Kitap Künyesi

Yazar: Adalet Ağaoğlu

Editör: Didem Ünal

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9786051854151

Sayfa Sayısı: 260

--reklam--

Yeni Karşılaşmalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İnsanlar önce dış dünyanın bizi nasıl gördüğüne, ikinci olarak kendisinin dışarıya nasıl görünmek istediğine göre yaşarlar. Kendisinin kendisine nasıl göründüğüne göre yaşamak, intihardan daha güçtür. Sürüden kopup tek başına otlamaya çıkmanın yalnızlığını ister. Çobansızdır. Kurtlar kapabilir. Kendini tek başına kendin savunacaksın. Hayat sürmektedir. Ben varlığımı kendime ispatlamak için yazdığımı sanıyorum.

Yeni Karşılaşmalar Adalet Ağaoğlu’nun deneme, değini ve mektuplarının yanısıra konferans, TV programı ve söyleşilerinden oluşan serinin son “karşılaşma”sı. Sanattan, siyasetten, İstanbul’dan ve göçlerden söz ederken her zamanki gibi karşı duruyor; çünkü Ağaoğlu’na göre, “Yazarın yazdıklarını belirleyen hiç kuşkusuz düşünceleri, hattâ inançları bağlamında hayatta duruş biçimidir. İnsan haklarına tecavüzde bulunan her tutuma karşı durmak, görüp, biliyorum çığlığı atmak, bunları insanî bakımdan inandırıcı kılmak benim hiç üstümden atamadığım bir sorumluluk duygumdur. Ortalıkta boşu boşuna kalabalık ederek dolaşıp durmak yerine hayatta olmanın borcunu ödemek gibi bir şey.”

--reklam--

Yeni Karşılaşmalar Alıntıları - Sözleri

  • Neee? Ne yap­maktasınız siz? Sigaralarınızı hemen söndürün! Sakın yakmayın. Yok, ille de vurulmak isterseniz, için gitsin. Bosna'da dövüle dövüle aklınız başınızdan uçmuş. Ne biçim bir tiryakilik bu sizinki?
  • Ya Çero? O tabii kameranın dönüp dolaşıp saplandığı yerde, kirpiklerini dahi oynatamadan sırtüstü ya­tıyor, yatıyor .. Yatıyor. Hani sanki üstüne 'Çiçeklere bas­mayınız' levhalarını gülünçleştiren 'Kımıldamayınız havaya uçarsınız' levhası asılmış gibi. Mayını mayının üstüne basan patlatır, sanırdım. Meğer üstüne basmak, ayağı üstünden kaldırmak da demeye geldiği içinmiş.
  • Tarafsız bölge. Katliamlar altına kanlı imza atma töreni. Tek yanlı. Tarafsızlığın taraf tut­mak olduğuna en taze kanıt.
  • Karanlık. Ölen kalan belirsiz ... O yan, bu yan derken, herkes kendi yanını dahi vuruyor.
  • Şu da var: İnsan ne ka­ dar çok ezilir, hiçlenirse başkaldırısı çok daha çabuk ve sahici oluyor. Hem de ses duyargaları çok daha derin­lerden tınlayıp yankılanıyor: Sezgisi yüksek 'kadın ruhu' gibi. Bu ruh, gittikçe daha çok yankılanmakta.
  • Kadınlar eskisine oranla yavaş yavaş 'ev kadını' ol­maktan çıkmış, dışarda çalışmaya başlamış, bir anlam­da 'ekonomik özgürlüklerini' kazanmaya başlamışlar­dır. Kadın ile erkek arasındaki ilişkiyi büyük ölçüde be­lirleyen şeylerin önemlilerinden biri bu. İkinci elden ge­lir sağlama, dayanışma ilişkileri de değişmekte. İyi. Peki ama nasıl? Ne yönde? İşte burası iyi değil. Kadınlar ken­dilerini otoriteye aday görmeye, 'erkek gibi olmaya' baş­lamakta. Baskı ve şiddeti ele geçirme eğilimleri gittikçe artmakta. Nasıl yani? Bizde daha yakından gözlemle­yip görebildiğim kadarıyla şu otorite sahibi olma eğilim­leri yanısıra 'özgürleşme' halleri de yüzeysel. Yani biçim­sel. Günümüz değerler sistemine bakarak söylenebilir ki, nerdeyse genel anlamda kadınlar şöyle noktalar çev­resinde dönmekte, döne döne ölesiye yorulup düşmek­teler: Eros, aşk adına göze girmek, dolayısıyla tüketim, tüketim dolayısıyla lüks, lüks dolayısıyla kazanç, kazanç dolayısıyla düşünce ürünlerinin üstünü örten biyolojik sermayenin, açıkçası bedenin pazara sürülmesi: Haydan gelen huya gitmekte ... Bu da bir türlü büyüyememiş, ken­dinden kurtulamamış erkek cinsin hala daha cinsel ob­jeye bağımlılığının yarattığı bir piyasa. Ezilmişliğin en ezilmişi olan kadının 'özgürleşmekten', yani kurtuluş­tan anladığı yazık ki gecekondudaki komşusuna filan­ca firmada mankenlik 'kazandığı'nı, falanca yarışmada güzel göğüs yıldızı seçildiğini muştulayabilmek ... Piyasanın malı.
  • "Ben ne zaman kendim olacağım!" çığlığı atmak zorunda kal­mışımdır.
  • Özür dilemesini bilmek, dileyen açısın­dan çağımız insanının vara vara varmış olabileceği en anlamlı bir nokta.
  • Ama deği­şim derken tarlanın verimli toprağını hoyratça kurutup çıkmak niye?
  • Kapitalist sistem kimi kime yabancılaştır­madı ki? İnsanın kendi kendisini bile ...
  • Şu lanet siste göz gözü görmese de, sigaranın ucundaki ateş yerimizi derhal bel­li eder. Anlaşıldı mı enayiler takımı? İçilmeyecek!..
  • Şu kadarcık doğrulsa ma­yın patlayacak. Varlıkla yokluk arasındaki sırat köprü­sünde. Buyruk kesin: Sakın kımıldama, öksürme, aksır­ma; havaya uçarsın; bir şey değil, seni kurtaracaklar sen­le birlikte!..
  • tam söylendiği gibi, mayın uzmanı bir yana, "Dünya Haber"in kamerası da, tampon bölge muhabiri de havaya uçar; o zaman ha­yatından da, ölümünden de kimsenin haberi olmaz haa ... Kımıldamadan yat işte!
  • Eh artık, güç egemenliği kimdeyse, savaşı başlatan ötekidir. Ya da tersi. Savaş bu; kim vurduya gidilen koyu sis, belirsizlik, bile isteye ör­tülmüş 'şey'ler: Toplu kıyım.
  • Özgürlük yolu bitmez ve çok pahalı.

