Kitap Künyesi
Yazar: Seneca
Çevirmen: Çiğdem Dürüşken
Orijinal Adı: Medea, Troiades
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9789944885744
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Troialı Kadınlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Seneca (İÖ 4 – İS 65): Devlet adamı ve filozofluğunun yanı sıra Roma tarihinin en önemli söylev ustalarından biri ve tragedya yazarıdır. Antik Yunan tragedyalarına ait temaları Roma’ya özgü süslemelerle bir kez daha ele almıştır. Sahneye konmak için değil, daha çok okunmak için yazılan bu tragedyalar 16. yüzyılda İtalyan hümanistleri tarafından yeniden keşfedilmiş, Rönesans yazarlarına örnek oluşturmuştur.
Troialı Kadınlar savaşın acımasızlığını, sınırsız isteklerin ağır bedellerini, hayatın bilinmezlikleri karşısında insanın güçsüzlüğünü yakılan ağıtlar arasında binlerce yıl öteden günümüze taşımaktadır.
--reklam--
Troialı Kadınlar Alıntıları - Sözleri
- “Öldükten sonra nereye gideceğini mi soruyorsun? daha doğmamışların yanına.”
- Hiç umudum kalmadı, iyi günler gelecek diye, kötü günlerse geliyor bir yol bulup kendilerine.
- “Ama ne diye ağlarsın, ey ayak sürüyen yaşlılık, viran olmuş bu kentin yıkıntılarına? Baksana, ey bahtsız, şu yeni yaslara; eski bir acı artık Troia.”
- Hiç kimse zavallı değildir, başkasıyla kıyaslanmazsa.
- "zaman, yutuyor hepimizi."
- “Her zaman, ah her zaman kıskanç şu insanın acısı, sevinir, kendisi elem çeken gördü mü, tek başına ceza çekti mi, üzülür.”
- “ama ben gözlerimle görüyorum, görüyorum. Güneş doğuyor, vuruyor ışıkları şu yamacın doruklarına, kovmuş gün geceyi”
- “Hiçbir yasa mahkûmu bağışlamaz, ya da cezasını vermeden bırakmaz.”
- “…herkes onu övgülerle terennüm edecek, hiç bilinmeyen ülkeler bile bu büyük adı işitecek.”
- “kim kaptırırsa ruhunu mutluluğa safça, baksın bana, bir de sana, ey Troia”
--reklam--
Troialı Kadınlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Savaşın Ardından Geriye Kan, Kül ve Gözyaşı Kalır: Troialı Kadınlar: "Ölüm her şeyi eşit kılar." - Seneca 1. Giriş: Bu yazı yalnızca kitaba dair değildir. Romalı filozof yazar/i8990'nın hayatı, felsefesi ve eserlerine değindikten sonra tragedyanın esin kaynakları ve mitoloji ile olan bağlantılarına geçeceğim. Son olarak Seneca'nın anlattığı hikâyeyi karakterler üzerinden ele alarak değerlendirmeye çalışacağım. Zaman ayırıp okuyacak olanlara teşekkür ederim. 2. Seneca Kimdir? Hayatı Hakkında Kısaca: Tam adı Lucius Anneus Seneca olan yazar, filozof ve devlet adamı, M.S. 3 yılında doğdu. Roma İmparatorluğu’nun sınırlarını genişlettiği bir dönemde, fethedilen topraklardan biri olan Hispania’nın Corduba kentinde dünyaya geldi. Günümüzde İspanya sınırları içinde kalan bu bölge, zamanında tam anlamıyla bir Roma kentiydi ve Seneca da Roma kültürü içinde büyüdü. Şair yazar/i13070, Seneca’nın ailesi için en az 3 kuşaktır edebi anlamda önemli kişilikler çıkardığını söyler. Küçük yaşlarda babası tarafından imparatorluğun başkenti Roma’ya getirilir ve burada eğitim alması sağlanır. “Yaşlı Seneca” olarak da bilinen babası L. Anneus Seneca, hatip kimliğiyle bilinen ve retorik alanında kitaplar yazan saygın bir kişilikti. Babası, tıpkı büyük oğlu Novatus gibi Seneca’nın da siyasete yönelmesi veya hatip olmasını arzulasa da, Seneca felsefeye yöneldi. Pythagorasçı filozof Sotion ve Stoacı filozof Attalus’tan aldığı dersler onun Yunan felsefesine büyük bir sevgi duymasına yol açtı ve geleceğini şekillendirmesinde önemli rol oynadı. Seneca’nın hayatı da tıpkı ülkesi gibi çalkantılarla geçti. Mısır, Pompei, Korsika gibi dünyanın farklı bölgelerinde yaşamak zorunda kaldı. Avukatlığın ardından devlet kadrolarında yer bulan yazar/i8990, siyasi hayatında birçok sorun yaşadı. Bir dönem sürgün hayatı da yaşayan Seneca, kendini Roma’nın meşhur siyasi komploları içinde buldu ve nitekim ölümü de bu sebeple gerçekleşti. İmparator Nero tarafından kendini öldürmesi söylendi ve bu buyruğa boyun eğerek M.S. 65’te yaşamına son verdi. 