Kitap Künyesi
Yazar: Nevra Karataş
Yayın Evi: Parola Yayınları
İSBN: 9786057522672
Sayfa Sayısı: 368
--reklam--
Yazmira Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Adı: Yazmira Mimaroğlu, 21 yaşında. Ela gözlü erkeklere karşı aşırı tepki verdiği gözlendi.
Diğer hastalar ve klinik çalışanları arasında ela gözlü birisiyle karşılaştığı anda ruh hâli ani değişimler gösteriyor.
Ayrıca bileklik, saat ve bileğe takılan her türlü takıdan nefret ediyor. Bu iki madde, onun hakkında epey ipucu vermiyor mu sizce?”
Doktor Deniz Akdoğan, Amerika’dan, Yazmira için özel olarak çağrılmıştı.
Ela gözlü erkeklerden korkan Yazmira, doktorunun ela gözleriyle karşılaştığında Deniz’in tam da beklediği tepkiyi vermişti. Ancak sonrasında olanları Deniz bile tahmin edemezdi...
Yaşadığı korkunç olayların her saniyesini hatırlayan Yazmira, bir türlü geçmişi unutamıyordu. Unutamadığı gibi bilmediği şey, tehlikenin onun için hala devam etmesiydi.
Deniz, hastası olan genç kızı hem iyileştirip hem de tehlikelerden korumaya çalışırken, kalbine ne zaman işin içine
dahil olma iznini vermişti?
“Bazen karanlıktan kurtulmak için sadece sıcacık bir ele ihtiyacın vardır. Sırlarla dolu, içten, duygusal ve kesinlikle heyecan verici bir kurgu.” Nazlı Ozan/Yazar
“Işığını kaybetmek üzere olan bir yıldızın sevgiyle nasıl tekrar parladığını okuyacaksınız.” Zeynep Saraç/Yazar
Yazmira Alıntıları - Sözleri
- Sen gökyüzündeki en parlak yıldızımsın
- Keşke seni sevdiğimi görsenbilsen, keşke sadece seni sevdiğimi, senin için herşeyi yapabileceğimi görebilsen. Keşke sende beni seni sevdiğim kadar sevebilsen. Gel bana artık Parlak Yıldız'ım...
- Bazı anlar vardır, hayatımızın en harika hissettiğiniz an olduğunu sanırsınız. Ancak öyle bir an çıkagelir ki aslında önce öyle bir an daha yasamadığınızın farkına varırsınız
- Bu sapkınlık, bu vahşet ne zaman bitecek, insan ırkı ne zaman merhameti ve insanca yaşamayı öğrenecekti
- 'Çünkü hiçbir söz kendi gözlerinin görmediği şeye inanmıyordu.'
- İlk önce söylemek istedim ancak yanlış bir karar olacağını düşünüp vazgeçtim. Panikleyebilir veya en kötüsü istemeyebilirdi. Bu sebeple sadece, “Sürpriz olsun mu?” diye sordum. Bir an tereddütte kaldıktan sonra, “Olsun,” dedi. Gülümsedim.
- Kendi benliklerini yiyip bitiren "ofke" bir başkasını yok etmeye dünden hazırdı
- Bileğime dokunduğunda düşüncelerimin doğruluğu kanıtlanmış oldu. Benliğim sanki bunu bekliyor gibi bedenim hiçbir tepki vermedi. Davranışları bir öncekiler gibi değildi. Bu sefer hırs, öfke veya korkuyla yapmıyordu. Daha çok inceler gibiydi.
- Kimseyle konuşmaması, içine kapanıklığı daha önce çılgınca yaşadığı hayatla o kadar yarattı ki, bazen oturup "iki kişi aynı mi?" diye düşünmüyor değildim. O hayat dolu kızın bu duruma gelmesi gerçekten üzücü bir durumdu.
- "İyi geceler," dedikten sonra ekledi. "Ben uyuyunca gitme!" Gitmezdim. Hiçbir yere gitmezdim. Ben gitsem bile kalbim burada kalırdı.
