Kitap Künyesi
Yazar: Etgar Keret
Çevirmen: Avi Pardo
Orijinal Adı: Seven Good Years
Yayın Evi: Siren Yayınları
İSBN: 9786055903480
Sayfa Sayısı: 152
--reklam--
Yedi Güzel Yıl Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Sayfaları çevirip duruyorsak, Keret'in sesini duymaya devam etmek istediğimizdendir."
-San Francisco Chronicle-
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü'nün mucidinden, gündelik yaşamın göbeğinden kopma, deli dolu ve 'neredeyse gerçek' öyküler. Çağdaş edebiyatın ele avuca sığmayan dâhi çocuğu Etgar Keret, bu kez kendi hayatının son yedi yılına kesikler atıyor ve anlattıkları, öykülerindeki kurmaca karakterlerin başlarına gelenleri pek aratmıyor. Yedi Güzel Yıl, savaşla sınanan bir dünyada sonlar ile başlangıçların iç içe olduğu, yaşam da denen komik trajedinin tüm tezatlarını bir bir ortaya koyuyor ve ironi, en tehlikeli durumlardan sağ çıkmayı her zaman mümkün kılıyor.
Etgar Keret, Yedi Güzel Yıl'da yine yapacağını yapıyor ve kaybedenlerin sefaleti ile asaletini benzersiz bir mizah duygusu ile pırıl pırıl parlatıyor; çocuklar kahkahalar eşliğinde füze parçaları topluyor, düşler kâbuslara karışıyor ve müdanasız hayatın darbeleriyle cilveleri, durmaksızın köşe kapmaca oynuyor.
Yedi Güzel Yıl, hepsi bir yana, Etgar Keret'in bir yazar, bir eş, bir baba ve bir oğul olarak yaşamının öyküsünü, tüm güzellikleri ve dehşetiyle okurunun kalbine kazıyor.
"Keret, müthiş bir yazar. Yeni kuşağın sesi."
-Salman Rushdie-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Yedi Güzel Yıl Alıntıları - Sözleri
- İçinde yaşadığımız dünya bazen çok zorlu olabiliyor. Bu yüzden bu dünyaya gelen herkesin onu koruyan en az bir kişisi olması gerekir.
- Düğün davetiyeleri mahkeme celbi gibidir - elini değdirdiğin anda gitmen gerekir.
- Diğer yerlerde yaşayan insanlara kıyasla Orta Doğu’dakiler fani olduklarını daha derinden hissederler ve bu da nüfusun büyük bir kısmının, bu dünyada kalan zamanlarını boşa harcamaya çalışan yabancılara karşı saldırgan eğilimler geliştirmesine neden olur.
- Nə olursa olsun, tez keçəcək. Yaşayacağımız istənilən dəhşətli hadisə, sadəcə bizə ayrılmış ömürdən bir gündür.
- Evin qapısını açıb içəri keçdik, bizi xoş, tanış ətir, yüzlərlə çalarlı kirəmit plitələr və yeganə ümid qarşıladı. Kim bilir? Bəlkə, bu dəfə də həyat və atam bizi qeyri-adi sazişlə heyrətləndirəcək.
- ... birlikte yaşadığımız dokuz yıl boyunca kendimizin uydurduğu törenlerle defalarca evlenmistik; Yafa'da bir balık restoranında buruna kondurulan bir öpücükle, Varşova'da kırık dökük bir otelde birbirimize sarılarak, hatta Amsterdam-Berlin treninde bir sürpriz yumurtayi paylaşarak. Fakat o törenlerin hiçbiri, maalesef, hahamlar ya da devlet tarafından geçerli sayılmıyor.
- O gece dar evimin mutfağında oturmuş bir bardak çay eşliğinde fazlasıyla tatlı ama acı anılarla dolu bir dilim reçelli ekmek yiyorum. Masanın üstündeki telefonum titremeye başladığında ekmeğimi yiyorum hala. Numaraya bakıyorum annem. "Nerdesin" diye soruyor, çocukken arkadaşımın evinden dönmekte geciktigimde kullandığı kaygılı bir tonla. "Buradayım anne" diyorum boğuk bir sesle. "Varşova'daki evimizde."
