Kitap Künyesi
Yazar: Ursula K. Le Guin
Çevirmen: Çiğdem Erkal İpek
Yayın Evi: Metis Yayınları
İSBN: 9799753424836
Sayfa Sayısı: 203
--reklam--
Uçuştan Uçuşa Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yerdeniz'in yazarlarından bu kez farklı dünyaları anlatan bir ;kitap. Bu tür seyahat kitabı ya da gezi rehberi. Bildik bir mekanda, havaalanında başlayan seyahatler bunlar, ama yolculuk için uçak şart değil. Havaalanında varışla uçağa ayak basana kadar geçen o eziyetli saatlerde gergin bir ıstırap, bıkkınlık, hazımsızlık ve nabız artışu boyutlar arası seyahati başlatmak için yetiyor da artıyor bile.
Uygulamalı genetik biliminin mucizesi Islac halkı, sessizliği laf kalabalığına yeğleyen Asonular, öfkenin ele geçirdiği veksiler, ansarların biyolojik döngüsü, kolektif rüyaları paylaşan frinliler, hemen herkesin Kraliyet Ailesi'nin bir üyesi olduğu Hegnler, hiç uyumayan insanlar, ölümsüzler ve diğerleri...
(Arka Kapak'tan)a
--reklam--
Uçuştan Uçuşa Alıntıları - Sözleri
- Ve seviştiğimiz zaman ortaya bir bebek mi çıkacak, bir tay mı çıkacak, kuğu yavrusu mu çıkacak, yoksa bir fidan mı çıkacak bilemiyoruz.
- Hayvanlarla birlikte yaşayan insanlar, dilsizliğin büyüsüne değer verirler. Bir kedinin odaya girdiğinde sizin kusurlarınızdan bahsetmeyeceğini veya köpeğinize dert yandığınızda gidip bunu bu dertleri yaratanlara anlatmayacağını bilmek, gerçek bir keyiftir.
- Bir avukat edasıyla, cevabını geç verdi. Bakışlarını çevirdi, pencereden dışarı baktı. "Rüyasında uçmayan var mı?" dedi.
- Hayvanlarla birlikte yaşayan insanlar, dilsizliğin büyüsüne değer verirler. Bir kedinin odaya girdiğinde sizin kusurlarınızdan bahsetmeyeceğini veya köpeğinize dert yandığınızda gidip bunu bu dertleri yaratanlara anlatmayacağını bilmek, gerçek bir keyiftir. Konuşamayanlar ve konuşabildiği halde konuşmayanlar, hiçbir zaman aptalca bir laf etmedikleri için, bizden daha avantajlı durumda sayılırlar. Belki de konuşurlarsa arifane bir şey söyleyeceklerine inanmamızın nedeni de budur.
- Belki de eğer konuşurlarsa, önemli olan her şey söylenip biteceği için sessizliklerini koruyorlardır.
- Kanatsız insanların çaresi yoktur, yere bağlı kalmaları onların suçu değildir. Ama insanın kanatları varsa...
- Rüyasında uçmayan var mı?
- Hem zaten bir şey ancak ölü ise tam olarak güvenebiliriz, öyle değil mi?
- Bu tür insanlar genellikle Asonular hakkında çok az şey bildiklerinden ve tamamen kendi lisanlarında konuştuklarından, belli ki bazı ziyaretçilerin kafasına takılan soruya hiç kulak asmazlar: Asonular konuşmadıklarına göre acaba, gerçekten dinliyorlar mı?
- Bazı gözlemcilere göre yumuşak başlı ve görünüşe göre rahat davranışları, tıpkı konuklarını ağırlarken veya eşinin ihtiyaçlarını karşılarken her an yan odadaki bebeğinin sesini dinleyen bir anneninki gibi, derin bir zihin meşguliyetinin durgun yüzeyi gibidir.
- Ai Li A Le'yi ziyaret etmek için İslac'a birkaç kez daha gittim. Burası mutluluk dolu bir boyut değil; insanı rahatlatan bir yer de değil ama sevgi dolu bir tebessümü, altın renkli bir at kuyruğunu görmek, ve mısır olan bir kadınla mısır içmek için çok daha kötü yerlere bile gidebilirim.
