Kitap Künyesi
Yazar: Necip Fazıl Kısakürek
Yayın Evi: Büyük Doğu Yayınları
İSBN: 9789758180554
Sayfa Sayısı: 345
--reklam--
Yeniçeri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu eser, sadece Yeniçeriyi anlatmak için yazılmış değildir. Bu eser, en fakir bedahet duygusunun bile kestirebileceği şekilde, tarihimizdeki Yeniçeri rezalet ve fecaatlerinin satıh üstü hikayesi olarak kaleme alınmış bulunmaktan uzaktır.
Bu eser, dünyada ilk teşkilatlı, mesleki orduyu temsil eden Yeniçerilerin işe nereden başlayıp işi nerede bitirdiğini göstermek ve bunun ruhi ve içtimai müessirlerini çerçevelemek gayesiyle yazıldı.
(Önsöz'den)
--reklam--
Yeniçeri Alıntıları - Sözleri
- Fikrin olduğu her yerde her şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, olmadığı yerde de katilin bıçağı şeklinde bir afettir..
- Fikrin olduğu her yerde her şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, olmadığı yerde de katilin bıçağı şeklinde bir afettir.
- Haktan Korkmaz, Peygamberden utanmaz, şeriat ve Padişah dinlemez hainler! Elbette siz de belanızı bulursunuz!
- Nasıl çivi çiviyi sökerse, Yeniçeriliği kökünden bozmak için de, bir kerecik Yeniçeri olmaktan başka çare yoktur. Fakat imân, ahlak, fikir ve adalet sahibi bir Yeniçeri...
- Beş asırdır bir türlü kaldırılamayan yeniçeriliğin köküne kibrit suyu dökmek in tek çare olarak Mareşal Fevzi Çakmak'a verdiğim şu cevabı hatırlıyorum : Nasıl çivi çiviyi sökerse, yeniçeriliği kökünden kazımak için de bir kerecik yeniçeri olmaktan başka çare yoktur. Fakat iman, ahlak fikir ve adelet sahibi bir YENİÇERİ...
- Genç Osman Facialar Faciası Davut Paşa, arkasında Cebecibaşı ve Cebecibaşının elinde bir kement, içeriye girdi. Davut Paşanın işaretiyle Cebecibaşı Genç Osman'a sokularak kemendi başından geçirdi. Genç Osman, silkinip kemendi tuttu, sıkılmasını önledi ve boynundan çıkartıp, Davut Paşanın suratına doğru attı ve kükredi: - Behey zalim; Allahtan korkmaz mısın? Ben sana ne yaptım ki, bu ihaneti ediyorsun?.. İki defa idamını gerektiren suçunu bağışlamadım mı, sana mansup, makam vermedim mi? Davut Paşa davranacak oldu. Zorbalar önlediler: - Ne yapıyorsunuz, dediler; dışarıdakiler haber alacak olursa hepimizi keserler! Sultan Osman'ın öldüğünü istemiyorlar! Sultan Osman, Davut Paşayı gösterdi: - Bu zalim, beni komaz, öldürür! Davut Paşayı önleyen zorbalar Genç Osman'a dönduler: - Yok Padişahım, hatırınızı hoş tutun! Hele ortalık biraz yatışsın! Padişahımız yine sizsiniz. Valide Sultan dişi kaplan gözleriyle manzaraya bakıyor. Hadiseler yine nazik noktaya gelmiş, vaziyet yine Genç Osman'ın hakimiyetine doğru, yön değiştirme istidadını göstermiştir. Genç Osman'ın başaramadığı hamleyi bu defa Valide Sultan gösterdi ve çürümüş yeniçeri madenini bir anda kendi kafesine atan öyle bir söz söyledi ki, yüreklerde rikkat kalmadı. Valide Sultan, mihrabın yanından avaz avaz haykırdı: - Siz bu ne yılandır, bilmez misiniz? Şimdi elinizden sağ kurtulursa bizden ve sizden tek kişiyi sağ bırakmaz! Valide Sultanın bu çıkışı müthişti. Yeniçeriyi, Genç Osman'a tekrar