Kitap Künyesi
Yazar: Gotthold Ephraim Lessing
Çevirmen: Yüksel Pazarkaya
Yayın Evi: Cumhuriyet Kitapları
İSBN:
Sayfa Sayısı: 80
--reklam--
Yahudiler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
--reklam--
Yahudiler Alıntıları - Sözleri
- O hale geldi ki, kabalık ve doğallık aynı anlama gelen sözler oldu.
- ... karşılığında en ufak bir şey bekler görünürsek, iyilik olmaktan çıkar.
- Size gerçeği ifade etmem gerekirse; ben bütün bir halk hakkında genellemelerden hoşlanmam.
- Birçok insan, yanıbaşlarında kendilerine iyilik eden birini yük olarak görecek kadar bozulmuştur.
- So will ich wenigstens soviel tun, als mir das Schicksal zu tun erlaubt. Nehmen Sie mein ganzes Vermögen. Ich will lieber arm und dankbar, als reich und undankbar sein.
- Gözünü kazanç bürümüş bir halk, bunu haklı olarak mı, hile ve zorla haram olarak mı elde edeceğine bakmaz.
- “mutlaka Yahudiydiler. Bu Allahsız güruhu yeterince tanımıyor olabilirsiniz. Ne kadarlarsa, istisnasız hepsi de dolandırıcı, hırsız ve yol kesici. Bu yüzden zaten, Tanrı'nın ilencine uğramış bir halk. Ben kral olmayayım: Hiçbirini, bir tekini bile yaşatmam. Ah! Tanrı bütün namuslu Hıristiyanları bunların şerrinden korusun”
- ama bütün içtenliğimle söyleyeyim ki, suskunsam, bu kez salt çâresizlikten.
- İnsan olmak, insanlık, insancıllık, her türlü din, mezhep, ırk, soy, ulus ayrımının üstündedir.
- Ne yüzden olursa olsun, ışığı görmeyen, göremeyen ya da görmek istemeyen insanlar, her zaman, her yerde olacaktır.
--reklam--
Yahudiler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Uzun zamandır merak ettiğim Alman yazarlardan biri idi Gotthold Ephraim Lessing. Alman edebiyatında ve özellikle Alman tiyatrosunda öncü rol üstlenmiş ve “Aydınlanma Dönemi”nin baş aktörlerinden biri kabul edilen bu yazarı kısacık bir oyunu ile tanıma fırsatı bulduğum için mutluyum. Oyun kısa, ancak çok çarpıcı. Lessing mesajını evirip çevirmeden, direkt veriyor izleyicisine. Başlarına gelen her kötülük için Yahudileri suçlayan ve Yahudi toplumunu dışlayan Alman halkı üzerinde rahatsız edici bir farkındalık yaratmak hedefi: Baron, Yahudi kılığına girmiş kendi yakınları tarafından soyulmak üzereyken tesadüfen bir yabancı tarafından kurtarılır; ancak onu kurtaran bu yabancı gerçek bir Yahudidir. Lessing bir Yahudinin iyi, inançlı Hristiyanlar zannedilen kimilerinin de kötü olabileceğini gösterirken önyargıların adaletsizliğine ve insanı insan yapan temel değerlere dikkat çekmek ister: “Ah, hepsi sizin gibi olsaydı, ne kadar saygıdeğer olurdu Yahudiler” der örneğin Baron; kurtarıcısını çok sevmesine karşın onun bir Yahudi olmasını hala kabullenememiştir. Cevap vurucudur: “Ve Hristiyanlar ne kadar sevimli olurlardı, hepsi sizin niteliklerinize sahip olsaydı” der kurtarıcı. İnsanları sadece inançlarına göre gruplayıp yaftalayan Hristiyan inancının adaletsizliğini ve çelişkisini ortaya böyle serer. Oyunun temeli, Hristiyan dünyasındaki Yahudi düşmanlığına dayanır. Hristiyan dünyasında uzun yüzyıllar boyunca Yahudilerin dışlandığını, ikinci sınıf insan sayıldığını, kamu hizmetine alınmadığını, tüm kötülüklerin onlara atfedildiğini ve hatta katledilmeleri için bahaneler arandığını unutmayalım. Hristiyanlık dini, sonradan gelen din olarak öncekini ortadan kaldırmıştır; dolayısıyla hala Yahudilikte ısrar edenler sapkındırlar ve dine tehdit oluşturmaktadırlar. Bu nedenle yüzyıllar boyunca Yahudiler gettolarda, içlerinde bulundukları -ama hep azınlık oldukları- toplumlardan dışlanmış şekilde yaşarlar ve hakim sınıfın gözünde tüm olumsuzlukların sebebini oluştururlar. Toplum her gerildiğinde emniyet sübabı olarak “Yahudilerin katli vaciptir.” nidaları atılır. Ve sanılanın aksine bu sadece Almanlara değil, tüm Hristiyan dünyaya ait bir düşmanlıktır. Gotthold Eprahim Lessing Teoloji konusunda yüksek eğitim almış, son derece dindar bir Hristiyan. Goethe’den 20 yıl önce doğmuş olan bu yazar, Alman Yenilikçi tiyatrosunun kurucularından sayılmaktadır. Hristiyan inancının “mucizeler”e dayandırılmasını eleştirdiği için şimşekleri üzerine çekmiş, ancak ölene kadar inandığı yoldan geri adım atmamış büyük bir düşünür ve hümanisttir. 