- Bir süre sonra Ai Li A Le, Genom Çöküşü'nün nasıl ekonomik bunalıma yol açtığını, diploma gerektiren mesleklerle kamu görevlerinin yalnızca %99.44 insan olanlarca -Sağlıklılar, Erdemliler ve diğer GAHO'lar (Sıkıyönetim Tarafından Genetik Açıdan HasatıOnaylanmış) istisna tutularak- yapılabilmesini şart koşan Yasak'ın Arılık Maddeleri ile durumun daha da kötüleştiğini anlatmaya başladı. Kendisinin garsonluk yapmasının nedeni buydu. Yüzde dört oranında mısırdı çünkü.
- Aydınlık yüzüne yakışmasa da kaşlarını çattı. "Artık normal diye bir şey yok. Artık tür diye bir şey yok. Hepimiz genetik bir bulamacız. Mısır ektiğimiz zaman klor kokulu, buğday biti kovucu yoncalar çıkıyor. Meşe diktiğimiz zaman on beş metre yüksekliğinde, üç metrelik gövdeleri olan zehirli meşeler bitiyor. Ve seviştiğimiz zaman ortaya bir bebek mi çıkacak, bir tay mı çıkacak, kuğu yavrusu mu çıkacak, yoksa bir fidan mı çıkacak bilemiyoruz. Kızım..." ve duraksadı. Yüzü zorlandı ve konuşmaya devam etmeden önce dudaklarını sıkmak zorunda kaldı. "Kızım Kuzey Denizi'nde yaşıyor. Çiğ balık yiyerek. Çok güzel. Kapkara, ipek gibi ve çok güzel. Ama... iki yaşındayken onu deniz kıyısına götürmek zorunda kaldım. Onu soğuk suya, o büyük dalgalara bırakmak zorunda kaldım. Yüzüp uzaklaşmasına izin vermek zorundaydım, olduğu şey olmasına izin vermek. Ama aynı zamanda bir insan da! Öyle, aynı zamanda bir insan!"
- Anlaşılan Asonular büyüdükçe, bizim duymadığımız, sessizliklerinin gizlediği bir sırrı dinlemek için konuşmayı bırakmaktadırlar.
- Belki de eğer konuşurlarsa, önemli olan her şey söylenip biteceği için sessizliklerini koruyorlardır.
--reklam--
Uçuştan Uçuşa İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yakın zamanda vefat eden yazar mesleğinin zirvesine çoktan ulaşmıştı. Bu kitapta ben yazarın ''hayal gücümün tükenmesinden, fikirlerimin bitmesinden korkmuyorum'' dediğini hissettim. Farklı boyutlar arasında gidip gelen karakterimizle bambaşka dünyaları geziyor, teknolojiyle inanılmaz değişen ve değişmeye devam eden toplum deformasyonlarına şahit oluyoruz. Beni en çok etkileyen genleriyle oynanan insanların insandan başka (balık, mısır, ağaç) üretebilmeleri oldu. Evet, çocuk yapmaktan bahsediyorum. İlginç detaylarla süslü ve sonunda ''Nasıl yani?'' sorusunu sormanızı sağlayan iyi bir kitaptı. Yerdeniz'den sonra Ursula okumak sıkıcı olabilir diye düşünmüştüm fakat tam tersi oldukça eğlenceydi. (Sezgi)
Havaalanında uçağın rötar yapmasıyla tesadüfen boyutlar arası yolculuğu bulan Sita Dulip, bu isimle anılan yöntemle on beş farklı boyuta yapılan yolculuk anlatılıyor. Kendi boyutumuzda süren on dakika diğer boyutlarda bir iki gün sürüyor. Farklı boyutların iletişim tarzları, hayat biçimleri, değişik özellikleri, teknolojinin getirdiği zararlardan bahsediliyor. Başka boyutlarda Asonuların sessizliği; çocuklarda konuşanlara rastlanmasına rağmen yetişkinlerin konuşmaması buraya gelenlerin kendilerini eleştirmeden dinleyen birileri olmasının cazip gelmesi, belki ağızlarından önemli bir kelime çıkar beklentisinin büyülü etkisi, Islac halkının genetik tasarımcıların genlerle