padişahlık verecek olursa ocağının kökünden kazınmasıyle korkutuyor ve onu, bir an için gözden silinir gibi olan hırs ve nefsaniyelinin arkasına takıyordu. Herkes apıştı. Valide Sultan Davut Paşaya bir işaret çaktı. Sultan Osman'a ikinci kemendi attılar. Genç ve kuvvetli padişah Osman, geriye zıplayıp kemendi çelebildi. Ağalar yine işe karıştı: - Bu iş burada, halkın ve askerin gözü önünde olmaz! Çaresine bakın! - Asker onun padişahlığını istemiyor ama canına dokunulmasını da istemiyor! Genç Osman konuştu: - Beni, kardeşimin mahpus olduğu odaya hapsediniz. Razıyım! Bu söze kulak asan olmadı. Davut Paşa: - Yedikule'ye, diye bağırdı. Askere duyurdular. Camiin kapısına bir pazar arabası getirdiler. Sadrazam Davut Paşa, Yeniçeri Ağası Derviş ve Subaşı kethüdası Kelender isimli biri, Genç Osman'ı halkalayıp arabaya bindirdiler. Tarihte benzeri az görülen Kelender, arabaya Padişahla beraber bindi. Öbürleri de arabayı atla takibe başladılar. O güne kadar Yedikuleye sefirlerden, vezirlerden, kırım hanlarından birçok kişinin hapsedildigi görülmüşse de bir padişahin hapsi ilk defa vaki oluyordu. Genç Osman'ı muazzam bir alayla Yedikuleye götürdüler. Genç Osman içeriye alındı ve askere dağılmaları ihtar edildi. Yeniçeriler bir müddet homurdandıktan sonra, tadına doyamadıkları bu manzarayı, avları demir kapılar arkasına kapatıldığı için bırakmak zorunda kaldılar ve yeni rezaletler peşinde Istanbul sokaklarına daldılar. Davut Paşa ile Kethüdası Ömer Ağa, Cebecibaşı, mahmut Kelender ve dört cellat, hepsi sekiz kişi, içeride, askerin dağılmasını bekliyor. İşaret verildi: - Yeniçeri dağıldı! Kimsecikler kalmadı! Hep birden Genç Osmanın üstüne çullandılar. 20 yaşındaki genç ve dinç Padişahla 8 kaatil arasında müthiş bir boğuşma başladı. Genç Osman, sırtını duvara vermiş, üzerine gelenleri, tekmeyle, yumrukla devirip kemendi boynuna geçirmelerine imkan vermiyor. Yere düşen tekrar kalkıyor, gözü patlayan geri gidip yeniden saldırıyor ve karanlık deposu tarihi surlarda bu destanlık boğuşma sürüp gidiyor. Belki 5, 10 dakika hep böyle devam etti. Nihayet Kelender yerden bir hamle edip Genç Osman'ın husyelerine yapıştı ve onun erkeklik torbasını var kuvvetiyle sıktı. - Ah!.. Bu çığlık Genç Osman'ın boyununu uzatmış, sıkılan husyelerinin bayıltıcı acısıyla kıvranıyor. Cebecibaşı bu vaziyetten hemen faydalandı ve kemendi Genç Osman'ın boynuna geçirdi. Genç Osman bayılmıştır. Baygın delikanlının boynundaki kemendi sıktılar sekiz kaatil, bu şekilde Genç Osman'ı öldürebilmek kahramanlığına erdiler. Sadrazam Davut Paşa, Genç Osman'ın kulağını kestirdi ve Valide Sultan'a tahtın emniyet mührü halinde takdim etti: - Artık makamınızdan emin olabilirsiniz! Devletin kuruluşundan üç buçuk asra yakın bir zaman geçmiş, Yeniçeri kendi öz vatanının düşmandan beter işgalcisi olarak türlü şenaatler göstermiş, fakat bunlardan hiçbiri Genç Osman faciası önünde, sineğin devekuşuna nispeti kadar bile olamamıştır. Genç Osman faciası, zehirli ve irinli ecnebi kanıyla beslenmiş bir ordunun Türk namusuna sürdüğü ebedi lekedir.
