Kitap Künyesi
Yazar: Aziz Nesin
Yayın Evi: Nesin Yayıncılık
İSBN: 9786055794064
Sayfa Sayısı: 351
Türkiye Şarkısı Nazım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Moskova'ya gidişimde Nazım Hikmet'in evine de uğruyorum. Bu beşinci kez Nazım'ın evindeyken daha bir acılıyım. Duvarlardaki tanıdığım tablolara, her zaman uzandığı, yattığı, son olarak da ölüsünün konulduğu divana, bu divanın yanında duran Vera'nın büstüne, Nazım'ın parmaklarının değip dokunduğu bunca eşyaya bakarken düşünüyorum: Şu anda ben Nazım'ın öldüğü yaştayım!
Vera Hikmet bana bu kez her zamankinden daha başka bişeyler anlatmaya çalışıyor, ama anlatacaklarına uzun girişler, önsözler yapıyor, bitürlü öz konuya giremiyordu. Anlıyordum onu, ağlamadan anlatabilmek için sözü döndürüp dolaştırıyordu. Bibakıma anlatmak istediği konudan korkuyor, kaçıyordu.
3 Haziran 1963'te Nazım Hikmet 61 yaşında öldüğünde Vera 31 yaşındaydı, şimdiyse 44...
Türkiye Şarkısı Nazım Alıntıları - Sözleri
- Nazım şiir yazmadı, şiir konuştu; onun için çok şiir verdi bize. Bu verimliliği, çağımızın şairi olduğunun kanıtıdır. Onun sanatının bütününü gözden uzak tutarak, sayısı bilinmeyen şiirlerinden ellerine geçen herhangi biri üstünde durup eleştirmeye kalkanlar hep yanlış yargılara vardılar, yanıldılar. (...) İşte mektubumu bitirdim; kaldığım, bıraktığım yerden oyunumu yazmayı sürdüreceğim, hiçbir şey olmamış, Nazım ölmemiş gibi...
- Cezaevinde yatmamış olanlar, cezaevi yaşamının ayrı bir yasa içinde aktığını bilmezler. Geceleyin yatağımızda en çok bir saat uyuyamadıysak, içtenlikle, bütün gece uyuyamadığımızı söyleriz. Çünkü gecenin bir saati bize gündüzün, beş-altı saati denli uzun gelir. Geceletin, bir küçük tıkırtıyla uyandıksa, büyük bir gürültü olduğunu sanırız. Çünkü gecelerin ölçüsü abartılmış başka bir ölçüdür. Gecelerin korkusu da büyüktür. Geceleri, yalnızlıklar da, ağrılar da büyür. Kısacası, gecenin yasası ayrıdır.
- Yurda özlem ,mutluluğa özlem ,yarına özlem ,geleceğe özlem...Yanlız özlem değil ,Nazım hem özlem hem umut şarkısıdır.
- Bakmasını bilemezsen ağaç bile dikme.
- Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
- "Konuşma sırasında sözde sempati gösterisinde bulunmak için densizlik ederek, - Üstat, der, sizi öldürselerdi bile Türkiye'den kaçmayacaktınız. Nazım bunu söyleyenin yüzünü acı bir gülümseyişle bakarak, - Siz hayatınızda kaç kere öldünüz? diye sorar."
- Sanatçıların yaşamlarının gizli yanları niçin yazılır, niçin açıklanır? Hatta kimi sanatçılar bunu kendileri yazıp açıklamışlardır, anılarında, günlüklerinde. Niçin? Çünkü, anlaşılmak istiyorlardır. Bu ayrıntılı gerçekler bilinmedikçe, sanatçının yapıtları gereğince anlaşılamaz, doğru yorumlanamaz da ondan...
- Büyük sanatçıların, ölümlerinden sonra da yaşamaları işte budur. Ölürler her ölümlü gibi, ama ölümlerinden sonra insanlarla ilişkileri sürer, mektuplar alır, kendilerinden söz ettirirler.
