Kitap Künyesi
Yazar: Philip K. Dick
Çevirmen: Reha Pınar
Orijinal Adı: The World Jones Made
Yayın Evi: Okat Yayınları
İSBN: Yok
Sayfa Sayısı: 159
--reklam--
Yaratılan Dünya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Güvenlik Ajanı Cussick, yirmi birinci asır hükümetinin mümkün düşmanlarını alt edebilecek yetenekte bir kişiydi. Fakat Jones adındaki genç bir adamın kendi yetenekleriyle boy ölçüşebilecek kadar yetenekli olduğunu anladı.Çünkü Jones, Cussick'in bütün hareketlerini önceden biliyordu. Jones önceden bilirdi ama uzaydan gelen ziyaretçilerin doğal yapılarından haberi yoktu...
Böyle olduğu halde Jones kendisine bir dünya yaratmasını bildi ve tüm düşmanlarının arasından sıyrılmayı başardı. Onu kimse engelleyemezdi.
Çünkü bütün soruların cevaplarını bir yıl öncesinden biiliyordu. Fakat tek sorusunun cevapsız kalacağını bilemezdi..." (Arka Kapaktan)
--reklam--
Yaratılan Dünya Alıntıları - Sözleri
- Bana soracak olursan milyonlarca insanı ölüme gönderen, kutsal savaşlarla dünyayı mahvedip kana bulayan dini yada siyasi bir doğruyu empoze etmek için ulusları yerle bir eden demagogların davranışı tiksindiricidir, kirlidir. Komünizm , faşizm, siyonizm …. bunlar mutlakçı bireylerin bütün kıtalara zorla dayattıkları şahsi düşünceleri.
- Bu sığınağın bir dölyatağı modeli olduğunu söylenirdi. Benzerliği inkâr edilemezdi ve şimdiye kadar da kimse inkâr etmemişti.
- Neden? Neden bu koşullar altında doğduk?
- Hayat acıyla doluydu. Gelecek yıl meydana gelecek olayları önceden bilmesinin ne yaran vardı.
- Kimse gelecek hakkında mutlak bilgi sahibi olamaz. Şüphesiz, gelecek henüz yaşanmadı. Eğer bununla ilgili bir bilgi mevcutsa, bu geleceği değiştirecektir - bu da bilgiyi geçersiz kılacaktır.
- "Bana soracak olursan, milyonlarca insanı ölüme gönderen, kutsal savaşlarla dünyayı mahvedip kana bulayan, dini ya da siyasi bir 'doğruyu' empoze etmek için ulusları yerle bir eden demagogların davranışı...” Omuz silkti. “Tiksindiricidir. Kirlidir. Komünizm, faşizm, siyonizm ... bunlar mutlakçı bireylerin bütün kıtalara zorla dayattıkları şahsi düşünceleri. Liderin ya da takipçilerin samimiyetiyle hiçbir ilgisi yok. Buna inanıyor olmalarıysa durumu iyice tiksindirici bir hale sokuyor. Hiçbir anlamı olmayan laf kalabalıkları için birbirlerini öldürebilecekleri ve kendi istekleriyle ölüme gidebilecekleri gerçeği...” Sustu.
- Jones boğuk bir sesle, “Benim için,” dedi, “bu an geçmişin ta kendisi. Şimdi, burada, bu binada, üçünüzle oturuyorum, oysa bu benim için bir sene önce olup bitti. Benim durumum geleceği görmekten ziyade bir ayağımın geçmişte sıkışıp kalmasına daha çok benziyor. Ayağımı çekip kurtaramıyorum. Rötarlı yaşıyorum; sonsuza kadar hayatımın bir senesini tekrar tekrar yaşayacağım.” Omuz silkti. “Tekrar ve tekrar. Yaptığım, söylediğim, duyduğum, tecrübe ettiğim her şeyi ikinci bir kez yaşamak zorundayım.” Sesini yükseltmişti; sesi tiz, acı dolu ve umutsuzdu. “Aynı hayatı iki kez yaşıyorum.” Cussick yavaşça, “Bir başka deyişle,” dedi, “senin için gelecek değişmez. Geleceği bilmen onu değiştirmemi mümkün kılmıyor.” Jones buz gibi bir kahkaha attı. “Değiştirmek mi? Gelecek tamamen sabit. Bu duvardan daha sabit, daha kalıcı.” Elini öfkeyle arkasındaki duvara vurdu. “Sizce bu yetenek beni özgür mü kılıyor? Hadi, kandırmayın kendinizi... Gelecek hakkında ne kadar az şey bilirseniz, kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Güzel bir yanılsama içinde yaşıyorsunuz; özgür bir iradeniz var sanıyorsunuz.” “Ama bu senin için geçerli değil.” Jones acıyla “Hayır,” dedi. “Bir sene önce yorgun argın attığım adımları yeniden atıyorum. Bir tanesini bile değiştiremiyorum. Bu konuşmayı ezbere biliyorum. İçine tek bir yeni kelime dahi ekleyemeyeceğim gibi, mevcut tek bir kelimeyi de atamam.”
