Kitap Künyesi
Yazar: Aziz Nesin
Yayın Evi: İstanbul Matbaası
İSBN: ---
Sayfa Sayısı: 78
Tut Elimden Rovni Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1970 yılında Aziz Nesin tarafından kaleme alınan ''Tut Elimden Rovni''; akrobat bir çiftin evliliğini konu alır. Nesin; Mela ve Rovni'den yola çıkarak tüm ikili ilişkileri ''denge'' unsuru ile birer cambaza benzetir. Mela ve Rovni ayrılacaklar mı? Yoksa barışıp birlikte mi kalacaklar? Bundan sonra ne olacak?
Tut Elimden Rovni Alıntıları - Sözleri
- ROVNİ'nin iç sesi --- Üstünde durduğum dünyayı sırtıma yüklemişler sanki.
- Benim için tasarlamakla yapmak arasında ayrım yok da ondan. Yalnız yüreksizler tasarladıklarını yapamazlar. İhanetler de öyle, ha düşünmüşsün, ha yapmışsın… Düşündüklerini gerçekleştirebilenler, yani ihanet edenler, hiç olmazsa yürekli insanlar…
- Haberimiz olmadan, kendiliğinden olan bi şey mutluluk . . . Uyku gelmesi gibi, güneş ışınları, ılıklık, yağmur sonrası ferahlığı ya da esinti gibi . . .
- ROVNİ --- Korkularını yenmek için böyle bağırıyorlar. Hani geceleyin bir karanlık yerden geçen insan korkusunu yenmek için türkü söyler ya... Bunlar da hiçliklerini unutmak, var olduklarını kendi kendilerine duyurmak için bağırıyorlar.
- ROVNİ --- Trenlerin, vapurların olduğu gibi, bence, insan yaşamının da bir tarifesi var. Ama kendi tarifemizi bilmediğimizden son istasyona varmak için acele ediyoruz.
- ROVNİ --- Yorulmadan, kendiliğinden elde ettiğin senin olmaz ki...
- Ne yararı var acı anıları, eski günleri anmanın?
- MELA --- Bütün karıkocalar bir denge kurmaya çalışıyorlar farkına varmadan da ondan bana öyle geldi, hepsi de canbazmış gibi... Denge kurabilenler birlikte yaşayabiliyorlar. Çünkü, iki kişinin denge kurabilmesi demek, birbirlerine gereksiniyorlar demektir. Tıpkı tel üstünde olduğu gibi... Biri düşse, öbürünün de dengesi bozulur.
- ROVNİ --- Eğer karıkocalık, kendi yalnızlıklarıyla arkadaş olamayanların ayrı cinsten biririne gereksinmesiyse, bu yanlış... Çünkü değerini bilmedikleri yalnızlıklarını nasıl olsa özleyecekler bir gün...
- MELA --- İstiyorsun, hep istiyorsun. Ama ne istediğini bildiğin yok. O ne olduğunu bilmeden istediğin şeyi versem sana, sen daha başka bir şeyler istersin, sonra daha başka şeyler...
- Çocukmuş!.. Oysa... Bizler her gün yeniden kendi kendimizi yaratmak zorundayız.
- ROVNİ --- Her anımda, sanki sahnede güçlü adam rolüne çıkmışım gibi, rol yapmaktan, dimdik durmaktan, kendi kendim olamamaktan yorgunum.
- Yanılgılarımla, eksiklerimle, suçlarımla, güçsüzlüğümle, yani olduğum gibi görünmek, nasılsam öyle yaşamak istiyorum. Bırakın beni kendime!
- ROVNİ --- Hep böyle oluyor... Aynı kelimeleri kullanıyoruz ama başka dillerden konuşuyoruz.
- Sıçramak isteyen hız almak için geriye gider biraz.