oynaması sonucu vücutlarında mısır, balık gibi oranların bulunması, Frinlerin gördüğü ortak rüyalar, Veksilerin öfkeli yapıları hiddetli yaşamları, Gyrlerin bazılarının kanatları olduğu halde uçmamayı tercih etmesi bazılarının özgürlüğü tercih edip uçma deneyimini yaşamaları... Farklı dünyalar, farklı boyutlar kimi yerinde sanki gelecekte bizi bekleyen tehlikeler gösteriliyormuş gibi, kimi yerinde de başka gezegenlerde başka canlılar yaşıyor mu düşüncesine yanıtmış gibi bir his uyanıyor. (Derya)
Gerçek adıyla "Uçak Değiştirmek", Ursula K. Le Guin'in öyküden çok kültür ve antropoloji metinlerine dönüştüğü, onları andırdığı, öykü anlatmakla kültür anlatmak arasında dolaşıp durduğu metinler aslında. Yazarın hakikaten kalburüstü hayâl gücünün hem gerçekten dünyalar kurmakta hem de bu dünyaları taşıyabilen ve bu dünyaları inandırıcı kılabilen bir dille edebiyatın çıtasını yukarılara taşıdığını anlamak için sadece Yerdeniz'i okumak yeter. Ama Le Guin, ne sadece Mülksüzler ne de Yerdeniz demek. Yazarın Türkçeye bence kitaba da uyan bir şekilde Uçuştan Uçuşa diye çevrilen bu öykü kitabı Sita Dulip adında bir yolcunun havaalanlarını farklı boyutlar arasında yolculuk yapmak için kullanabildiğini farketmesiyle başlayan bir boyutlar arası yolculuk anektodları, farklı boyutlarda karşılaşılan farklı insan ve diğer canlıların kurduğu topluluklar ve toplumlara dair ansiklopedik ve bazen de öykü tarzında bilgiler ve anlatılar içeren bir çalışma . Stanislaw Lem'in Yıldız Güncesi ve henüz bitiremediğim Siberya adlı kitaplarına benziyor. Ama Le Guin elbette kültürlere, geleneklere, inançlara ve insana odaklanıyor. Neresi ve nasıl bir yer diye sormak yerine nasıl yaşıyorlar ve kimler, neden böyleler sorusu ile adım atıyor Le Guin. Geçen hafta okuduğum ve etkisini hâlâ üzerimden atamadığım, ayrıca siteye de hiç bir şekilde hakkını veremeden kendimce bir şeyler yazdığım Uçsuz Bucaksız adlı muazzam güzellikteki eserinin ardından Uçuştan Uçuşa daha düz, daha renksiz bir eser olarak kalıyor. Ama öte yandan yazar zaten daha yüzeysel olmayı kasıtlı olarak seçmiş gibi de görünüyor. Daha çok bir çeşit katalog oluşturmaya çalışmış gibi yazar. Bu anlamda eğer ki hedef bu idiyse hedefine ulaştığını söylemek gerekir. Yine de bazı yerlerde kendimi kitaba veremediğimi ve sıkıldığımı söylemem gerek. Bunun sebebi de farklı boyutlardaki toplumlar ve onları diğerlerinden ayıran farklı sosyal koşullar ve gelenekler, idari biçimleri vb. okumaya başlayıp da devam edince, aynı şeyi farklı şekillerde tekrar eden bir metin okuduğumu düşündüm veya hissettim. Ya da fazla sayıda anektod var ve bu beni yordu. Buna rağmen ilk kez Le Guin okuyan ya da uzun bir süre sonra yeniden Le Guin okuyan bir okuru etkileyeceğini düşünüyorum. Ne olursa olsun okunmayı hak eden bir çalışma Uçuştan Uçuşa. Şimdiden iyi okumalar. (CemCBG)
--reklam--
Uçuştan Uçuşa PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ursula K. Le Guin - Uçuştan Uçuşa kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Uçuştan Uçuşa PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ursula K. Le Guin Kimdir?