- Neredeyse on yedi sene boyunca çifte varoluşunun herhangi bir amacı olmamıştı. Sadece bir yük, ölü ağırlıktı. Ondan fayda sağlama fikrinden bile yoksundu. Onu sadece sırtında taşıdığı bir haç gibi görüyordu. Hayat zaten ıstırap vericiydi; onun hayatı ise iki kat ıstırap veriyordu. Gelecek senenin getireceği sefaletten kaçınmanın mümkün olmadığını bilmenin kime ne faydası vardı?
- Ütopya. Altın Çağ. İnsanlar bunları Dünya'da bulamamışlardı; son savaşla birlikte bunların asla yaşanmayacağını da anlamışlardı. Onlar da Dünya’ya sırtlarını dönmüş, gözlerini başka gezegenlere çevirmişlerdi. Romantik bir kurgu inşa etmiş, kendilerine tatmin edici yalanlar söylemişlerdi. Diğer gezegenlerin yemyeşil, bereketli topraklarla, su dolu vadilerle, gür ormanlı tepelerle dolu olduğunu söylüyorlardı. Cennet o kadim, ebedi umut. Oysa diğer gezegenler donmuş metan gazından, binlerce metre yüksekliğindeki yalçın kayalıklardan ibaret kâbus gibi yerlerdi. Ne bir yaşam belirtisi ne de tek bir ses vardı, sadece cansız taşların uçtuğu, gaz ve bomboş karanlıkla doluydular. Ama Jones’un takipçileri vazgeçmiyordu; onların bir hayali, bir düşleri vardı. İkinci bir Dünya’nın var olduğuna emindiler. Birileri, bir şekilde orayı onlardan gizlemenin yolunu bulmuştu; sürüp giden bir komplo vardı. Dünya’da önlerini kesen federal hükümetti. Dünya’nın ötesindeyse engel gezginlerdi. Hükümet giderse, gezginler yok edilirse... Şu eski hikâye işte. Hemen yanı başınızdaki yeşil vadiler.
