Kitap Künyesi
Yazar: Javier Marias
Çevirmen: Roza Hakmen
Orijinal Adı: Tu Rostro Manana 2: Baile Y Sueno
Yayın Evi: Metis Yayınları
İSBN: 9789753428248
Sayfa Sayısı: 296
--reklam--
Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Usta İspanyol yazar Javier Mariás'ın başyapıtı Yarınki Yüzün'ün ikinci cildi Dans ve Rüya da ilki kadar yoğun ve etkileyici. İlk ciltte tanıştığımız "insan tercümanı ya da yorumcusu" Jaime Deza, İngiliz Gizli Servisi'ndeki görevini sürdürürken etrafında olup biteni gözlemeye ve geçmiş olaylarla bağlantılandırarak çözümlemeye devam ediyor. Konumunu ve nelere kadir olduğunu tam olarak kestiremediği gizemli amiri Tupra'nın bir gece şiddete başvurduğuna tanık olması, Deza'yı İç Savaş döneminde kendi ülkesi İspanya'da yaşananları düşünmeye sevk ediyor. Normalde şiddete meyilli olmadığı halde sıradışı koşullarda korkunç şeyler yapabilen sıradan insanlar, daha sonra hayatlarını nasıl sürdürürler? Deza'nın dönüp dolaşıp geldiği soru bu - tarihe baktığımızda hepimizin kaçınılmaz olarak sorduğu soru.
Ne var ki Dans ve Rüya'yı bir nevi "geçmişle hesaplaşma"ya veya insanın "karanlık" tarafını, içindeki şiddet potansiyelini anlama çabasına indirgemek haksızlık olur. Zira Mariás bir yandan insan zihnini ve psikolojisini tüm karmaşıklığı ve zenginliği içinde resmederken, bir yandan da Gizli Servis çevresinde dönen olayları saran gizem perdesini yoğunlaştırarak okurun merakını beslemeye, bu heyecanlı bekleyişi tırmandırmaya devam ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya Alıntıları - Sözleri
- ... bildiğini zannetmekle kesin olarak bilmek arasında her zaman muazzam bir fark vardır.
- Eğer insan ne pahasına olursa olsun vicdanını rahatlatmak istiyorsa ya da buna ihtiyaç duyuyorsa, kendi vicdanına kendini bağışlatmak çoğunlukla zor değildir; hele vicdanı daha büyük, kolektif bir vicdanın, hatta yığınların vicdanının bir parçasıysa, işi daha kolaydır: "Bir tek ben değildim, ben canavar değildim, başkalarından farklı değildim, göze batmadım; hayatta kalmak zorundaydım, neredeyse herkes aynı şeyi yaptı, o sırada hayatta olsa herkes yapardı." Belki dindar olanların işi herkesten daha kolaydır, özellikle de Katoliklerin; rahipler en yüce ve mahrem konularda onları temize çıkarmaya hazırdır.
- Hayır, hiç kimse karşısındakinin ona beslediği aşkla, hele buhranıyla, hıncıyla ilgilenmek mecburiyetinde değildir; buna rağmen sırf yaşayanı bağlayan bir şeyle ilgili olarak dikkat, anlayış, merhamet, hatta bağışlanma talep ederiz. "Onu da anlamak lazım," deriz, "çok kötü bir dönem geçiriyor, bu yüzden herkese kötü davranıyor" ya da bazen, "Çok acı çekti, yıkıldığı için hayata küstü, aslında onsuz yaşayamaz"; sanki birini sevmemek ya da artık sevmemek o kişinin, seven ya da sevmeye devam eden kişinin aleyhinde bir şey, bir entrika, bir misilleme, ona zarar vermek için alınmış bir kararmış gibi, oysa asla böyle bir şey değildir.
- birisinin, gülüşünü bizden esirgemesi, artık yapılacak bir şey kalmadığının işaretidir..
- Çocukları yanlarında cepheye gönderilseler, anneler en iyi savaşçılar olurlardı.
