Kitap Künyesi

Yazar: Mario Vargas Llosa

Çevirmen: Celal Üster

Orijinal Adı: Elogio de la madrastra

Yayın Evi: Mario Vargas Llosa

İSBN: 9789755104119

Sayfa Sayısı: 136

--reklam--

Üvey Anneye Övgü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kırkında, çekici bir üvey anne: Doña Lucrecia. Her gece “temizlik ayinleri” düzenleyen bir baba ve koca: Don Rigoberto. Ergenlik çağına erişti erişecek bir oğul: Alfonso. Bu üçlü arasında masumiyetle şeytanlığın iç içe geçtiği erotik bir fantezi. Akıl almaz bir baştan çıkarma öyküsü. Vargas Llosa, Üvey Anneye Övgü’de, Jordaens, Bou­cher, Tiziano, Bacon, Szyszlo gibi ressamların tablolarından da yola çıkarak, gerçek ile fantezi arasında gidip gelen bir erotizm klasiği sunuyor okurlara.

--reklam--

Üvey Anneye Övgü Alıntıları - Sözleri

  • "İnsanlar bir ayaklarının çukurda olduğunu hissedince dindar kesilirlen zaten."
  • "Düşle gerçeğin yürekleri birdir, ama yüzleri geceyle gündüz, ateşle su kadar farklıdır."
  • Biraz gerçekçi ol: Bu işin sonu kötü bitecek. Yaşam hiçbir zaman edebiyat kadar kusursuz değildir, Lucrecia.
  • Alfonso o kadife sesiyle, "Ne yaptımsa senın için yaptım, justia" diye mırıldandı, Annem için değil üvey annem çekip gitsin, bu evde üçümüz kalalım diye yaptım hepsini, Babam Sen Ben
  • Tanrı gerçekten vardır belki de, ama tarihin bu noktasında, bütün bu başımıza gelenlerden sonra bunun ne önemi var ki?
  • Güzel ruhunun derinlerinde her zaman çirkinden büyülenir; yüreğinin bir köşesinde bir sapıklık barındırmayan yakışıklı erkek hemen hemen yok gibidir.
  • Tanrı gerçekten vardır belki de, ama tarihin bu noktasında, bütün bu başımıza gelenlerden sonra bunun ne önemi var ki? Dünya bugünkünden daha iyi olabilir miydi? Evet, belki, ama oturup arpacı kumrusu gibi bunu düşünmenin ne yararı var? Ben sağ kaldım ve pek benzememekte birlikte insan soyunun bir parçasıyım. Bana iyi bak sevgilim. Tanı beni, tanı kendini.
  • Yaşam, hiçbir zaman edebiyat kadar kusursuz değildir.
  • Salak karı, kaçığın tekisin sen
  • Yaşam hiçbir zaman edebiyat kadar kusursuz değildir, Lucrecia.
  • İnsan bazı sözcüklerin gerçek anlamını zamanla kavrar. Deneyim, tanımlamalardan çok daha önemlidir.
  • Mutluluk vardır, dedi kendi kendine. Evet, yeter ki insan onu bulabileceği yerde arasın.
  • Güzellik -olağanüstü- bir kötülük biçimidir.
  • Tanrı gerçekten vardır belki de, ama tarihi bu noktadında, bütün başımıza gelenlerden sonra bunun ne önemi var ki?

