Kitap Künyesi

Yazar: Atilla Atalay

Yayın Evi: İletişim Yayınları

İSBN: 9789754704792

Sayfa Sayısı: 189

--reklam--

Yalnızlık Aletleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

H.B.R. Maymun yazıları, Gazete Pazar yazıları, “Sıdıka” çeşitleri ve okurlara ilk olarak bu kitapla ulaşan kısa hikayeler... “Periler mi söyledi, ne oldu, nasıl akıl ettim, bilmiyorum, jelatini gevşetip, ateşböceğini gökyüzüne bıraktım. Ağlaması bıçak gibi kesildi. Bir süre gözleriyle ateşböceğini izledi, sonra bana baktı, ‘burnu fındık’ dedim, güldü...”

--reklam--

Yalnızlık Aletleri Alıntıları - Sözleri

  • - Görevin Kenar, tabi eğer kabul edersen, telefonu kapa­yıp bi daha burayı aramamak. Eğer arıycak olursan, yerini bulup beş saniye içinde seni yok edicem. Gerzek gladyosu seni. - Gladyonun adını ağzına alma kız, mukaddes bişey o. - Kim bilir ne sanıyosa gladyoyu felan... Lan Kenar. Karışmıyım diyorum ama, ööle zavallısın ki, analık hislerimi kabartıyosun. - Anne olmak istiyosan gel işte otele. - Ööle diil lan sapık. Bak benden sana bi kızkardeş tavsiyesi. Sağda solda ilginçlik olsun diye bööle konuşma. Senin gibi saf, acar, bilekli tosuncukları kendi karanlık işlerinde kullanmaya hevesli uluslararası şebekeler var. Daha noolduğunu anlayamadan kendini dışı alev çemberiyle sarılı, hipotenüsü eroin, komşu kenarı silah ticareti bi üçgenin Kenar' ı olarak buluverirsin. - Geometri ve felsefe yapma insana Sıdıka. Eğer dediğin üçgenlere kenar olucaksam hep senin yüzünden. Ne var sanki "he" desen evimin tosuncuğu olsam. Sadece yakıt pa­rası yüzünden yönetici filan dövsem, tanıdıkların burnun­dan başkasını kırmasam, yalnız fener'in şampiyonluğu için çarpışsam... Ama sen elinle bu yollara itiyosun. Ya akşama kadar gelirsin, ya da ben, Tibet'te muhtarlık seçimlerinde olay çıkarmak için aldığım gizli bi infaz görevini yerine ge­tirmeye giderim. Ciddiyim bak. Biz yalanı sevmeyiz Sıdıka. Sözlerim bu kadar. Daha fazla konuşmayı şu aşamada doğru bulmuyorum kendim. - Bak hala ne diyo manyak. Ört lan şu telefonu. Bi daha ararsan TEM kenarında Kenar cesedi görevine yollarım se­ni, ona göre.
  • "Bir ben miyim perişan, gecenin karanlığında, yosun tuttu gözlerim, yalnızlar rıhtımındaaa".
  • ‘’-Görevin Kenar, tabi eğer kabul edersen, telefonu kapa­yıp bi daha burayı aramamak. Eğer arıycak olursan, yerini bulup beş saniye içinde seni yok edicem. Gerzek gladyosu seni. - Gladyonun adını ağzına alma kız, mukaddes bişey o. - Kim bilir ne sanıyosa gladyoyu felan... Lan Kenar. Karışmıyım diyorum ama, ööle zavallısın ki, analık hislerimi kabartıyosun. - Anne olmak istiyosan gel işte otele. - Ööle diil lan sapık. Bak benden sana bi kız kardeş tavsiyesi. Sağda solda ilginçlik olsun diye bööle konuşma. Senin gibi saf, acar, bilekli tosuncukları kendi karanlık işlerinde kullanmaya hevesli uluslararası şebekeler var. Daha noolduğunu anlayamadan kendini dışı alev çemberiyle sarılı, hipotenüsü eroin, komşu kenarı silah ticareti bi üçgenin Kenar'ı olarak buluverirsin.’’
  • ‘’- Asala'nın avukatı mısın kız sen hain! Niye dalga geçi­yosun insanla. - lyi be geri zekalının yatağa atma numarasını yemedik diye terörist avukatı, hain olduk bi de. Aferin, iyi öğrenmi­şin bu yolları sen. Baktın foyan ortaya çıkıya önüne gelene "hain" de olsun bitsin. Asıl hain senin gibiler anlaşıldı mı şey efendi... Neydi lan senin son adın. Salak mı? - Son adım yine Kenar olsun. Sen beni öyle hatırla. Eğer bana bi şey olursa. "Kalbi vatanı ve Sıdıkası için çarpan bi Kenar" vardı dersin. Malum, görevimiz tehlike bu. Gidip de dönmemek var.’’
  • ‘’-E kim bu Adalet peki yaa. - Adalet Ağaoğlu, romancı... - Ay inanmıyorum anne. Sen, Adalet Hanım'la. - Hor görme anneyi. Otuz yıl oldu O'nu da görmedim, ne çok severdim halbuki kızı. Gastede okudum kaza geçirmiş, baban duyar da kudurur diye korkudan telefon bile edeme­dim... Hüyyf hüyf, yedi ulan bu adam beni ömrümü çürüt­tü... - Darılma annecim ama sen de çok ezdirmişin kendini. - Ezik Hanım deme anneye. Kolaydı sanki. Baban beni kapının önüne koysa deden de geri almazdı. On yedi yaşın­da gelin olmuşum, iş bilmem, güç bilmem, nereye gidicek­tim, sizi kim büyütücekti. Ezik mezik diye konuşuyosun iş­te ööle... - Aslında var ya anne. Sen benim hayatta tanıdığım en önemli insansın. Gel sana şöyle bi sarılıyım. - Sırnaşma anneye!’’
  • İşin şakası yok, sen bilmezsin bu babanı. Yıllar evvel lunaparkta tüfek atıp oyuncak ayı kazanmıştı da iki gün eve uğramamıştı. Milyarları alınca şimdi kim bilir naapar. Erkek milletinin alayı bööle zaten. Dayın da her sayısal loto çekilişinde “Bu rakamlar bende olucaktı ki” deyip üç gün ev gelmiyomuş.. Kurtulmak için fırsat kolluyo hepsi..
  • “...Niyeyse böyle "ciddi" mevzularda, kabak dönüp dolaşıp "çizgi" nin başına patlar. Güzel Türkçemizi bozan, karika­tür ve çizgiroman balonlarıdır, şiddeti doğuran, cinselliği olumsuz yönde kışkırtan yine "çizgi" denilen o "fena" sa­nattır. Oysa, çizilen en yumuşak haliyle yaşamın kendisidir.”