- Ve ben en iyi tanıdığım insanın yüzünü bile göremiyordum; bugünkü yüzünü de, yarınki yüzünü de; sadece şaşı zihin gözüyle dünkü yüzünü görüyordum
- Böylesine uzaklaşacağımızı, sırtımızı birbirimize bu kadar döneceğimizi henüz öngörmüyorduk, en azından ben öngörmüyordum; insan güvenini kaybettiğini ya da başkalarının ona olan güvenlerini kaybettiklerini daha sonra öğreniyor ancak - eğer ki öğrenilebilirse, ben esasen bilinebileceğini sanmıyorum; demek istediğim, ancak şimdiki zaman geçmişe dönüştüğünde, çok değişken şüpheli ve dolayısıyla anlatılabilir olduğunda fark ederiz ki, şimdiki zaman henüz şimdiki zamanken de, reddedilmesi, bulanması, gölgelenmesi söz konusu değilken de farkına varmışızdır; aksi takdirde tarih saptayamazdık, oysa saptarız, hem de nasıl, sonradan her şeyin tarihini ürkütücü bir kesinlikle saptarız. ... Evet, bir şeyin ne zaman bozulduğunu, parçalandığını ya da bizi yorduğunu biliriz genellikle. Ama her zaman -bazen adeta büyü marifetiyle, kendi kendine- düzeleceğini, tamir olacağını ya da bizi canlandıracağını, bu bilginin doğrulanmayacağını umarız; meselenin daha basit olduğunu, bizimle ilgili bir şeyin can sıktığını, hoşa gitmediğini ya da tiksindirdiğini fark edersek, bir heves değişmeye düzelmeye karar veririz. Ne var ki bu kararlar kuramsal ve inançsızdır. Aslında beceremeyeceğimizi ya da hiçbir şeyin bizim yaptıklarımıza ya da yapmadıklarımıza bağlı olmadığını biliriz.
- "Çocukları koruyan şey, başkasının korkusunu algılamak, onu kendi temeldeki güvenli konumundan sükunetle kavramaktır; korkuyu başkaları, özellikle de kurgu kişileri aracılığıyla, dolaylı olarak yaşamaktır, kısa süreli, üstelik geçici ama sahte olmayan bulaşıcı bir hastalık gibi. Bir şeyi hayal etmek ona direnmeye başlamak anlamına gelir; bu geçmişte olanlar için de geçerlidir; insan başına gelen dertleri daha sonra hayal edebilirse onlara daha iyi direnir."
- "Unutma kapasitemiz için yeterli bir süre geçmemişti, ayrıca her şey fazlasıyla uzun süre açık bir yara gibiydi, rejim öyle olmasını sağlıyordu. Hiçbir zaman zihin temizliği yapılmadı, ruhları yatıştırmak için de birşey yapmadılar; rejimin yardım etme konusundaki ihmali sürekliydi ve diğer her şey gibi totaliterdi, çünkü hayatın bütün alanlarında ve aşamalarında geçerliydi, elle tutulmayan konularda bile."