--reklam--

Yeni Karşılaşmalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

SOSYAL DEMOKRATLIKTAN YETMEZ AMA EVET'E: Adalet Ağaoğlu'nun deneme kitaplarının sonuncusu. Yazarın siyasi görüşleri ve dönüşümleri zaman içerisinde yaşanan olaylarla bağlantılı olarak bize sunulmuş. Özellikle referandumda kullanılan yetmez ama evet sloganına giden yolla yazarın antimiliter tavrıyla bağlantı kurmak mümkün. Özellikle Kürt Sorunu üzerine düşünceleri epeyce etkili. Yetmez ama evet sloganı üzerinden yazarı eleştirmeyeceğim. Çünkü amacım yargılamaktan çok anlamaya yönelik. Zaten yargılayıcı olsaydım kitabı okumazdım. Neyse siyasi görüşlerini bir yana bırakırsak kitapta bazı söyleşilerde sorular verilmemiş, yalnızca yazarın cevapları mevcut. Bazılarında ise sorular toplu olarak verilmiş. Bu da kitabı okumayı biraz zorlaştırıyor. (Fazıl KURT)

--reklam--

Yeni Karşılaşmalar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Adalet Ağaoğlu - Yeni Karşılaşmalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yeni Karşılaşmalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Adalet Ağaoğlu Kimdir?

Adalet Ağaoğlu (d. Nallıhan, Ankara 1929) romanlarıyla ünlü Türk yazar.

20. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli romancılarından biridir. Türkiye'nin değişik dönemlerini ve bu dönemlerin insan hayatlarına etkisini inceleyen eserler vermiştir. Romanları dışında hikaye, oyun, deneme, anı türünde eserler verir.

13 Ekim 1929'da Nallıhan'da dünyaya geldi. Babası, kumaş tüccarı Hafız Mustafa Sümer'dir. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu ve tek kızıdır. Kardeşleri Dr. Cazip Sümer (1925-1975), oyun yazarı, oyuncu Güner Sümer (1936-1977) ve işadamı Ayhan Sümer (1930)'dir.

