Kitap Künyesi
Yazar: Oscar Wilde
Çevirmen: Peren Demirel
Orijinal Adı: The Decay Of Lying
Yayın Evi: Zeplin Kitap
İSBN: 9786059115414
Sayfa Sayısı: 180
Yalanın Yozlaşması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İlk olarak 1891'de yayımlanan Yalanın Yozlaşması'nda, üslubu artık olgunlaşmış bir Oscar Wilde'la karşılaşırız. Sanat, edebiyat, eleştiri ve toplum üzerine yazılmış bu denemelerde Wilde'ın meşhur nüktedanlığından ve büyük bilgi birikiminden izler bulacaksınız. Ona göre, eleştiri de aynı sanat gibi "seçkin, çekici, güzel ve hayal gücüyle" dolu olmalıdır. "İngiliz Estetik Hareketi"nin en önemli temsilcilerinden olan Wilde, Yalanın Yozlaşması'nda sanatın ahlâki amacı olması gerektiğini iddia eden eleştirmenlere karşı "sanat, sanat içindir" anlayışını savunuyor ve sanatın ahlâki açıdan değil, estetik açıdan ele alınması gerektiğini öne sürüyor.
"Tanrı'nın şehrinin mahkemeleri bizim için kapalıdır artık. Kapılarını Cehalet korumaktadır; onu geçmek için tabiatımızda kutsal ne varsa ondan vazgeçmemiz gerekir. Atalarımızın inandığı yeter. Türümüzün inanç özelliğini sonuna kadar tüketti onlar. Bize bıraktıkları miras, o çok korktukları şüphecilik oldu. Kelimelere dökmüş olsalardı içimizde bir düşünce olarak bile barınamazdı"
(Tanıtım Bülteninden)
Yalanın Yozlaşması Alıntıları - Sözleri
- Olabilecek en zevksiz, en yavan çağda yaşıyoruz. Uyku bile bize ihanet etti.
- Olabilecek en zevksiz, en yavan çağda yaşıyoruz. Uyku bile bize ihanet etti.
- "Olabilecek en zevksiz, en yavan çağda yaşıyoruz. Uyku bile bize ihanet etti..."
- Olabilecek en zevksiz, en yavan çağda yaşıyoruz. Uyku bile bize ihanet etti.
- Toplum, suçluları çoğu kez bağışlar. Hayal kuranları ise asla.
- "Eleştiri yaratıcılıktan daha çok bilgi birikimi gerektirir."
- "Olabilecek en zevksiz, en yavan çağda yaşıyoruz. Uyku bile bize ihanet etti..."
- Olabilecek en zevksiz, en yavan çağda yaşıyoruz. Uyku bile bize ihanet etti.
- . Son vahiy, yalan söylemenin, güzel ve gerçek olmayan şeyleri söylemenin sanatın asıl amacı olduğudur. ...
- Tanrı'nın şehrinin mahkemeleri bizim için kapalıdır artık. Kapılarını Cehalet korumaktadır; onu geçmek için tabiatımızda kutsal ne varsa ondan vazgeçmemiz gerekir. Atalarımızın inandığı yeter. Türümüzün inanç özelliğini sonuna kadar tüketti onlar. Bize bıraktıkları miras, o çok korktukları şüphecilik oldu. Kelimelere dökmüş olsalardı içimizde bir düşünce olarak bile barınamazdı.
- Olabilecek en zevksiz, en yavan çağda yaşıyoruz. Uyku bile bize ihanet etti...