3. Felsefesi ve Eserleri Hakkında Kısaca: “Keşke artık insanlar her şeyi kavrayabilse, hakikat de açık ve kabul edilmiş olsa!” -Seneca Stoacı filozof olarak bilinen Seneca, Antik Yunan’da doğan Stoa felsefesinin Antik Roma’daki en büyük temsilcisi oldu. Kıbrıslı yazar/i109079’la başlayan Stoacılık, özü itibarıyla doğayla uyumlu yaşam anlamına gelir ve insanın doğadan bağımsız bir şekilde yaşamamasını salık verir. Temelde yazar/i514 çi geleneğe dayanan Stoacılık, yazar/i94650 ve yazar/i21433’in kurucuları arasında olduğu kinik felsefenin açıklarından yola çıkarak, (bakınız: kitap/kitap--236454) daha derli toplu ve doğayı örnek alan, sevgi temelli bir felsefe kurma düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. kitap/kitap--89748, kitap/kitap--139323 (incelemesi için bakınız: gonderi/142646095), kitap/kitap--45499, kitap/kitap--25668 gibi stoacı felsefe üzerine inşa ettiği eserleriyle tanıdığımız Seneca aynı zamanda çok iyi bir tragedya yazarıdır. Antik Yunan’ın güçlü tragedya yazarları yazar/i6712, yazar/i5871 ve yazar/i2827’tan aldığı bayrağı Roma semalarında dalgalandırmış ve konusunu mitolojiden alan 10 tragedya eseri kaleme almıştır. Fakat onun eserleri daha çok okunmak için yazılmıştır, sahneye konmak için değil. Bu sebepledir ki edebi anlamda çok daha güçlüdürler. Yazdığı 10 tragedyanın içlerinden birinin ona ait olup olmadığı tartışmalı olsa da, 3’ü Türkçede de yayımlanmıştır: kitap/kitap--22830, kitap/kitap--22824 ve kitap/kitap--28548 4. "Troialı Kadınlar" Tragedyasındaki Karakterlere Dair: Romalı bir yazar tarafından kaleme alındığı için karakterlerin Latince ismi kullanılmıştır. Parantez içinde daha sıklıkla bildiğimiz Yunancalarını ekledim: Hecuba (Hekabe): Troai Kralı Priamos’un karısı ve Hector, Paris, Kassandra da dahil olmak üzere tam 19 çocuğunun annesi. Savaşın ardından acılar yaşamaya devam eden Troailı kadınlardan biridir. Agamemnon: Kral Agamemnon, Menelaos’un kardeşi ve Klytaimestra’nın kocasıdır. Elektra, Orestes ve İphigeneia’nın da babalarıdır. İlyada’da Achilles’le olan tartışması meşhurdur. Bu tragedyada ise Achilles’in oğlu Prrhus ile tartışır. Talthybus: Agamemnon’un habercisidir. Savaşa katılır ve üzerine düşen görevleri yerine getirir. Calchas (Kalkhas): Yunan Mitolojisi’nde Kassandra ile birlikte en büyük kahinlerden biri olarak anılır. yazar/i7219'un "kitap/kitap--198788" adlı romanı, döneme dair okunabilecek kitaplar arasındadır. Homeros ise İlyada’da Calchas’ı şöyle anar: “Kalkhas, Thestor’un oğlu, tanrı sözcülerinin en büyüğü, biliyordu her şeyi, geçmekte olanı, geçmişi, geleceği. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona, bu hünerle geldiydi ta İlyon’a Akhaların gemileri.” Helena: 10 yıl sürecek ve sayısız insanın ölümüne yol açacak olan Troia Savaşı’nın yaşanmasına sebep olan kadın olarak bilinir genelde Helena. yazar/i6712, “kitap/kitap--50393” adlı oyunuyla bu mitin altını oyar ve farklı açılardan yaklaşır. Paris’in Hector ile birlikte gittiği Yunanistan’dan gelin olarak Troia’a getirilir. O da artık bir Troialı kadındır ve bu oyunda karşımıza çıkar. Üzerine yöneltilen suçlamalarla baş etmek zorundadır. Prrhus (Neoptolemos): Achilles’in oğlu. Kehanet gereği Troia Savaşı’na katılması zorunludur. yazar/i5871’in “kitap/kitap--31498” adı oyunu buna yöneliktir. Seneca’nın tragedyasındaki rolü ise daha acımasızdır. Yine kehanet gereği hareket etmek zorundadır Prrhus ve babasına adak olarak sunulan Polyxena’yı gözünü kırpmadan öldürecektir. Andromacha (Andromakhe): Hector’un eşi olarak bildiğimiz Andromacha, Astyanax’ın da annesidir. Troai’nın düşmesinden sonra büyük acılar yaşayan Troialı kadınlardan biridir zira