Kitap Künyesi

Yazar: Dücane Cündioğlu

Yayın Evi: Kitabevi Yayınları

İSBN: 2880000103257

Sayfa Sayısı: 328

--reklam--

Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Mustafa Kemal Atatürk'ün son dileği, ezandan başka ibadetleri de Türkçe olarak yaptırmak ve Türk kafasını Arap kafası köleliğinden kurtarmaktı. Türk Ocağı'na gittiğimiz gün, Kur'an'ı Türkçe'ye çevirmek konusunu açmıştı. Orada bulunan Kazım Karabekir şöyle dedi:

- Kur'an-ı Azimüşşan Türkçe'ye çevrilemez, Paşa Hazretleri!

- Niçin çevrilemez efendim? Bu sözünüz, "Kur'an'ın manası yoktur!" demektir.

- Hayır efendim ama mesela "Elif-Lam-Mim". Ne diyeceğiz buna?

- Ne demektir 'Elif-Lam-Mim'?!

- Meçhul efendim.

- Öyle ise karşısına bir sıfır koyar, çevirmeye devam edersiniz.

FALİH RIFKI ATAY

--reklam--

Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi Alıntıları - Sözleri

  • Hâfız Ali Rıza Efendi ve şürekâsının hazır­ladığı dinde reform hareketinin tatbikine nasıl geçildi? Tabii mûmâ-ileyh bundan da bahsedeceklerdir. Biz şimdiden söyleyelim: Türkçe Kur'an diye Cemil Said'in o yalan yanlış, muharref tercümesi, bazı hanende hâfızlar tarafından camilerde okunmaya başlayınca, müslüman cemaat etraflarından dağılmaya başladı. Birkaç gün devam ettikten sonra, bu işin yürümesine imkân olmadığı görülerek vazgeçildi. Ancak ezanları Arapça okuyanlara üç ay hapis cezası hakkında Ceza Kanununa bir madde ilave edildiği için, camilerde ve minarelerde Allahu Ekber denilememektedir. Fakat şimdi demokrasi ilan olunduğu için din hürriyetine, vicdan hürriyetine münâfi olan ve antidemokratik kanunlarda bulunan bu maddenin de kaldırılması zaruri bir hal kesbetmiştir. Kaynak Eşref Edip - Dinde Reform Kahramanı
  • İlim alanında, fikre , mütalaaya hücum etmek, ne kadar lüzumlu ve faydalı bir iş ise, şahsa en küçük bir taarruz bile en abes bir harekettir . Büyük bir acze delâlet eder.
  • Kanunun tatbikinde o kadar titiz davranılıyordu ki mahkemeler , kararlarında Ezanı n okunduğu yerin mahiyetin i nazar-ı itibara bile almıyorlardı. Sözgelimi "cezaevinin herkesi n girebileceği bir yer olmadığı" yolundaki bir düşünceyle cezaevinde Arapça Ezan okuyan bir şahıs, 526. maddenin hükmünden hiçbir surette ayrı tutulmuyordu . Nitekim Yargıtay İkinci Ceza Dairesini n 27 Ocak 1949 tari h ve E. 708, K . 384 sayılı şu kararı, bu konuda gayet ilginç bir misâl teşkil etmektedir : Sanığın Arapça Ezan okumaktan hükümlü olarak cezasını çekmekte bulunduğu cezaevinde tutuklu ve hükümlülerden bir kısmı ile cemaat halinde namaz kıldıkları sırada birkaç defa Arapça Kamet okuduğu şehadete müsteniden mahkemece kabul edilmiş olduğu ve sanığın bu hareketi 526. maddenin son fıkrası ile âmmenin nizamına müteallik kabahatler meyanında yer almış bir suç teşkil ettiği halde cezaevi'nin herkesin girebileceği bir yer olmadığı yolunda kanunun istihdaf eylediği gayeye aykırı bir düşünce ile beraat kararı verilmesi yolsuzdur. 1 1 S. Özden Perinçek, Türk Ceza Kanunu ve Buna Aid Seçilmiş Temyiz Mahkemesi Kararları, sh. 548, Ankara 1953, 2. bas; [Bülent Dâver, Türkiye Cumhuriyetinde Lâyiklik, sh. 171, Ankara, 1955'den]
  • bugün yüz milyon Türk, Çerkeş , İranlı, Afganlı vesâire Kur'an-ı Kerimin ihtiva ettiği âyât-ı celile'nin mânâsını bilmiyor .
  • Mustafa Kemal Atatürk,sofradakilerden birine namazla ilgili suâller sorduktan sonra, nihayet sıra Kur'an'dan bazı âyetlere gelir. Bu sefer Atatürk, sofradakilere Yâsîn Sûresinden bazı âyetler sorup bunların tercümesini ister. Orada bulunanlardan bazısı tercümeyi yapabilirken,bazıları da yapamaz. Fakat netice itibariyle hiç kimse Atatürk'ü tatmin edemez. Bunun üzerine Atatürk ilk muhatabına şu suâli tevcih eder : — Peki demin sen, "âdeta Allah'l a karşı karşıya kalıyorum" dedin ; O'na kendi anlamadığın bir dille hitab ettin. Bu söylediklerinden sen birşey anlamadığın halde, Allah'ın mutlaka Arapça anladığına nasıl hükmettin? — Efendim , Kur'an-ı Kerim Arapça nâzil olmuştur da... — Evet ama, Kur'an-ı Kerim Arabistan'da, Arap milletine kendi diliyle hitab ediyordu. Sorarım size, Allah yalnız Arapların Allahı mıdır ? — Hayır efendim, Cenab-ı Hak , Rabb'ul-Âlemîn'dir ! — O halde... — ! ! !