Yalanın Yozlaşması İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gerçekten okuması zor bir kitaptı. Dorian Grayı'ı okuyan bilir sürekli Lord Henry'iye maruz kalmak çok sinir bozucu oluyor. Yanlış olarak nitelendirdiğin şeylerin baş tacı yapılması katlanılmaz. Bi de bunu en bilgili insan, bilgisine erişilemeyecek birisi yapınca can sıkıcılık katlanıyor(Bence Oscar Wilde egoist ve karakterleri de hep öyle oluyor.). Yalanın güzelliklerini göz önüne sererken eğitimsizliğin övülmesi, dürüstlüğü, doğruluğu aşağılaması… Bir yerde ters psikoloji yapıyor, bazı yerde yapıyor mu acaba diyorsun. Maskeleri, maskenin arkası gerçekten daha çok sevmesi bana çok bencilce geldi. Zaten onun amacı da bu insandaki kötü niyeti ortaya koymak. Sanırsam bu da beni bu adamı izlemeye sevk ediyor. Freud’u seviyorum; Oscar Wilde’ı, Otomatik Portakalı, Sinekler Tanrısını… sevmememi sağlayan şeyde bu sanırsam. İnsanın doğasındaki ama hep şeytana atfedilen kötülüğün olduğunu gösterdikleri için. Kötü olduğumu kabul etmek için değil bunu bilip de iyiye yönelmek için seviyorum. Savaşmamız gerek şeyi gösterdikleri için seviyorum. Kitapta bunu şöyle yorumluyor; her insan günaha meyillidir. Bunu bir kez kendine itiraf ettiğinde daha fazla günahın arkalara saklandığını görecek ve pişman olacaktır. İnsanın içindeki kötülüğe o kadar güzel tasvir ediyor ki anlatamam. Zaten çok iyi anladığımda söyleyemem çoğu şeyi kaçırdım. Yunan mitolojisini defalarca okumama rağmen buradaki her kişiye nerdeyse yabancı kaldım. Tarif edilmez bir entelektüelin kitabı. Sanat tarihi bilgisi istiyor, yunan mitoloji bilgisi istiyor, İngiliz edebiyatı bilgisi istiyor. Bu yüzden çoğu güzel tasvirin içine dalamadım, buğlu cam arkasından seyretmekle yetindim. Gerçekten bu kitabın içine girmek istiyorsanız sanat, edebiyat , yunan mitolojisi geçmişini bilmelisiniz. Sanat, sanat için midir? Sanat, toplum için midir? Kitabın ana fikri; sanat, sanat içindir. Bunu öyle güzel kanıtlıyor ki bazen sanattan soğuyasınız geliyor. Sanat, sanat için olunca sanattan kimse bir şey ispatlamasını, ahlak dersi vermesini, yön göstermesini beklememelidir. Sanat görünmez güzellikleri görünür yapar. Hatta sanat hayata hayatın ona verdiğinden daha fazla yön veriyor. Bu yüzden bir sıkıntı da; sanatın ahlak kuralları altında şekillenmesidir. Ve bu da tarihi etkiler. Tarihi ahlak kurallarına uygun mükemmelleştirerek yazılması sanatı baltalamıştır. Kötü karakterlerde tarihin bir parçası, piyesin bir figürüdür. Onlarsız sahne alınamaz. Bye Bye Türkçeyi okumuşsanız şahsen ben bitirmemiştim dilin ne kadar önemli olduğunu görmüşsünüzdür. Oscar Wilde da bunu vurguluyor. Dildeki kelimelerin sanatı desteklemesi gerekiyor. Şuan düşününce Türkçede sanatı eleştirecek günlük kelimeler dışında çok az kelime var. Gelişim için eleştiri gerek. Eğer yeniler bir öncekini eleştirmezse yeniler de öncekilerin kopyası oluru. Bu da yaratıcılık değil taklittir, diyor yazarımız. Yaratıcılık ve eleştiriyi karşılaştırıyor ve eleştiri açık fark önde gidiyor. Hayatın bir fiyasko olduğunu, hayatı mükemmelleştiren şeyin sanat olduğunu söylüyor. Aslında bir yandan haklı bir yandan değil. Dizlere sanat gözüyle bakarsak yaşamamız gerek duyguları orada yaşadığımızdan duygusuz moronlara dönüşüyoruz. Aşkın en tatlı haliyle deliliğe giden hayatlarını dizlerden yaşıyor, tehlikelere intikamlara koşuyoruz. Sokakta dövülen bir kadını koruyacak gücü gösteremezken dizilerde dünyaları kurtarıyoruz. Ama dünyanın en güzel manzarasını bize sanat sunuyor. Gidemediğimiz değil içinde olduğumuz ama göremediklerimiz bize gösteriyor. Tatmadığımız belki de tadamayacaklarımıza ortak ediyor bizi. Eğitimcileri eleştirdiği bir yer var; bir yerde hak verip bir yerde kendisini bir kaşık suda boğmak istediğim yer. Eğitimciler insanlara bir şeyleri öğretirken (ezberletirken) kendilerini geliştirecek zamanı olmaz bu yüzden eğitimci olmak mı düşman başına… Konuyu toparlarsak sinirleriniz sağlamsa, entelektüel açıdan da eh diyorsanız okuyun yoksa kendinize de zamanınıza da yazık edersiniz. Ben her yerini çizerek okudum anlayabildiğim kadarıyla sevdim ve bakış açımı bazı konularda değiştirdim diyebilirim. (nazey)
"Nihayetinde iyi bir yalan nedir? Gayet basit kendi kendini ispat edendir." Wilde bu eserinde sanatı esas alarak birçok konuya değinmiş ve derin anlamlar kullanmış. Genelde sohbet havasında ilerleyen bu kitabı okurken sıkılmamak için sanat eserlerine, akımlara, genel yazarlara ve kısmen siyasete hakim olmanız gerekir. Sanatın temeline Hayat ve Edebiyatı koyan Wilde, radikal tezler sunarken diyalog halinde çatışma yaşatıyor. Şahsi fikrim göz gezdirip bir şans verilmesinden yana ama genel fikre çok yatkın bir kitap olduğunu söyleyemem.. (Aybüke Aktaş)
Kitabın Yazarı Oscar Wilde Kimdir?
