Kitap Künyesi

Yazar: Turgut Özakman

Yayın Evi: Bilgi Yayınevi

İSBN: 9789754946697

Sayfa Sayısı: 789

Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Son yılların, günümüze ışık tutan en geniş ve şaşırtıcı araştırması.

Yakın tarihimize yönelik başlıca yalanları, yanlışları ve yutturmacaları büyük bir sabırla derleyen ve titizlikle değerlendiren Turgut Özakman, yüzlerce yerli ve yabancı objektif kaynağa dayanarak gerçekleri açıklamakta, bilinen kıvrak üslubu ile bir kısım yorucu ve ayrıntılı bilgiyi bile, bir solukta okunacak biçimde sunmaktadır.

Bütün tarihseverlerin ve yakın tarihimizle ilgili gerçekleri öğrenmek isteyenlerin, başucu ve başvuru kitabı olacak bir çalışma.

Eserde değinilen yalan, yanlış ve yutturmacaların çoğu ile belki de ilk kez karşılaşacak, çok şaşacak, çok gülecek, belli bir amaçla nasıl bir sahte tarih yaratılmak istendiğini görerek, Türkiye'nin geleceği bakımından çok da düşüneceksiniz.

(Arka Kapak)

Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele Alıntıları - Sözleri

  • Celal Bayar şöyle yazıyor: "M.Sabri Efendi, İngiliz himayesine girmekten başka kurtuluş yolu olmadı- ğını iddia edenlerdendir. Milli Mücadele'nin şiddetli düşmanıdır. Kürdistan Cemiyeti adındaki siyasi bir kurul ile müşterek, vatanın parçalanmasına yol açan bir  anlaşmayı, reisi olduğu Hürriyet ve İtilaf Partisi Umumi Merkezi adına imzalamıştır.
  • "Kemal Atatürk yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir. Biz Pakistan'da onu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri  olarak görüyoruz. O yalnız sizin ulusunuzun sevgili önderi değildi. Dünyadaki  bütün Müslümanlar, gözlerini sevgi ve hayranlık duygularıyla ona çevirmişlerdi. O, Müslüman dünyasında, yeniden siyasi uyanış yönünde ileriye doğru, cesur bir  adım atan bir avuç insandan biriydi." (Devlet Başkanı Eyüp Han, Pakistan, Atatürk İçin Diyorlar ki, s.281)
  • "O büyük insan, yalnız Türkiye için değil, bütün Doğu, bütün Doğu ulusları için de en büyük önderdi." (Kral Emanullah Han, Afganlı, a.g.e., s.192) "Atatürk'ün Doğu için değeri, somut ve olumludur. Çünkü o bize, kültürce Batının etkisinde kalıp boğuluruz diye duyduğumuz korkuların temelsiz olduğunu göstermiştir. O, doğulu uluslara, ulusal bütünlüklerini yitirmeden, kendi değerlerini yeni durumlara nasıl uygulayacaklarını göstermiştir." (M.M.Mousharrafa, Mısır, a.g.e., s.193)
  • Dr. Rıza Nur: "Yeryüzünden nice milletler gelmiş geçmişler, azametli saltanatlar kurmuşlar, sonra da batmışlardır; fakat batarken hepsinin padişahları başlarında bulunmuş, düşmanlarıyla dövüşmüşlerdir. Halbuki bizim yıkım ve istiklal davamızda padişahımız, vatan düşmanlarıyla birleşmiş, millet aleyhinde hareket etmiştir." (Türk Tarihi, 1.C., s.198)
  • K.Mısıroğlu, hiçbir belge ve kanıt göstermeden diyor ki: "M.Kemal, tü-meninin 57.Alayından iki yüz kişiyi, saat beş buçukta, Şunuk Bayırı (yani Conkbayırı) istikametine sevk ederek, ilerlemekte olan düşmana karşı süngü hücumu yaptırdı. Fakat hiçbir netice alamadı. 57. Alayın mütebaki (kalan) kısmı-nı süngü hücumuna kaldıran ve bunun da erimesinden sonra emrindeki iki Arap alayı ile aynı taarruzları tekrarlayan M.Kemal yine hiçbir netice elde edemedi." (Lozan, 1.C., s.158) Ayrıntıların tümü yanlış, sonuç da doğru değil. Sadece bir soru sorup geçece-ğim: Conkbayırı'na kadar ilerlemiş olan Anzaklar, Conkbayırı'ndan ta kıyıya kadar neden çekildiler acaba, izinleri o kadardı da akşam olunca kendiliklerinden mi deniz kıyısına geri döndüler?