--reklam--

Üvey Anneye Övgü İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Uzun zamandır kutuphanemde okumayı bekleyenlerden olsada bugun okumak kısmetmiş, farklı bir dili vardı yazarın yinede arada değişiklik olmalı, okuma dilinde diye düşünüyorum.. henüz ergenlik çağına yeni gelmiş bir erkek çocuğun, kırk yaşına ulaşmış üvey annesine karşı hissettiği, pek de masumane olmayan duygular ve bunun sonucu meydana gelen olaylardan ibarettir. Her ne kadar esas konu bu olsa da, yazar ara bölümler halinde konuyla ilgili olarak seçtiği ünlü sanatçıların tablolarından bir kaçını da ele alıp, oradaki görselliklerle ilgili de ayrı ayrı öyküler yazarak konuyu çeşitlendirmiştir., yazarın diğer kitaplarını da lısteme ekledım İyiki okumk gibi bir lüksümüz var (Hande gunkut)

Yazarın daha önce okuduğum iki kitabını ( ''Cennet Başka Yerde'' ve ''Yüzbaşı Ve Kadınlar Taburu'' ) büyük beğeniyle okumuştum. Bu yüzden yazarı okumaya 1K sıralamasında en çok okunan kitabı olarak görünen bu kitabıyla devam etmeye karar verdim. Fakat çok farklı özellikler taşıyan bir kitapla karşılaştım. Kitabın esas konusu, henüz ergenlik çağına yeni gelmiş bir erkek çocuğun, kırk yaşına ulaşmış üvey annesine karşı hissettiği, pek de masumane olmayan duygular ve bunun sonucu meydana gelen olaylardan ibarettir. Her ne kadar esas konu bu olsa da, yazar ara bölümler halinde konuyla ilgili olarak seçtiği ünlü sanatçıların tablolarından bir kaçını da ele alıp, oradaki görselliklerle ilgili de ayrı ayrı öyküler yazarak konuyu çeşitlendirmiştir. Yazarın cinsellikle ilgili ölçülü düzeydeki yazılarına artık alışmış olmamıza rağmen bu kitabında maalesef ki bu ölçülülüğü çok çok aştığını, hatta olayı zaman zaman çok fazla derecede çirkinleştirerek, sapıklık ve iğrençlik düzeyine bile çıkardığını görüyoruz. Bu da maalesef okuyucunun okurken özellikle bazı sayfalarda tiksinti düzeyindeki duyguları yaşamasına sebep oluyor. Yazarın 2010 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış olması zaten ne derece usta ve önemli bir yazar olduğunu gösteriyor. Buna hiç bir diyeceğim yok. İncelememin başında da yazdığım gibi benim de kitaplarını beğenerek okuduğum bir yazar. Ama bu kitabıyla ilgili olarak maalesef beğeni konusunda tam olarak karar veremedim. Bunun sebebini öğrenmek için de aşağıda yazacağım parağrafı okumanızı öneririm. DİKKAT ! Bu bölüm spoiler içerir. Okumayabilirsiniz. Yazar, bir insanın büyük abdestini veya diğer bir deyimle büyük tuvaletini yapmasını, tam on bir sayfada anlatıyor. Yanlış duymadınız evet tam tamına on bir iğrenç sayfa. Bir cümlelik olay tam on bir sayfa. Efendim ne yok ki bu on bir sayfanın içinde. Kısaca bir kaç tanesini yazayım. Dışkı materyalinin kalınlığı, boyu, kanal çapının genişliği, kanaldaki yürüme hızı, deliğin açılma çapı, dışarı çıkış ve suya düşme hızı, sudaki aldığı şekil, rengi, kokusu, içeriği, kalan kırıntıları, çıkan sesler...... vs. Evet çoğumuzun midesi bulanmaya başlamıştır sanırım. Tam on bir sayfada bu olay anlatılıyor. Şimdi soruyorum bu olayın bu derece ayrıntılarıyla anlatılmasını yazara büyük bir edebi ustalık ve başarı puanı olarak mı yazacağız, yoksa gereği olmayan ve insanı iğrendiren boş şeyler olarak mı değerlendireceğiz ? Tabii ki kitaptaki iğrençlikler bununla kısıtlı değil, baştan sona kadar özellikle cinsellik konusunda da bir çok tiksindirici olay anlatılıyor. İlk defa beğenme konusunda çelişkiye düştüğüm bu kitabı ben okudum ama okuyup okumama tercihi herkesin kendisinin. (mehmet temiz)