- "Burada, Dünya’daki koşulların aynısını hiçbir yerde bulamayacağız - neticede birbirine benzeyen iki gezegen bulamazsın. Tanrı'ya şükürler olsun, Venüs’ü bulduğumuz için şanslıyız, bizimkiyle aynı yoğunluğa, yerçekimine, neme ve ısıya sahip bir gezegen. Doğal olarak senin ve benim için cehennemin ta kendisi. Ama sıcaklığı on derece yükseltip nem oranını yüzde bir artırarak cenneti cehenneme çevirmek zor bir iş değil.” Rafferty, yassı bir taşın kenarına tırmanan mavi-siyah renkli bir yosunu ayağıyla tekmeleyip konuşmaya devam etti: “Bunu uzun yoldan yapsaydık binlerce sene beklemek zorunda kalabilirdik. insanları birbiri ardına oraya göndermek, sayısız gemi göndermek demek. İnsanlar sinek gibi ölürlerdi. Berbat bir duruma düşerlerdi. Doğa bunu kaldırabilir ama biz kaldırmayız. İnsanlar bu durumdan nefret ederdi.” "Evet,” dedi Cussick. “Zaten nefretlerini çoktan gösterdiler.” “Neticede sonuçlar aynı olacaktı. Ama tüm o kayıpları göze almaya razı olacak mıydık? Bence geri adım atardık. Binlerce yılımız ve verecek milyonlarca hayatımız yok; vazgeçerdik, kolonileri geri çağırırdık. Çünkü son tahlilde, biz diğer gezegenlere uyum sağlamak istemiyoruz; onların bize uyum sağlamasını istiyoruz. İkinci bir Dünya bulsak bile, yeterli olmazdı. Burada, bu projede, çok daha büyük bir geleceğin tohumları var. Eğer bu proje işe yararsa, eğer Venüs mutantlan hayatta kalırlarsa, bu işe devam edip tekniklerimizi kusursuz hale getirebiliriz. Daha aşırı uçta koşullara sahip başka gezegenler için de mutant koloniler geliştirebiliriz. Son noktada, evrene yayılıp nereye gidersek gidelim hayatta kalabiliriz. Eğer başarırsak topyekun zafer kazandık demektir. İnsan türünü yok etmek mümkün olmaz. Sığınak, dışarı kapalı bu alan ve benim yaptığım iş, tüm bunlar yapay görünüyor. Ama benim yaptığım şey aslında doğal evrimi hızlandırmak. Evrimi bir sisteme oturtmaya çalıştım, içindeki rastgele akışı. fazlalıkları, amaçsızlığı çıkarıp attım. Venüs’e Dünyalıları göndermek yerine Venüslüleri göndereceğiz. Oraya gittiklerinde karşılarında yabancı, düşman bir dünya olmayacak, bilakis gerçek dünyalarını bulacaklar, zaten tanıyıp bildikleri kendi model dünyalarının aslını, bu ufak tefek taklidin nihai biçimini bulacaklar.”
- Syd düşünceli bir tavırla, “Sorun şu ki,” dedi, “bizim yerimize karar alınmasına alışkınız. Gerçekte bugüne kadar hiçbir şeyi kendi başımıza yapmadık. Çocuk gibiyiz; hiç büyümedik.” Frank onu onaylayarak, “Ana rahmimiz,” dedi. Eliyle gemiyi gösteriyordu. “Hâlâ da etrafımızı sarmalıyor.” “Onların bizim yerimize düşünmelerine, plan yapmalarına göz yumduk. Akıntıya kapılıp gittik, aynen şimdi yaptığımız gibi. Sorumluluk kavramı diye bir şey yok bizde.” “Başka ne yapabiliriz ki?” diye sordu Garry. “Hiçbir şey,” dedi Syd. “Acaba sonu gelecek mi? Kendi başımıza olduğumuz, kendi planlanmızı yaptığımız bir dönem olacak mı?” Kimse bir şey demedi; böyle bir şeyin nasıl olacağını hayal edemiyorlardı.
- Durum ironikti; bu çocuklar tipik fanatiklerdendi, Sefere para toplamak için rozet satıyorlardı. Cadde köşelerinde bekliyor, araçları, yayaları, alışveriş yapanları, işten dönenleri durduruyorlardı; suratları inançlarının ateşiyle al al, capcanlıydı. Bu dört genç yüzde masum bir heyecandan başka bir şey göremiyordu; onlar için Sefer muhteşem ve asil bir şeydi; tinsel bir kurtuluştu.
