Kitap Künyesi
Yazar: Patrick Modiano
Çevirmen: Hülya Tufan
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9755104270
Sayfa Sayısı: 112
--reklam--
Yıkıntı Çiçekleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Can Yayınları, çağdaş roman cangılında keşiflerini sürdürüyor: Türkiye'de ilk kez yayımlanan Patrick Modiano (1945) son dönem Fransız romancılığının en büyük adlarından biri. Yıkıntı Çiçekleri adlı bu romanında Modiano, kendi doğumundan on iki yıl öncesinin gizemli bir olayından yola çıkıyor : Çok düzenli, çok sakin, 'mazbut' yaşamları olan bir genç çift, bir gece rastlantı sonucu tanıdıkları iki çiftle, komşularını şaşırtacak ölçüde şamata yaparak eğlendikten sonra, sabaha karşı intihar ederler. Modiano, kolektif belleğin labirentlerinde yitmiş bir dedektif gibi, bu çiftin son gecesini yeniden kurmaya çalışır; artık eskisi gibi olmayan, taparcasına sevdiği Paris'te dolaşır ve genç çiftin intihar nedenini araştırırken sanki kendi geçmişini, kendi kimliğini de araştırmaktadır; bir süre sonra gerçek, yapıntıya (fiction), imgelem de, anılara karışır. Kimlik araştırması, elbette, insanın kendi geçmişiyle hesaplaşmasıdır ve sonucu önceden kestiremezsiniz. Öyle bir an gelir ki, romandan romana kendi derisini biraz daha soyan Modiano'nun neşterinin soğuk ve keskin çeliğini kendi derinizde duyumsarsınız; bir oda müziği dinlediğinizi sanırken derin bir gerçeğin senfonisiyle karşılaşırsınız. Sarsıcı, sersemletici, yürek buran, ama lirik bir roman Yıkıntı Çiçekleri.
--reklam--
Yıkıntı Çiçekleri Alıntıları - Sözleri
- Sanırım hiç dönmeyecek.
- Konuşabilirdim onunla, ama son karşılaşmalarımızdan bu yana geçen zaman, onu, tıpkı uzak bir adanın kumsalında bıraktığım biri gibi ulaşılmaz kılmıştı.
- Bu düş gerçek yaşamda neye denk düşüyor acaba?
- Sol göğsünün altında açıkça görünen bir yaradan kan akıyordu..
- Kaldırımda, solmuş yapraklar. Hüznümle bir olmuş
- "Neden varlığından bile habersiz olduğunuz, bir kez rastladığınız ve bir daha göremeyeceğiniz insanlar, kıyıda köşede kalarak hayatınızda önemli bir rol oynarlar?"
--reklam--
Yıkıntı Çiçekleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Modiano'yu Nobel aldıktan sonra tanıdım. İlk okuduğum kitabı En Uzağından Unutuşun oldu. Sonrasında dilimize çevrilen diğer kitaplarını da okumak istedim. Zaten 100 sayfa civarında ve kolay okunan kitaplar hepsi. Ne var ki iki tanesinin baskısı yoktu, işte bu da baskısı olmayan o iki kitaptan biri. Dilimize çevrilen kitapları; En Uzağından Unutuşun Bir Gençlik Bir Sirk Geçiyor Yıkıntı Çiçekleri (baskısı yok) Kötü Bir İlk bahar (baskısı yok) Babam ve Ben (çocuk kitabı) Bu kitaplar arasında okumadığım Kötü Bir İlkbahar ve çocuk kitabı olduğu söylenen Babam ve Ben kaldı. Okuduğum dört Modiano kitabı arasında zevk almadığım tek kitap ise bu oldu. Yine de diğer Modiano kitapları gibi özgün bir havası, bir tarzı var bu kitabın da. Bana, Demir Özlü' nün yazdığı ve benim de Kanat Atkaya'nın bir yazısı vesilesiyle okuduğum Bir Beyoğlu Düşü kitabını anımsattı fazlasıyla. Yalnız onu okurken bundan çok daha fazla sıkılmıştım. Üstelik o kitapta adı geçen mekanlara, bu kitaba kıyasla çok daha fazla hakimdim. Modiano kitaplarında belli başlı ögeler hep var. Bir şehir, bu şehirde savrulan bir ya da birden fazla genç, asla net olarak okuyucuya tanıtılmayan tabiri caizse genelde siluet halinde