Ursula Kroeber Le Guin (d. 21 Ekim 1929) ABD'li yazar. Bilim kurgu ve fantezi edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Le Guin, bu alanlardaki eserlerinin yanı sıra şiir, tiyatro, çocuk ve genç edebiyatı alanlarında da yazar ve çevirmen olarak katkıda bulunmaktadır. İlk romanı 1966 yılında yayımlanan Le Guin'in eserlerinde ağırlıklı olarak Jung'un, taoizimin, varoluşçuluğun ve yunan mitolojisinin etkileri görülmektedir. Yazar, başta Hugo ve Nebula olmak üzere pek çok ödülün sahibidir.
Yaşamı
Ursula Kroeber, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde 1929 yılında dünyaya geldi. Antropolog bir babayla (Alfred Kroeber) psikolog ve yazar bir annenin (Theodora Kroeber) kızıdır. İsmini doğum tarihi olan Azize Ursula Günü'nden aldı. Ebeveynleri tarafından üç erkek kardeşi ile beraber kültürel çeşitlilik fikrinin hakim olduğu bir ev ortamında yetiştirildi. Massachusetts-Radcliffe College’da lisans eğitimini tamamladıktan sonra Columbia Üniversitesi'ni bitirdi ve yüksek lisansını “Fransa ve İtalya’da Orta Çağ ve Rönesans Dönemi Edebiyatı” üzerine yaptı. 1951’de tarihçi Charles A. Le Guin ile evlendi. Üç çocuk ve dört torun sahibi oldu. Le Guin 22 Ocak 2018'de Portland'daki evinde 88 yaşında öldü.
Edebiyat hayatı
Bilimkurgu türünde yazmaya 1960'li yıllarda başladı. İlk öyküsü 1962’de yayınlandı. Pek çok üniversitede ders verdi, çeviri, derleme ve makaleleri yayınlandı. Le Guin, 1969'da yazmış olduğu "Karanlığın Sol Eli" adlı romanıyla bilimkurgu dünyasının iki büyük ödülü olan Hugo ve Nebula ödüllerini aldıktan sonra ün kazanmıştır. Ayrıca, 1974'te yazmış olduğu ütopik bilimkurgu romanı Mülksüzler ile 1975'de yine Hugo ve Nebula ödüllerini almıştır. Bilimkurgu ve fantastik kurgunun yanı sıra şiir ve çocuk kitapları da bulunmaktadır.
LeGuin, teknolojik gelişmelerin değil, politika, toplumbilim ve psikolojinin öne çıktığı ve alternatif toplum biçimlerinin sorgulandığı bilimkurgu yaklaşımının en önemli temsilcilerindendir.
Eserleri arasında özellikle Yerdeniz Üçlemesi ve buna sonradan eklenen dördüncü, beşinci ve altıncı kitapla çok ciddi hayran kitlesine ulaşmıştır. Bu serinin 3. romanı olan "En Uzak Sahil" (The Farthest Shore) kitabıyla 1973 yılında Çocuk Kitapları için verilen ABD milli ödülü (National Book Award) kazanmıştır. 1990 yılında yeniden Nebula ödülünü Tehanu ile kazanmıştır.
Ana temaları
Temel feminist teoreme oldukça hakim olan Le Guin yazılarında teorisini gizlice vererek erkek okuru rahatsız etmez ve teoriyi okuyucuya gizlice zerk eder. Anarşist eğilimli ya da anaerkil toplumlar yaratmaktan çekinmez. Zaten hayatı boyunca asice hareket etmiştir. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar adlı makale denemesinde, bir yazısında zamanında Playboy dergisinde bile yazdığını söylemektedir. Pek çok okuru için bilge bir kadın tiplemesi olan LeGuin Ged (Çevik Atmaca) karakteri ile de pek çok okurun kişiliğine etki etmiştir. Yüzüklerin Efendisindeki bilge ve ilk yaratılanGandalf'ın aksine (Gandalf Tolkien mitosunda ilk yaratılan ve kutsal olan maiardandır. Bkz. Güç Yüzüklerine Dair adlı Tolkien kitabı) LeGuin'in baş kahramanı Ged Gontlu bir keçi çobanı olarak başlayıp Roke adası büyücülerinin en büyüklerinden olmuştur. Yeraltı tanrılarının başrahibesi Tenar ise sıradan bir kadın olmayı tercih ederek kendini bulmuştur. LeGuin'in her kahramanı, her romanı bir süreç, bir değişim anlatır. Bilgeliği ve büyümeyi değişmekten korkmamakta bulur.