--reklam--

Yalnızlık Aletleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mizah dergilerinin altın çağından esintiler: Üniversite yıllarında tam bir Atilla Atalay tutkunuydum. Hıbır’da yazdığı Eray’a o kadar hayrandım ki tırnaklarına oje, dudağına ruj sürmeyen bendeniz, bir arkadaştan aldığım kırmızı oje ile kahve kupamın üstüne Eray yazmıştım. Sanırım hayatım boyunca hiç bir şeyin bu derece güçlü fanı olmamışımdır. Aradan geçen otuz küsür senenin ardından tekrar Atilla Atalay okumak bana gençliğimin tadını veriyor. Seksenler dizisi izlemek gibi. Ah gençlik, sen ne güzelsin. (Tülay Özbay)

İsmi bile yüzümü güldüren insan #atillaatalay #yalnızlıkaletleri ile yine yazıldığı dönemin gündemine dokunmuş, hem buruk hem komik satırlarıyla bizi düşünmeye sevk etmiş. Onun ince esprileriyle iyi ki genç yaşlarımda tanışmışım. Her ne kadar yeni nesil tarafından pek tanınmasa da, milletimiz için ciddi bir gurur kaynağı aslında. Mutlaka okuyun derim, tavsiyemdir. =) (G. İlke)

--reklam--

Yalnızlık Aletleri PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Atilla Atalay - Yalnızlık Aletleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yalnızlık Aletleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Atilla Atalay Kimdir?

Atilla Atalay, (doğum 1963 İstanbul) yazar.

İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan Atilla Atalay, 1979 Yılından başlayarak profesyönel mizah yazarı olarak çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Gırgır, Fırt, Hıbır Mizah dergileriyle birlikte bir süre haftalık olarak yayınlanan Gazete Pazar'da ve Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Eki'nde köşe yazıları yazdı. Mizah dergilerindeki köşeleri Eray ve Sıdıka büyük ilgi çekti. Yazıları halen Leman ve Lemanyak Dergileri'nde sürmektedir.