Yazmira İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Y A Z M İ R A #okudumbitti #kitapyorumu Geceleri gökyüzüne baktığımda en 'parlak' yıldızı seçip benim derdim. Yalnızlığıma, acıma ve dualarıma iyi geleceğini düşünürdüm. Çünkü o parlak yıldız ışığı ile bütün karanlıkları parlatırdı. İşte Yazmira da aynı bu yıldız gibi karanlıktaki ailesine bir ışık olur. Öyle acılar yaşar ki o satırları okurken tüylerim diken diken oldu. Gözlerinin önünde bir insanın kaldıramayacağı acılar yaşanır ve yaşar. Onun yerinde olsaydım oracıkta ölürdüm diye düşünmekten alamadım kendimi. Yazmira bu acıyı neden ve kim tarafından yaşanmak zorunda kalmıştır? İşte bunun cevabını yazar kitabın içerisine gizemli bir şekilde aktarmış ve beklenmedik anda tüm gerçeği sunmuş. Yazmira, tüm o acılardan sonra ışığı sönen bir yıldız gibidir. Hayata gözlerini açtığı zaman kendisini bir klinikte bulur. Uzun süre boyunca alanında uzman en iyi doktorlar tedavisi için uğraşır. Ama bir türlü iyileşme göstermez. Onun şifacısı uzak diyarlardan gelir. Uyguladığı yöntemlerle, tarzı ve hastalara yaklaşımıyla kendisinden önce ünü gelen; Doktor Deniz Akdoğan. Deniz ışığı sönen yıldızın parlaklığını geri kazandırırken planlarında olmayan bir durum gelişir: Kalbi de artık işin içindedir. Doktor olarak karar vermek kolaydır ya kalbinin sesini dinleyince? Yazmira ise hayata yeni tutunmaya başlarken, onun elinden tutan Deniz hakkında ne düşünüyordur? İşte bu soruların cevabı sayfalar da gizli. Kitapta fazlasıyla sevdiğim ve sevmediğim karakterler var. Ben sadece sevdiklerimi söyleceğim diğerlerini bence kitabı okuyanlar olarak hiç sevmiyoruz hatta nefret ediyoruz. Ah o Davut yok mu? Ne işgüzar ne tatlı bir adamdır. Her kelimesine bayıldım ki ben. Ama özellikle Boris'i atlamamam gerek. Aslında geçmişte yaşadıkları için üzülsem de o çok güçlü birisi ve silahı da gülümsemek. Sen o kadar Deniz'le uğraş sonra Türk kızları için dalga geç ama Allah'ın sopası yok sana en güzel dersi verdi. Beni en çok güldüren karakterdi. Kitaba renk katmış bence. Deniz'in bir doktor olarak hastalarına aslında nasıl yaklaşması gerektiğini, nasıl güzel bir seven erkek olduğunu, sonra Yazmira'nın anlatılamaz acısı, o acıya katlanışını, Parlak Yıldız'ın hem kırılgan hem de bir o kadar güçlü bir karakter oluşunu, - özellikle ben kıskançlığını sevdim- yazar çok iyi anlatmış. Bazı karakterleri bilerek söylemiyorum ki kitabın büyüsü bozulmasın. Geçmişin sırlarıyla örülü, acılarla sarmalanmış, en olmadık zamanda ortaya çıkan bir aşk ve tutkunun en masum en parlak hali bu kitapta. Işığını kaybeden bir yıldızın tekrardan küllerinden doğmasını okumak istiyorsanız kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. (Aslı Açıkgöz (dreamwhite_s))
YAZMİRA--NEVRA KARATAŞ--: Kitabı çok beğendim ve beni çok etkiledi yazmiranın çektiği acılar babasının onu o hastaneye terk etmesi çok içler acısı bir durum olay çok güzel ilerledi hiç sıkılmadan okuyorsunuz uzun lafın kısası olay yazmiranın içinde bulunduğu enkazdan kurtuluşunu konu alıyor (Rabişş)
YALANCIUMUTLAR ile yine tam bizlik bir kitap okuduk. Güzel hediyen için teşekkür ederim abla. Bu kitabın yorumunu niye sen yanımdayken paylaşmadım hiç bilmiyorum Bu arada şimdiden çok özlendin ve 1000 kitabın bana kattığı en değerli şeysin. İyi ki varsın Gelelim yorumumuza Yazarın kalemi ile Yüreğimin Kıyılarında tanışma kitabım oldu. Her iki kitapta güzeldi ama hangisini daha çok sevdin derseniz, Yazmira bir tık önde derim Bunda Deniz'in payı büyük tabi ki • Yazmira; babasının işinin gerektirdikleri ve bunun ailesine yansımaları sonucu kötü zamanlar geçirir. Ve bu yaşadıklarını atlatamamıştır. Ela gözlü erkeklere, saat vb. aksesuarlara tahammülü yok. Onların kendisine zarar vereceğine inanıyor. Doktor Deniz Amerika'da yaşayan, Türkiye'ye sadece Yazmira için gelen ve ondan başka hasta kabul etmeyen, hatta hastalarına hasta gözüyle bakmayan, arkadaş gibi yaklaşan kural dışı bir doktor. Ama Yazmira'yı onun için özel kılan bir şey var ve onu iyi etmek isterken kalbinde de aşk tohumları yeşermeye başlamıştır bile Bu ikiliyi neler bekliyor okuyup öğrenebilirsiniz Karakterler, kurgu ve akıcı anlatımı ile bir kere daha hayal kırıklığına uğratmadı beni yazarımız. Türü sevenler için tavsiyemdir... (Hestia)
Yazmira PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nevra Karataş - Yazmira kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yazmira PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nevra Karataş Kimdir?
