Kitap Künyesi

Yazar: Antonin Artaud

Çevirmen: Yaşar Günenç

Yayın Evi: Yaba Yayınları

İSBN: 9789753860253

Sayfa Sayısı: 69

--reklam--

Yaşayan Mumya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Artaud için "varoluşçuluğu aşmaya çalışan adam" sözü yerinde bir benzetme olmaz mı? Onu keşfetmiş Türkiyeli okurlar, bunu yadırgamayacaklardır sanırız. "Vahşet Tiyatrosu"nun kurucusu olan ve insanın kendi bedenini kendisinin yaratması gerektiği, organlarından gereksiz ve zararlı olduğu felsefesini güden Artaud, yapıtlarında beynimizi aykırıklarla zorlayan, cins bir yazardır.

Çevirisi zor yapıtları dilimize kazandırmakla ustalığını kanıtlayan Yaşar Günenç, "Yaşayan Mumya"yı fransızca aslından çevirerek burda da "Ulysses", "Ölümsüz Bakireler", Solgun Ateş"te olduğu gibi başarısını sürdüryor. Kitabın başında yer alan çevirmenin giriş yazısı, Artaud'nun metinlerini anlamamıza katkı sağlıyor.

(Arka Kapak)

 

--reklam--

Yaşayan Mumya Alıntıları - Sözleri

  • Sanki sürekli alçalıyor gerçekliğin normal düzeyi.
  • [...] uzun zamandır ölüyüm, çoktan intihar etmişim...İntihar ettirildim, demek istiyorum. Ölüme açlık duymuyorum, varlık olmamaya açlık duyuyorum.
  • Askıda bırakıyorum kendimi; hiçbir yana eğilim göstermeden, yansız;[...]
  • Benliğin köşesinde büyük bir sarsıntıya tutulmak, gerçek dünyanın parçalarına karşı gerçekdışının aydınlık bölgesinde.
  • Nietzsche’ye göre, tanrı ölmüştü; Artaud’ya göre ise, tanrı öldürülmeliydi. Nietzsche gibi Artaud’nun da «üstün insan» olmayı amaçladığı söylenebilir. (farklı anlamlarda)
  • Yaşam, bir nesne, bir biçim değildi bende; bir dizi mantık yürütmeydi yalnızca.
  • Bende var olan her şeyin tek yargıcı benim.
  • Güzel ile çirkinin, iyi ile kötünün arasına yerleşiyorum. Askıda bırakıyorum kendimi; hiçbir yana eğilim göstermeden, yansız; iyilerin ve kötülerin kışkırtmalarının kurduğu dengenin kurbanıyım.
  • Sanki sürekli alçalıyor gerçekliğin normal dü­zeyi.
  • Güçlük, insanın kendi yerini bulmasında, ve benliğiyle yeniden iletişim kurmasındadır.
  • Ben, yaşamını yitirmiş olan ve tüm araçlarla onu yerine geri getirmeye çalışan bir insanım. Ben, bir bakıma, kendi yaşam gücümün kışkırtıcısıyım; yaşam gücü, bana, bilinçten daha gereklidir; çünkü öbür insanlar için yalnızca bir in­san olma aracı sayılan şey, benim için Akıl’dır.
  • Gerçek bir dil Anlaşılmazdır.. Dillerini ustalıkla kullananlar, sözcüklerin bir anlamı olduğunu sananlar, domuzdurlar..
  • Yaşam yalnızca, istekler ve olumsuz güçler dizisidir, tiksindirici bir rastlantıya bağlı koşullara göre amacına ulaşan ya da başarısızlığa uğrayan küçük karşıtlıklar dizisidir.
  • Benliğin köşesinde büyük bir sarsıntıya tutulmak, gerçek dünyanın parçalarına karşı gerçekdışının aydınlık bölgesinde.
  • Hangi derecede olursa olsun, otomatiklikten arınma noktasını bilinçdışından belirleme konusunda tam bir yetersizlik..