bir baba figürü, melankoli ve tüm kitaba sirayet eden puslu atmosfer. Modiano bunu tam olarak nasıl yapıyor bilmiyorum ama tasvir ettiği bütün mekanları, yarattığı bütün karakterleri ve hatta hikayeyi buğulu bir camın ardına koyuyor adeta ve size asla net bir görüntü sunmuyor. Bu metafor üzerinden gidersek bu kez camdaki buğu bana çok fazla geldi ve beklediğimden, istediğimden çok daha az şey görebildim. Bu yüzden de diğer ktiapları kadar sevip zevk alamadım bu kitaptan. Net bir bilgim olmamakla birlikte Modiano'nun babasız büyüdüğünü ya da babasıyla küçük yaştan itibaren çok kopuk bir ilişkisi olduğunu okumuştum. Sanıyorum ki bu yüzden tüm kitapların varlığı tartışmalı bir baba var, tıpkı kendi hayatında olduğu gibi yani. Bu kitap diğer kitaplara kıyasla çok daha fazla bir hesaplaşma içeriyor bana kalırsa. Ve kültürünü, sokaklarını, tarihini pek bilmediğim bir şehre ilişkin olan bu hesaplaşma da benim çok anlayabildiğim bir mevzu değil. O yüzden de çok sevemedim kitabı. Fakat Modiano tarzı, üslubu diğer kitaplarına olduğu gibi bu kitaba da nüfuz etmiş hatta o kadar ki Modiano kitaplarından sayfalar koparılıp birbirinin içine yapıştırılsa, bu, pek çok okuyucu tarafından fark edilemez gibi geliyor bana. Belki kitapları daha uzun olsa aynı şeyi düşünmem, sıkılırım ancak şu ana kadar okuduğum her Modiano kitabının ardından bir yenisini okumak istedim. Bu bahsettiğim özgünlüğü, tarzı, melankoliyi ve hayatın rüzgarına göre savrulan o genç karakterleri hep çok sevdim. Okurken sıkıldığımı söylediğim bu kitabı bile bitirir bitirmez Kötü Bir İlk Bahar'ı aramaya başladım. (Utku Turhan)
YIKIMA UĞRAYAN BELLEK, ORADA ÇİÇEK BULURSA...: Uyarı: Okuyunca kitaptan alacağınız tat azalabilir. Okusanız da muhtemelen bir tat alamayacaksınız zaten... "Yıkıntı Çiçekleri", Proustvari bir kitap. Doğrudan hatırlamaya ilişkin ve belleğin insana oynadığı tuhaf oyunlarla alakalı. Ancak Proust romanlarındaki, anlatımda var olan o bilindik yoğunluk yok bu kitapta. Daha çok insanın okurken takip etmekte zorlandığı bir dizi kişi, olay ve mekana dair, sıçramalar şeklinde kendini ilan eden bir anlatım var. Ben, ikisinin arasındaki farklılığın yazıldıkları zamana ilişkin olduğunu ileri süreceğim. Çünkü belli ki, "Yıkıntı Çiçekleri'nin yazarı Patrick Modiano, olay örgüsü bile olmayan bu kısa romanı, geçmişin izinin kısa vadelerle silindiği bir zamanda yazdığı için, o sıçramalarla kasıtlı olarak okuyucuya bunu hatırlatıyor. Âna hapsolmuş insanın, belleğin labirentlerinde, zihnin kendisine oynadığı tuhaf oyunlarla baş başa kalışı... Niçin bir anlatı kurmuyor da, sürekli oradan oraya atlayıp duruyor bu yazar? diye sorup, öfkeyle karışık bir hayal kırıklığına kapılıyor okuyucu ister istemez. İsmi bile bu kadar iddialı olan romanın, beklentilerin altında kaldığını hissediyorsunuz kitabın sayfaları arasında kafa karışıklığı ile dolanırken. Yıkıntı çiçekleri sizi de boğmaya başlıyor. Öyle ya "Göğsümün ta içinde bir baskı hissettim, yaprakları büyüyen ve beni boğan bir çiçek varmış gibi. Yere çakılmıştım. Allah'tan, kızlarımın varlığı beni bugüne bağlıyordu" yazmamış mıydı Modiano? Anlamın paylaşılabilir olmaktan çıktığı bir zamanın romanı olsa olsa böyle olur. Bir Stendhal, bir Dostoyevski, bir Balzac'ın zamanı değildir artık çünkü yaşadığımız. Hatta Proust'un zamanı bile değildir artık. Okuyalım: "Ben camın