--reklam--
Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Çağdaş İspanyol edebiyatının en mahir kalemlerinden Javier Marías’ın Yarınki Yüzün serisinin ikinci cildi Dans ve Rüya. Aslında yedi kitaptan oluşan seri üç cilt olarak yayımlanıyor. Dans ve Rüya, serinin üçüncü ve dördüncü kitaplarını içeriyor bir başka deyişle. Kitap, yazarın motif motif ördüğü bir kurguya sahip. İlk bakışta kısmen bölüntülü bir anlatıma sahipmiş gibi görünse de yazar aslında bir bütünü öyle büyük bir maharetle ilmek ilmek örüyor ki iki kelimeyle “hayranlık uyandırıyor”. Dans ve Rüya, konusunun tam olarak anlatılması zor eserlerden ama özünde, 2000’lerin başında Madrid’de bir gecede geçiyor gibi görünen kurguda anlatıcı Jacques (Jamie, Jacobo ya da Jack) Deza’nın eklemlendirdiği anı ve düşünceleriyle Franco döneminin ağır atmosferine kadar gidiyoruz. Yaşananlardaki vahşet, haksızlık, kıyım ve vicdansızlık ağır gerçekten de ama yazar, detaylarına girerek yazdığı bazı sahneler hariç bunu gayet insanî bir yerden anlatıyor. Özetle bir şeylere tanık olmak, tanıklığın söze dökülmesi, anlatılanların dinlenmesiyle etki yaratılması, yapılanlara sessiz kalınması, görev adı altında bir şeylere boyun eğilmesi, hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam edilmesi Marías’ın kendine mesele edindiği konuların bir kısmı (daha da detaylandırılmış pek çoklarının yanında). İkinci cilt öyle bir yerde bitiyor ki aklım, biraz da safiyane niyetler taşıyan anlatıcı Deza’da kaldı ve bundan ötürü, arayı çok açmadan son ciltle devam etmeyi umuyorum. Yine uzun soluklu bir Marías okuması beni bekliyor, yaşasın! (Nur)
Serinin ikinci kitabı. İlk kitabı başarıyla bitirdiyseniz ve akışına kendinizi kaptırdıysanız bu kitabı da okumakta zorlanmiyorsunuz. Deza'nın dış dünyadaki olaylara koşut biçimde ilerleyen düşünceleri eşliğinde sayfalar ilerliyor. (Isa Darakcı)
Marías serinin ikinci cildinde de bizi şaşırtmaya devam ediyor. Olayları, kişileri, durumları, hareketleri her bir detayına kadar zihninde tartıştığı adeta dans ettirdiği bir aktarım ile gerçekten okuma serüvenini gizemli ve ilgi çekici kılma konusunda uzun zamandır tanıştığım en iyi yazarlardan. Ana karakterimiz Deza'nın gözünden ve zihninden bize aktarılan her bir cümle, kelime, ikilem, soru-cevap ile başlayan roman, bir dansa ardından da bir rüyaya dönüşüyor. Kitapta bireyin şiddete meyli/potansiyeli üzerine çokça değerlendirme var. Kişi hangi durumla karşı karşıya kalırsa beklenmedik tepkiler verebilir veya bu tepkiler aslında beklenmedik olduğu kadar çok da garip değil midir? Bireyin sonraki hareketlerini veya 'yarınki yüzünü' bugünden öngörmek mümkün müdür? Her şey biraz gözlem biraz his biraz da o bireyi incelemenin detaylarında mı gizlidir? Deza'nın anlatımı içerisinde kaybolduğumuz bir kitap daha. Açık konuşmak gerekirse, bu defa ikinci yarıdan itibaren kitaba kendimi ısındırabildim, bunun sebebi olarak da ilk kitapla araya giren zamanı ve de zihinsel doluluğumu gösterebilirim. Seriyle artık öyle bir noktaya geldik ki, üçüncü ciltte açıklanmasını beklediğim bir sürü soru ve olay kaldı geriye ve bu artık kendi meselem haline geldi. Karakterle kurmuş olduğum bağ, karakterin yaşantısındaki bazı çalkantıların son bulmasını istediğim, kendi içerisinde yaşadığı takıntıya nihai bir son gelmesini beklediğim bir süreç halini aldı. Kimi yerde bu takıntının çözümlenmesini beklerken buldum kendimi. Kimi yerde ise bu takıntıyı Deza'nın hayatının ana yakıtı olarak değerlendirdiğim için öylece kalsın dedim... Garip bir ikilem. Aynı kitabın anlatım dilindeki o esneklik, sekmeler, paslaşmalar gibi... Ya da iki ileri bir geri bir dans rutini gibi... Eğer bir seri okumak istiyor iseniz, o öncelikli olarak kesinlikle bu seri olmalı. Herkese iyi okumalar! (Özgürlük Kurdu)
--reklam--
Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Javier Marias - Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Javier Marias Kimdir?