- "Bu öykü müthiş," dedi abim. "İnsanın aklını başından alıyor. Fazla kopyan var mı? Diye sordu" Olduğunu söyledim. Bana abisi-küçük kardeşiyle gurur duyuyor gülümsemesiyle baktıktan sonra yere eğilip elindeki sayfayla köpeğin kakasını aldı ve çöp bidonuna attı. Yazar olmak istediğimi işte o anda anladım. Farkında olmasa da, abim bana bir şey öğretmişti : Yazdığım öykü sokaktaki çöp bidonunun dibinde bulunan boklu bir kağıt parçasından ibaret değildi şimdi. O sayfa duygularımı zihnimden ona aktarabildiğim bir boru hattıydı sadece...
- "Dünyanın işleyişi böyle. Dünyayı yazar yaratmadı; fakan söylenmesi gerekeni söylemek için burada. Böcek öldür. kurbağa öldürmekten ayıran bir çizgi var ve yazar hayatında çizgiyi aşmış olsa bile buna dikkat çekmek zorunda. Yazar bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber: bira daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gercegi ni tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir baska günahkar sadece. Tek bir his ya da düşünce icat etme-hepsi önceden mevcuttur. Zerre kadar daha iyi değildir okurlarından -bazen çok daha kötüdür hatta- ve öyle olması gerekir. Ya zar bir melek olsaydı onu bizden ayıran uçurum o denli büyük olurdu ki yazıları bize dokunacak denli yaklaşamazdı. Fakat o burada, yanımızda, gırtlağına kadar çamura ve pisliğe batmış bizimle aklının aydınlık alanlarında ve özellikle karanlık oyuk- larında olup bitenleri paylaşabilecek kişi, herkesten çok, o. Bizi vaat edilmiş topraklara götürmeyecek, dünyaya barış getirme yiyecek, hastaları iyileştirmeyecek. Fakat işini doğru yaparsa, birkaç sanal kurbağanın hayatı kurtulabilir. Böcekler ise, bunu söylemekten üzüntü duyuyorum, kendi başlarının çaresine bakmak zorundalar."
- Yazar ne bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber; biraz daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gerçekliğini tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir başka günahkar sadece.
- " ...`Ama bu oyunda' dedi annem, 'gerçi gözlüğümü takmadan seyrettim ama, o kuşlar hedefi vurduklarında ölüyorlar gibi geldi bana.' `Daha yüce bir amaç için kendilerini feda ediyorlar,' dedim hemen. 'İnsana bazı değerler aşılayan bir oyun bu.' `Evet,' dedi annem. 'Ama amaç onlara hiç zararları dokunmayan domuzcukların evlerini başlarına yıkmak.' `Onlar bizim yumurtalarımızı çaldılar.' dedi karım. `Evet,' dedim. 'Aslında hırsızlığın yanlış olduğunu öğreten eğitici bir oyun bu.' `Daha doğrusu,' dedi annem, 'senden bir şeyler çalanı öldürmeyi ve bu uğurda canını feda etmeyi öğretiyor.' Yumurtalarımızı çalmasalardı,' dedi karım, tartışmayı kaybetmek üzere olduğunu bildiğinde başvurduğu ağlamanın eşiğindeki ses tonuyla. `Anlamıyorum,' dedi annem. 'O yavru domuzcuklar yumurtalarınızı kendileri mi çaldılar yoksa bu bir toplu cezalandırma vakası mı?' `Kahve isteyen?' diye sordum"
- Diğer yerlerde yaşayan insanlara kıyasla Ortadoğu'dakiler fani olduklarını daha derinden hissederler ve bu da nüfusun büyük kısmını, bu dünyada kalan zamanlarını boşa harcamaya çalışan yabancılara karşı saldırgan eğilimler geliştirmesine neden olur.
- Bir halda ki, kitablar xəyalın məhsuludur, arzular nədən həqiqi olmalıdır?
