Kitap Künyesi
Yazar: Etgar Keret
Çevirmen: Avi Pardo
Yayın Evi: Siren Yayınları
İSBN: 9786055903763
Sayfa Sayısı: 173
--reklam--
Uç Artık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Etgar Keret’in yepyeni kitabı!
Çağdaş edebiyatın en hınzır, en yaratıcı ve en kıvrak kalemlerinden Etgar Keret’ten pırıltısıyla göz kamaştıran bir kitap: Uç Artık. Umduklarına kavuştuklarında bulduklarını yitirenler, kanatlanmak isterken sertçe yere inenler ve insanların günü birlik savaşlarına daima kayıtsız kalan bir dünyada düşlerin değerini bilenler Keret’in yeni, yenilikçi ve eğlenceli öykülerinde bir araya geliyor. Hayal kırıklığıyla bilenmiş ruhlar, ritmi aksak kalpler ve hükmen kaybedenler bu sayfalarda teselli arıyor; insanlık iflas etse bile insanlar, bu öykülerde yaşamlarına devam ediyor. Burada kahramanlar, olay yerine asla vaktinde yetişemiyor, gaddarlık cihazlarla ölçülemiyor, aşkın ömrü bir saniyeden uzun sürmüyor ama umut hep, hep bir yerde yeşeriyor. Etgar Keret, benzersiz icatları ve incelikli anlatımıyla yine yapacağını yapıyor ve hakikatle hayali buluşturan sihirli dokunuşuyla yaşam ilhamı ile dolup taşan öyküler anlatıyor.
Bir ihtimal daha var... Uç Artık!
“Kara mizahı seviyorsanız, bundan iyisini bulamazsınız”
- Baltimore Sun -
“Keret, müthiş bir yazar. Yeni kuşağın sesi”
-Salman Rushdie -
--reklam--
Uç Artık Alıntıları - Sözleri
- "Dünyada birine bağımlı olmaktan daha sinir bozucu bir şey varsa o da size sürekli olarak ona bağımlı olduğunuzu hatırlatan biridir."
- Bir şeyi bütün bedenini sızlatacak kadar çok isteme duygusunu bilir misin?
- Düşünü kimseye anlatmadı. Dünyada sadece kendisine ait bir şey olsun istiyordu.
- Bu kokuşmuş dünyada bir çocuğun kahkahasından daha güzel bir şey yok.
- Sohbet cezaevinin zemininde büyük bir sabır ve çaba sonucunda kaşıkla kazılan bir tünele benzer. Tek bir amacı vardır; seni bulunduğun yerden çıkarmak.
- Bizim görevimiz Tanrı 'ya hizmet etmek, karar vermek değil.
- Hayatta olan biten karşısında omuz silip Tanrı'ya bakabilirsin ama burada mazeret bulamazsın; öyküde Tanrı sensin.
- "Annem her zaman 'teşekkür ederim' kimseyi asla incitmeyecek yegâne sözcük öbeğidir der," dedim.
- Hayat eski kiracının taşınırken ardında bıraktığı alçak sehpaya benzer.
- "Affedersiniz" deyişi o kadar yumuşak ve kibardı ki daha arkama dönmeden çirkin olacağını biliyordum, çünkü güzel kızlar bu kadar kibar olmaya çalışmazlar; insanlar onun isteklerini zaten yerine getirir.
- Mutlu olmak için pek çok nedeninin olduğunu Tanrı biliyor - “Tanrı öldü,” diye sözünü kesti Zvi. “Biliyorum,” dedi Raphael, alt dudağını ısırarak.
- Zvi bir şeyleri özlemeyi bırakmanın bir yolunu bulmak zorunda olduğunu biliyordu.
- “Pekala,” dedi Zvi, zoraki bir gülümsemeyle. “Daha sık gülümsememi istiyorsun, öyle mi?” Raphael ciddileşti. “Hayır, gülümsemeni istemiyorum. Mutlu olmanı istiyorum, her zaman, gerçekten mutlu olmanı istiyorum. Mutlu olmak için pek çok nedenin olduğunu Tanrı biliyor—“ “Tanrı öldü,” diye sözünü kesti Zvi.