İspanyol romancı, deneme yazarı, çevirmen. 1951'de Madrid'de doğdu. Çocukluğunun bir kısmını babası düşünür Julián Marías'ın çeşitli üniversitelerde ders verdiği ABD'de geçirdi. Yazarlık hayatına on yedi yaşında yazdığı Los dominios del lobo (Kurdun Toprakları) ile atılan Marías, Madrid Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı eğitimi gördü ve okuldan mezun olduktan sonra bir süre çevirmenliğe ağırlık verdi. Çevirdiği yazarlar arasında Hardy, Conrad, Nabokov, Faulkner, Kipling, James, Stevenson, Browne ve Shakespeare sayılabilir. 1980'ler boyunca Madrid, Oxford ve Venedik'teki çeşitli üniversitelerde, ayrıca Boston'daki Wellesley College'da ders verdi. Halen Reino de Redonda adlı küçük bir yayınevinin başında olan Marías, bunun yanı sıra El País gazetesinde köşe yazıları yazıyor.Eserleri otuzun üstünde dile çevrilmiş olan Marías'ın Türkçede yayımlanmış kitapları şunlar: Beyaz Kalp (Gendaş Kültür, 1999), Yarın Savaşta Beni Düşün (Sistem, 1999), Ufkun Öte Yanı (Everest, 2000), Yazınsal Yaşamlar (Can, 2008), Duygusal Adam (Sel, 2009).
--reklam--
Javier Marias Kitapları - Eserleri
- Karasevdalılar
- Beyaz Kalp
- Yarın Savaşta Beni Düşün
- Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak
- Duygusal Adam
- Acı Bir Başlangıç Bu
- Yazınsal Yaşamlar
- Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya
- Tüm Ruhlar
- Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda
- Berta Isla
- Kötü Niyet Öyküleri
- Ufkun Öte Yanı
- Zamanın Karanlık Yüzü
--reklam--
Javier Marias Alıntıları - Sözleri
- Ortak bir dili tek paylaşmayalar, canlılarla ölülerdir Jacobo (Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak)
- "Unutma kapasitemiz için yeterli bir süre geçmemişti, ayrıca her şey fazlasıyla uzun süre açık bir yara gibiydi, rejim öyle olmasını sağlıyordu. Hiçbir zaman zihin temizliği yapılmadı, ruhları yatıştırmak için de birşey yapmadılar; rejimin yardım etme konusundaki ihmali sürekliydi ve diğer her şey gibi totaliterdi, çünkü hayatın bütün alanlarında ve aşamalarında geçerliydi, elle tutulmayan konularda bile." (Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya)
- Her kariyer aslen yitirdiklerimizi, heder ettiklerimizi, noksanlarımızı, tamamlanmamış arzularımızı, bir kenara bıraktıklarımızı, seçmediklerimizi, başaramadıklarımızı, çoğu gerçekleşmeyen sayısız imkanı, tereddütlerimizi, hayallerimizi, hayal kırıklığıyla sonuçlanan projelerimizi, yanlış yahut ilgisiz hasretlerimizi, kaskatı kesilmemize neden olan korkularımızı, geride bıraktıklarımızı ve bizi geride bırakanları da içinde barındırır. Kısacası biz insanların mayasını olduklarımız kadar olmadıklarımız; kanıtlanabilir, sayılabilir, hatırlanabilir olanlar kadar asılsız, belirsiz ve bulanık olanlar da oluşturur; belki olanlarla eşit oranda olabilecek olanlardır özümüzü oluşturan. (Yarın Savaşta Beni Düşün)
- "Öyle ya, hiç değilse sırtında ütülü giysilerle ölmeli insan." (Duygusal Adam)
- Dünya piç oldukları bilinmeyen ve onları pehdahlamış olmayan kimselerin servetlerini ya da sefaletlerini devralan piçlerle doludur. (Tüm Ruhlar)
- Ve kendimden nefret ettim. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Anlatmak en çok öldüren ve en fazla defneden, yüzümüzü profilimizi ya da ensemizi sabitleştiren ve dondurup öylece bırakan şeydir. (Zamanın Karanlık Yüzü)
- Bizim için yaşamsal önemde ne çok insan bizi yarı yolda bırakmıştır. (Karasevdalılar)