İlköğrenimini Nallıhan'da tamamladıktan sonra 1938'de ailesi ile birlikte Ankara'ya yerleşti[2] . Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Edebiyata ilgisi lise yaşamında şiirlerle başladı, kısa bir süre sonra oyun yazarlığına yöneldi. İlk defa 1946'da Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yayımlayarak yazarlığa başladı. 1948-50 arasında Kaynak Dergisi'nde şiirleri yayımlandı.

1951-1970 yılları arasında TRT’de çeşitli görevlerde bulundu. Ankara Radyosu'nda göreve başladığı yıl ilk radyo oyunu olan "Aşk Şarkısı'nı" yazdı. Raddyo'da görev yaparken tiyatro oyuncusu ve yönetmen dört arkadaşı (Kartal Tibet, Üner İlsever, Çetin Köroğlu, Nur Sabuncu) ile birlikte Ankara'nın ilk özel tiyatrosu olan "Meydan Sahnesi"'ni kurdu[1]. Meydan Sahne Dergisi'ni çıkardı. 1953 yılında tiyatro konusunda görgü ve bilgisin arttırmak üzere Paris'e gitti[1]. 1953'te Sevim Uzungören'le birlikte yazdığı "Bir Piyes Yazalım" tiyatro oyunu aynı yıl Ankara'da sahnelendi. 1954 yılında mühendis Halim Ağaoğlu ile evlenen sanatçı, ilk romanını yazana kadar oyun yazarlığını sürdürdü. Üst üste yazdığı oyunlarla altmışlı ve yetmişli yılların önde gelen oyun yazarlarından oldu. TRT'nin özerkliğine el konulması gerekçesiyle TRT Radyo Dairesi Başkanlığı'ndan 1970 'te istifa eden sanatçı o tarihten bu yana yazarlıktan başka bir işle uğraşmadı. Edebiyat yaşamının bazı dönemlerinde "Remüs Tealada" ve "Parker Quinck" gibi takma adlar kullanmıştır.

İlk romanı Ölmeye Yatmak, 1973'te yayımlandı. Bu ilk romanından itibaren tüm eserleri yoğun tartışmalara konu oldu. Ölmeye Yatmak, daha sonra yazdığı Bir Düğün Gecesi(1979) ve Hayır (1989) adlı romanlarla bir üçleme oluşturdu ve birçok ödül kazandı. Bir Düğün Gecesi ve Hayır romanları yayınlanır yayınlanmaz, ikinci romanı olan Fikrimin İnce Gülü, dördüncü basımında toplatıldı[3]. "Fikrimin İnce Gülü" romanı hakkında, "askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif (küçük düşürmek)" suçlamasıyla hakkında 1981 yılında dava açılan Ağaoğlu, iki yıl süren davanın ardından aklandı. "Düğün Gecesi" ise soruşturma aşamasında kaldı[4]. Dönemin üç önemli roman ödülüne layık görülmüş olan Bir Düğün Gecesi adlı roman için ayrıca Aldous Huxley'den aşırma olduğu suçlaması ortaya atıldı ve uzun tartışmalara sebep oldu.

Öykü kitapları, denemeler, anı-roman türünde eserler de yayımlayan Ağaoğlu 1991 yılında Çok Uzak Fazla Yakın'la oyun yazarlığına döndü. 1983 yılından beri İstanbul'da yaşayan Ağaoğlu, halen yazmayı sürdürüyor.

Adalet Ağaoğlu'ile ilgili yazıları bir araya getiren arşiv eşi Halim Ağaoğlu tarafından hazırlanmış ve 2003'te Adalet Ağaoğlu'nun yazarlığının 55. yılı anısına Herkes Kendi Kitabının İçini Tanır adı ile basıldı.

1996'da ciddi bir trafik kazası geçiren ve iki yıl hastande yatan Adalet Ağaoğlu[6] için Can Yücel'insöylediği "Sen Türkiye'nin en güzel kazasısın" sözü [kaynak belirtilmeli], Feridun Andaç'ın Adalet Ağaoğlu ile yaptığı nehir söyleşi tarzında bir kitabın adı oldu. Kitap, 2006'da basıldı.