- Yeniçeri çevresindeki ağalar saltanatı, daha evvel kendisini gösterip ,ıv. Murad'ın rüşt çağı devrinde tepelendikten sonra, İbrahim zamanında için için gelişir ve Dördüncü Mehmed'le beraber boy atarak tamamiyle yerleşir ve müesseseleşir.
- ...hilâle esir düşen salibin belirttiği mâna önünde, başını yükseklere kaldıracağı yerde, o salibin mekânındaki maddeyi aşırmaya bakan yeniçeri...(Fetih sonrası İstanbul'u yağmalayan yeniçeriler için)
- Sultan Ahmed Meydanına çıkan yollarda bir itişme, kakışma, haykırışmadır gitmekte... Birtakım serseriler, kaldırım taşları üstünde sürüklenen bir ceset peşinden koşuyor ve ellerinde bıçaklar, cesetten parça koparmaya bakıyor. Niçin mi? Öldürülen insanların eti ve yağı mafsal (eklem) ağrılarına iyi gelir şeklindeki masal yüzünden... Bazı yeniçeriler, ellerinde ölü eti ve yağı dolu taslar, geçenlere haykırıyor: "Maktullerin eti ve yağı! Mafsal ağrılarına birebir!" Hatta ölü etlerini meyhanelerde kızartıp meze diye yeyenler de var... Hadiseyi gözleriyle takit eden Mehmed Halife, kelimesi kelimesine diyor ki: "Kendi gözüm ile, bir hatun elinde vafir(çok) yağ götürür gördüm. Ve sual ettim: Bu nedir? Hatun eytti (dedi), At meydanında olan ağaların yağından aldım ki, filan derde devadır deyu..."
- Fakat kötü manzarasıyla Yeniçeri ve Yeniçeriliğin ne olduğunu tez halinde ve tam çerçeveleyebilmek için varılacak hüküm şudur: "Menfi manası ile Yeniçeri ve Yeniçerilik, fikir ve iman, aşk ve ahlakını kaybetmiş bir kuvvet manzumesinin en canhıraş vahşet manivelası haline geçişidir ve dört kelimelik bir ifadeyle fikirsiz kuvvetin nefsani İhtilalidir."
- Fikrin olduğu her yerde her şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, olmadığı yerde de katilin bıçağı şeklinde bir afettir.
- Genç Osman faciası, zehirli ve irinli ecnebi kanıyla beslenmiş bir ordunun (yeniçeriler) Türk namusuna sürdüğü ebedi lekedir.
- KARŞIMIZDA Osmanlı tarihinde yeniçeriliğin seyrini kendisinden başlatıp bütün maziyi kuşatan bir kavisle yine kendisine kadar getirdiğimiz Genç Osman, gelip geçmiş 14 padişah devrinde bütün yükseliş ve alçalışımıza ait manaları en iyi heceleyici bir hükümdar olarak işte karşımızdadır.
- Mehmed, aslında İslâmın emri olan bu uyanıştan birtakım pırıltılar gösterirken, bir iki kuşak sonra (Kanuni'nin arkasından) ham ve kaba softa, Allahın «ben kulumu eşya ve hâdiseleri teshir etmesi için kendime halife olarak yarattım!» emrine rağmen yolu kesmiş, İslâm nurunu bir nevi kara papaz cübbesiyle örtünmüş, karanlığa boğmuş ve bunca büyük sultan, vezir, kumandan, mimar, sanatkâr, din âlimi arasından, mahrem gerçekleri ve mahzun incelikleri kavrayıcı bir fikir şahsiyeti cıkmamıştır.
