Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Armağan
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9789752635357
Sayfa Sayısı: 240
Yakın Tarihin Kara Delikleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
* Vahdettin Sevr Antlaşması’nı imzaladı mı?
* Misak-ı Millî sınırları var mıydı?
* Atatürk hangi mektubunu unutturmak istedi?
* Mustafa Kemal’in Kerkük’e son mesaj neydi?
* Mustafa Kemal, Vahdettin konusunda nasıl yanıltıldı?
* Kurtuluş Savaşı’na gönderilen Rus altınları borsada nasıl batırılmıştı?
* Soykırım iddialarını bitirmeye kararlı Osmanlı Sadrazam'ı kimdi?
* Ermeni’nin Ermeni’ye yaptığı tehciri biliyor musunuz?
* Menemen kışkırtması neyi örtüyordu?
* Menderes idamdan önceki son mektubunda hangi kehanette bulundu?
* Atatürk Mehmed Akif'i neden eleştirildi?
* Atatürk Masonluğa girmiş miydi?
* Çanakkale zaferi Abdülhamid'in gözbebeklerine mi mal olmuştu?
Vahdettin’den Mustafa Kemal’e, Enver Paşa'nın Almanlarla gizli anlaşmalarından İnönü'nün Lozan'daki hatıralarına, Menemen'in perde arkasından Adnan Menderes'in günümüze kadar açığa çıkmamış hatıra defterine kadar, yakın tarihin bilinmeyen, unutulan gerçekleri bu kitapta...
Mustafa Armağan’ın "Küller Altında Yakın Tarih" ile başladığı yakın tarih yolculuğu, "Yakın Tarihin Kara Delikleri"nde çapını genişleterek devam ediyor. Kitabın satırlarında ilerlerken yakın tarihin örtülerinden sıyrılışına tanık olacaksınız.
Yakın Tarihin Kara Delikleri Alıntıları - Sözleri
- Kökü mazide olmayan her insan memleketine ve başka memleketlere yabancıdır. Cemil Meriç
- Yakın tarihi nutuk eksenli okumak, her zaman isabetli sonuçlar vermeyebilir.
- Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykot, İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen sonra 6 Ekim 1908'de işgal ettiği Bosna-Hersek'i ilhak eden, yani bir oldu bittiyle topraklarına katan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu mallarının satıldığı mağazalara ve hizmetlerinin verildiği kurumlara karşı gerçekleştirilmişti.
- Cemil Meriç ise 15 mayıs 1968 tarihli sosyoloji dersinde meseleyi genelleştiriyor, "Hepimiz gurbetteyiz" diyoruz ardından ekliyordu: "Kökü mazide olmayan her insan memleketine ve başka memleketlere yabancıdır."
- Eğer Mustafa Kemal ve neslinin içinden geçtiği o yakıcı dönüşüm sürecini iyi bilmiyorsanız Kemalistler gibi onun Cumhuriyet ve laiklik idealini ta en başından beri kafasında taşıdığını ve fırsat zuhur ettikçe merhale merhale gerçekleştirdiğini söylerseniz. Yahut anti-Kemalist cephedeyseniz bu defa aynı düşünce doğrultusunda giderek onun fırsatçılık yaptığını söyler, işi düştükçe diğer enstrümanlar yanında İslâmı kullandığını ama güçlenince Müslümanları tasfiye ettiğini düşünürsünüz.
- Nitekim kendisi, bu esnek Misak-ı Millî politikasının en çarpıcı örneğini Hatay'da verecek, "4 bin yıllık Türk Yurdu" ilan ettiği Hatay, hastalık döneminde olmasına rağmen ısrarla takipleri sonucunda bağımsızlığına kavuşunca insanların aklına, acaba devamı gelecek mi? sorusunu düşürecektir.
- Gazi Mustafa Kemal'in, Misak-i Milli'de herhangi bir harita ve dolayısıyla sınır söz konusu olmadığını söylemesiyle tekrar tutuşacaktır. Zira Gazi'ye göre Misak-ı Milli yanlış anlaşılmıştır. O "milletin menfaati" ve Meclis'in "isabet-i nazarı"ndan (bakışındaki isabetten) ibarettir. Dolayısıyla Misak-ı Milli, bazılarının zannettiği gibi sabit değil, esnek bir kavramdır. Yerine ve zamanına göre yeniden şekillenebilir.
- Mustafa Kemal'i daha 1 Mayıs 1920'de yani TBMM'nin açılışının üzerinden henüz bir hafta geçmişken Meclis kürsüsünden milli sınırlarımızı İskendur'un güneyinden doğuya doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi ve Kerkük'ü içine aldığını söylerken görürüz.
- Yarayı unutsak bile yaranın izi kalmıştır derimizin üzerinde. O ize baktığımızda yarayı da, yaralayana da ,yaralı bünyeyi de düşünmeye mahkumuz.