Achilles’in oğlu Prrhus’a köle olarak verilir ve yüreğinde birçok ölümün acısını taşır. Ulysses (Odysseus): İlyada’nın önemli kahramanlarından Ulysses, dünya edebiyatının en önemli karakterlerindendir. İthacalı Ulysses’in Troia Savaşı sonrasında eve dönüş yolculuğu Homeros’un kitap/kitap--1955 destanında anlatılır. Dünya edebiyatının önemli isimlerinden yazar/i2953 ise ünlü kitabı "kitap/kitap--6155"i kaleme alırken ondan esinlenir. Bu tragedyada ise yine kurnazlığı ve zalimliğiyle çıkar karşımıza. Astyanax: Hector’un savaşın ardından hayatta kalan oğlu ve Troai’nın son varisi. Ulysses, kehanet gereği Astyanax’ı almak için gelir ve karşısında Andromacha’yı bulur. Astyanax, cesurca yürür ölüme zira yazgısı bunu gerektirir. Polyxena (Polyksene): Hecuba ile Priamos’un en küçük kızları. İlyada’da adı geçmemesine rağmen, tragedya yazarları tarafından detaylıca işlenir. Sessiz karakter olarak çıkar karşımıza Polyxena ve oyun boyunca hiç konuşmaz. O da kaderini kabullenenler arasındadır. Achilles’in mezarına kurban olarak sunulacaktır. Canını alacak kişi ise Achilles’in oğlu Prrhus’tur. Troialı Kadınlar Korosu: Seneca, Yunan tragedyasındaki “Koro” görevini Troialı Kadınlar’a vermiştir. Oyunun çeşitli anlarında sahne alarak yaşananlara dair görüş bildirirler. 5. Homeros ve Troya Savaşı: “Ama ne diye ağlarsın, ey ayak sürüyen yaşlılık, viran olmuş bu kentin yıkıntılarına? Baksana, ey bahtsız, şu yeni yaslara; eski bir acı artık Troia.” (sayfa 5) Dünya edebiyatının ilk örneklerinden olmasına rağmen muazzam bir dil ve anlatım örneği olan kitap/kitap--1953, günümüzden 3200 önce gerçekleştiği rivayet edilen Troya Savaşı’nı konu alır. yazar/i1047’un eşsiz diliyle okuduğumuz bu muazzam yapıtta anlatılan savaş kendinden sonraki bütün dünya edebiyatını etkiledi. Fakat günümüze uzanmadan önce hemen Homeros sonrası döneme, Dionysos kültünün Yunanistan’a hakim olmaya başladığı zamana gidelim. yazar/i2827, yazar/i5871 ve yazar/i6712 gibi tragedya yazarlarının eserleri Yunan mitolojisinden esinlenerek kaleme alınmışlardı. yazar/i1047 ve yazar/i12333 gibi ozanların eserleri de diğer büyük ilham kaynakları olarak çıkar karşımıza. Ardından oluşmaya başlayan komedya gibi türlerle de genişleyen yelpaze, bir başka büyük uygarlık Roma’ya sıçramıştır. yazar/i8942, yazar/i10219 gibi büyük ozanların yanı sıra, yazar/i34346, yazar/i24485 ve yazar/i8990 da tragedya ve komedya gibi dallarda eser vererek Yunan kültürünün Roma’daki temsilcileri olmuşlardır. Yunan Mitolojisi unsurları aynı şekilde Roma Mitolojisi’ne kaymış ve Latin yazarların ana esin kaynağı olmuştur. Homeros’un kitap/kitap--1953’sıyla gün yüzüne çıkan Troya Savaşı hakkında yazan yazarlardan biri ise Seneca’dır ve Troades adlı oyunu yazar/i6378 tarafından dilimize "kitap/kitap--219837" olarak çevrilmiştir. 6. Seneca’nın Gözünden Troia: “Ah şu gelip geçici ömür nasıl da pamuk ipliğine bağlı!” (sayfa 57) yazar/i6712’in “kitap/kitap--154686” eseri bire bir çeviri olduğu için gerçek anlamda kadınlara odaklanır fakat Seneca’nın eseri Türkçeleştirilirken “Kadınlar” ibaresinin eklenmesi çevirmenin tercihi olarak görülüyor. Yine de bunun yanlış bir çeviri olduğu söylenemez zira Seneca da tragedyasında kadınlara yer vermiş. Kadınların çevresinde dönen bir oyun olmasa da, Troialı Kadınlar’ın dramatik yaşamlarına geniş yer verildiğini görüyoruz. yazar/i8990’nın tragedyası bizleri Troia’nın yıkıldığı güne götürüyor. Yunan ordularının tam 10 yıl boyunca kuşattığı fakat bir türlü ele geçiremediği efsanevi kent Troia onca yılın ardından artık zayıf düşer ve yıkılır. Nice Yunan ve Anadolulu kahramanın uğruna canını verdiği kentin yıkıntıları arasındayız. Troia’nın büyük savaşçısı Hector da ölenler arasındadır. Troia Kralı Priamos’un eşi Hecuba karşılıyor bizi ilk dizelerde. Onun ağıtlarıyla yeniden yaşanıyor