  • "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir."
  • Elmalılı Hamdi Yazır ise, bu projenin hem çeviri, hem de tefsir kısmını deruhte etmek suretiyle üzerine düşen vazifeyi yerine getirmiş ve nitekim eser de 1935-1938 yılları arasında neşredilmiştir. Ancak Elmalı 'nın meydana getirdiği bu eserin bilhassa çeviri kısmı, beklenenin tam aksine çıkmıştır. Elmalılı'nın Türkçesini takdir yetkisi olanların da teyid edecekleri üzere, kendisinin çeviri kısmında kullandığı Türkçe ile, diğer kısımlarda kullandığı Türkçe birbirinden farklıdır ve bunun nedeni de Âkif'in gerekçesiyle aynıdır. Çünkü diğer yazılarında yok denecek kadar devrik cümle kullanan Elmalılı, bir yandan mânâyı fevkalâde özenle korumaya gayret ederken, diğer yandan çevirisinde mebzul miktarda devrik cümleler kurmuş, âdeta okuyuşu kolaylaştıracak unsurlara riâyet etmekten alabildiğine kaçınmıştır. Nitekim çevirisindeki söz dizimini ve sözcük seçimlerini tetkik edecek olanlar, bu teshirimizi teyid edecek bir neticeyle karşılaşacaklardır. (*Bu konudaki misâllere kolay ulaşabilmek bakımından bkz. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili: Kur'an-ı Kerim ve Meali, (Haz. Dücane Cündioğlu), İstanbul, 1993) Tefsir kısmına ve özellikle Tefsir'in o muhteşem mukaddimesine gelince, Elmalılı merhum, ilmî dirayetinin yanı sıra siyasî dirayetini de tebarüz ettirmekten aslâ çekinmemiş ve "Hâşâ Türkçe Kur'an!" şeklinde sarf ettiği bir ifadenin mukaddimeden çıkarılması istendiğinde, bu isteği kabul eder görünüp bilâhare daha ağırını yazmıştır: "Türkçe Kur'an mı var behey şaşkın!?" Elmalılı, a.g.e., 1/15, İstanbul, 1935
  • Tefsir kısmına ve özellikle Tefsir'in o muhteşem mukaddimesine gelince, Elmalılı merhum , ilmî dirayetinin yanısıra siyasî dirayetini de tebarüz ettirmekten aslâ çekinmemiş ve "Hâşâ Türkçe Kur'an!" şeklinde sarfettiği bir ifadenin mukaddimeden çıkarılması istendiğinde, bu isteği kabul eder görünüp bilâhare daha ağırını yazmıştır : "Türkçe Kur'an mı var behey şaşkın!?"
  • "Evkaf İdaresi, Türkçe Ezan işini dünden itibaren sıkı bir tâkibe tâbi tutmuştur. Müftülük de icab eden emirleri vermiştir. Türkçe Ezan okumayan müezzinlerin vazifelerine nihayet verilecektir." 1 1. Cumhuriyet, 9 Şubat 1933 Bursa hâdisesiyle ilgili tutuklananların sayısı artarken, diğer illerde Arapça Ezan okuduğu tesbit edilen müezzin ve imamlar da tek tek tutuklanmaya başlamıştı. 1 1. Bu tutuklamaların, Arapça Ezan okumayı yasaklayan hiçbir yasa olmadığı halde yapıldığına tekrar işaret edelim.
  • DİNÎ MESELELERDE ÖLÇÜLÜ KONUŞMAK Eşref Edib ...din derslerinin mekteplerden kaldırılmasından, bütün dinî müesseselerin kapılarına zincirler asılmasından, camilerde hıfz-ı Kur'an'la meşgul olanların cürm-i meşhûd ile suçlandırılmasından, lâiklik nikahına bürünerek müslümanların ibadetlerine (ezanlarına, tekbirlerine, Kur'an okumalarına) müdahale edilmesinden, din kitaplarında Kur'an Diliyle ve Kur'an Yazısıyla âyetlerin kaldırılmasından, Kur'an Lisanıyla 'Allah u Ekber ' diyenlerin üç ay hapse mahkûm edilmelerinden, Halkevlerine dinî eserlerin girmesi[nin ] yasak edilmesinden, dinin teâlî ve inkişafı için dinî cemiyetler kurulması[nın] menolunmasından memleket ne gibi faydalar gördü?
  • (Hafız Sadettin Kaynak) Kıyafet hususunda bir iradeleri olup olmadığını ["Hutbeye çıkarken sarık saracak mıyım?"] sordum: Atatürk: "Kat'iyyen sarık istemem. [Sarığı bırak!] İşte bu gece giymiş olduğun el­bise ile başı açık [benim gibi baş açık ve fraklı] olarak git. Ne diyeyim inkılâb yapılıyor, peki dedim.