"Sıdıka" adlı tiplemesi Atıf Yılmaz ve Mahinur Ergun'un yönetiminde Show TV için televizyon dizisi olarak çekildi. Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay için yazdığı "Gelecekte İnecek Var" adlı mini TV dizisi ise ATV'de yayınlandı.

--reklam--

Atilla Atalay Kitapları - Eserleri

  • Sıdıka
  • Menekşe İstasyonu
  • Civciv Kutusu
  • Ağlama Dolabı
  • Ebekulak
  • Uyuyamadığım
  • Yalnızlık Aletleri
  • Dup Dup Çedene
  • Kalbin Böcüü
  • Hayaller Kâhyası
  • Usulcacık
  • Eray
  • Kişi Başına Bir Yalnız
  • Yavaş Tren
  • Mecnun Kuleleri
  • Düş Kovalayan

--reklam--

Atilla Atalay Alıntıları - Sözleri

  • Çok ıssız buralar şimdi, hayat böyle artık ; kişi başına bir yalnız düşüyor. (Kişi Başına Bir Yalnız)
  • (...)Durduk yere leylek getirdi seni bana. Az hüzün de getirmiş mi peki. Hayır. Güzeldi. Hayat arada bi yalnızlara da güzellik yapar... (Dup Dup Çedene)
  • - Siz bizimkinden diil misiniz? - Nası sizinkinden? - Yani siz “Derin devlet” in müfettişi misiniz, yoksa normal mi? Hayır, bizimkisi derin de... - Ne kadar derin, bi boy ver bakiim Kamuran. Derini, süperi normali kurşunsuzu felan olur mu lan devletin. Benim bildiğim bi tane devlet var ve ben de onun müfettişiyim ve siciline sı-ça-ca-ğım. - Yani biri felan göndermedi... Yani normal, ööle bi müfettişsin haa? - Evet normalim ama anormalleşmeye başladım Kamuran, az soona sana gerilip gerilip bi kafa koyucam, iyice derinlere dalıcan. - Ciddi normalsin yani haa? Sallamazlar Çetesi, Kucak Aşireti filan... Bunları tanımıyon, hiç birinin adamı felan diilsin, özetle Türkiye seninle gurur duymuyo yani. (Dup Dup Çedene)
  • Sıdıka olarak yaşamını sürdüren bir kız arkadaşım, yaklaşık olarak şöyle demişti yanlış hatırlamıyorsam: "Bırakmak, gitmek, değişmek ve yer değiştirmek (geride bıraktığımız kişilere göre) derin ihanetlerdir, ama bu biricik hayatımızın da (bizi ileriye götürecek) geniş yelkenleridir bana kalırsa." Sıdıka da bunu istiyor... (Sıdıka)
  • "Yurdum hastanelerine gidicek kadar canıma susamadım, yanlış tedavi kurbanı olmak, kalabalıktan ezilmek istemiyorum..." (Menekşe İstasyonu)
  • İşin şakası yok, sen bilmezsin bu babanı. Yıllar evvel lunaparkta tüfek atıp oyuncak ayı kazanmıştı da iki gün eve uğramamıştı. Milyarları alınca şimdi kim bilir naapar. Erkek milletinin alayı bööle zaten. Dayın da her sayısal loto çekilişinde “Bu rakamlar bende olucaktı ki” deyip üç gün ev gelmiyomuş.. Kurtulmak için fırsat kolluyo hepsi.. (Yalnızlık Aletleri)
  • Peki mutlu aşk var mıdır? Çocuklar bile biliyor ki yoktur. E, tamam o zaman, sorusu olan yoksa dağılalım. (Hayaller Kâhyası)
  • "Başka hayatlar mümkün" diyenlere ise tüm kalbinizle inanmak istiyordunuz. "Bir pire sirkine katılıp Norveç'e gitmek, Flemenkocu kadınların peşinden Madrit'e süzülmek, dünyayı dolaşan bir gemiye miço yazılıp her limanda ayrı sevgililer edinmek" evet bunlar hoş şeylerdi. Gelgelelim, "Çeviri gençlik hayalleri"ydi hepsi. Yerli versiyonda "Vize" diye bir şey vardı ki, yedi düvelde ünlü lşsiz Türk Genci'nin asla ulaşamayacagı halogramlı bir rüya idi. Böylesi tuhaf ve ezbere önerilerde bulunan arkadaşları CV'lerimizde sabıka kaydı olmasın diye dövmüyorduk. Onun yerine "Friends Dizisi ne kadan komik de mi?" diyorduk "Aşkları, işleri felan. Günlük hayatın poroblemlerini, çelişkilerini insanların küçuk umut ve özlemlerini tatlı tatlı şeediyor, tıpki biz." (Ağlama Dolabı)