- Tarihin büyük kişileriyle, büyük sanatçılarla birlikte olmanın, yaşamın bir bölümünü onlarla bölüşmenin, onlarla birarada yaşamanın onuru, övüncü, kıvancı olduğu gibi, bu onurun o kişiye yükümlediği bitakım zorunlu sorunlar, görevler de vardır. Büyük bir bilimci ya da sanatçıya değgin anılarını, ellerinden geldiğince gerçekçi bir biçimde anlatarak, yazarak bu görevlerini yapmalıdırlar. Giderek, bu anıları yazıp anlatmamak, yaşamı bölüştükleri kişinin ya büyüklüğünün bilincinde olmamak ya da onur kazandıkları bir durumun sorumundan kaçmak diye yorumlanabilir. Bu anıları bir belge olarak yazmak, ya da yazacak birine anlatmak, herkesten önce Nazım'a eşlik etmiş olan kadınlara düşer.
- Hayranlık duyduğumuz insanlar, gönlümüzden geçirdiğimiz gibi, kendi isteğimize göre yaşasınlar istiyoruz. Onlar için uğradığımız düş kırıklığı da bundan oluyor. Oysa onlar için gönlümüzden geçirdiğimiz yaşamı, elimizden gelirse kendimiz de öyle yaşamıyoruz.
- -Babana saygı duy, şimdiden duy... Nasıl olsa günü gelince duyacaksın. Hem de sev babanı! Babana karşı çıkmakla, üstünde çok durduğun kişilik denen şeyi kazanamazsın. Babana karşı olmakla bir şey olamazsın.
- "Ben babamdan ileri, doğacak oğlumdan geriyim" Memo, sen doğdun, büyüdün, yükseklerden aşağıdakilere haykırdın: -Benim babam dünyanın en büyük şairi...
- RUBAİ Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin. Nazım Hikmet 1947
- "Toplumculuğumun kaynağı, Nâzım'ın şiirleridir. Benim gibi daha pekçok insanın bu duygusal kaynaktan etkilendiği kesindir. [...] Ben onu usta bellemişimdir, hoca bilmişimdir. Onu kendime büyük öğretmen seçmişimdir. Ve buyüzden kendimi Nâzım'a hep borçlu duymuşumdur."
- Babayef de biliyordu, Nazım,geceleyin,uykudayken öleceğinden korkardı.Geceyarılarından sonra korkuları artar,bir türlü uyumak istemezdi. Bunu biz de bilmekteyiz.Bu korku Nazım’da daha önceleri de vardı.Nazım yalnız kalmak istemezdi.Cezaevi koğuşlarında yalnız kalabilmek bir mutlulukken Nazım hiç yalnız kalmak istememiş,hep odasında bir arkadaşı olsun istemiştir.
Türkiye Şarkısı Nazım İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlk defa bu kadar ağır ve uzun bir eleştiri yapacağım. İlk defa da bir kitaba bu kadar düşük bir puan vereceğim. Kitap bir seneden fazla bir süredir okunmak için kitaplığımda bekliyor. Ben de sonunda hakkında fazla bir şey bilmediğim ama ölesiye merak ettiğim Nazım Hikmet hakkında güzel bir biyografi okuyacağım dedim kendi kendime. Üstelik yazarı da Aziz Nesin gibi kalemi çok güçlü bir adamdı. Müthiş hayal kırıklığına uğradım. Gazetede çıkan bir yazı dizisi olarak tasarlanmış ve ardından bu yazı dizisi kitaplaştırılmış. Yazar, kitabın içinde biyografi yazmadığını söylüyor ve güya bu kitabın ileride Nazım Hikmet biyografisi yazacak olanlara kaynak oluşturacağını söylüyor. Ne Nazım Hikmet'in şiirlerini, ne uğruna mücadele ettiklerini ne de tam olarak hayatını anlatmış. Hayır, bu kitapta sadece Nazım Hikmet'in hayatından geçen kadınlar anlatılmış. Onlar da fazlasıyla yüzeysel olarak, şöyle bir arkadaşa bakıp çıkıyorlar sanki. Nazım'ın özel hayatından sıkça bahsediliyor. Suyu sevmediğinden tutun da aşkı Münevver'in hapishanede ziyaretine gelmediği için açlık grevine girdiğine kadar birçok