Tut Elimden Rovni İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitap üzerine söz alıp birkaç şey yazmak istiyordum ama bu ancak uzun bir yazının konusu olabilir. Okuyup bitirince bunu daha iyi anladım. Bu yapıta ilişkin yapılan değerlendirmeler aksi halde pek bir şey açıklayamayacak sığ ve yüzeysel kalacaktır. Çok boyutlu ele almak gerekiyor. Yani ilişkilerin kendi mantığı içerisinden yola çıkılarak yapılan değerlendirmeler eksik kalacaktır. Gerçek mutluluk nedir? İnsan gerçek anlamda nasıl mutlu olabilir? Hayatın pek çok alandaki olumsuzluklarından tümüyle bireyler mi sorumludur? Vs. Bu ve benzeri pek çok soru sorulmalı, cevaplar üretilmelidir. Yazar yalnızca bu ve benzeri soruları sormaya teşvik etmiştir, kanımca. Kitabın sonundaki 'Bu Oyunun Rejisör Ve Oyuncularıyla Söyleşi' adlı bölümü hikayenin ne anlattığı üzerine ipuçları vermekle birlikte asıl kararı okuyucuya bırakmıştır. Dram ağırlıklı olmasına rağmen hiciv ve mizah unsurları da yapıtı tamamlayan öğeler arasındadır. Keyifle okuduğumu söyleyebilirim, tavsiye ederim. (Selim)
Türk yazınının mizah alanında piri,Madımak'ın cehennem olduğu odada parlayan yıldızı ateşi söndüren aydın,softaların "aşağılık,dinsiz,vatansız"şeytan rehberi,aydınların,sol fraksiyonun göz nuru! Bu tanımlamalarım epey uzar.Aziz Nesin'e başka sohbetlerimizde ek bir başlık açıp değinirim.Sizlerle bu harikulade tiyatro eseri hakkında konuşmak istiyorum.Özellikle incelememi titizlikle sürdürmemin yegane sebebi eserin beni ziyadesiyle etkilemiş olmasıdır.İçimde hasıl olan duygu; merak,okudukça bitmemesi için duyduğum ümit,sosyolojik gözlem yetisi vs.Keyifle okudum.İyi ki okudum. Nedir kitabımızın konusu?Detaylar verip kitabımızın muhtevasının ve emeğinin tadını kaçırmak istemem.Dikkatle yorumlayayım.Gerisini sizin anlayış yetinize bırakayım; Tut Elimden Rovni, aynı evi paylaşan ama birbirlerine yabancılaşmaya yüz tutmuş bir çiftin hikâyesidir. Uzun süren evlilik yıllarına rağmen, aralarında gerçek bir iletişim kurmayı başaramayan Melâ ve Rovni çifti için yalnızlık, artık kaçınılmaz bir son olarak ortaya çıkar. Oyunda yalnızlık, iki farklı cinsin ortak sorunu olarak görünse de, insana özgü temel bir sorundur. Özellikle günümüz modern yaşamında insanların farkında olmadan birbirlerinden uzaklaştıkları hatta yabancılaştıkları bir ortamda iletişimsizlik ve bunun sonucu olarak yalnızlık kendini acımasızca hissettirmektedir. Aziz Nesin, Melâ ve Rovni‟nin bireysel yalnızlık sorunundan yola çıkarak, aslında evrensel bir soruna işaret ediyor. Her ne kadar, oyunda yalnızlığı, karıkoca arasındaki iletişimsizliğe, güvensizliğe, kuşkulara, büyük başarıları arzulatan hırslara bağlasak da, Nesin bir noktada yalnızlığın insana özgü olduğunu, insanların bundan kurtulmak için birbirlerine ihtiyacı olduğunu ve birbirlerine sıkı tutunmaları gerektiğini vurgulamak ister. Kitap içinde çok beğendiğim alıntılara da değinmek istiyorum.Aksi taktirde incelemem aslına ulaşmaz: "Alkışlarından doğan suçluluklarını bize ödetecekler. Bu nasıl bir duygu, biliyor musun? Hani işlek bir yoldan bir küçük çocuk karşıdan karşıya geçecektir de tam o sırada son hızla gelen bir araba ... Çocuğa çarpacak . . . (Kulak tırmalayıcı, iç gıcıklayıcı, çok keskin ve uzun firen sesi duyulur. Rovni anlattıklarını yaşayarak ve kendine uygulayarak konuşur) Acı bir firen ... yolcuların çığlıkları duyulur. O güzel yavrunun tekerlekler altında sürüklenerek parçalanışını görmemek için ellerimizle yüzümüzü kaparız. Ama ... ( Gülümser) içimizin en derin bir yerinde de, kendimize bile hiçbir zaman itiraf edemiyeceğimiz bir gizli istek vardır: Çocuğun nasıl ezilip parçalandığını bütün ayrıntılarıyla seyretmek. Onun için yüzümüzü kapadığımız parmaklarımızın arasından, kendimizden bile gizliyerek, çocuğun ezilişini gözetleriz. Seyircilerimiz de, biz gösteri yaparken yere düşünce, çığlıklar atarak ellerini yüzlerine kapayacaklar sonra da, parmaklarının