--reklam--

Yaşayan Mumya İncelemesi - Şahsi Yorumlar

deliriyor muyuz gençler! :)): ¶¶ Ben Antonin Artaud, kendimin oğluyum, kendimin babası, kendimin anası ve ben'im. ¶¶ ¶¶Ölüme açlık duymuyorum, varlık olmaya açlık duyuyorum. ¶¶ Yine İntihara meyilli ve yine intihardan ölmeyen bir yazar kitabını okumuş bulunuyorum... Varoluşsal sancılar içinde geçmiş tüm yaşamı, küçük yaşta menenjit hastalığı onu depresyona sokar ve ilerleyen dönemlerden sonra neredeyse ölünceye kadar akıl hastanesinde yaşam sürer. Şizofreni teşhisi konulan yazarımız, bunu kitabında da hissettiriyor açıkçası. İlk kez onun kalemine hakim olduğum için - ölünün arkasından da konuşulmaz ama- "deli midir nedir? “ dedim kendi kendime. :)) Yakışıklı adammış vesselam.. ;)) https://resimyukle.io/r/RPuHAgYAJd Ama O dünyaya gelişini hep reddetmiş bir deliye döner.. https://resim.host/ib/jJwwV7 Ona göre kalp gereksiz bir organ, beyin gereksiz bir organ, ona göre zaten işlevi olan tüm organlar manasız bir şekilde etinin altında boş yere muhafaza ediliyor. Kendi bedenini kendisinin yaratması gerektiğini düşünüyor. Nietzsche gibi "tanrı öldü" değil ama "tanrının öldürülmesi gerektiği" düşüncesine sahip... Kitap çevirisi yanlışı olarak düşünüyorum ki "üst insanı" "üstün insan" olarak tabirlemiş yazar/yasar-gunenc ama anlatılmak istenen ortada aslında.. Kitabın tamamında da oldukça birebir bir çeviri olduğunu söyleyebilirim, çünkü okudukça Artaud'nun ruh haline bürünüyorsunuz... Kolay olmasa gerek insanın kendisiyle baş etmeye çalışması... Sürekli intiharı düşünmek ve aşırı doz uyuşturucu sonucu yatağında otururken bir elinde ayakkabısı ile ölü bulunması... Bunun bilinçli bir şekilde mi yapılmış olduğu ise kafalarda soru işareti olarak yerini koruyor. Ki o zamanlar da uyuşturucu alımının da yasak olmadığını belirtmemde de fayda var... Yıllarca yattığı akıl hastanesinde doktorunun bir söylemi vardır : "aslında 3 güneş var gökyüzünde ve bizler birini görüyoruz. Artaud ise 3'ünü görüyor olsa ki bu kadar ışık saçan yazılar yazıyor." diye... Çünkü yer yer doktorlarına mektuplar da yazmıştır kendisi. Kitabında o kadar iğneleyici yazılar var ki, nedense bunu sebepsizce okura kabullendiriyor... " Dillerini ustalıkla kullananlar, sözcüklerin bir anlamı olduğunu sananlar, domuzdurlar. " " Hem edebiyatla, hem akılla tüm ilişkileri kesmek gerekir." Aykırı bir yazar olduğu aşikar. Aforizma tadındaki yazıları onun hiç doğmak istemediğini hatta onu değil doğurmak; dünyaya getirilerek intihar edildiğini iddia ediyor. https://resim.host/ib/SMPeMy Okur kalın... (Ayfer)

Artaud'un öyküsü, varlık olmayı seçmemiş ve var olurken kendi bedenini de seçmemiş bir adamın öyküsüdür; bir gün bu adam, kendi sözcüklerini de seçmediğini açıkladı. (Deniz)