14.11.2021 Kitabın adı: Üvey Anneye Övgü Yazarın adı:Marıo Vargas Llosa Okuyanın adı: Nezaket Topal Sayfa sayısı:136 Kitabımız her ne kadar ensest ilişkiyi anlatıyor şeklinde lanse edilse de kitap içinde birçok ünlü ressam ve resimlerden yola çıkarak alışılmışın dışında bir kurgu var. Kırkında çok güzel bir kadın Dona Lucracia ve üvey oğul Alfonso (ergenlik çağında bir genç) arasında gelişen gerçek sanılan duygusal ve cinsel yaşam... (Nezaket topal)

--reklam--

Üvey Anneye Övgü PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mario Vargas Llosa - Üvey Anneye Övgü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Üvey Anneye Övgü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mario Vargas Llosa Kimdir?

Mario Vargas Llosa, ("Yosa" şeklinde okunur) (d. 28 Mart 1936 Arequipa, Peru) Perulu roman, öykü ve oyun yazarı, eleştirmen, 2010 yılında Nobel Ödülü kazanmıştır.

Dedesinin konsolos olarak görev yaptığı Cochabamba'da yetişti. Lima'daki askeri bir okuldan mezun oldu. Lima San Marcos Üniversitesi'nde edebiyat eğitimi gördü. İspanya'da Madrid Üniversitesi'nde doktora yaptı.

Yayınlanan ilk eseri 1952'de basılan İnkanın Kaçışı adlı oyundu. Ardından çeşitli dergilerde öyküleri yayınlandı. Gazetecilik ve televizyonculuk yaptı. Cuadernos de Composiction ile Literatura dergilerinin yayın kadrosunda yer aldı. 1959-1966 arasında Paris'te yaşadı. İlk romanı Kent ve Köpekler 1963'de yayınlandığında büyük ilgi gördü. Birçok dile çevrildi.

3 yıl Londra'da yaşadı. 1969'da ABD'de Washington Üniversitesi'nde ders verdi. 1970'te Barselona'ya yerleşti. 1974'te Lima'ya döndü.

1990'da Demokratik Cephe'nin adayı olarak katıldığı Peru başkanlık seçimlerinde başarılı olamadı. Latin Amerikalı yazarların en tanınmış ustalarındandır.

Latin Amerika'nın kır ve kent yaşamını, değişik insanlarını anlatan romanlarında kendine özgü bir üslup kullandı. Gerçekçiliği ve anlatımdaki ustalığıyla başarı kazandı. 2010 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır.

--reklam--

Mario Vargas Llosa Kitapları - Eserleri

  • Teke Şenliği
  • Üvey Anneye Övgü
  • Genç Bir Romancıya Mektuplar
  • Cennet Başka Yerde
  • Kelt Rüyası
  • Elebaşılar - Hergeleler
  • Hınzır Kız
  • Kent ve Köpekler
  • Masalcı
  • Palomino Molero'yu Kim Öldürdü
  • Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu
  • Mayta'nın Öyküsü
  • Ketum Kahraman
  • And Dağlarında Terör
  • Yeşil Ev
  • Don Rigoberto'nun Not Defterleri
  • Dünya Sonu Savaşı
  • Bir Ziyaretçi
  • Julia Teyze
  • Das Böse Mädchen
  • Los Cachorros
  • Conversation in the Cathedral