Le Guin'in karakterleri basma kalıp kahramanlardan uzaktır. Genç mükemmel kadın ve erkekler yaratmayan yazarın kahramaları genellikle yaşlı adamlar veya koca karılar, cılız, sakat veya tecavüze uğramış ve intikam peşinde koşamayacak kadar çaresiz çocuklardan oluşmaktadır. Bu haliyle Le Guin romanları çaresizliği, yaşama cesaretini vurgulayan mütevazi görünümlü gizli bir romantizim barındırmaktadır. Oldukça sık kölelikten bahseder. Öncelikle köleliği tüm şatafatlı sembollerinden arındırır. Köleleri, bir kölenin yalın ve itirazsız, itaatkar dünyasında her hangi bir şeyi sorgulama yeteneğinden yoksun insanlardır. İsyandan bahseder, ama yanlışlıkla köle sıfatı taşıyan soylu kurtarıcılardan yoksundur hikâyeleri. Kadınlık ve erkeklik, çocukluk ve erişkinlik, kölelik ve sahiplik gibi zıtlıklara vurgu yapmaktadır. Le Guin yalın ama şiddet dolu bir evreni yansıtır. Şiddeti adlandırmaktan çekinmez. Özgürlük ve cesaret dolu bir dili vardır.
Daha fazla bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ursula_K._Le_Guin
--reklam--
Ursula K. Le Guin Kitapları - Eserleri
- Mülksüzler
- Yerdeniz Büyücüsü
- Atuan Mezarları
- Sürgün Gezegeni
- Karanlığın Sol Eli
- En Uzak Sahil
- Tehanu
- Yerdeniz Öyküleri
- Öteki Rüzgar
- Her Yerden Çok Uzakta
- Rüyanın Öte Yakası
- Yaban Kızlar
- Dünyaya Orman Denir
- Yerdeniz
- Kadınlar Rüyalar Ejderhalar
- Marifetler
- Anlatış
- Rocannon'un Dünyası
- Lavinia
- Lao Tzu: Tao Te Ching
- Sesler
- Başlama Yeri
- Güçler
- Devrimden Önceki Gün
- Bağışlanmanın Dört Yolu
- Dümeni Yaratıcılığa Kırmak
- Rüzgargülü
- Balıkçıl Gözü
- İçdeniz Balıkçısı
- Orsinya Öyküleri
- Yanılsamalar Kenti
- Dünyanın Kıyısında Dans
- Yazma Üzerine Sohbetler
- Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak
- Uçuştan Uçuşa
- Kanatlı Kediler Masalı 1 - Dört Yavru
- Zihinde Bir Dalga
- Rüzgarın On İki Köşesi
- Aya Tırmanmak ve Diğer Öyküler
- Malafrena
- Hep Yuvaya Dönmek
- Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler
- Şimdilik Her Şey Yolunda
- Günün Geç Vakitleri
- Kanatlı Kediler Masalı 2 - Yuvaya Dönüş
- Boşa Geçirecek Vakit Yok
- Kanatlı Kediler Masalı 4 - Kentte Tek Başına
- Balık Çorbası
- Kanatlı Kediler Masalı 3 - Yeni Arkadaş
- Uçsuz Bucaksız
- The Ones Who Walk Away from Omelas
- Sözcüklerdir Bütün Derdim
- Başka Bir Yer
- Denizyolu
- Atmacanın Türküsü
- The Daughter of Odren
- Schrodinger’s Cat
- The Stars Below
- Direction of the Road
- Things A Story
- A Trip to the Head
- The Field of Vision
- Semley's Necklace
- Vaster than Empires and More Slow
- Why are Americans Afraid of Dragons?