"Ben, Antonin Artaud, kendimin oğluyum, kendimin babası, kendimin anası ve benim!" Varoluşçuluğu aşmak isteyen bir adamla karşı karşıyayız. Hiç bir Tanrıyı tanımayan ve bedeninden etinden, organlarından rahatsız olan, onların olmuş olabileceği ile olması arasındaki korkunç uçurumda gidip gelen deli damgası yemiş sinemacı ve tiyatrocu bir yazar... Ancak Artaud bu kitabında en çok tanınabilir! "Deliler, toplumsallık diktatörünün katlettiği kimselerdir" ve hapsedilmiş bu insanların bırakılmasını çünkü; düşünen ve eylemde bulunan tüm insanları hapsetmeye yasaların gücünün yetmeyeceğini söyleyen bir adamın bu kitabı onu takip edenler kesinlikle okumadan geçmemeli. İntihar olgusu üzerinde en çok durmamız gereken ve Artaud'un da üzerinde çok durduğu bu konu, özellikle hiçliğin ve eylemsizliğin fiile, dönüşebilene ve de çoğalmanın karşısında duran bu karanlık duvarı aşamamanın ağırlığında ezilen düşüncenin haykırması diyebiliriz. İntihar eden insan haklı olabilir ama intihar bile edemeyecek durumda olan dört tarafını hiçliğin saldırılarına yenik düşüren, artık yaşaması veya ölmesi bir anlam taşımayan insan daha da haklı olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bu düşüncelerin yansıması edebiyatı ve bedeni reddeden bir adamın yansıması. Bu kitap, yaşayan bir mumyanın içini dökmesini temsil ediyor, bu kitapta geçen bazı cümleler varoluşa zarar veren türden ve bu kitap bilinç azabı çeken bir adamın sadece bir kaç metninden oluşan ağır bir varolana darbedir. Herkesin okumasını kesinlikle tavsiye etmediğim bir kitap ve kendi okuyucusuna da eline ulaştığı zaman iyi okumalar diliyorum. Son olarak Artaud'un deyimiyle gerçeklerin tümünden iğreniyorum! Ve size söyleyeceğim de "Gerçeklerden umudunuzu kesin ve yanılsamalar evrenine bir adım daha yaklaşın ki sizi orda gerçek benliğiniz karşılasın!" (Sisyphos)

--reklam--

Yaşayan Mumya PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Antonin Artaud - Yaşayan Mumya kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaşayan Mumya PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Antonin Artaud Kimdir?

Antoine Marie Joseph Artaud Antonin Artaud (d. 4 Eylül 1896, Marsilya - ö. 1948, Paris). Fransız oyun yazarı, aktör, yönetmen ve şair. Artaud'un ailesi İzmir'den göç etmiş Yunanlılar'dandır.

Dört yaşında geçirdiği menenjit hastalığı onu ergenlik dönemine kadar takip eder. Yine bu dönemde girdiği depresyonlardan kaynaklı sanatoryuma yatırılır. Burada Arthur Rimbaud, Charles Baudelaire ve Edgar Allan Poe okumaya başlayan Artaud aynı zamanda şiir de yazmaya başlar.

27 yaşında Paris'e taşınan Artaud burada tiyatro yazarlığı ve film yönetmenliğine başlar. Nazilerin Fransa'yı işgal ettiği dönemde Rodez'deki bir psikiyatri kliniğine yatırılır. Burada sanat terapisiyanında elektro şok tedavisi gören Artaud resim çizmeye ve yazmaya başlar. Bugünkü Psikologlar Artaud'un hastalığının Şizofreni olduğu kanısındalar.

1948 yılında yakalandığı bağırsak kanserinden kısa bir süre sonra ölür. Yatağında oturmuş, bir elinde ayakkabısı olacak şekilde bulunan Artaud'un ölüm nedeni aşırı derecede uyuşturucudur. Fakat Artaud uzun süreden beri kronik ağrılarından dolayı Laudanum, Afyon, Eroin ve Peyote gibi uyuşturucular kullanmaktadır ve bu dozun öldürücü olduğunu bilip bilmediği tartışılmaktadır. (1930' a kadar Eroin yasak değildir ve Artaud René Crevel ile birlikte yasağa karşı mücadele eder)