  • İngilizler ile asıl gizli pazarlık yapanlar, Vahidettin-D.Ferit ikilisidir. Vahidettinciler, M.Kemal-İngiliz pazarlığı masalıyla, işte bu ibret verici gizli ilişkileri  külleyip unutturmaya çalışıyorlar.
  • İki ayrı  tarihe inanan bir millet, millet niteliğini koruyabilir mi?
  • Liman Paşa’ya bağlı ve ordunun genel ihtiyatı olan ve M. Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen ise, merkezde bir yerde bulunuyor (Bigalı-Maltepe); fakat Ordu Komutanının izni olmadan kullanılması mümkün değil. Liman Paşa, o sabah, asıl çıkarmanın Saros-Bolayır kesimine yapılacağını tahmin ederek, oraya gitmiş, bu tümenin nasıl kullanılacağı konusunda bir talimat da bırakmamıştır.*
  • Elli yıldır çabalıyorlar, içkisinden başka bir şey bulup kanıtlayamadılar. Evet, apaçık içiyordu. Günahı boynuna. Biz günah polisi miyiz? Padişahların bazıları da içiyordu. Bu çok kişisel ayrıntıların tarihle ilgisi ne? Yıldırım Beyazıt’ı ya da İkinci Selim’i, sırf içki içtikleri için sıfırlayacak mıyız?
  • M.Kemal, 18 Haziran 1919 günü Amasya’dan, Edirne’deki 1. Kolordu Komutanlığına yolladığı emirde şöyle diyor: “Umum Anadolu ve Trakya Müdafaa-yı Hukuk-u Milliye ve Redd-i İlhak cemiyetlerini tevhit etmek(birleştirmek) ve Anadolu ve Rumeli umum vilayatının murahhaslarından mürekkep kuvvetli bir heyet-i merkeziye teşkil etmek takarrür etti(kararlaştırıldı).” (Nutuk, 3.C., 19. belge) Sivas Kongresi, bu kararın sonucudur. Karabekir, bölgesel ve sınırlı bir yaklaşım içindeyken, M.Kemal, sorunu bir bütün olarak ele alıyor. Aralarındaki büyük farkın biri de budur. A.Fuat Cebesoy diyor ki: “Amasya kararları ile ayrı ve bölgesel teşebbüsler birleştirilmiş, bütün milletin, istiklal ve vatanımızın uğradığı tehlike etrafında birlik olduğu harice ve dahile gösterilmiştir. Amasya kararları toplayıcı bir ruh taşımaktadır. Şunu hemen ilave etmeliyim ki bunun başlıca amili de M.Kemal Paşadır.” (M.M. Hatıraları, s. 76) Fevzi Çakmak da şöyle diyor: “Eğer Mondros Mütarekesini takip eden aylarda, bir tayyareden Anadolu’ya bakarsanız, yer yer yanan ateşler(Redd-i İlhak ve Müdafaa-yı Hukuk dernekleri) görülecektir. Bu ateşleri birleştirecek bir alev lazımdı. İşte onu M.Kemal Paşanın meşalesi temin etti.” (Aktaran T.Z. Tunaya, Türkiye’de Siyasi Partiler, s. 475)
  • Son olarak da İngilizlerin izlenimini gösterir bir örnek: "... Sultan, Yıldız'da titreye titreye oturmaktadır... Belki de bazı hadiselerin kendini taç ve tahtından yoksun kılacağından korkmaktadır. Bu hanedana mensup hiç bir Prens (şehzade), halkını idare edebilecek kâfi (yeterli) kabiliyet ve enerjiye sahip görünmemektedir."
  • Şahane tembelliğimiz yüzünden, yanlışlar ve yalanlar, kök salıyor.
  • Yabancı kaynaklardaki her bilginin doğru olduğunu sanmak, Tanzimat döneminden kalma sakat bir alışkanlıktır.
  • Bölünmez hür ve bağımsız bir Türkiye!

Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Özakman yerli ve yabancı kaynaklardan yararlanarak ortaya MUHTEŞEM bir araştırma koymuş . Günümüzde Atatürk sendromuna yakalanıp tv lerde ve bir yerlerde koca karı dedikodusu gibi atılan palavralara belgelere dayanarak tek tek cevap vermiş Geçerli tek belge ,dişe dokunur tek bilgi olmadan mahalle koca karıları gibi ortada dolanan sözde tarihçi palavracılar: Nasıl ki eşeğe altın semer vursan eşek yine eşek kaldığı gibi Güneşi de kendi çamurunuzla sıvayamayacaksınız . (Lina)

Piyasadaki İngiliz işbirlikçisi vatan hainlerinin yazılarına, tek tek, bölüm bölüm cevap verilmiş bir Turgut Özakman eseri. Üstad, yalan yazan işbirlikçi hainleri, her zamanki üslubuyla belgelere dayanarak lağvediyor. Sayfa sayısının çok olması gözünüzü korkutabilir lakin okumaya başlayınca bir çırpıda bitireceksiniz... Bu eser, Turgut Özakman’ın yazmış olduğu, Çanakkale 1915, Şu Çılgın Türkler ve Cumhuriyet serisini okuyan herkesin, zevkle okuyacağına inandığım araştırma harikası bir başyapıt. Kısacası... Her Türk evladının kitaplığında bulunması gereken bir başucu kitabı. Dipnot: Şu çılgın Türkler serisinden yaklaşık 10 yıl önce basılan, o eserlerin çıkmasında büyük katkısı olan kitaptır. (Semih Çetinoğlu)

Tarihini böylesine çarpıtan gerçeğin yerine sahtesini geçirmeye çalışan bir başka millet varmıdır? Bu bize özgü utanç verici bir durum . Tarih tarihçilere bırakılamayacak kadar değerlidir. Mustafa Kemal Atatürk. Bunun en güzelini Turgut Özakman yapıyor.Kendisi tarihçi olmamasına rağmen bu kadar yalana iftiraya dayanamamış iki senesini vererek araştırma yapıp belge ve bilgilerle bu iddalara cevap vermiş. O kadar çok yalan varki insan okurken hayret ediyor bu kadar yalanı masalı nasıl utanmadan insanlara söyleyebiliyorlar. İnsan düşünmeden edemiyor. Ama doğruların kötü bir huyu var her zaman açığa çıkıyorlar. Turgut Özakman. Çok da güzel bir eser yazmış. Bizlere doğruları öğrenelim diye çok emek vermiş. Kendisine çok teşekkür ederiz. Nur içinde uyusun mekanı cennet olsun inşallah. Kitap çok güzel kitabın. Kalın olması sizi şaşırtmasın alın okuyun! Kitabı elinize aldığınızda bırakamıyorsunuz . Herkese keyifli okumalar! (Levent gül)

Kitabın Yazarı Turgut Özakman Kimdir?

1 Eylül 1930 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Bir süre avukatlık yaptı. Köln Üniversitesi Tiyatro Bilimi Enstitüsü'ne devam ettikten sonra Devlet Tiyatrosu'na dramaturg olarak girdi. TRT'de Merkez Program Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Devlet Tiyatrolarında Genel Müdür Başyardımcılığı ve 1983 - 1987 yılları arasında Genel Müdürlük yaptı. 1988-1994 yılları arasında Radyo-Televizyon Yüksek Kurulu'nda üyelik ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Uzun yıllar Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde (DTCF Tiyatro) kadrolu öğretim görevlisi olarak çalıştı ve Dramatik Yazarlık dersleri verdi.

28 Eylül 1998'de, üstün hizmetleri nedeniyle Anadolu Üniversitesi'nce, 2006 yılında Ege Üniversitesi'nce ve 2007 yılında, mezun olduğu ve uzun yıllar görev yaptığı Ankara Üniversitesi'nce 'fahri doktor' unvanı verilen Özakman, sayısız esere imza attı.