--reklam--
Nevra Karataş Kitapları - Eserleri
- Yazmira
- Yüreğimde Saklı Sevdan
- Yüreğimin Kıyılarında
- Doğunun İncisi
- Aşk Bulutu-Mucizenin Renkleri
- Umuda Doğru
--reklam--
Nevra Karataş Alıntıları - Sözleri
- “Çok yakında orada olacağım, Naz. Ve inan bana aramızdaki bu mesafeyi kaldıracağım!” Naz, adamın dediğim dedik hâllerini seviyordu. İki manaya da gelen mesafeyi kaldıracağım sözü de Naz’ın çok hoşuna gitmişti. Ve o günü sabırsızlıkla bekliyordu. (Yüreğimin Kıyılarında )
- 'Çünkü hiçbir söz kendi gözlerinin görmediği şeye inanmıyordu.' (Yazmira)
- Mucizenin Renkleri Bolat, senin derdin ne acaba? Bolat, Ecrin’e bakıp, “Sorun nedir, Ecrin Hanım?” diye sordu. Ecrin, “Şey...” diyerek birden sustu. Ne diyeceğini unutmuştu. Sonra ilk aklına gelen şeyi söyledi. “Ben teslimat tarihini soracaktım.” Bolat biraz alaylı bir tonda, “Bu tür şeyler sizin işiniz sanıyordum yoksa yanılıyor muyum?” diye sordu. Ecrin, “Bolat, ben...” derken Bolat’ın katı sesiyle susmak zorunda kaldı. “Bolat Bey!” Ecrin anlamamış gibi, “Anlamadım?” diye mırıldanır bir tonda sorma gereği duydu. Şu anda her şey çok karışık geliyor ve bir anlam veremiyordu. Bolat, oturduğu yerde iyice arkasına yaslanıp ifadesiz bir şekilde Ecrin’e baktı. “Bunda anlaşılmayacak bir şey yok, Ecrin Hanım! İş yerinde profesyonel olmak gerektiğini bilecek kadar acemi değilsiniz!” (Aşk Bulutu-Mucizenin Renkleri)
- Gelen İlknur’du. “Safiş teyze geliyor,” demesiyle gözlerimi irice açtım. İlknur gözcülük mü yapıyordu? Üçümüz birbirimize baktık ve ardından hepimiz kahkaha attık. İlknur bile kendi haline gülüyordu. Liseli aşıklara dönmüştük. Liseli aşık mı? Aşk mı? (Doğunun İncisi)
- "Her sevda yürekte saklıdır Kimisi yar sevdasını saklar Kimisi kardeş sevdasını" (Yüreğimde Saklı Sevdan)
- Anne? Doğru mu? Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere, bir araya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu? Marcus tulius Cicero (Umuda Doğru)
- Ekin artık mutluluktan ağlıyordu. Hızla kocasının boynuna sarıldı. "Seni çok seviyorum, Bulut. Seni ölesiye seviyorum. Çok seviyorum, çok çok!" derken geri çekilip yüzünü öpücüklere boğmaya başladı. Bulut gülümseyerek, karısını durdurup yüzünü avuçları içine aldı. Gözlerine bakıp, "Hep gül, gül yüzlüm. Seni çok sevdiğimi de unutma!"... (Aşk Bulutu-Mucizenin Renkleri)
- Aşk karşımıza çıkan en güçlü duygudur: Kabul etmekte zorlandığımız ama kanımızı kaynatan bir duygu. Her şeye âşık oluruz aslında; Allah’a, evladımıza, sevgilimize, doğaya ve daha birçok şeye... Aşk her kavramda olan, her şekilde yönlendirilen bir duygudur. Her aşkın içeriği ve boyutu farklı, derinliği sınırsızdır. Allah’a duyduğumuz aşk ilahi iken evladımıza duyduğumuz aşk saf sevgi ve şefkattir. Sevgiliye duyulan aşk ise tutku ve heyecandan oluşan hislerdir. Anne ise... Her anne, anne olamaz ve her annenin ayağının altında değildir cennet... (Aşk Bulutu-Mucizenin Renkleri)