  • Aslına bakarsanız burda, bu insan konservelerinde, bu içlerinde zamandan yorgun düşmüş delilerin dolaştığı Mecnun Kuleleri'nde, kimse kimseyle konuşmuyordu. (Mecnun Kuleleri)
  • Zamanın hangi mavisi islenip griye dönmedi ki. Kimin çocuk sesi, zaman geçirmez bir ortamda, acı değmeden, olduğu gibi kalabildi. O türküler de benim çocuk sesimle gitti tabi. Peki, iyi olan herşey gitti mi hakkaten. Öyküler çalındı, şiirler şuursuzlara ganimet, cümle türküler Preztiş Ailesiyle Idobay arasında pay mı edildi? Kim çaldı tiyatro kökenli cücenin aklını? İyi olan herşey hep eskiden miydi? Develer tellal, pireler berber iken yani... Şimdi, develer türkü kasedi, pireler sitendap yapsa, timsahlar milletvekili olsa noolur? İnsanlık, var olalı beri hep aynı alaydan yetişme. Herzaman kötü, bir o kadar da iyi yeryüzü. (Dup Dup Çedene)
  • Yordun sen bu Kenar'ı, kukla ettin kendine. (Ağlama Dolabı)
  • O laf buradaki yavşakların uydurması. (Hayaller Kâhyası)
  • Kendimi yok yere hayatın herzamankiliğine kızarken yakaladım... (Hayaller Kâhyası)
  • - Di mi hocam? Hayat arada bi yalnızlara da güzellik yapar. Yani geçmişte olmuştur bizim de bazi bir takım gönül ağrılarımız. Olayın ille de şubat ayının ondördüncü günü cereyan etmesi gerekmiyo. Belki yaz sonuydu... Di mi ama... Biz buna kısaca “Sevgililer Dünü” adı veriyoruz... (Dup Dup Çedene)
  • ‘’Tam tersi, kalabalık diiliz çocuğum. Evet değiliz, hayır. Ben burda Sayın Tayyip Erdoğan’a hak veriyorum. Daha kalabalık olmamız lazım. Şimdi biz üç gürbüz çocuğu olan bir aile olsaydık, siz bizim araçtan fırlayıp Doblocuyu, arabalı vapur sıramızı gasp eden jipli öküzü, hatta sanatçılı otelin sanatçısının mafyoz sevgilisini sopa ve tornavidalarla dürtmek suretiyle bize yaşam alanı açabilirdiniz.’’ (Mecnun Kuleleri)
  • Sıdıka gel buraya kaçma gel..Ya da kaç..Sıdıka, bakanlığın annelere akıllı terlik dağıttığını biliyor muydun yavrum? Güdümlü bu şey.. (Yavaş Tren)
  • Bir yüzük yaptım sana, güvercin teleğinden, Bir yüzük, bükerek hoşçakal sözcüğünden. Bir yüzük yaptım sana, bir yüzük ki, Yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden... (Kalbin Böcüü)
  • Kendimi Yok yere hayatın herzamankiliğine kızarken yakaladım. (Hayaller Kâhyası)
  • Ayy kitlem! Hasduur. (Esas duruş, hazır ol) Ben ki sultan-üs-selatin ve burhan-ül havakıyn tac bahş-i hüsre-van-ı ruyi zemin, zıllullah-ı fil-arzeyn Akdeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Vılayet-i Zülkadriye’nin ve Diyarbekir’in ve Azerbeycan’m ve Acem’in ve Halep’in ve Mısır ve Mekke ve Medina’nın ve Kudüs’ün ve külliyen diyar-ı Arab’ın ve Yemen’in ve dahi birçok memleketlerin ki aba-i kiram ve ecdad-ı imamın emerallahü berahinhüm kuvveti kahireleriyle fethettikleri ve cenab-ı cela-let-meabım dahi tig-i ateşbar ve şemşir-i zafer nigarım ile fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Haşmet Han Oğlu, hanlar hanı ERAY Han’ım!... Buyruğumdur. Tiz nazar-ı dikkatiniz bu cihete cerb ola... Yazımı okuyasınız... Bre Sebastian, koş sultanına tebasından gelen nameleri ge-tür.. (Eray)
  • Ne kadar güzeliz...Ne kadar güzeliz... (Kalbin Böcüü)