--reklam--
Yedi Güzel Yıl İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yedi Güzel Yıl, Etgar Keret’ten okuduğum ilk kitap. 7 ana bölüm ve 34 parçadan oluşan bir öykü kitabı Yedi Güzel Yıl. Fakat öykü kitabından çok anı yazını gibi. Yazarın hayatının 7 yıllık kesiti sunulmuş okura. Eserdeki bu 34 parça metin yazarın The New Yorker, New York Times ve The Guardian gibi gazetelerde yayınlanan öyküleriymiş. Birkaç sayfalık metinler olan bu öyküleştirilmiş anı parçaları oldukça ilginç bir teknikle yazılmış. Garip de bir etkileyiciliği var metinlerin. Etkileyiciliği yazarın hem üslubundan hem de Yahudi olması nedeniyle karşılaştığı problemleri, ayrıştırıcılığı yazılarına yansıtma şeklindeki mesafeden kaynaklanıyor. Ailesini, yazarlığını; başına gelen tuhaf, ilginç, trajikomik olayları anlattığı bu metinleri ben severek okudum. Etgar Keret’ten okuduğum son kitap olmayacağından eminim. (Tuğba)
Ich hub dir lieb: Kardeşim, seni seviyorum (Yidişçe): Not: Bu incelemem, 30 Mayıs 2014 Cuma günü, Aydınlık Gazetesi Kitap Ekinde yayımlanmıştır. Keret, 1967 İsrail Tel-Aviv doğumlu, Polonyalı Yahudi göçmen bir anne-babanın üç evladından en küçüğü, İsrail’de roketler altında karısı ve oğlu Lev ile zorlu bir yaşam mücadelesi veren, akademisyen ve yazar, sevecen-duygusal-içten minimalist küçük öyküler yazan, yazdığı öyküleri dünya üzerinde tam otuz dört farklı dile çevrilen, 2010 yılında Fransa’da sanat alanında verilen “Légion D’Honneur Nişanı”nı almış, ufak tefek-pratik ama tembel bir kişilik. İlginçtir, ilk öyküsünü 19 yaşında mecburi askerlik hizmetindeyken yazıyor ve heyecanla abisine okutturuyor. Abisi öyküyü çok beğeniyor. Ama köpeğinin kakasına torba yapmaktan da kendini alamıyor mesela. Kendisiyle ilk tanışmam “Gazze Blues” öykü kitabıyla oldu. Blues’un kelime anlamı “hüzün” demek biliyorsunuz. Adındaki gizli anlam gibi harikulade bir öykü kitabıydı. Hele o “Tutkal” isimli öyküsüne bayılmıştım. İnanılmaz bir zekâ ürünü bir öyküydü. Böyle bir öyküyü neden ben akıl edemedim diye kendi kendime hayıflandığımı bile hatırlıyorum. Unutmadan! Siren Yayınları’ndan çıkan hemen tüm kitaplarının çevirilerini de Sayın Avi Pardo, usta işi çevirileriyle yapıyor, ellerine sağlık. “Yedi Güzel Yıl” da yine öncekiler gibi; The New Yorker, New York Times ya da Guardian gibi medya organlarında yayınlanmış öykülerinin bir araya getirildiği bir öykü kitabı. Toplam otuz beş öykü var kitapta. Öykü tekniği ilginç! Çok kısa yazıyor. İki-üç sayfada bitiriyor meseleyi. İnsanı sıkmadan hemen meseleye girip bağlıyor. Aslında öykü değil de anı yazar gibi yazıyor. Tamamen hayati tecrübelerini yazıya aktarıyor. Ama ustaca. Öykülerinde sıklıkla antisemitizme ve Yahudi soykırımına karşı tutumunu gösteren öğeler var. Buna rağmen, “Nerede O Eski Savaşlar” adlı öyküsünde: “Her gün sivil hakla savaşmak zorunda kalan işgalci bir güç değil, etrafı düşmanlarla çevrili küçük bir ülkeyiz şimdi!” tadında öz-eleştirisini de görebiliyorsunuz. “Bütün Samimiyetsizliğim” adlı öyküsünde ki anekdotu da süper. Kendisine kitap imzalatmak isteyenlere sıradan kitap ithafları yerine, kurmaca: “Feige’ye. Sana borç verdiğim onluk ne oldu? İki gün dedin bir ay geçti. Hala bekliyorum!” gibisinden şeyler yazabilen, son derece matrak buluşları da olan bir yazar. Hoş günün birinde bir okuyucusundan, bu