- “Ben bir hata yaptım. Kumar oynadım, şansımı denedim ve kaybettim. Hatalıydım... Ama senin düşündüğün kadar değil. Düşündüğünden daha da hatalıydım.” İçi öfkeyle kabaran Cussick, “Hayır,” dedi. “Önümüzdeki birkaç gün içinde,” diye devam etti Jones, “savaş gemileri dönecek. İnsanlar hata yaptığımı görecekler ve benim de aynen herkes gibi yanılgıya düşebileceğimi anlayacaklar. Mutlak bilgiye sahip olmadığımı öğrenecekler.” Tekdüze konuşması zafer kazanmış birinin heyecanlı tonuyla bölündü. “Kısa süre içerisinde dünya çalkalanmaya başlayacaktı: Jones bir dolandırıcıymış. Jones’un becerisi filan yokmuş. Bizi aptal yerine koymuş; geleceği bizden daha fazla bildiği yokmuş. Ama şimdi böyle düşünmeyecekler. Tek bildikleri şu olacak: Jones öldürüldü. Yarın gemiler gelmeye başlayacak. Jones mağlubiyetten önce ölmüş olacak ve bilirsin, sebep her zaman sonuçtan önce gelir.” Cussick öfkeyle bandı durdurup akıp giden sözcükleri yarıda kesti ve “Tanrım,” dedi. Nina, “Anlamıyorum,” diye fısıldadı şaşkınlık içinde. “Ne demeye çalışıyor?” Cussick gönülsüzce cihazı yeniden çalıştırdı. “Benim acımasızca katledildiğimi söyleyecekler," dedi Jones neşeyle. “Beni öldürerek zafere ulaşmalarına engel olduğunu söyleyecekler. Efsane büyüyecek: Jones yaşasaydı, kazanacaktık diyecekler. Sen, eski sistem, federal hükümet, Rölativizm bizi mahvetti diyecekler. Jones başarısız olmadı."
- Benim durumum geleceği görmekten ziyade bir ayağımın geçmişte sıkışıp kalmasına daha çok benziyor. Ayağımı çekip kurtaramıyorum,rötarlı yaşıyorum.
--reklam--
Yaratılan Dünya İncelemesi - Şahsi Yorumlar
PKD'nin başka bir alamet-i farikası daha: Yaratılan Dünya. Orijinal adı "The World Jones Made" (Jones'un Yarattığı Dünya), PKD'nin bu kitabı Ace Books tarafından ilk defa 1956'da yayımlanmış. Gizli polislerin cirit attığı Dünya ve Güneş Sisteminde sömürgeleştirilmiş birçok gezegende -siyasi anlamda- Orwell'in 1984 polit bürosuna benzerlikler var. Orwell 1984'ü 1949'da yayımlamış, PKD ise 1956'da, arada 7 sene var, PKD 1984'ün epey bir etkisinde kalmış gibi görünüyor. 21. asırın başları, Dünya yönetiminin gizli polislerin kontrolünde olduğu distopik bir siyasi rejim vardır. Grup-dernek-sendika kurmak ya da evlilik dışı beraber yaşamak ve çocuk sahibi olmak yasaktır. Birçok gezegen sömürgeleştirilmiştir. Dünya üzerine uzaydan düşen garip yaratıklar vardır; bunlar tek hücreli istilacı bir bitki türüdür ve tek amaçları kendileri için üreyebilecek ortamlar bulmak olan bu yaratıklar tüm dünyanın ve sömürge gezegenlerin başına bela olmak üzerelerdir. Kahramanlarımıza gelince: Gizli polis Cussick ve güzeller güzeli eşi -Jones taraftarı ve yeraltı örgütlerin idarecisi- Nina, hemen her şeyi önceden (yalnızca 12 aylık sürede olacakları) bilebilen Jones denen -bir nevi medyum ya da kahin- genç bir adam (geleceğin Dünya Lideri), Venüs'te yaşayabilmeleri için laboratuvar ortamında yetiştirilen sekiz kişilik mini insan türü (Venüs'e gidip oraya uyum da sağlarlar), uzaydan gelen istilacı bitki yaratıklar. Siyaseti ve insan doğasını eleştiren orta şeker bir bilimkurgu. Okursanız boyunuz uzamaz, okumasanız da kimse sizi ayıplamaz. OKAT Yayınevinin 1971'de bastığı bu edisyon düzgün bir iş, Reha Pınar'ın çevirisi harikulade, dizgi hatası yok gibi. Süha Demirel, 14 Eylül 2021, İstanbul. (Süha Demirel)