dayanaksız ve belgesiz iddiada bulunuyor, sadece bazı tanıkların ifadelerinden yola çıkıyor. Yazı dizisinin sonunda bu yazılanlar hakkında Nazım'ı yakından tanıyanlara ne düşündükleri sorulmuş ve bunlar da hem gazetede hem kitabın sonunda yazılmış. Onların yazdıklarıyla da birçok iddia kanıtlı ve belgeli olarak çürütülüyor. Asıl sevmememin sebebi yazıların çok özensiz olarak hazırlanmış olması. Aziz Nesin'den beklenmeyecek kadar vasat metinler var ortada. Düzenli olarak aynı şeyler tekrarlanıyor. Yazıların çoğu alelacele hazırlanmış, düzensiz notlardan oluşuyor. Sürekli ileride bir şeyleri açıklayacağını söylüyor ama açıklayamadan kitap bitiyor. Bunda yazarın gözlerinden hastalanması ve yazı dizisinin yarım kalmasının da payı var zannımca. Çok boş detaylara giriyor. Nazım Hikmet'in şiirindeki bir dizesinin ne şekilde yazılıp yazılmadığının izahını onlarca sayfada, bazı kişilerden bu konuda aldığı mektupları da yayınlayarak yapmaya çalışıyor. Böylece konuşulacak, anlatılacak o kadar çok konu varken edebiyatın da ne kadar boş muhabbetlere gebe olduğunu bizlere gösteriyor. Bu sayfalar bana Aziz Nesin'in "Şermendi Ne Zaman Doğdu" hikayesini hatırlattı. Bu adam hikaye yazmaya devam etmeli. Nazım Hikmet hakkında anlatılacak o kadar çok şey varken bu kadar az şey anlatabilmek ender görülen bir başarısızlık örneği. (Yasin YALÇIN)
Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.
Aziz Nesin Kitapları - Eserleri
- Zübük
- Şimdiki Çocuklar Harika
- Ölmüş Eşek
- Nazik Alet
- Gözüne Gözlük
- Biz Adam Olmayız
- Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
- Yol
- Yokuşun Başı
- Yokuş Yukarı
- Sizin Memlekette Eşek Yok mu
- Tatlı Betüş
- İt Kuyruğu
- Koltuk
- Toros Canavarı
- Pırtlatan Bal
- Geriye Kalan
- Memleketin Birinde
- Havadan Sudan
- Gıdıgıdı
- Aferin
- Surname
- Merhaba
- Az Gittik Uz Gittik
- Ben de Çocuktum
- Yüz Liraya Bir Deli
- Yedek Parça
- Aşkım Dinimdir
- Sivas Acısı
- Fil Hamdi
- Zübüklüğün Sonu Yok
- Adamı Zorla Deli Ederler
- Anıtı Dikilen Sinek
- Kördöğüşü
- Bir Sürgünün Anıları
- İstanbul'un Halleri
- Yurt Gezileri
- İhtilali Nasıl Yaptık
- Hayvan Deyip de Geçme
- Deliler Boşandı
- Şehirden İndim Köye
- Memurlar Memurlar
- Gerçeğin Masalı
- Bay Düdük
- Hoptirinam
- Gol Kralı
- Bu Yurdu Bize Verenler
- Mahmut ile Nigar
- Ah Biz Ödlek Aydınlar
- İnsanlar Uyanıyor
- Tek Yol
- Leyla ile Mecnun
- Gözünüz Aydın Efendim
- Bir Tutam Aydınlık
- Nutuk Makinesi
- Hangi Parti Kazanacak
- Ah Biz Eşekler
- Yeşil Renkli Namus Gazı
- İnsanlar Konuşa Konuşa
- Büyük Grev
- Benim Delilerim
- Nah Kalkınırız
- Poliste
- Damda Deli Var
- Şimdi Avrupa
- Sosyalizm Geliyor Savulun
- Rüyalarım Ziyan Olmasın
- Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
- Okuma Güncesi
- En Masumlar İçerde
- Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
- Mahallenin Kısmeti
- Yetmiş Yaşım Merhaba
- Bütün Oyunları - 1
- Bütün Oyunları 2
- Halimiz Hal Değil
- Borçlu Olduklarımız
- Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
- Aziz Nesin'den Sıra Dışı
- % Kaç Aptalız
- Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
- Aşk Şiirleri
- Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim
- Çuvala Doldurulmuş Kediler
- Kalem Yapın Beni Kalem!...