Sanat Yaşamı

Artaud, 1920’de Paris’e gelmiş, ünlü yönetmenlerden Charles Dullin’in yanında öğrenim görmüştür. Lugne-Poe ve Louis Jouvet gibi yönetmenlerle çalışmış; Andre Breton, R.Vitrac ve Louis Aragon’la beraber sürrealizm hareketini başlatmıştır. Révolution Surréaliste ve Nouvelle Revue Française'i yazan Artaud, 1927 yılında sürrealistlerden bağını koparmıştır. 1928 yılında Çılgın Anne (La Mére folle) oyununu sergiledi. 1930’lu yılların sessiz filmlerinde oynadı. 1936-37’de Meksika ve İrlanda’ya geziler yaptı, ancak sinirsel rahatsızlıkları yüzünden 1943’e kadar psikiyatri kliniklerinde yatmak durumunda kaldı.

Artaud, 1932 ve 1933 yıllarında "Vahşet tiyatrosu" bildirileri yayınlayarak (Le manifest du théatre de la cruauté), tiyatro görüşlerini "Tiyatro ve İkiz" (Le théâtre et son double) adlı kuramsal kitabında dile getirmiştir. Bu görüşlerine yer vermeye yeltendiği tek oyunu, Shelley ile Stendhal’in yapıtlarına dayanan Les Cenci olmuştur. Avangart tiyatronun kuramcısıdır.

--reklam--

Antonin Artaud Kitapları - Eserleri

  • Tanrı Yargısının İşini Bitirmek İçin
  • Van Gogh
  • Yaşayan Mumya
  • Heliogabalos Taçlı Anarşist
  • Tiyatro ve İkizi
  • Tarahumaralar Ülkesine Yolculuk
  • Ben, Antonin Artaud
  • Antonin Artaud Antoloji
  • The Cenci
  • Suç Ortakları ve İşkenceler