yanından ayrılmamıştım. Yağmurun altında sokağın öte yanına geçti ve az önce inmiş olduğumuz merdivenin yanındaki duvara yaslandı. Orada, sırtı duvara dayalı, başı apartmana dönük, ayakta duruyordu. Yağmur, merdivenlerden üzerine akıyordu. Ceketi sırılsıklam olmuştu ama bir milim bile kıpırdamıyordu. İşte o zaman, bugün hala açıklamaya çalıştığım bir şey oldu: Merdiveni tepeden aydınlatan sokak lambası söndü. Adam yavaş yavaş duvarın içinde eriyordu. Ya da yağmur, adamın üzerine yağa yağa, tıpkı suyun sabitleşmesine zaman kalmamış bir resmin renklerini silmesi gibi, siliyordu onu. Alnımı cama dayayıp gri duvara dikkatle bakmama karşın, adamdan hiçbir iz kalmamış olduğunu gördüm.” Roman bize, istediğimizi vermiyor. Okuyucunun gönlünü okşayan, onun sırtını sıvazlayan, onu duygulara gark eden, yazar ve okur arasındaki o iç içe geçmiş girift sahtelikten hiçbir eser yok bu romanda. Yazar, zamanın hızla akışı sayesinde mekanı silen bu hayatta, bizim bu dünyada artık geçmişi olan insanlar değil, şaşkın bir turist olarak var olduğumuzu ilan etmektedir.”Baharın gelişini muştulayan bu pırıltılı sabah vakti onları izlemek ve basit bir turist olmak istedim. Belki de yitirdiğim bir kenti yeniden bulacak ve caddelerinde dolaşırken eskiden duyduğum hafiflik ve tasasızlığa yeniden kavuşacaktım.” Sanki dünyaya, âna gelen, bu âna fırlatılan, geçmişi olmayan insanın(ki insan denebilir mi artık ona?)hafiflik ve tasasızlığıdır o. Yokolmanın dayanılmaz hafifliği! (narodnik)
--reklam--
Yıkıntı Çiçekleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Patrick Modiano - Yıkıntı Çiçekleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yıkıntı Çiçekleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Patrick Modiano Kimdir?
İtalyan Yahudisi bir babanın ve Belçikalı bir annenin oğlu olarak 1945 yılında dünyaya gelen Modiano, Fransa’nın başkenti Paris’te doğdu. 2. Dünya Savaşı sırasında Paris’te hayata gözlerini açan yazar, ortaokulu devlet yardımıyla bitirdi. Lisede ünlü Fransız yazar Raymond Queneau’dan geometri dersi almaya başlayan Modiano, böylece edebiyat dünyasına ilk adımını attı. Queneau ile tanışması hayatında bir dönüm noktası olan başarılı edebiyatçı, Fransa’nın ünlü yayınevi Éditions Gallimard’ın kokteyline katıldı. Modiano, 1968 yılında ilk romanı “La Place de l’Étoile”i (Yıldızın Yeri) yayımladı. Kitapları 2 filme de konu olan başarılı yazarın ilk romanı, 42 yıl sonra Almanca’ya çevrildi. Bu romanıyla Alman Südwestrundfunk Radyosu’ndan ödül alan Modiano, Yahudi karşıtı politikalar yüzünden onca beklemek zorunda kaldı. 1978'de Goncourt ödülünü kazanan yazar, sade dili ve kısa cümleleriyle “Modiano stili”ni yarattı. Modiano, eserlerinde sık sık 20. yüzyıl şehir insanının yakın geçmişini buruk bir hüzünle hatırlayışını işliyor. Türkçe’ye çevrilen eserlerinden bazıları, Bir Sirk Geçiyor, Babam ve Ben, Bir Gençlik, En Uzağından Unutuşun, Kötü Bir İlkbahar ve Yıkıntı Çiçekleri. 1970 yılında Dominique Zerhfuss ile hayatını birleştiren Modiano, evli ve 2 çocuk babası.
Patrick Modiano, geçmişte yolculuğa çıktığında bunu bir bakıma, insanların kendi rollerini, yaşamın rastlantılarına göre üstlendiği bir dünyanın tiyatrosal yanını gözlerimizin önüne sermek için yapar. Son derece yalın bir üsluba sahiptir. Modiano, Rue des Boutiques obscures adlı romanıyla 1978'de Goncourt Ödülü kazanmıştır.