- Yakın tarihimiz mührü açılmamış bir hazinedir.Tam bir hazine...
- Türkiye cumhuriyeti tarihini yazmak iddiasıyla meydana çıkan koca bir ordinaryüs profesörün kaleme aldığı tarih kitabında bu bariz çarpıtma yapılıyorsa, varın gerisini siz düşünün.
- Musul konusunda her şeyi kazanmamıza olanak yoktu; ama her şeyi kaybetmemiz de gerekmiyordu. İhsan Şerif kaymaz
- Unutmayalım ki, Nutuk'a yapılacak en büyük kötülük, onu okunmayan ve tartışılmayan bir fosilleşmiş metin kılığına sokmaktır.
- "Kökü mazide olmayan bir insan memleketine ve başka memleketlere yabancıdır. " Cemil MERİÇ
- Hakikat bizim mülkümüz değildir. Fakat onun peşinden koşmamız gerekir.
Yakın Tarihin Kara Delikleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Misak-ı Milli nin kitaplarda gösterildiği gibi belirli yerleri olan haritadan ibaret olmadığı ve zamanın ve o günün şartlarına göre değişebilir nitelikte esnekliği sahip bir vatan bikini olduğu bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından söylenmesi ve bunun kitaplarda dile getirilmemesi çelişkisi... (Gültekin Bostan)
Yazık... Bizden başka bir ulus daha var mıdır acaba kurucusunu, kuruluşunu bu kadar yeren, nankörlük eden? Popülizme kapılıp gitmiş, yanlı ve tarihi bilgiler içerdiği iddia edilen bir "şey" okudum ben. Önyargılı olduğumu hissettim ısrarla okumaya zorladım kendimi ama zordu benim için. Kötü günün kârı başka bir pencereden bakmış olmak olsun. (Burcu)
4 bölümden oluşan 1. Bilinmeyenler Sarmalında Atatürk 2. Fosillerin Dansi 3.Lozan Hezimeti 4.Bir tarihim Bile Yok. Anahatlarıyla yakin tarihimizi anlatmıştır. Ben kitabi okuyunca Mustafa Kemal ATATÜRK ''ün buyuk bir lider yeri doldurulamayan bir deha olduğunu tekrar teyid ettim. Kirmus olduğu Cumhuriyet ve yapmis olduğu inkilaplarin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha teyid etmemi görmemizi saglayan yazara tesekkur ediyorum. Okuyunca yorumlayinca anliyorsunuz ki baska Atatürk yok. (Muhammet KILIÇ)
Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.
Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).
Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)
Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).
Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
- Küller Altında Yakın Tarih
- Kızıl Pençe
- Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
- Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz
- Satılık İmparatorluk
- Yavuz Sultan Selim Han
- Ufukların Sultanı
- Yakın Tarihin Kara Delikleri
- Geri Gel Ey Osmanlı !
- Türkçe Ezan ve Menderes
- Cumhuriyet Efsaneleri
- Asım'ın Nesli
- Efsaneler ve Gerçekler
- Paşaların Hesaplaşması
- Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
- Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
- Kır Zincirlerini Osmanlı
- Büyük Osmanlı Projesi
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
- Tek Parti Devri
- Korku Duvarını Yıkmak
- Cemil Meriç'in Dünyası
- Fatih'in Rüyası
- Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
- Ayasofya Entrikaları
- Gerçek Tarihin Peşinde
- Osmanlı Sultanları Albümü
- İnsan Yüzlü Şehirler
- Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
- Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
- Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
- Cemil Meriç Konuşuyor
- Osmanlı'nın Kayıp Atlası
- Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
- Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
- Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
- Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
- Petersburg'da Osmanlı İzleri
- Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç
- Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
- Gençler için Fatih Sultan Mehmed
- Tarihimizle Hesaplaşmak
- Gelenek ve Modernlik Arasında
- Osmanlı Geriledi mi?
- Şehir Asla Unutmaz
- Cemil Meriç
- İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
- Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
- Alev ve Beton
- Kuğunun Son Şarkısı
- Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
- Bursa'ya Ütopik Mektuplar
- İslâm'da Bilgi ve Felsefe
- Şehir Ey Şehir
- Ezan Şehidi Menderes
- İslam ve Bilim Tartışmaları
- Paşaların Hesaplaşması
Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri
- Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz: Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız. "Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor: Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır. 95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
- Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir. Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
- İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir. İslam Biliminin Temelini Atmak Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
- " Bir şehri sevmek , aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir. Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir. İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
- Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)
- "Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
- Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ? Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz. En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz. Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
- Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
- İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
- "Osmanlı'da sarık bilgiyi, kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı temsil ediyordu. #Fatih, hayatında olduğu gibi ölümünde de iki fetih yolunu göstermiş oluyordu böylece. Din ve dünyanın beraberce fethini.." -MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
- İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)
- Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
- Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
- Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
- Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
- Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır. (Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)
Yorumlar
0 yorum