arasından, göllenen kanlarımız içinde nasıl çırpınarak canverdiğimizi gözetliyecekler; sonra da o korkunç olayı yana yakıla başkalarına anlatacaklar. İşte buyüzden, alkışlara yenilmemek için kendimizi durmadan yenilememiz, aşmamız gerekiyor." İnsanlara yönelik; ne denli müthiş gözlem gücü ve saptama yetisine sahip aydınlardan olduğu anlaşılır Aziz Nesin'in harikulade alıntısı üzerinden. Peki şu tirad nasıl? "Ama gerçekte onlar alkışlamıyor beni, ben onlara kendimi alkışlatıyorum. Kendimi alkışlatmak zorundayım; çünkü bu alkış durunca beni parçalıyacaklar ... Parçalanmamak için kendi canavarlarıma kendimi alkışiatmak zorundayım. Benim neden hep böyle alkışianmak istediğimi anlamıyorsunuz. Bunu, doyumsuz bir tutku, sonsuz bir bencillik sanıyorsunuz. Oysa değil öyle ... Kendimi savunuyorum. Canımı korumak için, kendimi hep alkışiatacak güçte tutmak zorundayım. Seyircilerimin maskelerinin altındaki gerçek suratlarını görüyorum: Aç kurtlar. .. Hepsi de, hepiniz de ... Maskelerin altından kurt hırıltılarını, ateşli kurt solunumlarını duyuyorum; alevii kurt gözlerini, kama parıltısındaki dişlerini görüyorum; beni paralamaya hazırlanan ağızlarından sızan sıcak salyalan görüyorum.Alkışlayan elleri değil, pençeleri; pençelerinin yanıp sönen yalazlı tırnaklarını görüyorum. Bir sezseler yorgunluğumu, bitkinliğimi, hep birden saldırıp üstüme beni paramparça edecekler. Yanılıp da kendimi bir bıraksam, koyversem, başım şöyle bir düşse önüme, hele bir kollarım gevşeyip sarksa, gözlerim bir kapansa uykudan, bir sürçse ayağım da tökezlesem, işte o zaman azönce ((Bravool» diye bağıranlar, maskelerini yüzlerinden sıyırıp üstüme çullanacaklar sürü sürü, beni bitirmek, ezmek, parçalamak için ... işte bunun için her zaman dik-diri durmak, her yerde tetikte bulunmak zorundayım. Ne korkunç durum benimkisi ..." Çok uzun incelemelerden biri olmasını isterken bir yandan da sizleri bu değerli ve yetkin esere yönelik sıkmak,boğmak,darlamak istemiyorum. Tek temennim;umarım bir an evvel bu kitabı edinir ve okursunuz. (Furkan Güreci)
Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.
Aziz Nesin Kitapları - Eserleri
- Zübük
- Şimdiki Çocuklar Harika
- Ölmüş Eşek
- Nazik Alet
- Gözüne Gözlük
- Biz Adam Olmayız
- Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
- Yol
- Yokuşun Başı
- Yokuş Yukarı
- Sizin Memlekette Eşek Yok mu
- Tatlı Betüş
- İt Kuyruğu
- Koltuk
- Toros Canavarı
- Pırtlatan Bal
- Geriye Kalan
- Memleketin Birinde
- Havadan Sudan
- Gıdıgıdı
- Aferin
- Surname
- Merhaba
- Az Gittik Uz Gittik
- Ben de Çocuktum
- Yüz Liraya Bir Deli
- Yedek Parça
- Aşkım Dinimdir
- Sivas Acısı
- Fil Hamdi
- Zübüklüğün Sonu Yok
- Adamı Zorla Deli Ederler
- Anıtı Dikilen Sinek
- Kördöğüşü
- Bir Sürgünün Anıları
- İstanbul'un Halleri
- Yurt Gezileri
- İhtilali Nasıl Yaptık
- Hayvan Deyip de Geçme
- Deliler Boşandı
- Şehirden İndim Köye
- Memurlar Memurlar
- Gerçeğin Masalı
- Bay Düdük
- Hoptirinam
- Gol Kralı
- Bu Yurdu Bize Verenler
- Mahmut ile Nigar
- Ah Biz Ödlek Aydınlar
- İnsanlar Uyanıyor
- Tek Yol
- Leyla ile Mecnun
- Gözünüz Aydın Efendim
- Bir Tutam Aydınlık
- Nutuk Makinesi
- Hangi Parti Kazanacak
- Ah Biz Eşekler
- Yeşil Renkli Namus Gazı
- İnsanlar Konuşa Konuşa
- Büyük Grev
- Benim Delilerim
- Nah Kalkınırız
- Poliste
- Damda Deli Var
- Şimdi Avrupa
- Sosyalizm Geliyor Savulun
- Rüyalarım Ziyan Olmasın
- Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
- Okuma Güncesi
- En Masumlar İçerde
- Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
- Mahallenin Kısmeti
- Yetmiş Yaşım Merhaba
- Bütün Oyunları - 1
- Bütün Oyunları 2
- Halimiz Hal Değil
- Borçlu Olduklarımız
- Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
- Aziz Nesin'den Sıra Dışı
- % Kaç Aptalız
- Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
- Aşk Şiirleri
- Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim
- Çuvala Doldurulmuş Kediler
- Kalem Yapın Beni Kalem!...