- Hep sanırız ki bugün ve dün olan ve akıp giden şeyin durdurulabileceği bir yarın vardır, biz farkına varmaksızın o hal bir yeni rutine dönüşür, o da günlerimizi ve gecelerimizi eşitler, öyle ki sonunda barındırdıkları şeylerden hiçbiri olmaksızın düşünülemez olurlar, böylece gecelerin ve günlerin en azından özünde birbirinin tıpkısı olmaları gerekir, vazgeçişler de özveriler de, onları isteyen de güçbela tahammül eden de olmasın diye. (Kötü Niyet Öyküleri)
- ...hep sanırız ki bugün ve dün olan ve akıp giden şeyin durdurulabileceği bir yarın vardır, biz farkına varmaksızın o hal yeni bir rutine dönüşür, o da günlerimizi ve gecelerimizi eşitler, öyle ki sonunda barındırdıkları şeylerden hiçbiri olmaksızın düşünülemez olurlar... (Kötü Niyet Öyküleri)
- Dedim ki gerçekten son noktayı koyan şey son değildir, o sonun ve önceki gelişimin anlatısıdır. (Zamanın Karanlık Yüzü)
- Herkesin kendi hayatı vardır, bir tanecik hayatı, kimse onun arzularına göre gerçekleştiğini görmekten vazgeçmeye razı olmaz, arzuları olmayanlar dışında ki onlar aslında çoğunlukta. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Eğer insan ne pahasına olursa olsun vicdanını rahatlatmak istiyorsa ya da buna ihtiyaç duyuyorsa, kendi vicdanına kendini bağışlatmak çoğunlukla zor değildir; hele vicdanı daha büyük, kolektif bir vicdanın, hatta yığınların vicdanının bir parçasıysa, işi daha kolaydır: "Bir tek ben değildim, ben canavar değildim, başkalarından farklı değildim, göze batmadım; hayatta kalmak zorundaydım, neredeyse herkes aynı şeyi yaptı, o sırada hayatta olsa herkes yapardı." Belki dindar olanların işi herkesten daha kolaydır, özellikle de Katoliklerin; rahipler en yüce ve mahrem konularda onları temize çıkarmaya hazırdır. (Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya)
- Yalanı iş edinmiş çok sayıda insan müthiş bir güçtür, etkisiz hale getirilmesi imkansızdır. Her savaşta çok sayıda yalan vardır, yalanlar savaşın temel unsurlarından biri, bazen başlıca unsurudur. İşin kötüsü, hiçbir şey asla kesin olarak yalanlanamaz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin, aldatmacayı sürdürmeye hazır insanlar vardır her zaman; herhangi bir aldatmacayı, en gerçeğe aykırı, en çılgınca olanları bile. (Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda)
- Gül ey saf çelişki bütün gözkapaklarının altında hiç kimsenin uykusu olamamanın sevinci. Rilke (Yazınsal Yaşamlar)
- Onunki iktidarsız ve sonuç vermeyecek, engellenmiş bir nefretti, panik ya da korkuyla karışıktı; belki de çocuklarınki gibi bir nefretti, çocuklar fazlasıyla uzun süre aykırı çocuk bedenlerinde kalmaya, kendilerini zıvanadan çıkaran fuzuli bir bekleyişe mahkum olduklarını bilirler, oysa nihayet büyüdüklerinde o nefreti hatırlamayacaklardır bile. (Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda)
- Sen benim yaşamımsın, yaşamımın anlamısın ve sen benim yaşamım olduğun için öldüğümde yanımda senden başkası olsun istemiyorum. (Duygusal Adam)
- Mutlak kesinlikle yaşamanın sıkıcı olduğunu, bunun insanı bir tek yaşam sürmeye ya da aynı yaşamı hem gerçek hem hayali olmaya mahkum ettiğini keşfetmişti ve hiç kimse bu sonuncusundan tümüyle kaçınamaz. (Berta Isla)
- İnsanı aşırı utançtan fazla lekeleyen şey yoktur. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Ama insanlar tek yönlü değildir dedim. Koşullara, karşılarına çıkan durumlara bağımlıdırlar, ayrıca değişirler, bozulur, düzelirler ya da sağlamlaşırlar. (Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak)
Yorumlar
0 yorum