--reklam--

Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Dinde reform adıyla yola çıkmış olan bu inkılâplar onca baskı ve zulme rağmen hamdolsun başarıya ulaşmamıştır. Milletimiz Din-i İslam'a sahip çıkmıştır. Kitap gerçekten tarafsız yazılmış. Piyasa da belki de tarafsız yazılan tek kitap diyebilirim. Kaynaklar direk bu olayları yaşamış kişilerin ağzından nakledilerek oluşturulmuş. Kitapta dikkat çeken iki hadise var. Birincisi Atatürk'ün kendisinin İbadetleri Türkçeleştirme Projesine karşı çıkan hafızları Dolmabahçe Sarayında gecelere de kadar aç susuz bırakmasıdır. Bunun bizzat şahidi saraya gelen diğer hafızların hatıralarıdır. Hatta Atatürk bile bizzat tecvidçi hafızları sevmediğini söylemiştir. Sözde din ve vicdan özgürlüğü var yersen! İkinci olarak Atatürk'ün laiklik adı altında İslam dininin sembollerine karışmasıdır. Bu yaptıkları kendi laiklik ilkesine aykırıdır. Bu inkılâplar için sözde Hakimiyet Milletindir davasıyla ortaya çıkan Atatürk ve partisi, bu inkılâpları yaparken halka sormaya bile tenezzül etmemiştir. 70 yıla yakındır niye iktidar olamıyorlar sorusunun cevabı burada saklıdır. İbadetleri Türkçeleştirme Projesi başarıya ulaşmamıştır. Bu işe yandaşlık yapan hafızlar ile Mahkeme-i Kübra görüşeceğiz. Zalimler için yaşasın cehennem! (• Muhayyîr •)