- Padişahın cesedini giyindiriyorlar, başına haşmetli kavuğunu oturtuyorlar ve onu tahtına yerleştiriyorlar. Zabitlerden bir heyet,loş, hatta karanlık hale getirilmiş salona girip tahtın karşısında diziliyorlar. Tahtın arkasına bir kuklacı geçiriyorlar. Kuklacı, Padişahın sağ eliyle başını hareket ettirince zabitler bu hareketi «selam-ı şahane» sanarak yerlere kadar eğiliyor, «E-fendimiz meğer sağmış!» diye çıkıp gidiyorlar.Hazin komedya.
--reklam--
Yeniçeri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Türk tarihine 1. Murat döneminde giren ve daha sonra kaldırılması olay olan, Paşa ve Vezirlerin kellesini alan hatta Padişaha kıyan yeniçerilerin romanı. Özellikle NFK'in anlatımıyla, Genç Osman'ın öldürülmesi sahnesinde yüreğinizin cız edeceğini hissedeceksiniz. (Muhammet Çelik)
Osmanlıda devlet işlerini, olumsuz gidişatı ve yeniçerilerin kepazeliklerini okuyunca 632 sene nasıl ayakta kalmış dedim. Çok ince ayrıntısına kadar anlatılan kazan kaldırma vakalarında işkenceler, insanlık dışı işler midenizi bulandıracak. Bu kadar da olmaz diyeceksiniz. Bunları bir sol görüşlü yazar yazsa inanmayabilirsiniz belki ama Necip Fazıl Kısakürek yazıyor. Hem de ince ayrıntısına kadar. Mutlaka okunmalı. (Hüseyin Namlı)
Kitap biraz tarihi hikayecilik biraz da ders kitabi havasinda yazilmis ve yeniceriligin gelisimini anlatiyor. Biraz hamasi tavirla yazilmis olmasina rağmen yer yer de doğru tespitlerin olduğunu gördüm. (Şevket Erciyas)
--reklam--
Yeniçeri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek - Yeniçeri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yeniçeri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?
Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, (d. 26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) Türk ve İslamcı şair, yazar ve fikir adamıdır.
Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.[2] 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi "...içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum." şeklinde tanımlar.
Bu tarihten sonra Türkiye'nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi'ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl'ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır.
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek Kitapları - Eserleri
- Çile
- Çöle İnen Nur
- Bir Adam Yaratmak
- O ve Ben
- Reis Bey
- Aynadaki Yalan
- İmân ve Aksiyon
- Son Devrin Din Mazlumları
- Kafa Kağıdı
- Hikayelerim
- Tohum
- İdeolocya Örgüsü
- Sabır Taşı
- Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
- Doğru Yolun Sapık Kolları
- Yunus Emre
- Cinnet Mustatili
- Ahşap Konak
- Mümin - Kâfir
- Dünya Bir İnkılap Bekliyor
- Sahte Kahramanlar
- Hazreti Ali
- Abdülhamid Han
- Bâbıâli
- Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlık
- İbrahim Ethem
- Ulu Hakan
- Esselam
- Peygamber Halkası
- Para
- Siyah Pelerinli Adam
- Tasavvuf Bahçeleri