Okat uzay serisinin sonuncu ve en güzel romanlarından biri. Cussick Nina adlı zengin bir kadın ile evlenmiş bir gizli servis elemanıdır. Bir gün Jones adında biri ile tanışır ve o da uzaylı yaratıkların dünyayı istila edeceğini söyler. Bununla ilgili olarak Venüs gezegeninde yaşayacak şekilde bazı canlılar geliştirilmiştir. Jones özel biridir ve bir sene sonrasına dair pek çok şeyi önceden görebilmektedir. Halkı galeyana getirmemesi için engellemeye çalışırlar ancak Jones'un örgütü gelişmiştir ve sonradan ülkenin başkanı olur. Bu arada sekiz yaratık Venüs'e gönderilir ve yaşamaya başlar. Jones öleceğini bile bilir öncesinden. Bir kumar oynamıştır ve kaybetmiştir. Yaratıklar bitki polenleridir ve kendilerini savunmaktadır. Cussick Jones'u öldürür. Ancak kaçması gerekmektedir. Nina ve oğlu Jackie ile birlikte kaçabileceği tek bir yer vardır. Tek kelime ile mükemmel bir roman. Mutlaka okunması gerekenlerden. (Serdar Poirot)
Yer yer diyaloglar biraz sıkıcı geldiğinde hızlıca geçtiğim sayfalar olsa da, genel anlamda sürükleyici bir fantastik bilimkurgu öyküsü. Okura, film izliyormuş duygusu veren bir anlatımı var. Konunun asıl ilgimi çeken kısmı Venüs için yaratılan insancıklar oldu. Dünyalı DNA'sında gerekli değişiklikler yapılarak, Venüs koşullarına uygun duruma getirilen genler sayesinde, yaratıcısının (Dünyalı insanın) suretinde fakat daha farklı yapıda gelişen zeki canlıların durumu, insanın kendi kökenini ve cennetten çıkış mitini sorgulamasına yol açıyor. Bazı yerleri hızlıca göz gezdirerek atladığım için mi bağlantıyı kaçırdım bilemiyorum ama Venüslüler projesiyle, geleceği görebilen karaktere dair kısımlar kopuk geldi bana. Bilimkurgu maceraları sevenlere önerebileceğim bir kitap. (Uzel)
--reklam--
Yaratılan Dünya PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Philip K. Dick - Yaratılan Dünya kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaratılan Dünya PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Philip K. Dick Kimdir?
Bazı kitaplarını Richard Phillips ya da Jack Dowland mahlaslarıyla yazmıştır. Hayranları tarafından kısaca PKD olarak adlandırılır.
Hayatının büyük bölümünü Kaliforniya'da geçirdi. Bir plakçı dükkânı işletmesi ve radyoda klasik müzik programları yapması dışında, başlıca uğraşı yazarlık oldu. Kırka yakın bilim-kurgu romanı dışında ana akım romanları da yazdı, ancak pek başarılı olamadı. Ölümünden sonra beş cilt halinde toplanan yüz civarında öyküsü vardır.
Ölümünden önce fazla tanınmayan bir yazar olan Dick'in roman ve kısa hikâyelerini bir kısmı ölümünden sonra senaryolaştırılıp film olarak büyük beğeni kazanmıştır. Bunların arasında en ünlüleri, yönetmen Ridley Scott tarafından "Blade Runner" adıyla 1982 yılında çekilen "Do Androids Dream of Electric Sheep?" (kitap olarak Türkiye'de basımı: 1996, Bıçak Sırtı, Kavram Yayınları; 2006, Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, Altıkırkbeş Yayın) ve 1965 yılında yazdığı "We Can Remember It For You Wholesale" öyküsünden yola çıkılarak yönetmen Paul Verhoeven tarafından çekilen1990 yapımı "Total Recall" filmleridir. Her iki film yapılmış en iyi bilim-kurgu filmleri arasında yer almaktadır. PKD'nin 1956 yılında yazdığı "The Minority Report" adlı öyküsü yönetmen Steven Spielberg tarafından 2002'de filme alınmıştır.
Dick'in yazdığı bilim-kurgu romanlarını türünün diğer örneklerinden ayıran en önemli özellik, gelecekte gerçekten olması muhtemel olaylarla birlikte toplumsal değişimleri genellikle "çalışan sınıf" çerçevesinde ele almasıdır. Dick toplumsal konuların yanı sıra siyasi ve metafizik konuları da ele almış, romanlarında tekelci şirketler ve otoriter hükümetler bolca yer bulmuştur. Özellikle erken dönem romanları, "gerçeklik" kavramının sorgulanması üzerine kuruludur.