Nisan 2002'de Eskişehir Belediye Başkanlığı, açtığı ikinci tiyatroya 'Turgut Özakman Sahnesi' adını verdi. 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Özakman'a Üstün Hizmet Ödülü verdi. 2005 yılında piyasaya sürülen , 50 yıla yakın bir sürenin emeği olan ve Kurtuluş Savaşı'nı romansı bir dille anlatan Şu Çılgın Türkler (Bilgi Yayınevi) adlı belgesel-romanı, Uğur Dündar'a göre cumhuriyet tarihinin en çok satan kitabı oldu. Haftalarca çok satanlar listelerinde ilk sırada kaldı.

Turgut Özakman'ın üç çocuğu ve dört torunu vardır. 28 Eylül 2013 tarihinde tedavisi devam etmekte olduğu Özel Güven Hastanesinde vefat etmiştir.

Turgut Özakman Kitapları - Eserleri

  • Şu Çılgın Türkler
  • Diriliş
  • Romantika
  • Cumhuriyet - Türk Mucizesi Birinci Kitap
  • Cumhuriyet - Türk Mucizesi İkinci Kitap
  • Korkma İnsancık Korkma

  • Çılgın Türkler - Kıbrıs
  • Dersimiz: Atatürk
  • 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da
  • Çanakkale Geçilmez
  • Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele
  • Oyun ve Senaryo Yazma Tekniği
  • Dr. Rıza Nur Dosyası

  • Bütün Oyunları 3
  • Başbakan Sayın R.T. Erdoğan'a ve Herkese Açık Mektup
  • Toplu Oyunları - 1
  • 1881-1938 Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Kronolojisi
  • Bütün Oyunları 5
  • 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da
  • Bütün Oyunları 4

  • Bütün Oyunları 1
  • Bütün Oyunları 7
  • Fehim Paşa Konağı
  • Dersimiz: Atatürk - Resimli Öykü-Tarih Kitabı
  • Bütün Oyunları 6
  • Ah Şu Gençler
  • Unutulmaz Şiirler

  • Atatürk ve Cumhuriyet Kronolojisi
  • Duvarların Ötesi
  • Ocak
  • Güneşte On Kişi
  • Bütün Oyunları 2
  • Radyo Notları
  • Bizi Dinler Misiniz?

Turgut Özakman Alıntıları - Sözleri

  • "Memleket bugün idare edilebilir durumda olmaktan çıkmıştır. İşler çoktan laçka olmuştur. Adliye işlemez hale gelmiş, idare acze düşmüştür." (Çılgın Türkler - Kıbrıs)
  • Kadınlarımız hayata katılmazlarsa, milletvekili, vali, profesör olmazlarsa, uçak bile yapsak yine ilkel kalmışız demektir. (Cumhuriyet - Türk Mucizesi İkinci Kitap)
  • "Osmanlı imparatorluğunu münkariz eden de, yeni bir Türkiye devleti doğurtan da, ”Teşkilat-i Esasiye Kanunu ile hukuk-u hükümraninin millete ait olduğunu tesbit eden de benim [972]" (Dr. Rıza Nur Dosyası)
  • "Evliliğin beni Öldürüp çiğnenmiş bir paçavra gibi pörsütüp bitiren kara dertleri içindeyim [312]. Tefekkürattan bir hale geliyorum ki, dimağım tutuşmuş, yanıyor gibi, öleceğim. Çünkü tenebbuhat-ı dimağiye müthiş. Miğdem her gün bozuk. Karnım gazdan dolu gibi. Biteviye aşağıdan gaz çıkıyor. [..] Tırnaklarım cadı tırnağı gibi uzuyor, içi de simsiyah kir. Her gün keseyim diyorum, fakat bir türlü vakit bulamıyor, yarın diyorum. Bu suretle bir-iki ay kalıp Çinli tırnağı gibi oluyor. Sakalım da öyle. Papaz gibiyim. Evde banyo var. Fakat lüzumu kadar banyo da alamıyorum. Çünkü vakit alıyor. Hasılı pis bir adam oldum. Halime ben de iğreniyorum [1415]. Takriben iki ayda bir, okuduğumu anlamaz hale geliyorum. Sersem gibi oluyorum [1416]." (Dr. Rıza Nur Dosyası)
  • “Yüreğimde bir şeyin, toprağını sevmiş bir tohum gibi gittikçe köklenip büyüdüğünü fark ediyorum..” (Romantika)
  • "Kemal Atatürk yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir. Biz Pakistan'da onu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri  olarak görüyoruz. O yalnız sizin ulusunuzun sevgili önderi değildi. Dünyadaki  bütün Müslümanlar, gözlerini sevgi ve hayranlık duygularıyla ona çevirmişlerdi. O, Müslüman dünyasında, yeniden siyasi uyanış yönünde ileriye doğru, cesur bir  adım atan bir avuç insandan biriydi." (Devlet Başkanı Eyüp Han, Pakistan, Atatürk İçin Diyorlar ki, s.281) (Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele)