--reklam--
Patrick Modiano Kitapları - Eserleri
- En Uzağından Unutuşun
- Mahallede Kaybolma Diye
- Babam ve Ben
- Karanlık Dükkanlar Sokağı
- Bir Gençlik
- Bir Sirk Geçiyor
- Kötü Bir İlkbahar
- Yıkıntı Çiçekleri
- Qaranliq Otaqlar Küçəsi
- Kimliyi Bəlli Olmayan Qadınlar
- Möcüzəli Balaca
--reklam--
Patrick Modiano Alıntıları - Sözleri
- Evet, haziran akşamlarında burada ağaçların dallarında yaprakların hışırtısını dinleyerek bir içki içmek gerçekten de çok hoş olurdu... (Bir Gençlik)
- — Anlıyor musunuz, küçüğüm, bütün bu fotoğrafların her biri benim için bir pişmanlık sanki... Her şeyi kökünden kazıyıp atmak en ıyisı... (Kötü Bir İlkbahar)
- Neden varlığından bile habersiz olduğunuz, bir kez rastladığınız ve bir daha görmeyeceğiniz insanlar, kıyıda köşede kalarak hayatınızda önemli bir rol oynarlar. (Mahallede Kaybolma Diye)
- "Kitap yazmak, aynı zamanda, izini kaybettiği insanlara deniz feneri ya da mors alfabesiyle işaretler yollamaktı." (Mahallede Kaybolma Diye)
- Bu fotoğrafların başına ne geldi acaba? Bunları çekmiş olan insana ne olduğunu bilmeyince gel de çık i§in içinden! (Kötü Bir İlkbahar)
- Bu düş gerçek yaşamda neye denk düşüyor acaba? (Yıkıntı Çiçekleri)
- Mən divar donunda itib-batmışam. Divarın kölgəsinə qarışıb, onun rənginə düşüb görünməz olmuşam. Və mənə elə gəlir, məni bu qaranlıqdan çıxarmağa heç kimin gücü çatmaz. (Kimliyi Bəlli Olmayan Qadınlar)
- Geçen zamana ve dünyanın duyarsızlığına karşı koyamayacağının birden bire farkına varıyordu... (Bir Gençlik)
- Gecenin on biri bile olsa, ağacın sessiz varlığıyla rahatlıyordu (Mahallede Kaybolma Diye)
- "Neden varlığından bile habersiz olduğunuz, bir kez rastladığınız ve bir daha göremeyeceğiniz insanlar, kıyıda köşede kalarak hayatınızda önemli bir rol oynarlar?" (Yıkıntı Çiçekleri)
- “Neyin hayalini kuruyorsun Catherine? Gözlüklerini takmalısın.” Sözünü dinlerdim, böylece her şey olağan ciddiyetine yeniden kavuşurdu. Gözlüklerimle dünyayı olduğu gibi görürdüm. Hayal kurmak güçleşirdi. (Babam ve Ben)
- Gözlüklerimle dünyayı olduğu gibi görürdüm. Hayal kurmak güçleşirdi. (Babam ve Ben)
- Yine de sen kahveni iç (Bir Sirk Geçiyor)
- Birbirimize sarılmıştık boşluğa düşüyorduk. (En Uzağından Unutuşun)
- Yavaş yavaş zaman kavramını yitiriyorlardı; Dış dünyadan aldıkları son izlenim, bütün gün pencerenin önünden aşağı doğru kayarcasına inen kar tanecikleriydi... (Bir Gençlik)
- Dünyayı olduğu gibi görmeye cesaretiniz yok . Gözlüklerinizi takmalısınız... (Babam ve Ben)
- Mən divar donunda itib-batmışam. Divarın kölgəsinə qarışıb, onun rənginə düşüb görünməz olmuşam. Və mənə elə gəlir, məni bu qaranlıqdan çıxarmağa heç kimin gücü çatmaz. (Kimliyi Bəlli Olmayan Qadınlar)
- Bir hafiflik duyuyordum içimde. Hiç kimseye verilecek hesabım, dilenecek özürüm, fısıldanacak yalanım yoktu.. (En Uzağından Unutuşun)
- "Bu elbiseyi sık giyer misiniz?" "Burayı kiraladığımda bu evde buldum. Önceki kiracıya ait olmalı" "Ya da bir önceki yaşamınızda size aitti" (Mahallede Kaybolma Diye)
- İnsanlara hayallerindeki kişiyi yaşamaları için izin vermeliyiz. (Babam ve Ben)
Yorumlar
0 yorum