acılar. Savaşın gerçek yüzü gösteriyor kendini bu satırlarda. Evlatları Paris ve Hector’u yitirmenin acısıyla birlikte şu cümleleri kuruyor Hecuba: “Kim krallığına güvenip hüküm sürerse gururla Büyük sarayında. Kararsız tanrılardan hiç korkmadan, Kim kaptırırsa ruhunu mutluluğa safça, Baksın bana, bir de sana, ey Troia” 7. Hecuba’nın Kara Yazgısına Dair: İşte bak, kaç kişi kaldık o koca alaydan: bir mezar, bir çocuk, bir tutsak! (sayfa 32) Bahtsız ve doğurgan kadını simgeliyor yazar/i1047’un metninde Hecuba. yazar/i6712 ve yazar/i8990 gibi tragedya yazarları da bu dramatik karakteri ayrı ayrı işleyerek onun acılarına daha yakından bakıyorlar. Bir annenin feryatları inletirken yeri göğü ve savaş yanında sayısız canı alıp terk etmişken Troia topraklarını, henüz acılar son bulmamıştır. Yunan (Akha) gemileri deniz kenarında beklemektedir fakat bir türlü yelken açılamaz. Kaderin Troia üzerine yazılan satırları henüz son bulmamıştır. Bütün yiğit savaşçılarını kaybeden şehirden geriye yalnızca yaşlı kadınlar, analar ve çocuklar kalmıştır. Buna rağmen kâhine göre hâlâ ölmesi gereken kişiler vardır yoksa Akha orduları asla yelken açıp eve dönemeyeceklerdir. Kehanetler yerine getirilmelidir. Troialı Kadınlar Korosu girer bu sırada devreye. Troia’nın ardından yakılan ağıtlar, Hector ve Priamos ile devam eder. Savaş bitse de, acılar henüz tazedir ve yitip giden canlar hüzünle anılırlar. Hecuba, henüz Paris’e hamileyken alev alev yanan bir meşaleye can verdiğini ve bu meşalenin Toria’yı yıkacak bir ateş olduğunu söyleyerek yaşananları çok önceden bildiğini söylüyor. Kahin Kassandra’dan çok önce Troai’nın sonunu görmüştür ve tüm yaşananlardan kendisini sorumlu tutar. Kendisine ek olarak diğer büyük sorumlu kişi ise Helena’dır. Troia Savaşı’nın ortaya çıkmasında büyük role sahip olan Helana’ya karşı sitemini dile getirir Hecuba ve onun savaşı önleyebilecekken durup seyrettiğini dile getirir. Paris’in Akhalar'dan gelin olarak getirdiği Helena, birçok uygarlığı karşı karşıya getiren büyük Troai Savaşı’nın başlamasına sebep olmuştur. Nice canlar ölüp giderken Helana hâlâ hayattadır ve bu durum Hecuba’yı öfkelendirir. Konuya dair daha detaylı okumalar yapmak ve karakterleri farklı açılardan gözlemlemek için yazar/i6712’in kitap/kitap--50393, kitap/kitap--50394, kitap/kitap--161541, kitap/kitap--21959, kitap/kitap--17133, kitap/kitap--263998 adlı tragedyaları okunmalıdır. yazar/i5871’in yine Troia Savaşı ekseninde yazdığı kitap/kitap--31498, kitap/kitap--14369 ve kitap/kitap--73171 gibi tragedyaları da okunmalıdır. (Resos incelemesi için bakınız: gonderi/153215312 Philoktetes incelemesi için bakınız: gonderi/157621148 Aias incelemesi için bakınız: gonderi/125202526 Elektra incelemesi için bakınız: gonderi/153531923 ) 8. Agamemnon ve Prrhus Anlaşmazlığı ve Achilles’e Sunulan Adak: “Hiçbir şey kalmaz ölümden sonra, ölüm dediğin zaten bir hiçlik, hızla koştuğumuz yaşam yolunun bitiş çizgisi. Hırslılar bıraksın umutlarını, korkaklar da tasalarını: açgözlü boşluk ve zaman yutuyor hepimizi.” (sayfa 26) Neoptolemos ismiyle de bilinen Prrhus, Achilles’in güçlü, kudretli oğludur. Achilles’in hayattayken Agamemnon’la tartışması ve anlaşamaması gibi, oğlunun da tartıştığını görüyoruz. Karşılıklı olarak oldukça sert söylemlerde bulunarak birbirlerini aşağılarlar. Agamemnon Achilles’in anısına saygısızlık ederek ona da kötü sözler söyler ve Prrhus’tan aynı ölçüde karşılık alır. Yunan gemilerinin denize açılamamasından dolayı herkesin üzerinde gerginlik vardır ve bu ordu içinde huzursuzluklara sebep olur. Herkes yorgundur ve bir an önce eve dönmek istemektedirler. Bu duruma neyin sebep olduğunu anlamak için kâhin Calchas çağırılır ve o, gelecekte yaşanması muhtemel olayları önceden söyleyerek ölmesi gereken kişileri söyler. Andromacha ve Hektor’un