Tek kelime ile mükemmel bir çalışma. Kitabın başında niyet belli ediliyor. Belki tarafsız olmayız ama dürüst olmak görevimiz diyor yazar. Ve gerçekten dürüst bir eser ortaya koymuş. Türkçe Kuran, Türkçe Ezan ve Hutbelerin Türkçeleştirilmesinin yanı sıra ibadettin Türkçe yapılabilmesi çabasını din meselesinden daha çok dil meselesi olarak görmüş Atatürk. Altında farklı niyetler olduğu iddia edilse de hem uygulama aşamasında hem de bugün itibariyle gelinen noktada ne kadar önemli bir inkilap yapıldığının farkına varmamak elde değil. Dücane Cündioğlu'nun eline sağlık demekten başka bir şey düşmüyor bize. Tabi bir de, ruhun şad olsun Mustafa Kemal Atatürk... (Ender Bıyıklı)

Aman Allah'ım!! İçinden çıkamadım kronolojinin.. Nasıl bu kadar İnce ince tarih dokur bir yazar. 1932 Ramazan ayının hemen hemen her zamanında yaşanmış olan olayları büyük bir titizlikle kaleme almış Dücane. Şaşırdım mı? Tabi ki hayır. Okumuş olduğum diğer teolojik eserlerinde de durum aynı; titizlikle kronoloji... Ana konu Atatürk ve Kur'an diyebilirim kitapta. Atatürk'ün,kimi yerlerde, Kur'an ile ilgili dile getirmek istediğim cümlelerine, kimi yerlerde, Kur'an, Kur'an dili ve Kur'an-ı dile getirenleri küçümseyici cümlelerine rastladım. Sonuna kadar kendisine katıldığım bir örneği verecek olursam: Mustafa Kemal Atatürk,sofradakilerden birine namazla ilgili suâller sorduktan sonra, nihayet sıra Kur'an'dan bazı âyetlere gelir. Bu sefer Atatürk, sofradakilere Yâsîn Sûresinden bazı âyetler sorup bunların  tercümesini ister. Orada bulunanlardan bazısı tercümeyi yapabilirken,bazıları da yapamaz. Fakat netice itibariyle hiç kimse Atatürk'ü tatmin  edemez. Bunun üzerine Atatürk ilk muhatabına şu suâli tevcih eder :  — Peki demin sen, "âdeta Allah'la karşı karşıya kalıyorum" dedin ; O'na kendi anlamadığın bir dille hitab ettin. Bu söylediklerinden sen birşey anlamadığın halde, Allah'ın mutlaka Arapça anladığına nasıl hükmettin?  — Efendim , Kur'an-ı Kerim Arapça nâzil olmuştur da...  — Evet ama, Kur'an-ı Kerim Arabistan'da, Arap milletine kendi diliyle hitab ediyordu. Sorarım size, Allah yalnız Arapların Allahı mıdır ?  — Hayır efendim, Cenab-ı Hak , Rabb'ul-Âlemîn'dir !  — O halde...  — ! ! ! İşte burada Atatürk, Kur'an'in evrenselliğine değiniyor. Ancak, Hafızlar hakkındaki görüşü "ancak kal kale yaparlar" demesini, ulemayı küçük düşürmesini hiç doğru bulmadım! 'Turkce Kur'an' a karşı çıktıkları için de, 1932 Ramazan ayında ulemayı sarayın alt katında rehin gibi tutup iftar verilmemesini, son derece zalimce buldum. Bir çok ezberimi bozdu bu kitap. Bunlardan bir tanesi laiklik ilkesinin sadece sözde kalmış olmasıdır. Zira, Atatürk, devletin yöneticisidir. Bizzat Kur'an ve dini güncellemek istemesi laiklik ilkesinin sadece sözde kalmış olduğuna tek delildir. Son olarak da, Kur'an ve Kur'an in anlamına muhatab olan herkesin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum.. Keyifli okumalar :) (GONCA)

--reklam--

Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Dücane Cündioğlu - Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Dücane Cündioğlu Kimdir?