Önemli yapıtları
Önemli romanları arasında: Martian Time-Slip (1964, Mars'ta Zaman Kayması), The Penultimate Truth (1964, Sondan Bir Önceki Hakikat), The Three Stigmata of Palmer Eldritch (1965, Palmer Eldritch'in Üç Bilmecesi) ve Ubik (1969) sayılabilir. The Man in the High Castle (1963, Hugo Ödülü sahibi) (Yüksek Şatodaki Adam) romanı birçok eleştirmen tarafından Dick'in başyapıtı olarak gösterilmiştir.
Dick, adı geçen romanlarıyla Amerikan Ulusal Kütüphanesi'nde yer almaya hak kazanan ilk ve tek bilim kurgu yazarı olmuştur
--reklam--
Philip K. Dick Kitapları - Eserleri
- Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?
- Yüksek Şatodaki Adam
- Şizofreni ve Değişimler Kitabı
- Ubik
- Gökteki Göz
- Vulcan'ın Çekici
- Çığrından Çıkmış Zaman
- Alfa Ayının Kabileleri
- Toplu Öyküler - 1. Cilt
- Elektrikli Düşler
- Karanlığı Taramak
- Albemuth Özgür Radyosu
- Mars'ta Zaman Kayması
- Kozmik Kuklalar
- Galaktik Çömlek Tamircisi
- Android ve İnsan
- Uzay Piyangosu
- Sondan Bir Önceki Gerçek
- "Aksın Gözyaşlarım" Dedi Polis
- Yaratılan Dünya
- Ölüm Labirenti
- Sizi İnşa Edebiliriz
- Kader Ajanları
- Simulakra
- Uzaydaki Çatlak
- Gelecek Seneyi Bekle
- Titanlı Oyuncular
- Bir Palavracının İtirafları
- Dr. Gelecek
- Timothy Archer
- Palmer Eldrictch'in 3 Stigmatası
- Dr. Kan Bedeli
- Kozmoloji ve Kozmogoni
- Valis
- Yetenekliler Dünyası
- Uzayda Suikast Uzay serisi 1
- Tefsir
- Alay Eden Adam
- Sokaktan Gelen Sesler
- Hesaplaşma
- Azınlık Raporu
- Suikastçı
- Mary ve Koca Dünya
- Kutsal İstila
- Adjustment Team
- Öteki Tutkular
- I Hope I Shall Arrive Soon
- Do Androids Dream of Electric Sheep ?
- Bir Bilimkurgu Yazarının Kısa ve Mutlu Yaşamı
- Ubik
- Second Variety
- Beyond Lies The Wub
--reklam--
Philip K. Dick Alıntıları - Sözleri
- Diğerlerini terk etmesinin gerekçesini ölçüp biçti. Hepsinden önemlisi de Mali’yi terk etmesinin. Sevdiği kadını. Çömlek berbattı. (Galaktik Çömlek Tamircisi)
- Bazı olaylar bildiriliyordu. 2203 yılının Mayıs ayı başlarında, haber makineleri İsveç üzerinde beyaz kargaların uçtuğu olayını heyecanla yayınlıyordu. (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
- Eskiden hastalar kalıplaşmış iki sınıfa ayrılırdı: toplumda iş göremeyecek, arabasını yıkayıp cilalayamayacak, elektrik faturalarını ödeyemeyecek ve bir martini içtikten sonra güzel bir sohbeti sürdüremeyecek kadar hasta yani deli oldukları için hastanede tutulması zorunlu olanlar... ve herkesin ayakkabılarının bağını çözmek, evlerinin ya da iş yerlerinin önünden üçtekerli bisikletle geçen çocukları saymak zorunluluğu hissetmek gibi basit “isterik” şikayetler ya da “gerçeklik durumu” ile uyumlu olarak anksiyete haline indirgenen “nevrotik” rahatsızlıklar, özellikle de insansız bir uzay aracının Pazar sabahı tam da söz konusu rahatsız kişi mangalında kızarttığı hamburger köfteleriyle uğraşırken Atlantik okyanusu yerine bahçenin tam ortasına düşeceğine dair ruhsal açıdan sağlıksız, mantıksız korkular yüzünden psikiyatrik yardıma başvuracak kadar akıllı olanları kapsayan nevrotikler. (Şizofreni ve Değişimler Kitabı)
