Kitap Künyesi
Yazar: Lindsay Hawdon
Çevirmen: Sibel Kuşca
Orijinal Adı: Jakob's Colours
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786050821192
Sayfa Sayısı: 352
--reklam--
Yakup'un Renkleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Korkma Yakup,” dedi babası, “renkleri gör.”
Yakup, bir çingene çocuğu. Yarı Roman, yarı Yeniş. On yaşında bile değil henüz. Ona söylendiği üzere koşuyor, hayatı pahasına koşuyor, durmadan nefes almadan koşuyor... Ayağında ayakkabı niyetine doladığı keten parçaları, bir elinde bir taş, bir elinde küçük bir kutu, koşuyor. Renklere koşuyor. Çünkü öyle demişti babası; korkma, koş ve renkleri gör.
İki dünya savaşı arasında savrulan bir ailenin hikâyesi var Yakup'un Renkleri’ 'nde. Bu ağır ve acı mirası yüklenen küçük Yakup, II. Dünya Savaşı’nda, bir başına hayatta kalmaya çalışıyor. Avusturya ormanlarında durmaksızın koşuyor; karanlıktan renklere, savaştan umuda sığınıyor.
“Büyüleyici olduğu kadar yürek burkan bir roman.” – The Times
“Masal gibi bu kitap; güzellik ve umut Hawdon’ın şiirsel anlatımıyla dile geliyor.” – The Independent
“Çok yetenekli bir yazarı müjdeleyen, harika bir ilk roman.” – Andrew Miller
“Yakup’un Renkleri beni gözyaşlarına boğdu. Aklımdan çıkaramadığım, hipnotize edici bir şarkı gibi.” – Sarah Vaughan
“Muhteşem bir anlatım – zamanın durakları arasında savrulan, renklerin sayfalardan taşıp ruhunuza karıştığı bir hikâye. Bu sadece müthiş bir kitap değil, çok da önemli bir roman.” – Marina Fiorato
“Lindsay Hawdon, çok ham, çok gerçek bir güçle yazıyor. Bu kitap okunmayı hak ediyor.” – John Humphrys
Yakup'un Renkleri Alıntıları - Sözleri
- "Sevdiğin bir şeyi kaybettiğinde, yaşadığın hayatın yanına bir hayat daha eklersin tatlım. Yaşayacağın hayat işte budur."
- "İnsanlar uyurken daha genç görünüyor, diye düşündü Lor. Uyanmamak üzere uyuduklarında bile daha genç... Bir zamanlar yaşadıkları çocuklukları gelip ellerinden tutacak, onları dışarı çıkaracakmış gibi. "
- Sevdiğin bir şeyi kaybettiğinde, yaşadığın hayatın yanına bir hayat daha eklersin.
- Ne kadar doğaüstü olduğumuzu göreceksin. Biz katlanılamaz olana katlanırız. Hayatta kalınamayacak yerlerde hayatta kalırız. Umudu her yerde bulabilirsin.
- Kadın olmak harika bir şey, biliyor musun ? Anlaşılan bir gücümüz var ve anlaşılmaz bir güçsüzlüğümüz
- Onu korkutan şey, tek başına olmak değildi. Uzun süre tek başına kalmıştı. Etrafındaki dünyayı anlama gayretiyle ürettiği kendi düşünceleriyle bir başına kilitli kalmıştı. Öyle kolayca anlayamamıştı bu dünyayı. Genellikle etrafındaki insanlar şaşıyordu ona. Onu korkutan şeyde insanların onun sınırlarını ihlal etmesiydi, kendi yaşantılarını ona zorla kabul ettirmeye çalışmalarıydı.
- "Fakat yola çıkmak arzusuyla yanıp tutuşuyorsanız, yola ulaşamazsanız, kalbinizin orta yerinden çatlayacağını hissediyorsanız 'içbi' duvar tırmanılamayacak kadar yüksek değildir. "
- Hayatta en hoş şeyler hep acıların ardından gelmez mi? Gaddarlığın ardından kibarlık. Savaşın ardından barış. Kaybetmenin ardından aşk.