16 Ekim 1854 yılında doğdu, Ünlü cerrah William Wilde'ın oğludur. Dublin'de Trinity College'ta okudu, 1874'te Oxford'a girdi. 1881 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti orada estetik üzerine bir dizi konferans verdi. İlk tiyatro oyunu Vera New York'ta sergilendi. Bir süre Paris'te yaşadı, orada Verlaine ve öbür sembolist şairlerle tanıştı. İngiltere'ye dönünce Mutlu Prens'i (1888) yazdı. Oscar Wilde, 1884 yılında Constance Lloyd'la evlendi. Wilde, İngiltere'de estetizmin ve 'sanat sanat içindir' hareketinin başlıca temsilcisi olmuştur. Wilde, eşcinsellikle suçlanarak iki yıl cezaevinde yatmıştır. Daha sonra Fransa'ya sürgün olarak gitmiş, 30 Kasım 1900 yılında yoksulluk içinde ölmüştür.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Oscar_Wilde
Oscar Wilde Kitapları - Eserleri
- Mutlu Prens
- Mutlu Prens - Bütün Masallar, Bütün Öyküler
- Ciddi Olmanın Önemi
- De Profundis
- Bay W. H.'nin Portresi
- Lord Arthur Savile'in Suçu
- Vera veya Nihilistler
- Nar Evi
- Salome
- Lady Windermere'in Yelpazesi
- Sosyalizm ve İnsan Ruhu
- Hep Bir Şeyi Unutmuş Gibi - Aforizmalar
- Yıldız Çocuk
- Öyküler
- Sanatçı: Eleştirmen, Yalancı, Katil
- Yalanın Yozlaşması
- Bencil Dev
- Önemsiz Bir Kadın
- The Nightingale and the Rose
- Candan Dost
- Violette'in Aşk Destanı
- Teleny
- The Model Millionaire
- Şiirler - Tiyatro Oyunları - Denemeler
- The Fisherman and His Soul
- Bütün Eserleri
- Dorian Gray'in Portresi
- Reading Zindanı Baladı
- Tarihsel Eleştirinin Doğuşu
- Hikayeler 2
- An Ideal Husband
- Marvel Illustrated: Picture of Dorian Gray (2007-2008) #1
- Marvel Illustrated: Picture of Dorian Gray (2007-2008) #2
- Marvel Illustrated: Picture of Dorian Gray (2007-2008) #3
- Marvel Illustrated: Picture of Dorian Gray (2007-2008) #4
- Marvel Illustrated: Picture of Dorian Gray (2007-2008) #5
- Marvel Illustrated: Picture of Dorian Gray (2007-2008) #6
- Üç Büyük Yazardan Aforizmalar
- Mutlu Prens * Dorian Gray'in Portresi
- Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar
- Yaşı Olmayan Klasikler 2
- Dorian Gray'in Portresi
- Muammasız Bir İsfenks
- Canterville Hayaleti
- Genç Kral
- Mutlu Prens-Küçük Kara Balık-Küçük Prens
- Kırık Kalpler Bahçesi
- The Importance of Being Earnest and Other Plays
- The Plays of Oscar Wilde
- Essays and Lectures
- The Remarkable Rocket
- Küçük Prens-Mutlu Prens
- De Produndis The Ballad of Reading Gaol & Other Writings
- Collected Poems
- Selected Plays
Oscar Wilde Alıntıları - Sözleri
- Bildiğim başka bir şey daha var -Ki bilmeli benim gibi herkes de- İnsanın kardeşlerine ettiğini İsa Efendimiz görmesin diye Utanç tuğlalarıyla, parmaklıklarla Örüldü yapılan her hapishane. Parmaklıklar güneşi engelledi, Kararttılar tatlı ay ışığını, Cehennemi böyle ört bas ettiler Yaptıkları bütün iğrenç şeyleri İnsanoğlundan, tanrının oğlundan Gizlemeyi ustaca başardılar. Zehirli otlar gibi kötülükler Büyür hapishanenin havasında, Yok olur burada harcanıp gider İyi olan ne varsa insanda: Kapıyı tutar soluk bir keder Umutsuzluk bekçiliğini yapar. (Şiirler - Tiyatro Oyunları - Denemeler)