- Libera me, Domine! (Ubik)
- Sinir buhranı yaşayan insanlar çoğunlukla bu yaşadıklarını açıklamak amacıyla bir yığın araştırma yaparlar. Tabii bu araştırmalar bir yere varmaz. (Valis)
- Olan şey her ne olursa olsun, ölçüsüz bir kötülükten ibaret. Madem öyle, mücadele etmek niye? Seçmek niye? Tüm alternatifler aynıysa… (Yüksek Şatodaki Adam)
- İnsan zihni olağandışı inatçıydı ve çok yavaş değişiyordu. (Uzaydaki Çatlak)
- Sabit fikirleri sorun değil çözüm olduğu için onu düşünerek defetmek mümkün değildi, sonunda başlı başına daha büyük bir sorun halini alsa da. (Timothy Archer)
- Ruh hastalarıyla uğraşırsan sen de onlardan biri olur, ruh hastası olur çıkarsın. (Simulakra)
- Savaş olmadan eğitim ya da zekâya sahip olmayan işe yaramaz, yetersiz insan kitlesi kontrolsüzce yayılıp büyür. Savaş onların sayısını azaltmaya yarıyordu. (Toplu Öyküler - 1. Cilt)
- Tanrım, bir kitap okudular diye durmadan konuşuyorlar. (Yüksek Şatodaki Adam)
- "Bizi huzursuz ve tatminsiz yapan vahşi bir içgüdü değil. Size ne olduğunu söyleyeyim; bizi böyle yapan insanoğlunun en yüce amacı. Büyüme ve ilerleme ihtiyacı... yeni şeyler bulma... yayılma. Yayılma, başka deneyimlere, başka yerlere ulaşma ihtiyacı. Anlama ve sürekli değişeceği biçimde yaşama ihtiyacı. Rutini ve tekrarı bir kenara itmek, anlamsız tekdüzelikten kendini kurtarmak ve ileriye atılmak. Sürekli hareket halinde olma ihtiyacı..." (Uzay Piyangosu)
- Jones boğuk bir sesle, “Benim için,” dedi, “bu an geçmişin ta kendisi. Şimdi, burada, bu binada, üçünüzle oturuyorum, oysa bu benim için bir sene önce olup bitti. Benim durumum geleceği görmekten ziyade bir ayağımın geçmişte sıkışıp kalmasına daha çok benziyor. Ayağımı çekip kurtaramıyorum. Rötarlı yaşıyorum; sonsuza kadar hayatımın bir senesini tekrar tekrar yaşayacağım.” Omuz silkti. “Tekrar ve tekrar. Yaptığım, söylediğim, duyduğum, tecrübe ettiğim her şeyi ikinci bir kez yaşamak zorundayım.” Sesini yükseltmişti; sesi tiz, acı dolu ve umutsuzdu. “Aynı hayatı iki kez yaşıyorum.” Cussick yavaşça, “Bir başka deyişle,” dedi, “senin için gelecek değişmez. Geleceği bilmen onu değiştirmemi mümkün kılmıyor.” Jones buz gibi bir kahkaha attı. “Değiştirmek mi? Gelecek tamamen sabit. Bu duvardan daha sabit, daha kalıcı.” Elini öfkeyle arkasındaki duvara vurdu. “Sizce bu yetenek beni özgür mü kılıyor? Hadi, kandırmayın kendinizi... Gelecek hakkında ne kadar az şey bilirseniz, kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Güzel bir yanılsama içinde yaşıyorsunuz; özgür bir iradeniz var sanıyorsunuz.” “Ama bu senin için geçerli değil.” Jones acıyla “Hayır,” dedi. “Bir sene önce yorgun argın attığım adımları yeniden atıyorum. Bir tanesini bile değiştiremiyorum. Bu konuşmayı ezbere biliyorum. İçine tek bir yeni kelime dahi ekleyemeyeceğim gibi, mevcut tek bir kelimeyi de atamam.” (Yaratılan Dünya)