oğlu, Troai’nın son varisi Astyanax ölmelidir. Zira büyüyüp de babası gibi güçlü kuvvetli olduğunda intikam almak isteyebilir ve tarih yeniden tekerrür ederek savaşlar yaşanabilir. En iyisi bunlar yaşanmadan son vermektir. Kâhinin bir diğer kehaneti de Hecuba ve Priamos’un kızları Polyxena’nın, Achilles’in mezarına adak olarak sunulmasıdır. Bunlar olmadan gemiler hareket etmeyecek ve Troai’nın çileleri sona ermeyecektir. Polyxena, gelinlikler içinde yürür Achilles’in mezarına. Ağzından tek bir söz dahi çıkmaz. Kaderine karşı bir kabullenmişlik vardır yüreğinde. Ölüme doğru yürümektedir büyük bir azametle. Etrafında diğer Troialı kadınlarla birlikte. Troia’da artık ölümler ve düğünler birbirine karışmıştır. Polyxena’nın düğünü aynı zamanda ölümü de olur. Achilles’in oğlu Prrhus, tereddüt etmeden öldürür Polyxena’yı ve babasının mezarını kanla sular. Adak sunulmuştur. 9. Ulysses’in Hikâyedeki Rolü Üzerine: “Zorunluluk hep baskın çıkar sadakate.” - Ulysses (sayfa 36) kitap/kitap--1953’nın en önemli karakterlerinden biri olan ve savaşın kazanılmasında büyük öneme sahip olan Odysseus’un Roma mitolojisindeki ismi Ulysses’tir. Savaşın 51 günlük bölümü anlatılan İlyada’nın ardından onu evine çıktığı yolculukta yeniden okuruz. yazar/i1047'un kitap/kitap--1955 destanının ana kahramanı olan ve eve dönüş yolculuğu zorluklar içinde geçen Odysseus’un, bu yolculuğa henüz çıkmadan, savaşın hemen arından neler yaptığını yazar/i8990’nın bu tragedyasında görebiliriz. Kurnaz, zeki, güçlü ve vatanını seven bir karakterdir Ulysses. Troia Savaşı’nda yer almak için İthaka Adası’ndan çıkar yola ve bir an bile tereddüt etmez. Savaşın son gününe dek de yine orada kalır. Türlü badireler atlatır, ölümlerden döner fakat o kurnazlığıyla nam salan biridir, hepsinden başarılı bir şekilde alnının akıyla çıkar. kitap/kitap--219837’daki rolü de yine sadakat üzerinedir. Zira ordunun denize açılması için ortaya atılan kehanetlere sadık olarak gereken rolü üstlenir ve Astyanax’ı bulmak için Andromacha’nın yanına gelir. Aynı zamanda zalim tarafını da görürüz Ulysses’in. Kendi halkının bekası söz konusu olduğunda karşısında kim olursa olsun duygusallığa yenilmez ve yapması gereken ne kadar acımasız olursa olsun yapar, asla geri adım atmaz. 10. Ölüm mü Daha İyidir Yaşam mı? Andromacha’nın Yazgısı: “Hiç umudum kalmadı, iyi günler gelecek diye, kötü günlerse geliyor bir yol bulup kendilerine. Ümitler tükenince korkmak, ne korkunç.” -Andromacha (sayfa 28) Andromacha da gözü yaşlı Troia kadınlarından biridir. Kocası Hector yiğitçe savaşarak can vermiştir. En azından ölüsünün ardından mezarına saygısızlık edilmemesini ister fakat bir yanda da oğlu, Hector’un varisi Astyanax vardır. Tercihini kimden yana kullanacağını bilemez. İçinde bulunduğu ağır psikolojik durum yazar/i8990’nın edebi gücüyle muazzam bir şekilde aktarılır cümlelere. Yaşadığı gelgitler son derece gerçekçi bir şekilde resmedilir. Ölüm ve yaşam arasında yapmak zorunda olduğu seçim onu yıpratır. Öylesine çaresizdir ki, bir an ölen insanın acı çekeceğini fakat yaşayan insan için bunun geçerli olmayacağını düşünür. Duyguları öylesine darmadağındır ki, az kalsın Hector’u oğluna tercih edecektir. Neyse ki çabucak toparlanır ve hayatta kalan oğlunu saklamak üzerine plan yapar. Fakat karşısında Akha ordularının en gözü pek, en kurnaz kişisi Ulysses vardır ve istediğini almadan yanından gitmeyecek kadar inatçıdır. Onu aşmak Andromacha için pek mümkün görünmemektedir. Tarih, Troia’nın acılarına bir yenisini daha katacaktır ve bu kadim kent sayısız acıyla yoğrulacaktır. 