--reklam--

Mario Vargas Llosa Alıntıları - Sözleri

  • Kitap okumayan, edebiyata el sürmemiş bir insanlık, kaba ve ilkel dili yüzünden ürkütücü iletişim sorunları yaşayan bir sağır-dilsizler topluluğuna döner.. Aynı şey bireyler için de geçerlidir.. Hiç okumayan, az okuyan ya da yalnız süprüntü okuyan insan, engelli bir insandır..' (Hınzır Kız)
  • "...Hiç1şey kolay degil, Lituma. Çok doğru gibi görünen dogrulara 4ayrı açıdan bakarsan, yakından bakarsan yarı-doğru ya da yanlış görünmeye başlarlar..." (Palomino Molero'yu Kim Öldürdü)
  • No, not in any way. One thing is sure, we have to put an end to this situation. (Conversation in the Cathedral)
  • İnsanın, kendisini artık bir insan gibi hissetmemesinden daha berbat bir şey olamaz. (Masalcı)
  • Söz çok fiil az, ne bu böyle?! (Los Cachorros)
  • Siz hiç hapiste bulunmadınız, öyle değil mi Dona Merceditas? Günler gelip geçer ve insanın yapacak hiçbir şeyi yoktur. İnsan çok sıkılır orda, inanın bana. Çok da açlık çeker. (Elebaşılar - Hergeleler)
  • Aşk mucizeler yaratır. (Elebaşılar - Hergeleler)
  • 'Bilindiği gibi sürüler konuşma yeteneği olmayan, az çok güçsüz yaratıklardan oluşur. Ayrıca, kargaşa anında sürü­nün düzensizliği değil itaatkarlığı yeğlediği deneylede 1çok kez doğrulanmıştır. Yani keçiler gibi hareket edenlerin başını çeken liderler değil tekelerdir. Bu yaratıklardan bizlere de 1seyler bulaşmış olmalı ki, insan sürüleri arasında da teke gibi yöneticiler insan kitlelerini sarp kayaklıklara sürükleyip, kaya­lıkların doruğundan denize atlatabiliyor. Bu tür durumlar uy­garlığı kasıp kavuruyor olmasa da oldukça sık rastlanan durum­lar.' (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
  • Çok keyifsiz olduğu halde, yazdığı şeyin korkunçluğu karşısında gülme krizine tutulmuştu. (Kelt Rüyası)
  • Platon'un yaşadığı dönemde spor bir araçtı, yaşamın belediyelerce kontrol altına alındığı modern zamanlarda olduğu gibi bir amaç değil. (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
  • "Sivil kıyafetle dolaşılacak, sivillerle birlikte olunacak, bir sivil gibi çalışılacak:' "Ama, bir asker gibi düşünülecek’’ (Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu)
  • Evet, onları kullanıyor, bu açık. Ama hiç değilse aşağılamiyor onları... (Masalcı)
  • İnsanlar ne suçlar işliyorlar. Asıl suçluların cezasız kalmaları beni çıldırtıyor. Onlara hiçbir zaman hiçbir şey olmuyor, öyle değil mi? (Palomino Molero'yu Kim Öldürdü)
  • Ve böylece günler geçiyor, sen umudunu yitiriyorsun... (Elebaşılar - Hergeleler)
  • "Devrim toplumu, bilim de bireyi tüm felaketlerinden kurtaracaktır." (Dünya Sonu Savaşı)
  • “Çocuklar çamura bulanmayı mı seviyor, öyleyse topluluklarda çöp toplama işi onlara verilecekti” (Cennet Başka Yerde)
  • "Korkak olduğumuz için kahramanı oynarız, yakınlarımızı öldürme isteğiyle yanıp tutuştuğumuz için katili oynarız, doguştan yalancı oldugumuz için oynarız." Jean-Paul Sartre (Kent ve Köpekler)
  • Bence hayatta bir insanın tutkuları uğruna şerefsizliği ve hapse girmeyi göze alması kadar değerli bir şey olamaz. (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
  • "Neden dövüşmekten başka bir şey bilmezler, neden barış içinde yaşayıp da hayatın tadını çıkarmazlar ki bunlar?" diye söylendi Don Anselmo. "Yaşam o kadar güzelleşirdi ki o zaman." (Yeşil Ev)
  • Bir an anlıyor ve unutuyor. Onunla iletişim kuramıyorsun. Kendi kendine konuşuyorsun, otuz yıldan fazla bir zamandır yaptığın gibi. (Teke Şenliği)