- Eğitim Üstüne
- Batı'ya Giden Yoldayız
- Bir Koltuk Nasıl Devrilir
- Vatan Sağolsun
- Seyyahatname
- Türkiye Şarkısı Nazım
- Okuduğum Kitaplar
- Korkudan Korkmak
- Salkım Salkım Asılacak Adamlar
- Üçü Birden
- Bütün Şiirleri 1
- Kazan Töreni
- Bütün Şiirleri 2
- Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
- Hayvanlar Takımı
- Maçinli Kız İçin Ev
- Sondan Başa
- Sora Sora Cennet Bulunur
- Uyusana Tosunum
- Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
- Hazret-i Dangalak
- Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
- Mum Hala 1
- Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
- Sanat Yazıları
- Gülmekten Öldüren Öyküler-1
- Gülmekten Öldüren Öyküler 2
- Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
- Mum Hala 2
- Soruşturmada
- Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
- Herkesin İşi Gücü Var
- Suçlanan ve Aklanan Yazılar
- Arkadaşım Badem Ağacı
- Bir Dokun Bin Dinle
- Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
- Unutulmayan Rüyalar
- Bekârlık Sultanlıktır
- Irak ve Mısır
- Taşlamalar
- Çocuklara En Güzel Masallar
- Aziz Dede'den Masallar
- Nasrettin Hoca Gülütler
- Okullar İçin Kısa Oyunlar
- Sporcu Milletiz Vesselam
- Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
- Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük
- Bayan Aynur ile Bay Buyur
- Bilmem Ne Adası
- Bir Vicdan Davası
- Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
- Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
- Aşk Öyküleri
- Aydınlar Üstüne
- Büyüklere Masallar 1
- Büyüklere Masallar 2
- Türkiye Toplumu ve Demokrasi
- Bütün Oyunları - 3
- Bütün Oyunları 4
- Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
- Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları
- Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
- Tut Elimden Rovni
- Erkek Sabahat
- Çiçu
- Hadi Öldürsene Canikom
- Dört Kitap Tek Ciltte
- Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1
- Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
- Azizname
- Saçkıran
- Gübre Kralı
- Şiirin Tam Zamanıdır
- Biraz Gelir misiniz?
- Bir Aşk Var Bir De Ölüm
- Hoşça Kalın
- Bişey Yap Met
- Qum Qalalar
- Hekayələr
- Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
- Gülmece Öyküleri 9
- Bizim Memleket
- Gülmece Öyküleri 5
- Gülmece Öyküleri 2
- Memleketin Birinde - Hoptirinam
- Deniz Aslanı
- Baba Mirası
- Berber Nonoş
- Gülmece Öyküleri 3
- Üç Kitap Birarada
- Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
- Gülmece Öyküleri 8
- Aziz Nesin Bütün Kitapları
- Kendini Yakalamak
- Boyalı Tilki Masalı
- İstanbul'dan Ne Haber
- Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
- Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
- Seçilmiş Satırlar
- Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
- Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
- Sosyalizm Geliyor Savulun
Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri
- İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
- Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
- Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
- Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
- Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
- Ayağını sıcak tut, başını serin, Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)
- Önce bir sayımdöküm yapmalıyım Neleri götüreceğim Geri dönüp alamam Kendimden hiç bırakmamalıyım geride Gölgemi de gölgesizliğimi de Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım Benimle olmalı üzünçlerim acılarım Utançlarım gözyaşlarım Söyletilmeyen şarkılarım Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük Zaman zaman kurnazlıklarım Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam En değerli varlıklarım Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım Ne kalır benden geriye Hiç O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
- Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
- Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
- "Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır. Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.' ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
- Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi? Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk? Olmaz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bilirim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim. Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim? Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
- Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
- "Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur. Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..." | (Ah Biz Eşekler)
- Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar, — Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar? — Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!.. — Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar? — Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle... — Sizde demokrasi var mı? — Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
- İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
- Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
- "Ben ölmüşüm baba, neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
- “İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
- Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
- İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)
Yorumlar
0 yorum