11. Son Söz: Her zaman, ah her zaman kıskanç şu insanın acısı, sevinir, kendisi gibi elem çeken gördü mü, tek başına ceza çekti mi, üzülür." -Troialı Kadınlar Korosu (sayfa 61) Astyanax ve Polyxena’nın ölümlerinin ardından Yunanlar’ın gemileri nihayet denize açılır ve kendi yurtlarına doğru yola koyulurlar. Ölüm ve hayat arasında sıkışmış olan Troialı kadınların son anlarına tanıklık ederiz fakat acılarının sonlanmadığını da biliriz. Savaşın yenilen tarafı olarak oğullarını, kocalarını, babalarını ve kardeşlerini kaybetmiş olan Troialı kadınların hayatta kalanları kurayla birer birer Yunan askerlerine verilmektedir. Bu ağır şartlar altında nefes almaya devam eden kadınların çileleri ve acıları Seneca’nın etkileyici cümleleriyle ete kemiğe bürünüyor. "Ölüm her şeyi eşit kılar" cümlesiyle ölüme olan bakışını dile getiren ve imparator istedi diye kendi ölümüne razı olan Stoacı filozof Seneca'nın ölümle içli dışlı olan bu tragedyası içinde birden fazla dram barındıran, unutulmaz bir klasik olarak binlerce yıldır varlığını sürdürüyor. Homeros metinlerini okumuş olan, mitolojiye ve Troia Savaşı'na meraklı olan okurların mutlaka okuması gereken bir kitap Troialı Kadınlar. Keyifli okumalar dilerim. “ Neler geçecek aklımızdan kim bilir, biz biçarelerin, karalar yavaş yavaş küçülüp denizler gitgide büyüdükçe, yüce Ida Dağı, uzaklara gizlenince? O an oğul anaya, ana oğla gösterecek Troia’nın yıkıldığı yöreyi, “İşte Ilium orada, dumanların yükselip göğe, döne döne kara bulutlara karıştığı yerde,” diyecek. Bu işaretle görecek Troialılar yurdunu. “ (sayfa 62-63) (Bahri Doğukan Şahin)
Troialı Kadınlar: Güzeller güzeli Helen’in aşkı uğruna krallığını terkedip Truva Prensi Paris’le kaçmasıyla fitillenen savaşın feryadını ustalıkla işleyen Seneca diğer eserlerinde olduğu gibi karakterlerin mitolojiyle kişisel argümanlarını harmonize ederek bizleri mest etmeyi yine ve yine başarıyor…Seneca’nın zihnindeki Yunan kültürüne has kompartmanının ne kadar zengin olduğunu dilinin sadeliğinden anlıyoruz….Troialı Kadınlar,Truva şehri’nin hezimetinden sonraki süreçte acılarının yankısını dile getiriyor ,umutsuzluklarını göğüslerine saplanan acıyla birleştiriyor…Yiğit kocası Hector’u kaybeden Andromacha’nın kederinin, krallığının düşüşünün,halkının köle olarak soylulara verilişinin acı çığlığına şahit olan bir babanın hikayesi bu…Amansız bir aşkın tetiklediği bu savaşa sahne olan Troya…Yüzyıllar geçse de kanlı yasını tutuyor Ulu Seneca sayesinde yürekten hissediyoruz…(Eserdeki olaylar ve karakterlerin daha da bağdaşması için sizlere ”Truva:Bir Şehrin Düşüşü” adlı mini diziyi önermek istiyorum.)Mutlu hafta sonları diliyorum.Keyifli okumalar… (Güner Esra Çetin)
Seneca’nın herhangi bir kitabını okuyup da aralarında beğenmediğim hiç yok diyebilirim. Tragedyaları bir harika. Bu kitap da onlardan biri. Homeros’un İlyada’sından yola çıkarak yazdığı bu kitapta İlyada’da yer alan tanrı ve tanrıçaların konuşmalarına hiç yer verilmemiş ve bu kitabına akıcılık kazandırmış diyebilirim. Kitapta Hecuba, Agamemnon, Helena, Andromacha karakterlerinin konuşmaları ağırlıklı yer alıyor. Kitapta Hector’un ölümünden sonra olanları konu edinmiş. Okuyun pişman olmazsınız. (Paragrafnbasi)
--reklam--
Troialı Kadınlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Seneca - Troialı Kadınlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Troialı Kadınlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Seneca Kimdir?
Roma’ya küçük yaşta teyzesi tarafından getirilmiş ve Mısır valisinin eşi olan bu kudretli kadının gözetiminde büyümüştür. Babası atlı sınıfına (equites) üyedir ve derlediği söylevlerle Latin edebiyatında Rhetor Seneca ve Stoacı ahlak görüşleriyle tanınan Seneka, ahlakın temeline doğaya uygun yaşama ilkesiyle, bir bilge idealini yerleştirmiştir. Zamanın toplumunu bir vahşi hayvanlar topluluğu olarak gören Seneka, bilge kişisini, kendi kendine yeten, hazza olduğu kadar eleme karşı da duygusuz, korku bilmez, evrenin gerçek efendisi, erdemi özgür iradesinin sonucu olan ve ölümden korkmayan kişi olarak tanımlamıştır.