--reklam--

Antonin Artaud Alıntıları - Sözleri

  • hava çok soğudu ama asıl ölmüş olan, nefes almaya hala devam eden Artaud'ydu. (Antonin Artaud Antoloji)
  • Herkes aslında cehennemden çıkmak için yazmıştır, ya da resim yapmıştır, heykel yapmıştır, taslak yapmıştır, kurmuştur, bulmuştur. (Van Gogh)
  • Zamanın ötesinden konuşuyorum ben: sanki zaman yanmamış gibi sanki zaman başlangıçtan beridir tabutlarında kıvrılan bu taşlaşmış cesetler gibi yanıp kül olmamış gibi... (Antonin Artaud Antoloji)
  • Her çılgın insanda anlaşılmamış bir dahi vardır, kafa­sında parlayan fikrin herkesi korkuttuğu, ve hayatın kendi­sine hazırlamış olduğu boğazlamalara bir çıkışı ancak sayıklamada bulabilmiş. (Van Gogh)
  • Edgar Poe bir sabah Baltimore'de kaldırımın kenarında ölü bulunduysa, bu alkole bağlı bir delirium tremens krizinden değil, dehasına karşı kin duyan ve şiirini istemeyen bazı pisliklerin dizelerinde açığa vuran alışılmamış, korkunç merhemi yaşamasını ve göstermesini engellemek için onun zehirlemiş olmasındandır. (Suç Ortakları ve İşkenceler)
  • hangi insanın giderek zihnindeki imgeleri düşüncesi sanmadığını kim söy­leyebilir? (Heliogabalos Taçlı Anarşist)
  • Sevebilseydik, bir anda ve dolaysızca sevebilseydik, bilim gereksiz olurdu. (Heliogabalos Taçlı Anarşist)
  • Ne zaman görüşeceğiz? Ne zaman dudaklarının topraksı tadı gelip dudaklarıma değecek? Toprak ölümcül dudakların girdabıdır. Hayat önümüzde ıskalanmış bütün okşayışların uçurumunu kazıyor. Verecek neyimiz var şu meleğe kendimizle birlikte? (Ben, Antonin Artaud)
  • İnsan ruhu Tanrıdan bıktı, çünkü o kötüdür ve hastadır ve onu aç bırakmak bizim görevimizdir. (Tarahumaralar Ülkesine Yolculuk)
  • İnsan kendisinden çok sınırsızlığa ait olduğunu hissetmekten büyük bir mutluluk duyar, çünkü kendilik denilen şeyin bu sınırsızlığın başlangıcından doğduğu, yani Sonsuzluktan kaynaklandığı anlaşılır. Köpüklü bir dalga içindeymişiz gibi hissederiz kendimizi ve dört bir yandan çatırdamalar işitilir. Sanki dalağınızdan, karaciğerinizden, yüreğinizden veya akciğerlerinizden bıkmazcasına çıkan şeyler, su ya da gaz olmak arasında tereddüt eden, ama şeyleri çağırıp bir araya gelmelerini emreden bu atmosferde art arda patlayıverirler. (Tarahumaralar Ülkesine Yolculuk)
  • Eskilerin çok-tanrıcı olduklarını haykırarak bu nedenle onlara Barbarlar diyen kişinin asıl kendisi Barbardır, yani Avrupalıdır. (Heliogabalos Taçlı Anarşist)
  • ''...van Gogh sonunda kavuşmak istiyordu o sonsuzluğa, ona ki, söylediğine göre, bir yıldıza giden bir trene binilir gibi binip gidilir, ve hayattan kurtulmaya iyice karar verildiği gün binip gidilir.'' (Van Gogh)
  • Düşüncemin altındaki arazinin kaydığını hissediyorum... (Ben, Antonin Artaud)
  • ...veba, ardında, yalnızca ölüm ya da sınır bilmez bir arınma bırakan tam bir kriz olduğu için üstün bir illettir. (Tiyatro ve İkizi)
  • hep bir hiçlik girişi, hep bu hiçlik girişi: bu oyuk zaman oyuk bir zaman tahtaların arasında kendini tüketen bir tür boşluk insanın gövdesini çağıran hiçlik kırılmış parçalar halinde alınan insan bedeni (Tarahumaralar Ülkesine Yolculuk)
  • Ben, yaşamını yitirmiş olan ve tüm araçlarla onu yerine geri getirmeye çalışan bir insanım. Ben, bir bakıma, kendi yaşam gücümün kışkırtıcısıyım; yaşam gücü, bana, bilinçten daha gereklidir; çünkü öbür insanlar için yalnızca bir in­san olma aracı sayılan şey, benim için Akıl’dır. (Yaşayan Mumya)
  • Askıda bırakıyorum kendimi; hiçbir yana eğilim göstermeden, yansız;[...] (Yaşayan Mumya)
  • Bir tek Van Gogh çıkarmasını bilmiştir bir insan kafasından, dağılmış bir kalbin atışının patlayıcı füzesi olan bir portreyi. Kendi kalbinin. Van Gogh'un yumuşak şapkalı kafası boş ve yersiz kılıyor, onun ardından sonsuzlukların sonuna kadar yapılabilecek bütün denemelerini soyut ressamların. Çünkü bu istekli kasap yüzü, ki bezin en uç yüzeyine bir top atışı gibi fırlatılmıştır, ve birdenbire durdurulmuştur boş bir göz tarafından, ve içine dönük, figüratif olmayan resmin hoşlandığı soyut dünyanın en ayrıntılı gizlerini sonuna kadar tüketmektedir, ve bundandır ki çizdiğim portrelerde her şeyden önce burnu, dudağı, gözleri, kulakları ya da saçları unutmaktan kaçındım, ama bana konuşan yüze söyletmeye çalıştım gizini (Suç Ortakları ve İşkenceler)
  • Her şeye öyle bir ayar vermeli ki ramak kalsın patlamaya. (Tanrı Yargısının İşini Bitirmek İçin)
  • Bazı bilinçler vardır ki, kimi günler, basit bir çelişki yüzünden kendilerini öldürebilirler, ve bunun için de deli, saptanmış ve kataloğa girmiş deli olmak gerekmez, tersine, sağlıklı olmak ve aklı kendi tarafında bulundurmak yeterlidir. (Van Gogh)