- "Sen Türkçenin dünyanın en zor dili olduğunun farkında değilsin tabii..." (Umuda Doğru)
- "Artık benden kaçtığını düşünmeye başlıyorum." Evet, gerçekten üzülmüştü. "Hayır Yusuf. Sadece sonradan bunun bir hata olduğunu düşünmeni istemiyorum. Birçok birliktelik öyle bitiyor biliyorsun. Ben bir defa olsun, sonsuz olsun istiyorum." Yenidem sevgiyle gülümsedi. "İnan bana sen benim ilk aşkımsın ve son olacaksın biliyorum." (Doğunun İncisi)
- İlk önce söylemek istedim ancak yanlış bir karar olacağını düşünüp vazgeçtim. Panikleyebilir veya en kötüsü istemeyebilirdi. Bu sebeple sadece, “Sürpriz olsun mu?” diye sordum. Bir an tereddütte kaldıktan sonra, “Olsun,” dedi. Gülümsedim. (Yazmira)
- Sen gökyüzündeki en parlak yıldızımsın (Yazmira)
- "Gece olup gökyüzünde ay tüm ihtişamıyla yerini alırken, iki genç odalarına geçip içinde aşk olan, ama başka kahramanlara ait hayallere daldılar." (Yüreğimde Saklı Sevdan)
- “İki saat on bir dakikadır senden uzağım.” Ecrin mesaja cevap vermeden önce bir tane daha geldi. “Saatler hep böyle yavaş mı ilerliyordu yoksa senden sonra mı yavaşladı?” (Aşk Bulutu-Mucizenin Renkleri)
- '' Gece olup gökyüzünde ay tüm ihtişamıyla yerini alırken, iki genç odalarına geçip içinde aşk olan, ama başka kahramanlara ait hayallere daldılar.'' (Yüreğimde Saklı Sevdan)
- Mutlu insanlar, mutlu insanlar yaratmalı öyle ya... (Umuda Doğru)
- Bazen değişik hayaller kurardım. Yükseklik korkum olmasına rağmen kendimi boşluğa bırakıp rüzgarın, özgürlüğün tadını çıkarırdım. Şimdiyse yüksekten düşmeme gerek yoktu çünkü çok güçlü bir düşüş yaşıyordum. (Doğunun İncisi)
- Bu sapkınlık, bu vahşet ne zaman bitecek, insan ırkı ne zaman merhameti ve insanca yaşamayı öğrenecekti (Yazmira)
- Dışarıda kara bulutlar tüm gökyüzünü kaplarken, sanki kötü bir haberci gibi hastanenin üzerinde yoğunlaşıyordu. Oysa yağmur bereketti ve belki de olacak olan en hayırlısıydı. Yine de çakan şimşek, göğü delen gök gürültüsü, iki adamın yüzünün asılmasına, içlerinin kararmasına yetmişti. (Aşk Bulutu-Mucizenin Renkleri)
- “Görmedim, Uluzar görmedim. Şimdi yürü de gidelim artık,” dedikten sonra Turaç’ı arkada bırakarak az ilerideki arabasına yürüdü. “Gözlüklü, kumral doktorumuz çok etkilemedi yani seni?” Demiralp duyduğu sözlerle adımlarını durdurdu. “Gözlük kullanmıyor, ayrıca kumral değil, esmer!” Sözlerinin ardından ne yaptığını fark ederek sessizce, “Siktir!” dedi. Kendisi alnını ovalarken arkadaşı haince gülümsüyordu. “Ve sen bu doktoru görüp etkilenmedin, öyle mi?” derken Turaç’ın bembeyaz dişleri ortadaydı. (Yüreğimin Kıyılarında )
Yorumlar
0 yorum