- Çünkü güzel kızlar bu kadar kibar olmaya çalışmazlar; insanlar onların isteklerini zaten yerine getirir.
- İçerken her zaman yaptığım şeyi yapıp denize bakıyorum, anın içinde yaşamaya, güzelliği sindirmeye çalışıyorum.
--reklam--
Uç Artık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Merhabalar Yazarın okumuş olduğum ilk kitabı. Öykülerden bir kısmı gerçekten ilginç ve güzel . Yazarın dil ve anlatımı da oldukça akıcı.Tek eleştirebilceğim nokta öykülerin bir kısmında çok net görülen politizasyon.Bu konuda ipin ucu kaçmış gibi. Yahudi soykırımı, yaşanmış tarihi bir gerçek ve tarihçiler tarafından en çok ele alınan, en çok araştırma yapılan, sinema endüstrisi tarafından en fazla filmi çekilen, üzerinde sayısız kitap yazılan olaylardan biri olup bu olay yeterince analiz edilmiş ve insanlar yeterince fikir sahibi olmuşlardır. Her yahudi yazarın eserinde hele ki bu tarz öykü kitaplarında dahi soykırımın karşımıza çıkması, sürekli insanların gözüne sokulması ne derece yararlı bilemiyorum. Sürekli yapılan bu tarz vurgular olayı sadece silikleştirir, önemsizleştirir, sırdanlaştırır. (OTODİDAKT)
Öykülerine gayet olağan şekilde başlayıp muzır ve beklenmedik şekilde devam etme tarzını benimsemiş bir yazar Etgar Keret. "Yahudi mizahı" denen bir olgu var. Kendisiyle, ırkı ile ya da bağlı bulunduğu tabu olan konularda dalga geçebildiği sürece tüm o gruba ait kişilerle dalga geçebilen, kısaca agresif mizaha dönüşen bir tür. Etgar Keret ise, bir öyküsünde gerçekten bir çocuğun gözünden bakabiliyorken, hemen sonraki öyküsünde bir sapığın bakış açısına döndürebiliyor rahatlıkla. Dili oldukça keyifli. Bunda Avi Pardo'nun da büyük katkısı var tabii. Her öykünün sonunda yer alan mailleşme muhabbetini oldukça yaratıcı buldum. Son olarak kitabın kapağını kim tasarladıysa içeriğini bilmeden yapıyor olsa gerek. Etgar Keret'in Türkiye basımları tasarımları oldukça kötü. Hiç buna takılmam normalde ama bene gözden geçirmeliler. Ahmet Batman kitabı gibi durmasına gerek yok bu derecedeki bir yazarın kitaplarının. (Evren Erarslan)
Yüzünüzün ortasına sert bir yumruk yedikten sonra gülmek mi istiyorsunuz? Buna imkansız mı diyorsunuz yoksa? Yapmayın, henüz Etgar Keret ile tanışmamış olmalısınız. . Şunu hayal edin; her şey sütliman, çok huzurlusunuz, hava oldukça güzel, sevdikleriniz yanınızda, yaşamdan daha ne isterim ki diyecek noktadasınız. Ve birden! 'Kusura bakmayın ama canınızı sıkmaya geldik' gibi kapınızda beliren irili ufaklı bir dolu sorun.. Bu kitap, o andaki huzursuzluğu veriyor size. Bazı şeylerin kurulduğunuz rahat koltuklardan kaldırması gerekiyor çünkü sizi. Ayaklanın ve görün, yalnız değilsiniz, sizi buhranlara sürükleyen o sıkıntılar başkalarının da kara bulutları. İçinde bulunduğunuz toplum sizi nefessiz mi bırakıyor? Tüm kötü gidişatın sebebi yan komşunuzun sürekli gürültü yapması mı? Eşiniz artık size gülümsemiyor mu? Bunların hepsi, sizin gerçekliğiniz. Kabullenin ya da sızlanmak istiyorsanız sızlanın. Ama uçun artık. Boşluğa mı pamukların üzerine mi.. Bunu da rüzgara bırakın. . Öyküler arasındaki geçişler, karakterlerin ete kemiğe büründürülmesi, sinirlerimizle oynanması.. Ve bunun üç-dört sayfalık öykülerle yapılması.. Fazla lezizdi.. Tanrı olmak isteyen otobüs şoförü ile tanıştığım Keret, davetsiz gelen ama uzun süre benimle kalacak olan misafirim artık. (Hülya Açılan)
--reklam--
Uç Artık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Etgar Keret - Uç Artık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Uç Artık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Etgar Keret Kimdir?