tip bir mesaj yüzünden tokat yiyince bu huyundan vazgeçiyor. Önyargıları eleştiren “Halkın Savunucusu” adlı öyküsündeki paylaşımı da ilginç: Almanya’da yemek yediği bir restoranda sarhoş bir müşterinin kendisine “Juden Raus” diye (Yahudi dışarı, defol) diye seslendiğini sanır ve çok kızarak bunun antisemit bir saldırı olduğunu algılayarak savunmaya geçer ve bir kavga başlatır. Hâlbuki sarhoş müşteri “Jeden Raus” demektedir (dışarıda yanında). Arabasının önüne parkeden adamı aramaktadır zağar. En çok beğendiğim öyküleri ise: Sicilya adasının Taormina kasabasında ilk defa yapılan bir kitap festivalini anlatan “Geniş Manzara”, Yahudilerin kutsal Kipur gününü anlattığı “İsveç Düşleri”, yedi yaşlarındayken abisine olan hayranlığını anlattığı “İdollere Tapınma”, düğün salonunda ölen (İslam tasavvufundaki yaşarken ölmek, fethe ermek gibi) ablasını anlattığı “Yası Tutulan Ablam”, Angry Bird oyunundaki kuşların kafalarına kafalarına vurduğu kapitalist domuzları anlattığı “Kuşbakışı”. Bende en çok iz bırakanı ise; babaların oğullarını koruduklarını dillendirdiği “Babamın İzinde” öyküsüydü. Süha Demirel, İstanbul, 22 Mayıs 2014. *** Kitabın Künyesi Yedi Güzel Yıl Orjinal isim: Seven Good Years Etgar Keret Siren Yayınları / Edebiyat Dizisi Çeviri: Avi Pardo 152 s. İstanbul, Kasım 2013 ISBN: 9786055903480 Yayın Yönetmeni : Sanem Sirer Mizanpaj: Adem Şenel Kapak Tasarımı: Nazlım Dumlu Çeviri: Avi Pardo (Süha Demirel)
Dünyanın en iyi yazarlarından biri olabilirsiniz, eserleriniz elden ele dolaşabilir ama belirli bir ırka aitseniz ve o ırk günümüz dünyasında sevilmeyenler arasındaysa; aslında siz bir hiçsiniz... Patlayan bombaların, saldırıların eşiğinde kendi eserlerini dünyaya tanıtmaya çalışan bir adam, sık sık çıktığı yolculuklardaki hayat karşılaştırmaları... Kesinlikle okunmalı! (ÖzgeAli Sarıyıldız)
--reklam--
Yedi Güzel Yıl PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Etgar Keret - Yedi Güzel Yıl kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yedi Güzel Yıl PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Etgar Keret Kimdir?
Etgar Keret, İsrail'de genç nesil arasında çok tanınan ve uluslararası düzeyde de fazlasıyla beğeni toplayan bir yazardır.
Yazıları The New York Times, Le Monde, The Guardian, The Paris Review and Zoetrope'ta yayımlandı. Kırka yakın kısa filmde öykülerinden esinlenilmiştir ve bunlardan biri Amerikan MTV Ödülü'ne layık görülmüştür.Wristcutters (2006), eleştirmenler tarafından övgü toplamış ve yine kısa öykülerinden esinlenilen $ 9.99, 2009'da birçok uluslararası ödüle layık görülmüştür.
Etgar Keret, şimdilerde ise Ben-Gurion Üniversitesi'nde ders vermektedir. Birçok kez Kitap Yayıncıları Birliği Platinyum Ödülü'ne, Başbakanlık Ödülü'ne, Sinema Kültürü Ödülü'ne, The Jewish Quarterly Wingate Ödülü'ne (BM, 2008) ve St.Petersburg Halk Kütüphanesi En İyi Yabancı Kitap Ödülü'ne layık görülen Keret, aynı zamanda 2007 Frank O 'Connor Kısa Öyküler Dizisi Ödülü'nün de sahibidir. 2007'de Keret ve Shira Gefen imzalı Jellyfish ile Cannes Film Festivali Altın Kamera Ödülü'nü ve French Artists and Writers Guild En İyi Yönetmen Ödülü'nü kazandı.
2010 yılında Fransa'da Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı ile onurlandırıldı. Kitapları ise yurtdışında otuz beş ülkede otuz bir dile çevrildi ve yayımlandı.