- Kanlı Sarık
- Canım İstanbul
- Parmaksız Salih
- Mukaddes Emanet
- İman ve İslâm Atlası
- Püf Noktası
- Hesaplaşma
- Müdafaalarım
- Yeniçeri
- Bediüzzaman Said Nursi
- Künye
- Nur Harmanı
- Tanrı Kulundan Dinlediklerim
- Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
- İstanbula Hasret
- Vatan Dostu Sultan Vahidüddin
- Türkiye'nin Manzarası
- Öfke ve Hiciv
- Deprem
- Veliler Ordusundan 333
- Rabıta-i Şerife
- At'a Senfoni
- Ufuk çizgisi
- Başbuğ Velilerden 33
- Dininizi Öğreniniz
- Hac
- Reşahat
- İhtilal
- Benim Gözümde Menderes
- Moskof
- Mektubat
- Hitabeler
- Konuşmalar
- Vatan Şairi Namık Kemal
- Katibim
- En Kötü Patron
- Yahudilik - Masonluk - Dönmelik
- Gönül Nimetleri
- Edebiyat Mahkemeleri
- Villa Semer
- Hücum ve Polemik
- Rapor 1/2
- Nasreddin Hoca
- Çerçeve 1
- Şiirlerim
- Namık Kemal
- Başmakalelerim 1
- Cinnet Mustatili
- Tiyatro ve Tesiri
- Büyük Doğu Cemiyeti
- Rapor 5/6
- Çerçeve 2
- Rapor 3/4
- Rapor 11/13
- Rapor 7/8
- Dil ve Edebiyat
- Rapor 9/10
- Çerçeve 3
- Vesikalar Konuşuyor
- Hadiselerin Muhasebesi 1
- Başmakalelerim 2
- Senaryo Romanlarım (kod38)
- Büyük Kapı
- Necip Fazıl Bibliyografyası
- Savaş Yazıları 1
- Rapor 7/9
- Çerçeve 4
- Başmakalelerim 3
- Rapor 4/6
- Savaş Yazıları 2
- Çerçeve 6
- Hadiselerin Muhasebesi 3
- Hadiselerin Muhasebesi 2
- Rapor 1/3
- Çerçeve 5
- Ruh Burkuntularından Hikayeler
- 101 Hadis
- Aynadaki Yalan
- Para
- İki Hitabe
- Rapor Aylık Dergi-Kitap Sayı 7
- Ben ve Ötesi
- Necip Fazıl Kısakürek
- Altun Halka
- Tiyatro Eserleri 1-2-3
- Yolumuz Halimiz Çaremiz
- Hikayelerim
- Tanrı Kulundan Dinlediklerim
- Büyük Doğu Dergisi Sayı:83
- Yunus Emre - Kanlı Sarık - Para - Mukaddes Emanet
- Seçilmiş Əsərləri
- Büyük Kapı - Ek -
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek Alıntıları - Sözleri
- Bir saniyeden fazla yaşamaya hakkı olmayan sevinç!.. (Ruh Burkuntularından Hikayeler)
- Ölü müyüm, diri miyim diye haber salmışsın İki gözün iki çeşmeymiş Saçına ak düşmüş, Kahırdan elin yüzün buruşmuş, Gözlerin yolda kalmış Şimdilik ne ölüyüm, ne diriyim, Bugün yaşıyanlardanım, Yarın öleceklerden biriyim... (Büyük Doğu Dergisi Sayı:83)
- Odama kapandım, 7 günlük bir çalışma sonunda "Tohum"u bitirdim. (Konuşmalar)
- Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor; Mekanı bir satıh, zamanı vehim. Bütün bir kainat muşamba dekor Bütün bir insanlık yalana teslim. (İmân ve Aksiyon)
- Demokrasi dediler, yalnız Allah’a ve Resûlü’ne sımsıkı kapattıkları kapı ve pencereleri başkalarına açık bıraktılar. Giren de girdi! Ve başımızdaki belâ dâsitâni, efsanevî bir başsızlık, sahipsizlik halinde tecelli etti. (Rapor 1/2)
- İslamî nizamı propaganda ettiğimizi söylüyorlar. Şüphe mi var? Biz yalnız bu işi yapmıyor, bu işi yapmak için yaşıyoruz!.. (Müdafaalarım)
- Umumiyetle içinin zindanında yaşayan bir insan olduğum için, hiçbir dekor kaygısına düşmeden yazarım. (Konuşmalar)