- Kalbinizin orta yerinden çatlayacağını hissediyorsanız 'içbi' duvar tırmanılamayacak kadar yüksek değildir..
- "Ev dediğim yerin huzurunu ne kadar özlediğimi düşünüyordum. O günün gelmesini bekliyordum. Oraya döneceğim günü. Sonra o görmeyi beklediğim evi kafamda canlandıramadığımı fark ettim. Belki de bir evim yok. Sürekli bir varış noktasına duyduğum özlem var içimde. Tüm bunların son bulacağı bir varış noktasına. Ama bunun sonu yok, var mı? Artık her yer gibi burası da benim evim. O kadar uzun süredir korkarak yaşıyorum ki başka türlü nasıl yaşandığını bile unuttum. Belki de gerçek olan budur. Hayat budur belki de."
Yakup'un Renkleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#OKUDUM Savaşın soğuk yüzünü, ırkçılığı, ötekilestirmeyi yok etmeyi, yok saymayı, silahın namlusunu masum insanların beynine merhametsizce dayamayı, öldürmenin hak sayıldığı , çocukların vicdansızca ölüme terk edildiği, öldürüldüğü, gaz odalarında zehirlenmeleri, anne ve babalarının gözlerinin önünde linç edildiği bir yasam, yasam mıdır? Hayatta kalmak için kaçacakmış... Peki ama nereye ... Eğer bir yahudi isen , Eğer ırkının yok edilmeye çalışıldığı bir çingene isen pusula n nereyi göstermeli sana? 2. Dünya savaşı..... öncesi ve o günler.. Savrulan bir ailenin hikayesi... Yavi, Isvicrede dünyaya geldi . Bir çingene,yani yok edilmeye çalışılan ırkın çok kuşak tohumu. Savaşın soğuk yüzünden kaçılmıştı. Annesi babası ölünce, onu zengin biri alıp hem düzgün konuşmayı öğretecekti hemde evlat edecekti! Talih bu ya dayak dayak dayak... Ve kendini Tımarhanede şok aletlerinin altında bulan Yavi... Deli değildi, deli ettirilmeye çalışıyordu, o ise yaşamak istiyordu ... Lor, Ingilterede dünyaya gelmiş, saygın bir ailenin kızı. Surekli ölümü düşleyen bir anne ve sonunda kızının gözünün önünde kendini bıçaklayan ölümden kıl payı kurtulup ,bir gün renklerin arasında resim atölyesinde yerde ölü bulunur ve bu hayata ve da eder. Lor un da yolu bir tımarhaneye elleri ayaklari bağlanıp sok verilerek iyileştirmeye çalışılır ama.... Yollari kesişen Lor ve Yavi Ve Yakup .... Bir çingene çocuğu... Anne babasıyla aynı mezara girip oradan sağ çıkıp mücadale eden yakup. Daima kos ,daha bitmedi ,mucadale et diyen anne ve babasının sesini duyan Yakup... Hüznü her satırında hissettiğim. açlığın sefaletin, mücadelenin, yok edilmenin ,ırkçılığın ve yakup un renklerinin romanı bu. Bence sizde okuyun. Koştu o da. Küçük ahşap kutusunu göğsüne bastırdı, lacivert taş elinde ,arka kapıyı açtı ve koştu dışarı Yakup, yarı Roman yarı Yenis, melez çingene çocuğu, mavi göğün altında yapayalnız koştu Malahit, azurit, nâr çiçeği, leylak rengi. Yosun tutmuş dallardaki paslı toprak rengi. En genç ağacın recinesinin metalik beyazı. Koşuyordu. Kremona turuncusu ,safran sarısı. Rüzgarı, ağacı sığınakları, toprağı, bulutu,pusulasını biliyordu. Koştu...... (BirkitapBirhayat)