  • Bugün vatan bizden razı olacak Asker şehit,ordu gazi olacak. (Çanakkale Geçilmez)
  • Vahidettin’in Rauf Orbay’a söyledikleri: “Millet koyun sürüsü. Bu sürüye bir çoban lazım. İşte o da benim!” (16.03.1920) (19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da)
  • Yani padişah-halifeler, Müslümanlara değil, emperyalizme yardım ediyorlar! Durum böyle olduğuna göre, İngilizler, hilafete neden karşı olsunlar? (19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da)
  • Bir kapıdan geçerken hanımlara yol veren kaç kişi kaldı? Günde en az iki kadın bıçaklanıyor (2013 Ağustos 20 kadın). (Başbakan Sayın R.T. Erdoğan'a ve Herkese Açık Mektup)
  • Ben mi tuhaftım, yoksa hayat mı? (Korkma İnsancık Korkma)
  • "Aslı bozuk işin taklidi bu kadar olur.Şimdi de üçüncü örneğe geçiyoruz.Fotoromantik üslupta.." Ve cuf cuf cuf Ebeveynler çocuklarının yanında kavga yapmamayı onlarla birlikte oynamayı öğrenirler. (Bütün Oyunları 3)
  • Liman Paşa’ya bağlı ve ordunun genel ihtiyatı olan ve M. Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen ise, merkezde bir yerde bulunuyor (Bigalı-Maltepe); fakat Ordu Komutanının izni olmadan kullanılması mümkün değil. Liman Paşa, o sabah, asıl çıkarmanın Saros-Bolayır kesimine yapılacağını tahmin ederek, oraya gitmiş, bu tümenin nasıl kullanılacağı konusunda bir talimat da bırakmamıştır.* (Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele)

  • "Öğretmenler, her vesileden istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı, halk öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmadığını anlamalıdır. Eğitimi yetersiz bir toplumda buna çok ihtiyacımız var." (Cumhuriyet - Türk Mucizesi İkinci Kitap)
  • İsmet Paşa ayaküstü durumu özetledi: "Esir olmayı kabul etmedik." (Cumhuriyet - Türk Mucizesi Birinci Kitap)
  • “Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır Yalnız senin aşkın ile ruhum solacaktır..” (Romantika)
  • … İçlerinden biri şöyle sızlanacaktı: “Yahu, ne sıkı yönetim ilan edildi, ne olağanüstü hal. Ne tutuklama var, ne tehdit. Adam sadece konuşuyor ve biz iki gündür rüzgara tutulmuş kavak ağaçları gibi titriyoruz. Neden?” Oysa nedenini iyi biliyordu. Yıllardan beri yalanla, dolanla, safsatayla tarihin ırmağını tersine çevirmeye çabalayıp durmuşlardı. Sonunda tarih isyan etmişti! … (19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da)
  • Ne acımasız bir dünyaydı bu! (Korkma İnsancık Korkma)
  • Kısacası kazanmak için çalışmak ve Allahın yardımını, esirgemesini, korumasını hak etmek gerek. (Diriliş)
  • Yurt sevgisinin yenemeyeceği güçlük yoktur. (Dersimiz: Atatürk)