Etgar Keret, İsrail'de genç nesil arasında çok tanınan ve uluslararası düzeyde de fazlasıyla beğeni toplayan bir yazardır.
Yazıları The New York Times, Le Monde, The Guardian, The Paris Review and Zoetrope'ta yayımlandı. Kırka yakın kısa filmde öykülerinden esinlenilmiştir ve bunlardan biri Amerikan MTV Ödülü'ne layık görülmüştür.Wristcutters (2006), eleştirmenler tarafından övgü toplamış ve yine kısa öykülerinden esinlenilen $ 9.99, 2009'da birçok uluslararası ödüle layık görülmüştür.
Etgar Keret, şimdilerde ise Ben-Gurion Üniversitesi'nde ders vermektedir. Birçok kez Kitap Yayıncıları Birliği Platinyum Ödülü'ne, Başbakanlık Ödülü'ne, Sinema Kültürü Ödülü'ne, The Jewish Quarterly Wingate Ödülü'ne (BM, 2008) ve St.Petersburg Halk Kütüphanesi En İyi Yabancı Kitap Ödülü'ne layık görülen Keret, aynı zamanda 2007 Frank O 'Connor Kısa Öyküler Dizisi Ödülü'nün de sahibidir. 2007'de Keret ve Shira Gefen imzalı Jellyfish ile Cannes Film Festivali Altın Kamera Ödülü'nü ve French Artists and Writers Guild En İyi Yönetmen Ödülü'nü kazandı.
2010 yılında Fransa'da Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı ile onurlandırıldı. Kitapları ise yurtdışında otuz beş ülkede otuz bir dile çevrildi ve yayımlandı.
--reklam--
Etgar Keret Kitapları - Eserleri
- Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü
- Buzdolabının Üstündeki Kız
- Kapı Birden Vuruldu
- Domuzu Kırmak
- Yedi Güzel Yıl
- Bilek Kesenler
- Uç Artık
- Nimrod Çıldırışları
- Gazze Blues
- Uzun Yeleli Kedi Çocuk
--reklam--
Etgar Keret Alıntıları - Sözleri
- Yazar ne bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber; biraz daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gerçekliğini tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir başka günahkar sadece. (Yedi Güzel Yıl)
- Bu ülkede güçlü olan haklıdır; siyaset, ekonomi ya da park yeri, fark etmez. Sadece kaba kuvvetin dilinden anlarız biz. (Kapı Birden Vuruldu)
- Birşey olacağından değil, göz banyosu. (Nimrod Çıldırışları)
- "Bu öykü müthiş," dedi abim. "İnsanın aklını başından alıyor. Fazla kopyan var mı? Diye sordu" Olduğunu söyledim. Bana abisi-küçük kardeşiyle gurur duyuyor gülümsemesiyle baktıktan sonra yere eğilip elindeki sayfayla köpeğin kakasını aldı ve çöp bidonuna attı. Yazar olmak istediğimi işte o anda anladım. Farkında olmasa da, abim bana bir şey öğretmişti : Yazdığım öykü sokaktaki çöp bidonunun dibinde bulunan boklu bir kağıt parçasından ibaret değildi şimdi. O sayfa duygularımı zihnimden ona aktarabildiğim bir boru hattıydı sadece... (Yedi Güzel Yıl)
- Hayatınızın kadını öldüğü gün ne yaparsınız? (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- "Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: buna yazmak deniyor." (Domuzu Kırmak)
- Birbirlerine sarılmış yatarken onu bırakırsa tavana doğru havalanacağı duygusuna kapıldı. (Nimrod Çıldırışları)
- Kendinle temasa geçmelisin.... Ters yüz olmuşsun. (Nimrod Çıldırışları)