40tan fazla sahneden oluşan eseri, bu yönüyle günümüz tiyatro eserlerine benzemiyor. Ancak döneminde oyundaki dinamizmin böyle peşi sıra akan kısacık sahnelerle sağlandığını öğrendim ve buraya bir not olarak düşeyim. Oyunda konu edilen genellemeler ve düşmanlıklar maalesef aradan geçen 300 yıla rağmen hala var ve bize de epey yakınlar. Şimdiden “ama Yahudiler de …” (ya da ama Aleviler de…, ama Hristiyanlar da …) diye başlayan cümleler duyar gibiyim. Lessing’in bu kısacık eseri bence o yüzden hala kıymetli… (AkilliBidik)
Lessing'in eseri dramaturji anlamında kurucu bir tiyatro olarak karşımıza çıkmaktadır. Anlattıkları 18. yüzyıl Aydınlanması'na örnek teşkil etmektedir. Bununla beraber yazdıklarıyla soylu kesime hitap eden Aristocu tiyatrodan burjuvaya hitap eden Shakespeare anlayışıyla hazırlanan tiyatroya öncülük etmiştir. Lessing'in anlattıkları evrenseldir. İnsan hakları, özgürlük ve ön yargısız bir toplum anlayışı onun eserlerinin ana temasını oluşturmaktadır. Lessing'in döneminde yaptıkları takdire şayan işler. Umarım yaşamında da her insana Yaradan'ın bir kulu olduğu için saygı duymuştur (biz buna hümanizm demiyoruz bu arada). Fakat kitabın sonundaki bazı ifadeler (şimdi burada anmak istemiyorum) yazarın görüşleriyle uyuşmadığı gibi bilakis Lessing'in fikirlerini delmektedir. Ben de buna şaşıyorum. Şaşmaya da devam edeceğim. (Yakuphan Güleç)
--reklam--
Yahudiler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gotthold Ephraim Lessing - Yahudiler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yahudiler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gotthold Ephraim Lessing Kimdir?
Gotthold Ephraim Lessing (22 Ocak 1729 - 15 Şubat 1781), Alman yazar, filozof, gazeteci ve Alman Edebiyatının ilk önemli eleştirmenidir. Aydınlanma Çağı'nın önde gelen temsilcilerindendir. Antik Yunan ve Roma eserlerini taklit etmek yerine, William Shakespeare'nin eserlerini temel alarak, özellikle dramaüzerine yoğunlaşmış ve 1779 yılında, son büyük dramı olan, Haçlı Seferleri sırasında Kudüs'te geçen olayda Musevilik,Hristiyanlık ve İslam'ı simgeleyen "üç halka" konusunu ele aldığı, dinsel bir sorgulama niteliğindeki Bilge Nathan'ı (Nathan der Weise) yazarak; güçlü bir savunucusu olduğu aydınlanma felsefesini, aklın kullanılmasını etkili bir biçimde ifade etmiştir. Bıraktığı eserlerle, "Milli Alman Edebiyatı"nın gelişimini hızlandıracak bir zemin oluşturmuştur.
Yaşamı
Lessing Saksonya eyâleti'nde küçük bir kasaba olan Kamenz'de dünyaya geldi. Babası bir papaz ve dini yazılar yazan Lessing, Kamenz'deki Latin okulu (1737) ve Meissen'deki Fürstenschule St. Afra okulunu bitirdikten sonra (1741)Leipzig'de 1746-1748 yılları arasında Leipzig'de teoloji ve tıp eğitimi aldı. 1748 - 1760 yılları arasında Leipzig ve Berlin'de yaşadı ve Vossische Zeitung isimli gazetede editör olarak çalıştı. 1752 yılında Wittenberg'de yüksek lisans yaptı ve 1760 - 1765 yılları arasında Breslau'da (bugün Wroclaw) General Tauentzien'in sekreteri olarak çalıştı. 1765 yılında Berlin'e döndü; ancak 1767 yılında Hamburg'da drama yazarlığı veMilli Alman Tiyatrosu'nun danışmanlığını yaptı. Orada, eşi Eva König ile tanıştı.
