- Birileri onları kör etti, dilsiz, kulaksız bıraktı. Ben durdum ve baktım sadece... (Zayi)
- "Saçlarım tutuşur canım yanar kavrulur / Beni bombalar öldürmez bu sessizlik öldürür / Canımın kardeşi, kız kardeşi/ Duy ağıdımı." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Bizi bu harp ve darp ülkesinde yaşatanlar bir gün kahraman ilan edilecekler. O kahramanlara karşı duran bizlereyse hain diyecekler. Biz öldürmezken ve onlar sürekli öldürürken kim haktan ve adaletten bahsedebilir ki? (Zayi)
- Susup yaşıyorlar aşk dediklerine "aşk" demeye demeye... Deseler beklentiler başlayacak. Çünkü biliyorlar aşk demek beklenti demek. Ama onlar bekleyemez hiçbir şey, ne aşktan ne de birbirlerinden... (Zayi)
- Aslında kimse kimseye yardım edemez; insan kendine yardım etme gücünü kendi içinde bulmalıdır." (Beni Beklerken)
- "Gittiler; dağdan, taştan, o topraktan çekerek aldılar çocuklarını. Benim babam gitti, yeğenini aldı. Halama, yani kardeşine diyordu, 'Ağlama, bir şeyi yok.' Ama ölmüştü." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
Yorumlar
0 yorum