1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.

--reklam--

Dücane Cündioğlu Kitapları - Eserleri

  • Hz. İnsan
  • Göz İzi
  • Ölümün Dört Rengi
  • Cenab-ı Aşk
  • Motto
  • Düşünce Düşlenir
  • Daire'ye Dair
  • Hakikat ve Hurafe
  • Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı
  • Sanat ve Felsefe
  • Sinema ve Felsefe
  • Mimarlık ve Felsefe
  • Akif'e Dair
  • Söz'ün Özü
  • Keşf-i Kadim
  • Anlamın Buharlaşması Ve Kur'an
  • Felsefenin Türkçesi
  • Anlam'ın Tarihi
  • Kur'an Çevirilerinin Dünyası
  • Bir Mabed Bekçisi
  • Arasokakların Tarihi
  • Philo Sophia Loren
  • Bir Mabed Savaşçısı
  • Başörtü Risalesi
  • Bir Kur'an Şairi
  • Bir Mabed İşçisi
  • Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset
  • Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi
  • Mehmet Akif'in Kur'an Tercümeleri
  • Kur'an ve Dil'e Dair
  • Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet
  • Tarih ve Siyaset'e Dair
  • Bir Mabed İşçisi
  • Bir Mabed Bekçisi
  • Bir Mabed Savaşçısı

--reklam--

Dücane Cündioğlu Alıntıları - Sözleri

  • Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…) (Bir Mabed Bekçisi)
  • -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç” (Bir Mabed Bekçisi)
  • Bil ki Kur’an, Arap Dili ve Arap Dili’nin üslub ve belâğatıyla nazil olmuştur. O nazil olduğunda Arapların hepsi Kur’an’ı anlıyorlardı ve onun bütün ayrı ayrı kelime ve terkiblerindeki mânâları biliyorlardı. Kur’an, tevhid’i ve dinî vecibeleri hâdiselere uygun olarak beyan etmek maksadıyla cümle cümle, ayet ayet inzâl ediliyordu...(İbn Haldun, 438) (Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı)
  • Eller karıncalanmış. Karıncalar kanlanmış. Kabalar kalabalıklaşmış. Kalabalıklar kabalaşmış... (Hakikat ve Hurafe)
  • Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz… (Bir Mabed Bekçisi)
  • "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir." (Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi)
  • Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır. (Philo Sophia Loren)
  • Dindar bilinç düşünmeyi bilmez, gücünün de zaaflarının da kökeni budur: düşünmemek, sadece inanmak. (Söz'ün Özü)
  • Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar... (Keşf-i Kadim)
  • Sizin anlayacağınız, aşılacak çok tepe var ve fakat henüz talib yok! (Kur'an Çevirilerinin Dünyası)
  • ' daha insancıl, daha adil bir düzen istedim. Direndim, insanları daha mutlu görebilmek için. Yaşam da bu değil mi zaten ? Ben de yaşadım insan gibi. ' (Arasokakların Tarihi)
  • Sanatın en başından itibaren yasayla, düzenle, genel ahlakla, hatta toplumla başının belada olmasının en temel nedeni bu serazadlığı değilse nedir? (Sanat ve Felsefe)
  • Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın. (Cenab-ı Aşk)
  • Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz. (Ölümün Dört Rengi)
  • Hakikatte ise sevgi elbette yaşamın özüdür... (Sinema ve Felsefe)
  • “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den (Bir Mabed Bekçisi)
  • Şiirin arkasında kalmak başka, şiirin arkasına saklanmak daha başka. (Akif'e Dair)
  • ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş... (Daire'ye Dair)
  • Yoksula, yetime, esire seve seve yedirirler; "Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, o suratsız kara günde Rabbimizin azabından korkarız" derler (İnsan: 8- 1 0) (Söz'ün Özü)
  • İnsan insanı insanda tanır. (Hz. İnsan)