Roman; yarı Çingene, yarı Yeniş melez bir çocuğun (Yakup) II. Dünya savaşı sırasında Nazi katliamından, önce ailesiyle, daha sonra tek başına sürdürdüğü kaçış hikayesini konu alıyor. Aslında roman 3 zamana bölünmüş. Eskiden Çok Eskiden; Yakup'un anne ve babasının (Lor ve Yavi) çocukluk yılları ve yollarının kesişmesi. Eskiden; Yakup'un anne ve babasıyla geçirdiği kaçış hikayesi. Bugün; Yakup'un tek başına kaçış hikayesi. 3 zaman da kendi başına ayrı bir hikaye, ayrı bir kitap olabilecekken tek bir kitapta anlatıldığı için eksik kalmış, istenen duygu verilememiş bana kalırsa. Daha uzun ve ayrıntılı anlatıldığında çok güzel 3 hikaye çıkabilirmiş. Ama aynı kitapta olunca zaman zaman dikkatim dağıldı. Hatta Yakup'tan ziyade, Lor ve Yavi'nin kişisel hikayeleri beni daha çok etkiledi diyebilirim. Kitabın çevirisinin başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Tam hikayeye kendimi kaptırdım derken çeviri kaynaklı olduğunu düşündüğüm kopukluklar yaşadım, tam olarak olaylara kendimi kaptıramadım. Çingene şivesini verebilmek adına 'h' ile başlayan kelimelerde 'h' düşürülmüş ama bunun da pek etkili olduğunu söyleyemeyeceğim. Genel olarak çok beğendiğim ve tavsiye edebileceğim bir kitap değil. Yarım bırakmamak adına bitirdim:( Yeniş : Ağırlıklı olarak başta Almanya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Fransa ve Belçika'da yaşayan Yeniş dili konuşan Avrupa'da Romanlar ve Sintilerden sonraki 3.büyük göçebe topluluğu oluşturan bir etnik grup. (Nesrin)
Korkma Yakup," dedi babası "renkleri gör." Selam Bugün arka kapağını okuyunca merak ettiğim, kitabı okuyunca ise biraz beklentimin altında kalan bir kitapla geldim. Yakup' un Renkleri üç bölümden oluşuyor: Yakup'un şu anki halini, ailesiyle birlikte yaşadığı zamanı, anne ve babasının çocukluğunu okuyoruz. Okurken bir hikayeden çok üç farklı hikayeye şahit oluyoruz aslında ve bu başlarda biraz anlaşılması zor olsa da ilerleyen sayfalarda oturuyor. Açıkçası beni Yakup'un yaşadıklarından çok anne ve babasının yaşadıkları daha çok etkiledi. Özellikle Lor'un annesinin yaşadıkları depresiflikle dolu.Yaşadıkları hiç kolay şeyler değil ve hâl böyle olunca Yakup da aslında acı dolu bir genetik mirasla dünyaya geliyor. Kitapta işlenen diğer bir konu da Çingene Soykırımı. Aslında bu konu bence biraz arka planda kalmış. Ben biraz daha detaylı verilmesinin daha faydalı olacağını düşündüm. Aynı zamanda çingenelere yapılan şeyler tüylerimi ürpertti. Insanın diğer bir insana sırf renginden, yaradılışından dolayı işkence yapması, yaşam hakkını elinden alması çok ürkütücü. Bu olaylara rağmen Yakup hep koşuyor ve içinde bir yerlerde yaşama olan inancı, renklere olan bağı var. Birkaç alıntı bırakayım buraya; "Ve onsuz asla yapamayacağımız şey," diye fısıldadı, "bizim Apasavello dediğimiz şeydir. Inanç. Hayat onun umuduyla devam eder." Hayatta da en hoş şeyler hep acıların ardından gelmez mi? Gaddarlığın ardından kibarlık. Savaşın ardından barış. Kaybetmenin ardından aşk. (gulay)
Yakup'un Renkleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Lindsay Hawdon - Yakup'un Renkleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yakup'un Renkleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Lindsay Hawdon Kimdir?
Kurgusal metinler ve seyahat yazıları kaleme alan Lindsay Hawdon, okulu bıraktıktan sonra üç senesini dünyayı gezmeye ayırdı. Bu zamana kadar 60 ülkeyi ziyaret eden Hawdon'ın seyahat yazıları düzenli olarak The Sunday Times, the Sunday Telegraph, The Australian ve The L.A. Times'da yayımlandı.