Ağaoğlu, 1986'da kurulan İnsan Hakları Derneği'nin kurucuları arasında yer almış ancak Temmuz 2005'de İHD'nin tek yanlı ırkçı-milliyetçi bir tutum takındığını belirterek ve "PKK yanlısı politika izliyorlar" diyerek istifa etti. Son olarak Ermenilerden özür dileme kampanyasına katılmıştır.

Eserleri

Tiyatro ve Radyo Oyunları

Yaşamak - 1955

Evcilik Oyunu - 1964

Sınırlarda Aşk - 1965

Çatıdaki Çatlak - 1965

Tombala - 1967

Çatıdaki Çatlak 1967

Sınırlarda Aşk-Kış-Barış 1970

Üç Oyun: Bir Kahramanın Ölümü, Çıkış, Kozalar 1973

Kendini Yazan Şarkı 1976

Çok Uzak - Fazla Yakın 1991

Duvar Öyküsü - Çocuklar ve Büyükler için Müzikli Danslı Oyun 1992

Çağımızın Tellalı 2011

Roman

Ölmeye Yatmak 1973

Fikrimin İnce Gülü 1976

Bir Düğün Gecesi 1979

Yazsonu 1980

Üç Beş Kişi 1984

Hayır... 1987

Ruh Üşümesi 1991

Romantik Bir Viyana Yazı 1993

Öykü

Yüksek Gerilim (1974)

Sessizliğin İlk Sesi 1978

Hadi Gidelim 1982

Hayatı Savunma Biçimleri 1997

Deneme

Geçerken 1986

Karşılaşmalar 1993

Başka Karşılaşmalar 1996

Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar 2002

Yeni Karşılaşmalar 2011

Mektup [değiştir]

Mektuplaşmalar (Mehmet Baydur ile birlikte) 2005

Anı

Göç Temizliği 1985

Gece Hayatım 1991

Günlük - Günce [değiştir]

Damla Damla Günler 2004

Damla Damla Günler I-II-III 2007

Ödülleri

1974- TDK Tiyatro Ödülü

1975- Sait Faik Hikaye Armağanı, Yüksek Gerilim ile

1979- Sedat Simavi Edebiyat Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile

1980- Orhan Kemal Roman Armağanı Bir Düğün Gecesi ile

1980- Madaralı Roman Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile

1991- Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Çok Uzak Çok Yakın ile

1997- Aydın Doğan Roman Ödülü, Romantik Bir Viyana Yazı ile

--reklam--

Adalet Ağaoğlu Kitapları - Eserleri

  • Ölmeye Yatmak
  • Bir Düğün Gecesi
  • Fikrimin İnce Gülü
  • Hayır...
  • Ruh Üşümesi
  • Üç Beş Kişi
  • Yüksek Gerilim
  • Yazsonu
  • Romantik
  • Sessizliğin İlk Sesi
  • Dar Zamanlar
  • Düşme Korkusu
  • Dert Dinleme Uzmanı
  • Hadi Gidelim
  • Göç Temizliği
  • Hayatı Savunma Biçimleri
  • Gece Hayatım
  • Damla Damla Günler I
  • Damla Damla Günler
  • Karşılaşmalar
  • Çok Uzak Fazla Yakın
  • Geçerken
  • Başka Karşılaşmalar
  • Toplu Oyunlar-2
  • Duvarların Dışında
  • Toplu Oyunlar - 1
  • Yeni Karşılaşmalar
  • Kendini Yazan Şarkı - Evcilik Oyunu
  • Duvar Öyküsü
  • Damla Damla Günler 2
  • Çağımızın Tellalı
  • Sessiz Bir Adam
  • Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar
  • Toplu Oyunlar 3
  • Damla Damla Günler 3
  • 'An'ların Uzun Soluklu Yazarı
  • Halim'e İthaflar
  • Damla Damla Günler 1 / 2
  • Damla Damla Günler 4
  • Mektuplaşmalar
  • Okurunun Yazarı
  • Toplu Oyunlar
  • Gece Hayatım
  • Sessizliğin İlk Sesi
  • Toplu Öyküler 2
  • Toplu Öyküler 1
  • Şiir ve Sinek
  • Damla Damla Günler - 3
  • Göç Temizliği