- Toplum, suçluları çoğu kez bağışlar. Hayal kuranları ise asla. (Yalanın Yozlaşması)
- Yaşamak dünyada en ender bulunan şeydir. Çoğu insan "vardır", hepsi bu. (Sosyalizm ve İnsan Ruhu)
- Kim bir el dokunuşuyla ortaya çıkan değişik duygular hissetmemiştir ki? (Teleny)
- Ben farklı düşünüyorum. Yaratıcılıkla eleştirmenlik arasındaki karşıtlık tamamen yapaydır. Neden dersen, eleştirme yeteneği yoksa sanatsal yaratıcılık olarak nitelenmeyi hak eden hiçbir yetenekten de söz edemeyiz. Sen biraz önce sanatçının bizim için hayatı kavramasını ve hayata geçici bir mükemmellik vermesini sağlayan o ince, seçici ruhtan ve gelişkin seçme yeteneğinden söz ediyordun. lşte dostum, o seçici ruh,bazı şeyleri saf dışı bırakan o zarif mizaç, gerçekten de en karakteristik şekliyle eleştiri yeteneğidir; bu yetenekten yoksun birinin, sanatsal bir şey yaratması mümkün değildir. (Sanatçı: Eleştirmen, Yalancı, Katil)
- Başkasının başına gelen her şey insanın kendi başına da gelir. (De Profundis)
- Dertleri çok severim. Ciddi olmayan tek şey onlardır. (Ciddi Olmanın Önemi)
- "yaşamak dünyadaki en ender şeydir, çoğu insan sadece var olur" (Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar)
- -Amacın neydi? -Tek bir adama esir düşmüş otuz milyona hürriyetini kazandırmak. (Vera veya Nihilistler)
- Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur. (Şiirler - Tiyatro Oyunları - Denemeler)
- İnsanların az bir kısmı mutlu, bir o kadarı ise mutsuzdur. Geri kalanların tümü; mutlu gibi görünen mutsuzlardır. (Violette'in Aşk Destanı)
- Hiç kimse gerçek olduğunu bildiği bir şey uğruna ölmez. İnsanlar gerçek olmasını istedikleri şeyler için ölürler, çünkü kalplerindeki bir korku onlara inandıkları şeyin aslında gerçek olmadığını söyler. (Bay W. H.'nin Portresi)
- Ben, uykuda sultandım, uyanınca hiç oldum W. Shekespeare (Öyküler)
- O zavallı çocuğu ağacın tepesine oturtacağım ve sonrasında da duvarı yıkacağım ve bahçem sonsuza kadar çocukların oyun yeri olacak. (Bencil Dev)
- 'Pek çok güzel çiçeğim var, ' dedi; 'ama en güzel çiçekler çocuklar.' (Mutlu Prens * Dorian Gray'in Portresi)
- Ahlâk, kişisel olarak sevmediğimiz kişilere karşı takındığımız tavırdır. (Hep Bir Şeyi Unutmuş Gibi - Aforizmalar)
- Nereyi seviyorsan dünyan orasıdır! (Mutlu Prens)
- Men marry because they are tired; women, because they are curious: both are disappointed. (Bütün Eserleri)
- " Kertenkeleler yaradılış olarak felsefeye yatkındılar. Yapacak işleri olmadığı ya da yağmur yağdığı için dışarı çıkamadıkları zamanlar da, saatler saati oturup düşündükleri olurdu. (Nar Evi)
- Kıskançlık da pek korkunç bir şeydir; insanın ahlakını bozar. (Candan Dost)
Yorumlar
0 yorum