- Yerdeniz Büyücüsü
- The Other Wind
- Tales from Earthsea: The Fifth Book of Earthsea
- Balina Süleyman’ın Dokuz Yüz Otuz Birinci Dünya Turu
- Tehanu
- The Farthest Shore
--reklam--
Ursula K. Le Guin Alıntıları - Sözleri
- "Sana ayrıldığım zamanki gibi geri geldim: Bir aptal olarak." (Yerdeniz Büyücüsü)
- “Çakmaktaşı ile çelik yıllarca yan yana durur da en ufak bir kıpırtı olmaz ama birbirine sürtersen kıvılcımlar saçarlar. İsyan anlık bir şeydir, birden ortaya çıkar, bir kıvılcım, bir ateş gibidir.” (Marifetler)
- Bu gece mavi bir ay doğacak güneş, rüzgarın ardında battığında. Hep yaptım. Hep yaptım doğru şeyi. Şimdi izin verin başlasın varoluşum şarkısına. (Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak)
- içine şeytanı saldılar mı, asla kurtulamazsın. Hamile olmak yerine onu taşırsın. (Denizyolu)
- Bazı insanlar sanatın kontrolle ilişkili olduğunu düşünür. Ben daha çok kendini kontrolle ilgili olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir şey: İçimde anlatılmak isteyen bir hikaye var. O benim amacım. Ben onun aracıyım. Eğer kendimi, egomu, istek ve fikirlerimi, zihinsel çöpümü bir kenarda tutabilir, hikayenin odağını bulabilir ve hikayeyi takip edebilirsem, hikaye kendi kendini anlatacaktır. (Yazma Üzerine Sohbetler)
- Domuzların üstünde dolaşan Şaşkın sinekler gibidir düşünceler. (Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak)
--reklam--
- Gitmek kolaydı. Gitmeyi sürdürmek zordu. (Balıkçıl Gözü)
- “Bir kadına âşık bir adam mı? Ben sadece kadınların âşık olabildiklerini zannederdim.” “Bazen kadınlar bir erkeğe âşık olabiliyor ki bu da çok kötü” (Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler)
- Belki de sevme isteği dışında tutunabileceği bir şey yoktu. Eğer o duyguyu da yitirirse kaybolurdu. (Başlama Yeri)
- Sağır bir şiddet karşısında hangi söz bir anlam ifade eder ki? (Tehanu)
- ...herkese karşı adil olma havamda değilim. Kendime karşı adil olma havamdayım. (Zihinde Bir Dalga)
- To refuse death is to refuse life. (The Farthest Shore)
- "Erkeklerden daha ufak tefek oldukları ve dar yerlerde daha rahat hareket edebildikleri ya da toprağa daha ait oldukları için, ya da daha büyük bir ihtimalle âdet olduğu için Yerdeniz'de madenlerde her zaman kadınları çalıştırırlardı." (Yerdeniz Öyküleri)
--reklam--
- Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor.. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler. (Sesler)
- “Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.” (Sesler)
- "Sanki bütün hayatımız boyunca kapıları kilitleyip duruyor gibiyiz. Yaşadığımız yer evin içi." (Tehanu)
- BİR TOPLULUĞUN odak noktasıdır kütüphane, o topluluk için kutsal bir yerdir... (Zihinde Bir Dalga)
- İnsanın kendi bedeni bir nesne değildir, bir aksesuar değildir, göz zevki vermekle yükümlü bir süs eşyası değildir, sensindir o, yalnızca sen, kendin. Ne zaman ki sen olmaktan çıkar, senin olmaya başlar, sahip olduğun bir şey olmaya başlar, sen de o zaman başlarsın işte onun için kaygılanmaya... (Devrimden Önceki Gün)
- Bu sevişmelerin üzerinde tefler çalınsın, tutkunun görkemi gonglarla ilan edilsin. (The Ones Who Walk Away from Omelas)
- Zihnimde, öykü ile roman arasındaki bağlantı oldukça ilginç. "Semley'in Kolyesi" kendi başına tam bir öykü ise de, aslında bir romanın tohumu. Öyküyü tamamladığımda Semley ile de işim bitmişti. Ama öyküde küçük bir role sahip, sadece yolu oradan geçen bir karakter vardı: Öykü bittiğinde yeniden gölgelere karışmaya itiraz eden biri. "Benim öykümü de yaz," diye başımın etini yiyip duran biri: "Ben Rocannon. Dünyamı keşfe çıkmak istiyorum ... " Ben de dediğini yaptım. İnanın, bu insanlarla tartışmaya giremiyorsunuz. (Rüzgarın On İki Köşesi)
Yorumlar
0 yorum