--reklam--

Adalet Ağaoğlu Alıntıları - Sözleri

  • Sevinç, yaratıcı değildir. Acı, dürter. (Geçerken)
  • Şöyle üç gün üç gece, yerimden kıpırdamadan uyumak istiyorum. Kendimi öyle yorgun hissediyorum ki.. (Çağımızın Tellalı)
  • İnsan özlemdir. Kavuşmak için bir aranıştır. Bu yüzden, kendi varlığını tanır tanımaz kişi, bir eş ya da dosttan yoksun kaldığını anlar... (Üç Beş Kişi)
  • İnsan kendisinin yabancısıdır. (Damla Damla Günler)
  • Tarihe sorulsa çiğ ve çok atılgan elektrik ışığının bir aydınlık körlüğüne yol açtığını da söyleyebilir bize. Öyle olmasa, Batı Uygarlığı 2000'e artık sadece yedi yılın kaldığı günümüzde din ve ırk kavgalarını görmezlenir miydi? (Başka Karşılaşmalar)
  • Hem sürekli unutulmak, hem sürekli göz önünde tutulmak. (Üç Beş Kişi)
  • "Geçmişin kokusu yoktur. Geçmiş erir; kan ve alınteri buharlaşır, havaya karışır gider. Elle tutulur, gözle görülür biçimde geriye kalacak olan sadece taşlardır. Yoksullara seyirlik bir cennet sunmak için zenginlerin yaptırdığı işte bu taştan, mermerden saraylar, duvarlar, heykeller, kiliseler, manastırlar, surlar ve kalelerdir." (Romantik)
  • Genç Kadın: Ölmek mi? Niçin ölmek? İnsanca yaşamak ve yarınların daha güzel olacağına inanırken ölümü düşünmek niye? Ressam: Geçmiş artık çekici değil. Gelecekten de bir şey umulamaz. Her şey gülünç, çirkin, kaba ve budalaca. (Sessiz Bir Adam)
  • Hak var, hukuk yok. Hukuk var, hak yok. Yazar var, kitap yok. Kitap var, yazar yok. Satış var, okur yok. Okur var, satış yok. (Geçerken)
  • Gece hayatı gerçek bir yalnızlıktır. Kimse elinden tutamaz, sen kimsenin elinden tutamazsın; asıl yalnızlık gece hayatlarının yalnızlığıdır... (Gece Hayatım)
  • Yaşam, onun cebinde, hiç bozdurulmamış paralar gibi bütün bütün, yepyeni duruyordu. (Hadi Gidelim)
  • Yarın bu düzen değişince, ülkenin yine ekonomistlere, mühendislere, mimarlara, yargıçlara gereksinimi olacak. Ama siz bu alanları size karşı olanların eline bırakmak niyetindesiniz. Gerçekçi bir tutum değil bu. (Bir Düğün Gecesi)
  • Özgürlük yolu bitmez ve çok pahalı. (Yeni Karşılaşmalar)
  • Ben de roman yazıyordum ve bu arada kurup kaldırdığım sofraları, ocakta unutup yaktığım yemek tencerelerini; günlük hayatla yaratı sancıları arasında açılan uçurumu bile düşünmüyordum. Romanlık bir rüya sahnesine romanlık bir final arıyordum ve hep gökte arıyordum. (Gece Hayatım)
  • "Kadını özgür olmayan ülkenin erkeği de özgür değildir" (Ölmeye Yatmak)
  • "İnsanları sevindirmek, onları biraz gülümsetmek, onların kaygılı yaşamlarını ta içten, yürekten patlayan gülüşlere dönüştürmek isterdim," diyor. "Ama çiçeklerimiz bir demet hüzünken..." (Sessizliğin İlk Sesi)
  • Düşünüyorum da, çok değil, ama bize gerekli üç beş sağlam değer ölçüsünden giderek yoksun kalan toplumumuzda, yani “her şeyin bunca belirsizleştiği, temel değerlerin üstünü yoğun bir sisin kapladığı” şu ortamda bizim de kurcalamamız gereken nice sorun, üstünden örtüsünü kaldırmamız gereken ne kadar çok hayat var... Ve ölüm... (Geçerken)
  • "Derin sessizlik. Kuyu gibi. Şimdi beni artık bu sessizlik korkutmakta." (Gece Hayatım)
  • Bir fikri olmakla bir fikir olmanın hiç de aynı şey demeye gelmediğini anlatan fırsatlar... (Ölmeye Yatmak)
  • Ne oluyorsa benim içimde oluyordu.Dışımdaki hiçbir şeye egemen değildim.. (Yazsonu)