- Ruh insan için neyse, makine için de insan odur: Fonksiyonel hiyerarşi açısından bu bir ek boyuttur. İçimizden biri Tanrı gibi davrandığında (pelerinini bir yabancıya verdiğinde) makine de insan gibi davranır yani programlanmış döngüsünü bir karara bağlı olarak ertelemek için duraklar. (Android ve İnsan)
- Geçmiş görünmeyendir, dibe batırılandır, hala oradadır, bir sonrakinin üzerinde izini bırakmak için her an yüzeye çıkabilme kapasitesine sahiptir maalesef- ve sıradan bir deneyimin aksine- gözden kaybolmuştur. (Ubik)
- Sana, ödeyemeyeceğin kadar pahalıya mal olacağım. (Alfa Ayının Kabileleri)
- Belmont Bevatronu’nun proton ışın saptırıcısı 1959 yılı Ekim ayının ikinci günü öğleden sonra saat dörtte yaratıcılarına ihanet etti. Bunu izleyen olaylar göz açıp kapayıncaya dek olup bitti. Artık yeterince saptırılmayan –ve dolayısıyla denetim dışı kalan– altı milyon volt gücündeki ışın demeti salonun tavanına doğru yükselirken, halka biçimindeki dev mıknatısa tepeden bakan bir gözlem platformunu da kül ediverdi. O sırada taraçada sekiz kişi bulunmaktaydı: bir grup meraklı gezgin ve mihmandarları. Taraça ayaklarının altından yitince bu sekiz kişi Bevatron salonunun zeminine düştü ve manyetik alan boşaltılıp katı radyasyon kısmen nötralize edilinceye dek şoka girmiş durumda ve yaralı, öylece yattılar. Sekiz kişiden dördünün hastaneye kaldırılması gerekti. Yanıkları daha hafif olan iki kişi süresiz gözleme alındı. Kalan iki kişi ise muayene ve ilk tedavileri yapıldıktan sonra salıverildi. Olay San Fransisco ve Oakland’daki yerel gazetelerde yer aldı. Kurbanların avukatları dava açma hazırlıklarına girişti. Bevatron’la ilgisi bulunan kimi görevliler Wilcox-Jones Saptırıcısı ve girişken yaratıcıları ile birlikte ıskartaya alındı. Bir grup işçi fiziksel hasarı onarmaya başladı. Olay topu topu birkaç saniye sürmüştü. Hatalı sapma saat 4.00’te başlamış ve olağanüstü yüklü proton ışın demeti mıknatısın yuvarlak iç salonundan yayılırken sekiz kişi saat 4.02’de altmış ayak yükseklikten içine düşmüştü, ilk düşerek zemine çarpan, mihmandarlık yapan genç bir zenciydi. Son düşen ise yakınlardaki güdümlü füze fabrikasından gelen genç bir teknisyen olmuştu. Genç teknisyen platforma giderlerken arkadaşlarından ayrılmış, hole geri dönmüş ve sigara için ceplerini karıştırmaya başlamıştı. Eğer eşini yakalayabilmek için ileri atılmış olmasaydı belki de diğerleriyle birlikte aşağı sürüklenmeyecekti. Beyninde kalan açık seçik son anısı da bu olmuştu: Sigaralarının elinden düşüşü ve Marsha’nın çırpınarak kayıp giden ceket yenini yakalayabilmek için boşa atılışı… (Gökteki Göz)
- “Fakat bir kimseye müjde veren haber diğer bir kimsenin kaderi oluyordu... (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
- .... ve can sıkıntısı kötüdür, çünkü tam olarak gayret sarf etmiyorsun demektir; tembellik ediyorsun... (Dr. Kan Bedeli)
- Güdünün kendisi en büyük ahlak sorunudur, eyleme geçirilmiş günah sadece şeytansı arzuların açığa çıkmış halidir. Doğru ve yanlış, bir adamın yaptıklarıyla değil hissettikleriyle bağlantılıdır. (Gökteki Göz)
Yorumlar
0 yorum