“An Englishwoman Abroad” başlıklı köşesi, Sunday Telegraph'da 2007 yılında kadar devam etti. Bu süreçte tüm kıtaları ziyaret etti, tüm iklimleri tattı. Bu süreçte yaşadıklarını ve tanıştığı kişilerle olan anılarını köşesine taşıdı. The Sunday Times için kaleme aldığı “Have Kids Will Travel” başlıklı yazı dizisinde iki oğluyla birlikte Güneydoğu Asya seyahatindeki tecrübelerine yer verdi. Yakup'un Renkleri romanından ilhamla çıktıkları son seyahatlerinde 7 ülkeyi ziyaret ettiler, 7 rengin peşine düştüler, Independent gazetesinde aylık olarak “The Rainbow Hunters” başlığıyla tecrübelerine yer verdiler ve savaş çocukları yararına çalışan bir hayır kuruluşu için yardım topladılar.
Edebiyat çalışmalarına ve seyahatlerine devam eden yazar iki oğluyla Bath'ta yaşıyor.
--reklam--
Lindsay Hawdon Kitapları - Eserleri
- Yakup'un Renkleri
--reklam--
Lindsay Hawdon Alıntıları - Sözleri
- Onu korkutan şey, tek başına olmak değildi. Uzun süre tek başına kalmıştı. Etrafındaki dünyayı anlama gayretiyle ürettiği kendi düşünceleriyle bir başına kilitli kalmıştı. Öyle kolayca anlayamamıştı bu dünyayı. Genellikle etrafındaki insanlar şaşıyordu ona. Onu korkutan şeyde insanların onun sınırlarını ihlal etmesiydi, kendi yaşantılarını ona zorla kabul ettirmeye çalışmalarıydı. (Yakup'un Renkleri)
- "Ev dediğim yerin huzurunu ne kadar özlediğimi düşünüyordum. O günün gelmesini bekliyordum. Oraya döneceğim günü. Sonra o görmeyi beklediğim evi kafamda canlandıramadığımı fark ettim. Belki de bir evim yok. Sürekli bir varış noktasına duyduğum özlem var içimde. Tüm bunların son bulacağı bir varış noktasına. Ama bunun sonu yok, var mı? Artık her yer gibi burası da benim evim. O kadar uzun süredir korkarak yaşıyorum ki başka türlü nasıl yaşandığını bile unuttum. Belki de gerçek olan budur. Hayat budur belki de." (Yakup'un Renkleri)
- Sevdiğin bir şeyi kaybettiğinde, yaşadığın hayatın yanına bir hayat daha eklersin. (Yakup'un Renkleri)
- Hayatta en hoş şeyler hep acıların ardından gelmez mi? Gaddarlığın ardından kibarlık. Savaşın ardından barış. Kaybetmenin ardından aşk. (Yakup'un Renkleri)
- "Fakat yola çıkmak arzusuyla yanıp tutuşuyorsanız, yola ulaşamazsanız, kalbinizin orta yerinden çatlayacağını hissediyorsanız 'içbi' duvar tırmanılamayacak kadar yüksek değildir. " (Yakup'un Renkleri)
- Kadın olmak harika bir şey, biliyor musun ? Anlaşılan bir gücümüz var ve anlaşılmaz bir güçsüzlüğümüz (Yakup'un Renkleri)
- Ne kadar doğaüstü olduğumuzu göreceksin. Biz katlanılamaz olana katlanırız. Hayatta kalınamayacak yerlerde hayatta kalırız. Umudu her yerde bulabilirsin. (Yakup'un Renkleri)
- Kalbinizin orta yerinden çatlayacağını hissediyorsanız 'içbi' duvar tırmanılamayacak kadar yüksek değildir.. (Yakup'un Renkleri)
- "Sevdiğin bir şeyi kaybettiğinde, yaşadığın hayatın yanına bir hayat daha eklersin tatlım. Yaşayacağın hayat işte budur." (Yakup'un Renkleri)
- "İnsanlar uyurken daha genç görünüyor, diye düşündü Lor. Uyanmamak üzere uyuduklarında bile daha genç... Bir zamanlar yaşadıkları çocuklukları gelip ellerinden tutacak, onları dışarı çıkaracakmış gibi. " (Yakup'un Renkleri)
Yorumlar
0 yorum