Her ne kadar Stoacı maddeciliği benimsemiş olsa da, Tanrı'nın aşkın olduğunu öne süren Seneca, pratik felsefeyi öne çıkarmış ve gerçek erdemle değerin, dışarıda değil de, insanın içinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca harici iyiler ve zenginliklerin, insana mutluluk sağlamayacağını da söylemiştir.
Seneca, ailesinin varlıklı olması sayesinde ünlü felsefeciler ve söylev ustalarından (rhetor) eğitim almış ve bilgelik sevgisi yüzünden genç yaşta retorikten (söylev sanatı bilgisi) sıyrılmış ve felsefe eğitimine ağırlık vermiştir. Pythagorasçı Sotion’dan dersler alarak onun gibi etyemez olmuş ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıştır. Daha sonra Attalus’a bağlanıp güzel kokulardan, şaraptan, istiridye ve mantar yemekten ve yumuşak bir yatakta uyumaktan vazgeçmiştir. Kynik Demetrius’u ve Papirius Fabianus’u da hararetle dinleyen Seneca’nın felsefeye olan aşırı düşkünlüğü babasını telaşlandırmıştır; çünkü İmparator Tiberius gençliği saran bu felsefe akımlarına hiç sıcak bakmıyor, garip kılıklı ve tavırlı bu kişileri Roma’dan uzaklaştırıyordu. Ayrıca Seneca’nın, yaptığı perhizlerden dolayı zaten narin olan bünyesi daha da bozulmuştu, sağlığı iyice kötüye gidiyordu. Babası, oğlunun sağlığını düzeltmek ve felsefeden uzaklaştırmak için onu ilk önce Pompei’ye, sonra Mısır’a gönderdi. Roma’ya MS 31 yılında dönen Seneca, kendini siyasete verdi ve quaestorluk (idam cezası vermeye yetkili hakim) elde ederek mahkemede avukatlık yapmaya başladı. Quaestor oldu, senato üyeliğine seçildi. Fabianus’tan öğrendiği keskin çelişkiler içeren, imalarla dolu kısa cümleli ifadeler kullanmada oldukça başarılıydı. Kıskanç İmparator Caligula’nın deyimiyle “kum taneleri” gibi akıp giden üslubu ölüm nedeniydi. Böyle başarılı bir konuşmacının kendi Roma’sında yeri yoktu. Ancak saraydaki bazı kişiler Seneca’nın hasta bir insan olduğunu ve çok az bir ömrü kaldığını söyleyerek İmparatoru zor ikna etti ve ünlü bir düşünürün yaşamını bağışlattı. İmparatoriçe Messalina, Caligula and Agrippina'nın kızkardeşi Julia Livilla ile Seneca arasında bir ilişki olduğuna ilişkin dedikodular çıkarınca, Seneca MS 41’de Korsika’ya sürgüne yollandı. Livilla ise öldürüldü. Seneca sürgündeki yaşamını felsefe yapıtları yazarak, bilim ve şiirle uğraşarak geçirdi. İlk yıllar kolay geçti, ama sonraki yıllarda Roma’ya dönme arzusu yüreğini iyice kaplayınca, Cladius’un azatlısı Polybius’a kardeşinin ölümünden dolayı yazdığı Ad Polybium De Consolatione (Polybius’a Teselli Üzerine) başlıklı yazısında hem ona hem de imparatora adeta yalvarmıştır. Ayrıca yine aynı ruh durumuyla annesine yazdığı Ad Helviam Matrem De Consolatione (Annem Helvia’ya Teselli Üzerine) yazısında da annesinden çok kendini teselli eder gibidir. Bütün bu yakarılarına karşın Seneca Roma’ya ancak Livilla’nın kardeşi Agrippina zamanında dönebilmiştir. Genç Prens Neron’un annesi Agrippina, tanınmış bir edebiyatçının, oğlunun eğitiminde önemli bir rol oynayacağını düşündüğü için Seneca’yı sürgünden çağırtmıştı. Neron’un tüm eğitimini üstlenen Seneca, ona çağının önemli kültür konularıyla ilgili dersler vermiş, ancak Agrippina’nın felsefeye pek sıcak bakmaması nedeniyle bu konulardaki derslerine bazı kısıtlamalar getirmek zorunda kalmıştır. M.S 54 yılında Claudius öldüğünde Neron on altı yaşında İmparator ilan edilince, Seneca muhafız kıtası komutanı Afranius Burrus ile birlikte idarede söz sahibi olmuştur. Ama filozoflara yakışmayacak yaşam tarzı ile savunduğu düşünceler uyuşmadığı için hakkında dedikodular çıkmasına engel olamamıştır. Bu arada Neron tümüyle anormal davranışlar içine girmiş ve annesi Agrippina’yı öldürtmüştür. Bunun ardından Burrus’un zehirlenerek öldürülmesi Seneca’yı saray yönetiminde tek başına bırakmıştır. Bunun üzerine tüm servetini imparatora bırakarak özel yaşamına çekilmeye karar veren Seneca, bu düşüncesini Neron’a açmış, ancak reddedilmiştir. İS 64’te meydana gelen büyük Roma yangınından sonra bu önerisini yinelediği halde imparator tarafından ikinci kez reddedilmiştir. Ancak Seneca bu kez kararlı davranmış, Neron’dan aldıklarının bir kısmını geri vererek siyasetten ayrılmıştır.