- "Eğer bu eseri sahneye vaz ederseniz, Türkiye bütün İslam ülkeleriyle beraber son damla kanına kadar harb ilan edecektir." Ve Fransa demokrasi memleketi, hususi bir tiyatronun perdesini kapatamayacağı halde, kanun çıkartıp kapatmıştır, korkusundan. İşte adam böyle olur, hareket böyle olur. (Tiyatro ve Tesiri)
- Bazıları "ben Allah'ı severim, ondan korkmam" der. Bilmez ki, korku sevginin ta merkezine yerleştirilmiştir. Sevgi korkunçtur; dağın tepesini seven, uçurumdan nasıl korkmaz? (Mümin - Kâfir)
- İslam, Türkiye'de bozuldu ve her yerde bozuldu; Türkiye'de düzelmelidir ki, her yerde düzelsin!.. (Dünya Bir İnkılap Bekliyor)
- Hamlet, bence en büyük eseridir; bir melankoli eseri... Ruhu içinde derinleşe derinleşe bütün cemiyet alakalarını kaybeder hale gelen ve ruhunun ısdırap kutbundan en mahrem iklimine geçen bir tipin hikayesi.. (Tiyatro ve Tesiri)
- İnsanoğluna en çok dokunan sevmediğini sevmeye davet edilmesi değil de, sevdiğini sevmekten vazgeçmeye zorlanmasıdır. (Hazreti Ali)
- “Japonları zafere eriştiren, ruh, disiplin ve bilgidir.” (Künye)
- Sizə, universitetli hörmətli xanım, içində yaşadığınız dünya, fikrə fikirlə cavab verməyi öyrətmir, amma birkəlməlik qəlibləri yadda saxladır. Qutudan fiş çıxaran kimi, hər fikrin bircə kəlməlik mənasını çıxarırsınız, vəssəlam... Sonra da "axmaqlıq" yerinə "paradoks" özünüzü xəstəliyi sağaltmış həkim hesab eləyirsiniz. (Seçilmiş Əsərləri)
- Beyaz perdede hissizlik, aşk ve alaka levhaları neden mi en haşmetli ilim kitaplarından daha fazla müşteri buluyor? (Çerçeve 2)
- “Hiçbir sahtekarlık, hakikatin yüzünü boyayamaz.” (Para)
- - Ne o Selma, ağlıyor musun? - Çok basit... Ben her zaman ağlarım...Her şeye ağlarım... (Deprem)
- Hapishaneleri kaldırmak, kökünden kazımak ve cezalıları devlet emrindeki iş tesislerinde, şu veya bu suretle çalışmağa mahkûm etmek lâzımdır. Meselâ beş sene filân maden ocağında, üç ay falan yük taşıma işinde vesaire vesaire. (Vesikalar Konuşuyor)
- - Sen şapkasız geziyorsun! Şapka giymen lâzım! Gel bizimle karakola! Zulmün bu kadarı olur. (Son Devrin Din Mazlumları)
- Bana, temiz bir müminin anlattığına göre, asıldığı günün gecesi, saf ve dünyadan geçmiş bir İslam kadını, rüyada, Allah'ın Resülünü görmüş... Kâinatın Efendisi, kadına sol elini uzatmış... Kadın, acaba niçin Âlemin Fahri bana sağ elini uzatması diye düşünürken cevap gelmiş: Sağ elimde Adnan var!.. Bu bir rüyadır, hiçbir bakımdan şer'î huccet değildir ve yalnız görüldüğüyle hakikattir; öz hakikatiyse Allah'a malum.... Fakat her şeye rağmen, ötelere ve esrar âlemine inananlar için güzel bir ümit vaadı... Eğer Allah, Islâmiyeti koruduğun yalanını, sana, o beyin yırtıcı ve yürek delici yalnızlığın içinde doğrulttuysa, sen bir şehitsin ve Allah Resulü'nün ilyltifatına layıksın... Elveda Adnan Bey! İnşallah yeni yetişeceklere ders olsun!.. Elveda!.. (Benim Gözümde Menderes)
Yorumlar
0 yorum