--reklam--
Gotthold Ephraim Lessing Kitapları - Eserleri
- Düzyazı Fabllar
- Bilge Nathan
- Yahudiler
- Minna Von Barnhelm
- Emilia Galotti
- İnsan Soyunun Eğitimi
- Miss Sara Sampson
--reklam--
Gotthold Ephraim Lessing Alıntıları - Sözleri
- Budala bir baba hayırsız oğlu İçin kanını son damlasına kadar feda ettiğinde , sevgi aptallığa dönüşür (Düzyazı Fabllar)
- Aklını kullanma cesaretine sahip ol! (İnsan Soyunun Eğitimi)
- Birinin mutluluğu bir diğerinin mutsuzluğudur. (Düzyazı Fabllar)
- Karganın biri, öfkeli bahçıvanın komşunun kedisine attığı zehirli et parçasını pençeleriyle kapıp kaçtı. Ve eti yaşlı bir meşenin dalları arasında yalayıp yutmak üzereyken, bir tilki yavaşça ağacın altına sokularak kargaya seslendi: "Tanrı seni kutsasın lupiter'in kuşu!" "Sen beni kiminle karıştırıyorsun?" diye sordu karga. "Seni kiminle mi karıştırıyorum?" dedi tilki. "Sen her gün Zeus'un sağ kolundan havalanarak bu meşeye beni beslemeye gelen o heybetli kartal değil misin? Neden o değilmişsin gibi davranıyorsun? O muzaffer pençendeki etin tanrının bana daima seninle yolladığı armağan olduğunu görmüyor muyum ben?" Karga bu sözlere şaşırdı gerçi, ama bir kartal yerine konduğu için içten içe sevindi. "Neme gerek," diye düşündü, "tilki öyle düşünmeye devam etsin varsın." Aptalca bir cömertlikle aşağıya attı avını ve gururla uçup gitti. Tilki gülerek eti havada kaptı ve hain bir sevinçle mideye indirdi. Fakat çok geçmeden sevinci sancıya dönüştü, zehir etkisini göstermeye başladı ve geberip gitti. Kahrolası dalkavuklar, zehir zıkkımdan başka bir şey girmesin kursağınıza! (Düzyazı Fabllar)
- Eşeğin biri aç bir kurtla karşılaştı. “Acı bana,” diye yalvardı eşek korkudan tir tir titreyerek, "zavallı, hasta bir hayvanım ben; ayağıma nasıl bir diken battığına baksana!" "Gerçekten de,” dedi kurt, "halin pek dokundu bana. Vicdanımın sesini dinleyerek seni bu acılardan kurtaracağım..." Sözünü bitirir bitirmez de eşegi paramparça etti. (Düzyazı Fabllar)
- Onu yine göreceksem, hep görmeliyim. Yok şayet göremeyeceksem, şimdiye kadar görmüş olduğum yeter. (Bilge Nathan)
- Karşılığında en ufak bir şey bekler görünürsek, iyilik, iyilik olmaktan çıkar. (Bilge Nathan)
- Was die Erziehung bey dem einzeln Menschen ist, ist die Offenbarung bey dem ganzen Menschengeschlechte. (İnsan Soyunun Eğitimi)
- "Dün sevdim, bugün acı çekiyorum, yarın öleceğim, ancak bugün ve yarın düşünmek istediğim dün." (Bilge Nathan)
- Size gerçeği ifade etmem gerekirse; ben bütün bir halk hakkında genellemelerden hoşlanmam. (Yahudiler)
- O beni ben olduğum için sevecektir, ben de onun için bütün dünyayı unutacağım. (Minna Von Barnhelm)
- Gözünü kazanç bürümüş bir halk, bunu haklı olarak mı, hile ve zorla haram olarak mı elde edeceğine bakmaz. (Yahudiler)
- Eğer insan namusludan başka bir şey değilse hiçbir şey demektir. (Minna Von Barnhelm)
- Bir lûtfu, hiç düşünmeden çabucak kabul edebilen insanlar, pek nadir olarak o lûtfa layık insanlardır. Onu en çok hakedenler de daima kendilerine en çok güvensizlik gösterenlerdir. (Miss Sara Sampson)
- Nedense beni bugün en çok üzenler en iyi bildiğim insanlar oluyor... (Minna Von Barnhelm)
- İnsan olmak, insanlık, insancıllık, her türlü din, mezhep, ırk, soy, ulus ayrımının üstündedir. (Yahudiler)
- ama bütün içtenliğimle söyleyeyim ki, suskunsam, bu kez salt çâresizlikten. (Yahudiler)
- Yusuf'un aksine Meryem ne dindar ne de dürüst biri,ama kabahat onda değil,konuştuğu dili icat eden erkeklerde,çünkü bu dilde dindar ve dürüst kelimelerinin dişil hali bulunmaz. (Bilge Nathan)
- bir kişi için iki salaklığı üst üste yapma! (Minna Von Barnhelm)
- O hale geldi ki, kabalık ve doğallık aynı anlama gelen sözler oldu. (Yahudiler)
Yorumlar
0 yorum