M.S 61-65 yılları Seneca’nın kendini tümüyle felsefeye verdiği en verimli dönemi oldu. Ancak M.S 65’te C. Calpurnius Piso’nun başı çektiği, Faenius Rufus, Plautus Lateranus ve şair Lucanus'un adının karıştığı Neron’a karşı düzenlenen bir suikast girişimine onun da adı karıştığı için, İmparator tarafından kendini öldürmesi emri verildi. Bütün yaşamı boyunca ölümün hiçe sayılması gerektiğini savunmuş olan Seneca, bu emri metanetle karşıladı ve M.S 65’te damarlarını keserek intihar etti.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Lucius_Annaeus_Seneca
--reklam--
Seneca Kitapları - Eserleri
- Medea
- Tanrısal Öngörü
- Phaedra
- Doğa Araştırmaları
- Troialı Kadınlar
- Hoşgörü Üzerine - Ruh Dinginliği Üzerine
- Annem Helvia’ya Teselli
- Bilgenin Sarsılmazlığı Üzerine - İnziva Üzerine
- Teselliler
- Ahlak Mektupları
- Törel Mektuplar
- Seçme Epigramlar ve İmparator Claudius'un Kabaklaşması
- Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine
- Thyestes
- Ruh Dinginliği Üzerine
- İşsizliğe Övgü
- Gladyatör Kararını Arenada Verir
- Öfke Üzerine
- Dialogues and Essays
- Dialogues and Letters
- Das Leben ist kurz!
- İnsan Olmak
--reklam--
Seneca Alıntıları - Sözleri
- “İyi mi yaşadım?” diye soran yok. “Ne kadar yaşadım?” diye bakıyor herkes. (Ahlak Mektupları)
- . Korkunun nedeni bilgisizliktir. ... (Thyestes)
- "Kimse bir maskeyi uzun süre taşıyamaz, uydurma şeyler çabucak kendi doğalarına geri döner..." (Hoşgörü Üzerine - Ruh Dinginliği Üzerine)
- "Dertler hafifse konuşur, ağırsa susup kalır.." (Phaedra)
- “ Çarpık olan şeyleri, bir cetvelin olmadan asla düzeltemezsin..! “ (Ahlak Mektupları)
- Ne sayıları kalabalık diye kötülerden ol ne de sana benzemiyor diye birçoğuna düşman ol. (Gladyatör Kararını Arenada Verir)
- Bu hayat senin sefaletini ve esaretini kendiliğinden bitirmeyecektir. Yara bere içindeki başını bu boyunduruktan kurtar. Durmadan eğileceğine bir kerede kopsun daha iyi. (İşsizliğe Övgü)
- "Mutlak bir zorunluluğun doğurduğu cesaret en güçlü cesarettir." (Hoşgörü Üzerine - Ruh Dinginliği Üzerine)
- Bütün acılar ölümle birlikte yok olup giderler. (Teselliler)
- Kötü bir örnek olmadıkça büyük örnek de ortaya çıkmaz. (Tanrısal Öngörü)
- Öfke, zaman zaman karşılaştığı şeyleri kırıp parçalara ayırsa bile çoğunlukla kendi kendini yıkar.. (Öfke Üzerine)
- İnsan hazza üstün geldiği gün, acıya da üstün gelecektir. (Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine)
- Tutulmadıkça Güneş'in bile seyircisi yoktur, keza kimse, kararmadıkça Ay'ı seyreylemez. (Doğa Araştırmaları)
- "Kaderinden kaçamazsın; seni ablukaya alıyor ve nereye insen, heybetli görünümüyle seni izliyor." (Hoşgörü Üzerine - Ruh Dinginliği Üzerine)
- . İyi bir zihin bir krallığa sahiptir. ... (Thyestes)
- İnsanlar eskiden dostluk arardı; şimdi herkes av peşinde.. (İşsizliğe Övgü)
- Ölümden korkmak çılgınlıktır; çünkü insanlar belirli olanı beklerler, müphem olandan korkarlar. (Törel Mektuplar)
- Birisinin beyaz saçlarına ve kırışıklıklarına bakıp uzun yaşadığını düşünmenin alemi yok, o uzun yaşamadı, sadece uzun var oldu. (Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine)
- Bizi incitecek olanlara öfke duyduğumuz doğru, ancak onların amaçları zaten bizi incitmektir, can yakmaya niyetlenmiş kişi bu eyleme çoktan başlamıştır. (Öfke Üzerine)
- Hiç umudu olmayan, hiçbir şeyden umudunu kesmez. (Medea)
Yorumlar
0 yorum