- Çünkü hiç birşeyden bir şey yaratmak tamamen uydurmak demektir ve değeri yoktur. (Kapı Birden Vuruldu)
- Bir şeyi bütün bedenini sızlatacak kadar çok isteme duygusunu bilir misin? (Uç Artık)
- Muğlak bir bakış vardı gözlerinde, kısmen hayal kırıklığı, kısmen ne fark eder. Yanlışlıkla yağsız süt satın almış fakat gidip değiştirmeye gücü olmayan biri gibi. (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- Sonunda, insanların çoğu kaderlerine karşı çıkma güçlerine olan inançlarını yitirdiler. Dünya hayli kasvetli bir hal aldı. (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- Nə olursa olsun, tez keçəcək. Yaşayacağımız istənilən dəhşətli hadisə, sadəcə bizə ayrılmış ömürdən bir gündür. (Yedi Güzel Yıl)
- Mutlu olmak için pek çok nedeninin olduğunu Tanrı biliyor - “Tanrı öldü,” diye sözünü kesti Zvi. “Biliyorum,” dedi Raphael, alt dudağını ısırarak. (Uç Artık)
- Evin qapısını açıb içəri keçdik, bizi xoş, tanış ətir, yüzlərlə çalarlı kirəmit plitələr və yeganə ümid qarşıladı. Kim bilir? Bəlkə, bu dəfə də həyat və atam bizi qeyri-adi sazişlə heyrətləndirəcək. (Yedi Güzel Yıl)
- Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: Buna, yazmak deniyor. (Domuzu Kırmak)
- Geçirdiği travmanın birden beyninde tekrar belirdiği görüşünde, sifonu çektikten çok sonra suyun yüzeyine çıkan bok parçası gibi. (Nimrod Çıldırışları)
- Bir çocuğun memnuniyetinde hiç bir şeyle kıyaslanamayacak bir mükemmeliyet vardır. (Nimrod Çıldırışları)
- "Dünyanın işleyişi böyle. Dünyayı yazar yaratmadı; fakan söylenmesi gerekeni söylemek için burada. Böcek öldür. kurbağa öldürmekten ayıran bir çizgi var ve yazar hayatında çizgiyi aşmış olsa bile buna dikkat çekmek zorunda. Yazar bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber: bira daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gercegi ni tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir baska günahkar sadece. Tek bir his ya da düşünce icat etme-hepsi önceden mevcuttur. Zerre kadar daha iyi değildir okurlarından -bazen çok daha kötüdür hatta- ve öyle olması gerekir. Ya zar bir melek olsaydı onu bizden ayıran uçurum o denli büyük olurdu ki yazıları bize dokunacak denli yaklaşamazdı. Fakat o burada, yanımızda, gırtlağına kadar çamura ve pisliğe batmış bizimle aklının aydınlık alanlarında ve özellikle karanlık oyuk- larında olup bitenleri paylaşabilecek kişi, herkesten çok, o. Bizi vaat edilmiş topraklara götürmeyecek, dünyaya barış getirme yiyecek, hastaları iyileştirmeyecek. Fakat işini doğru yaparsa, birkaç sanal kurbağanın hayatı kurtulabilir. Böcekler ise, bunu söylemekten üzüntü duyuyorum, kendi başlarının çaresine bakmak zorundalar." (Yedi Güzel Yıl)
- İçimdeki hüzün, aynı domuz kumbarasında olduğu gibi, sonsuza dek birikip çoğalmaya devam edecekti ve ben paramparça olduğum güne değin bunu kimseyle paylaşmayacaktım." (Domuzu Kırmak)
Yorumlar
0 yorum