- Eğitim Üstüne
- Batı'ya Giden Yoldayız
- Bir Koltuk Nasıl Devrilir
- Vatan Sağolsun
- Seyyahatname
- Türkiye Şarkısı Nazım
- Okuduğum Kitaplar
- Korkudan Korkmak
- Salkım Salkım Asılacak Adamlar
- Üçü Birden
- Bütün Şiirleri 1
- Kazan Töreni
- Bütün Şiirleri 2
- Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
- Hayvanlar Takımı
- Maçinli Kız İçin Ev
- Sondan Başa
- Sora Sora Cennet Bulunur
- Uyusana Tosunum
- Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
- Hazret-i Dangalak
- Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
- Mum Hala 1
- Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
- Sanat Yazıları
- Gülmekten Öldüren Öyküler-1
- Gülmekten Öldüren Öyküler 2
- Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
- Mum Hala 2
- Soruşturmada
- Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
- Herkesin İşi Gücü Var
- Suçlanan ve Aklanan Yazılar
- Arkadaşım Badem Ağacı
- Bir Dokun Bin Dinle
- Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
- Unutulmayan Rüyalar
- Bekârlık Sultanlıktır
- Irak ve Mısır
- Taşlamalar
- Çocuklara En Güzel Masallar
- Aziz Dede'den Masallar
- Nasrettin Hoca Gülütler
- Okullar İçin Kısa Oyunlar
- Sporcu Milletiz Vesselam
- Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
- Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük
- Bayan Aynur ile Bay Buyur
- Bilmem Ne Adası
- Bir Vicdan Davası
- Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
- Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
- Aşk Öyküleri
- Aydınlar Üstüne
- Büyüklere Masallar 1
- Büyüklere Masallar 2
- Türkiye Toplumu ve Demokrasi
- Bütün Oyunları - 3
- Bütün Oyunları 4
- Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
- Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları
- Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
- Tut Elimden Rovni
- Erkek Sabahat
- Çiçu
- Hadi Öldürsene Canikom
- Dört Kitap Tek Ciltte
- Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1
- Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
- Azizname
- Saçkıran
- Gübre Kralı
- Şiirin Tam Zamanıdır
- Biraz Gelir misiniz?
- Bir Aşk Var Bir De Ölüm
- Hoşça Kalın
- Bişey Yap Met
- Qum Qalalar
- Hekayələr
- Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
- Gülmece Öyküleri 9
- Bizim Memleket
- Gülmece Öyküleri 5
- Gülmece Öyküleri 2
- Memleketin Birinde - Hoptirinam
- Deniz Aslanı
- Baba Mirası
- Berber Nonoş
- Gülmece Öyküleri 3
- Üç Kitap Birarada
- Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
- Gülmece Öyküleri 8
- Aziz Nesin Bütün Kitapları
- Kendini Yakalamak
- Boyalı Tilki Masalı
- İstanbul'dan Ne Haber
- Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
- Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
- Seçilmiş Satırlar
- Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
- Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
- Sosyalizm Geliyor Savulun
Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri
- İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
- Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
- Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
- Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
- Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
- Ayağını sıcak tut, başını serin, Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)
- Önce bir sayımdöküm yapmalıyım Neleri götüreceğim Geri dönüp alamam Kendimden hiç bırakmamalıyım geride Gölgemi de gölgesizliğimi de Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım Benimle olmalı üzünçlerim acılarım Utançlarım gözyaşlarım Söyletilmeyen şarkılarım Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük Zaman zaman kurnazlıklarım Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam En değerli varlıklarım Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım Ne kalır benden geriye Hiç O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
- Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
- Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
- "Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır. Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.' ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
- Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi? Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk? Olmaz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bilirim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim. Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim? Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
- Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
- "Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur. Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..." | (Ah Biz Eşekler)
- Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar, — Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar? — Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!.. — Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar? — Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle... — Sizde demokrasi var mı? — Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
- İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
- Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
- "Ben ölmüşüm baba, neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
- “İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
- Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
- İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)
Yorumlar
0 yorum