--reklam--
Etgar Keret Kitapları - Eserleri
- Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü
- Buzdolabının Üstündeki Kız
- Kapı Birden Vuruldu
- Domuzu Kırmak
- Yedi Güzel Yıl
- Bilek Kesenler
- Uç Artık
- Nimrod Çıldırışları
- Gazze Blues
- Uzun Yeleli Kedi Çocuk
--reklam--
Etgar Keret Alıntıları - Sözleri
- Yazar ne bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber; biraz daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gerçekliğini tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir başka günahkar sadece. (Yedi Güzel Yıl)
- Bu ülkede güçlü olan haklıdır; siyaset, ekonomi ya da park yeri, fark etmez. Sadece kaba kuvvetin dilinden anlarız biz. (Kapı Birden Vuruldu)
- Birşey olacağından değil, göz banyosu. (Nimrod Çıldırışları)
- "Bu öykü müthiş," dedi abim. "İnsanın aklını başından alıyor. Fazla kopyan var mı? Diye sordu" Olduğunu söyledim. Bana abisi-küçük kardeşiyle gurur duyuyor gülümsemesiyle baktıktan sonra yere eğilip elindeki sayfayla köpeğin kakasını aldı ve çöp bidonuna attı. Yazar olmak istediğimi işte o anda anladım. Farkında olmasa da, abim bana bir şey öğretmişti : Yazdığım öykü sokaktaki çöp bidonunun dibinde bulunan boklu bir kağıt parçasından ibaret değildi şimdi. O sayfa duygularımı zihnimden ona aktarabildiğim bir boru hattıydı sadece... (Yedi Güzel Yıl)
- Hayatınızın kadını öldüğü gün ne yaparsınız? (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- "Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: buna yazmak deniyor." (Domuzu Kırmak)
- Birbirlerine sarılmış yatarken onu bırakırsa tavana doğru havalanacağı duygusuna kapıldı. (Nimrod Çıldırışları)
- Kendinle temasa geçmelisin.... Ters yüz olmuşsun. (Nimrod Çıldırışları)
- Çünkü hiç birşeyden bir şey yaratmak tamamen uydurmak demektir ve değeri yoktur. (Kapı Birden Vuruldu)
- Bir şeyi bütün bedenini sızlatacak kadar çok isteme duygusunu bilir misin? (Uç Artık)
- Muğlak bir bakış vardı gözlerinde, kısmen hayal kırıklığı, kısmen ne fark eder. Yanlışlıkla yağsız süt satın almış fakat gidip değiştirmeye gücü olmayan biri gibi. (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- Sonunda, insanların çoğu kaderlerine karşı çıkma güçlerine olan inançlarını yitirdiler. Dünya hayli kasvetli bir hal aldı. (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- Nə olursa olsun, tez keçəcək. Yaşayacağımız istənilən dəhşətli hadisə, sadəcə bizə ayrılmış ömürdən bir gündür. (Yedi Güzel Yıl)
- Mutlu olmak için pek çok nedeninin olduğunu Tanrı biliyor - “Tanrı öldü,” diye sözünü kesti Zvi. “Biliyorum,” dedi Raphael, alt dudağını ısırarak. (Uç Artık)
- Evin qapısını açıb içəri keçdik, bizi xoş, tanış ətir, yüzlərlə çalarlı kirəmit plitələr və yeganə ümid qarşıladı. Kim bilir? Bəlkə, bu dəfə də həyat və atam bizi qeyri-adi sazişlə heyrətləndirəcək. (Yedi Güzel Yıl)
- Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: Buna, yazmak deniyor. (Domuzu Kırmak)
- Geçirdiği travmanın birden beyninde tekrar belirdiği görüşünde, sifonu çektikten çok sonra suyun yüzeyine çıkan bok parçası gibi. (Nimrod Çıldırışları)
- Bir çocuğun memnuniyetinde hiç bir şeyle kıyaslanamayacak bir mükemmeliyet vardır. (Nimrod Çıldırışları)
- "Dünyanın işleyişi böyle. Dünyayı yazar yaratmadı; fakan söylenmesi gerekeni söylemek için burada. Böcek öldür. kurbağa öldürmekten ayıran bir çizgi var ve yazar hayatında çizgiyi aşmış olsa bile buna dikkat çekmek zorunda. Yazar bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber: bira daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gercegi ni tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir baska günahkar sadece. Tek bir his ya da düşünce icat etme-hepsi önceden mevcuttur. Zerre kadar daha iyi değildir okurlarından -bazen çok daha kötüdür hatta- ve öyle olması gerekir. Ya zar bir melek olsaydı onu bizden ayıran uçurum o denli büyük olurdu ki yazıları bize dokunacak denli yaklaşamazdı. Fakat o burada, yanımızda, gırtlağına kadar çamura ve pisliğe batmış bizimle aklının aydınlık alanlarında ve özellikle karanlık oyuk- larında olup bitenleri paylaşabilecek kişi, herkesten çok, o. Bizi vaat edilmiş topraklara götürmeyecek, dünyaya barış getirme yiyecek, hastaları iyileştirmeyecek. Fakat işini doğru yaparsa, birkaç sanal kurbağanın hayatı kurtulabilir. Böcekler ise, bunu söylemekten üzüntü duyuyorum, kendi başlarının çaresine bakmak zorundalar." (Yedi Güzel Yıl)
- İçimdeki hüzün, aynı domuz kumbarasında olduğu gibi, sonsuza dek birikip çoğalmaya devam edecekti ve ben paramparça olduğum güne değin bunu kimseyle paylaşmayacaktım." (Domuzu Kırmak)
Yorumlar
0 yorum